T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/822 Esas KARAR NO : 2025/928 DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 16/09/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili bila tarihli dava dilekçesinde özetle; karşı tarafın ticaret unvanı, ''--------- Şirketi" iken, 22.11.2000 tarihli -------- ile "-------- Şirketi" olarak değiştirilmiştir. Daha sonra…
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/822 Esas KARAR NO : 2025/928 DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 16/09/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili bila tarihli dava dilekçesinde özetle; karşı tarafın ticaret unvanı, ''--------- Şirketi" iken, 22.11.2000 tarihli -------- ile "-------- Şirketi" olarak değiştirilmiştir. Daha sonra aynı şirketin ticaret unvanı, 20.06.2024 tarihli --------- ile "-------- Şirketi" olarak değiştirilmiştir. Tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararında şirketin önceki unvanı yer almaktadır. --------- Şirketi ile karşı taraf olan --------- Şirketi arasında bir tedarik sözleşmesi akdedilmiştir. Karşı tarafın sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmemesi üzerine, --------- Şirketi tarafından söz konusu sözleşme uyarınca avans ödemesi olarak verilen 48.000,00 Euro tutarındaki bedelin iadesi talebiyle ------- Mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yargılama sürecinde --------- Şirketi, dava konusu alacağı Alacak Devri Sözleşmesi ile müvekkili -------- Şirketine devretmiştir. Bu devir sonucunda, 30.01.2025 tarihli --------- Mahkemesi'nin ilamında da açıkça belirtildiği üzere "dava dosyası kapsamında alacaklının "--------- Şirketinin -------- (vergi numarası: --------) yerine halef firma -------- Şirketi olarak belirlenmesine" karar verilmiş ve böylece dava dosyasında alacaklı sıfatı müvekkili şirkete geçmiştir. ---------- numaralı dosyasında 30.01.2025 tarihinde verilen ilamda; ------- Şirketi aleyhine 03.02.2022 tarihli, 03/01/2022 sayılı tedarik sözleşmesi kapsamında 48 000 Euro ana borç " ve 361 Euro 89 Sent faiz tutarından oluşan 48 361 Euro ve 03.11.2024 tarihinden itibaren olmak üzere --------- Medeni Kanunun 395. maddesinde tespit edilen kurallara göre mahkeme kararının fiilen yerine getirildiği tarihinde -------- Bankasını tarafından uygulanan faiz üzerinden geçen süre için hesaplanacak edecek faiz tutarı da dahil olmak üzere ve 178 561 (Yüz Yetmiş Sekiz Bin Beş Yüz Altmış Ruble 00 kopeyka) Ruble tutarında devlet harcı ödeme giderinin tahsil edilmesine borcun tahsil edilmesine... --------- numaralı dava dosyası kapsamında alacaklının --------- Şirketinin -------- (vergi numarası: --------) yerine alacaklı olarak halef firma-------- Şirketi olarak belirlenmesine” karar verilmiştir. Mahkeme, davalı tarafin tedarik sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini tespit ederek davacı tarafın talebini haklı bulmuştur. Bu kapsamda, 48.000,00 Euro avansın iadesine, bu bedel üzerinden hesaplanan 361,89 Euro faizin tahsiline, 03.11.2024 tarihinden itibaren borcun fiilen yerine getirildiği tarihe kadar -------- Bankası faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz ödenmesine ve 178.561,00 Ruble tutarındaki devlet harcının davalıya yükletilmesine hükmedilmiştir. 30.01.2025 tarihli kararın giriş kısmında yer alan "Davalı adına: Gelmemiştir, tebliğ yapılmamıştır." ifadesinde yazım hatası bulunduğu tespit edilmiş; bu hatanın düzeltilmesi için ------- Mahkemesi tarafından 10.02.2025 tarihli ve --------- dosya numaralı tespitname kararı verilmiştir. Anılan karar ile, esas hüküm değiştirilmeden yalnızca yazım hatası düzeltilmiş ve "30 Ocak 2025 tarihli kararının giriş kısmında dava taraflarına tebliğ yapılması bilgisi alanında "davalı taraf: tebliğ yapılmıştır, duruşmaya gelmemiştir" şeklinde okunmasına" karar verilmiştir. ------- Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli kararı, ekte sundukları kesinleşme şerhli ve apostilli mahkeme kararında da görüleceği üzere 04.03.2025 tarihinde kesinleşmiştir. -------- yargı sisteminde ticari uyuşmazlıklara bakan mahkemeler "Tahkim Mahkemesi" olarak adlandırılmaktadır. Bu mahkemeler, özel hakem yargılaması olmayıp, devlet yargı sistemine dahil ilk derece ticaret mahkemeleri niteliğindedir. Dolayısıyla işbu mahkeme tarafından verilen karar, -------- hukukundaki anlamıyla bir tahkim kararı değil, MÖHUK madde 50 vd. kapsamında yabancı mahkeme kararıdır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de geçerli olabilmesi için tanınması ve hükmedilen alacaklara ilişkin kısmın cebri icraya konulabilmesi için tenfizine karar verilmesi gerektiğinden işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur. Tarafların ticari şirket olması, uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunması ve tenfize konu kararın ticari dava niteliğinde olması nedeniyle, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda işbu davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bakılması gerektiği kanaatindeyiz. Bu sebeple huzurdaki dava Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açıldığından bahisle -------- Mahkemesi tarafından verilen 30.01.2025 tarihli kararın ---------- geçerli olabilmesi için tanınmasına ve tenfizine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili 16/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle, huzurda görülmekte olan işbu davada kararın tanınması ve tenfizi için gereken koşul ve şartlar sağlanmamıştır. Buradan hareketle de yabancı mahkeme kararının 5718 sayılı MÖHUK hükümleri uyarınca --------- tanınması ve tenfizine karar verilemez. Öte yandan davacının iddia ettiği gibi davacı, Müvekkili Şirketten alacaklı olmadığı gibi; bilakis Müvekkili Şirketin davacıdan alacağı bulunmaktadır. Dolayısıyla davacının aksi yöndeki iddiası tamamen asılsızdır. Hal böyle iken davacının huzurda görülmekte olan işbu davadaki taleplerinin öncelikle usulden Mahkeme aksi kanaatte ise işbu kez esastan reddini talep ettiklerini, şöyle ki; A. Usule İlişkin İtirazlar: Yabancı mahkemede yürütülen yargılamada müvekkili şirkete usulüne uygun bir çağrı yapılmamış; yargılama, müvekkili şirketin yokluğunda adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yürütülmüş ve en nihayetinde de karar tesis edilmiştir. 1. 5718 sayılı MÖHUK m. 54'de tenfiz şartları kümülatif olarak sayılmış olup; özellikle m.54/1-ç gereğince kendisine karşı tenfiz istenen kişinin, hükmü veren mahkeme önünde usulüne uygun şekilde çağrılmamış veya temsil edilmemiş yahut o yer kanunlarına aykırı olarak gıyabında karar verilmiş olması halinde ve bu husus -------- mahkemesi önünde itiraz edilmişse kararın tenfizin mümkün olamayacağı düzenlenmiştir. 2. Somut olayda Müvekkili Şirket, -------- mahkemesi önünde görülen davaya hiçbir şekilde davet edilmemiş, kendisine yargılamadan haberdar olmasını sağlayacak nitelikte usulüne uygun bir tebligat veya çağrı yapılmamıştır. Bu durumda, yabancı mahkeme kararı, Müvekkili Şirketin yokluğunda ve savunma hakkı tanınmaksızın verilmiş olup, MÖHUK m. 54/1-ç maddesi kapsamında tenfize engel bir durum huzurda görülmekte olan işbu davada mevcuttur. Anılan madde uyarınca, "kendisine karşı tenfiz istenen kişi hükmü veren mahkeme önünde usulüne uygun şekilde çağrılmamış veya temsil edilmemiş yahut o yer kanunlarına aykırı olarak gıyabında hüküm verilmiş ise ve bu husus Türk mahkemesi önünde ileri sürülürse tenfiz kararı verilemez." hükmün açık lafzı gereğince, somut olayda Müvekkili Şirketin savunma hakkını kullanamamış olduğundan, tenfiz koşulları kesin olarak gerçekleşmemiştir. Konu Yargıtayın yerleşik içtihatları ile de sabittir. Yargıtay Kararı - -------- Tenfiz kararının verilebilmesi için aranan son şart, savunma hakkının ihlâl edilmiş olmamasıdır. MÖHUKnın 54/ç maddesi gereğince, kendisine karşı tenfiz istenen kişi, mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun olarak çağrılmamış yani davet edilmemiş veya uygun çağrı yapılmadığı ya da yapıldığı hâlde temsil edilmemiş veyahut da o yer kanunlarına aykırı olarak kararın gıyabında veya yokluğunda verilmiş olması hâllerinde ilgilinin tenfize karşı --------- mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Görüldüğü üzere MÖHUKnın 54/ç maddesi bütün savunma haklarını içine alacak bir genişliğe sahip olmadığı için savunma hakkını ihlâl eden diğer durumlar MÖHUKnın 54/c maddesindeki kamu düzenine aykırılık nedeni ile tenfiz engeli olabilecektir … " 3. Her ne kadar davacı, uyuşmazlığın esasına dair --------- Mahkemesi nezdinde bir inceleme yapıldığını iddia etmekte ise de; söz konusu bu dava özelinde Müvekkili Şirkete usulüne uygun bir çağrı ya da tebligat yapılmadan yargılama yürütülmüş ve en nihayetinde de Müvekkili Şirketin yokluğunda karar verilmiştir. Bu hal MÖHUK m. 54/1-ç anlamında gıyapta verilen bir karar olup; itirazımıza binaen kararın tenfizine engel bir sebeptir. Nitekim yukarıda referans vermiş oldukları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı da bu durumu tereddütte mahal vermeyecek bir biçimde açıkça ortaya koymaktadır. 4. Somut olay özelinde davacı, her ne kadar 10.02.2025 tarihli ve --------- dosya numaralı tespitname kararı ile yazım hatasının düzeltildiği iddia edilmekte ise de; --------- Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli kararın giriş kısmında yer alan "Davalı adına: Gelmemiştir, tebliğ yapılmamıştır." açıklaması ile esasen Müvekkili Şirketin yokluğunda bir yargılamanın gerçekleştirildiği kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde ortaya koymaktadır. Öğretide ve uygulamada, davalı tenfize karşı savunma hakkının ihlalini ileri sürerse ispat yükü bu durumda davacı üstüne düştüğü kabul edilmektedir. Yani davacı taraf yabancı mahkeme önünde yapılan yargılamada usulüne uygun tebligatın yapıldığını ispatla mükelleftir. Bu çerçevede davacıdan, yabancı mahkemede yürütülen yargılamada Müvekkili Şirkete yapılan çağrı/tebligata ilişkin resmi ve onaylı belgelerin (tebligat mazbatası, tebliğ tarihi, yöntem, yurt dışı tebligat usulü vs.) tam ve eksiksiz olarak sunulmasını talep ediyoruz. Esasen işbu kayıt ve belgelerin dosyaya sunulması ya da sunulamaması sonrasında yabancı mahkeme önünde yapılan yargılamanın taraf teşkili sağlanmaksızın yürütüldüğü rahatlıkla anlaşılacaktır. Müvekkili Şirkete dava dilekçesi tebliğ edilmediği gibi; karar dahil yargılamanın hiçbir aşamasında da tebligat yapılmamıştır. Yine Mahkeme gerekli görmesi halinde --------- Müdürlüğü aracılığıyla veya yabancı mahkeme/merciiye istinabe yoluyla tebligatın yapılıp yapılmadığı veya yapılmışsa hangi usulle yapıldığının sorulmasını ayrıca talep ediyoruz. Bu yazışmalar neticesinde de haklılıkları bir kez daha sabit hale gelecektir. --------- Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece yabancı mahkeme kararının 15.01.2010 tarihinde postaya verilmek suretiyle kesinleştirildiği, doğrudan posta yolu ile tebliğ nedeniyle ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, davalı şirkete 17.09.2010 tarihinde Bakanlık aracılığıyla yapılan tebliğin ise düzeltme kararının tebliğine ilişkin olduğu, tenfiz istemine konu asıl kararın tebliğine ilişkin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davacı vekili yargılama sırasında, asıl kararın-------- Sözleşmesi uyarınca ---------- aracılığıyla 17.09.2010 tarihinde tebliğ edildiğini ve yabancı mahkeme kararının bu tarihten sonra kesinleştiğinden, adi posta ile yapılan tebligatın bir önem arz etmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece bu husus üzerinde durulmadan karar verilmiştir. Dosya kapsamından yabancı mahkemece verilen asıl kararın 16.12.2009 tarihli olduğu, 02.06.2010 tarihli düzeltme kararında ise asıl karar başlığında yer alan davalı şirket temsilcisinin soyadındaki maddi hatanın düzeltildiği anlaşılmaktadır. O hâlde, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca davacı vekilinin iddiası üzerinde durularak, düzeltme kararı ile birlikte asıl kararın da 17.09.2010 tarihinde davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması; gerektiğinde düzeltme kararını tebliğ eden --------- Müdürlüğünden sorularak ya da kararı belgeyi veren yabancı mahkemeden istinabe suretiyle sorularak açıklığa kavuşturulması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir…" 5. Öte yandan yabancı mahkeme tarafından yapılan yargılamadan, Müvekkili Şirketin haberdar dahi edilmemesi esasen adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkının ağır biçimde ihlalini oluşturur. Savunma hakkına yönelen bu ihlal, -------- hukuk düzeninde kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir. Anayasanın 36. maddesi ile HMKnın 27. maddesi uyarınca hiç kimse, yargılama sürecinde dinlenilmeden mahkum edilemez. Bu anayasal ilkeye açıkça aykırı biçimde verilmiş yabancı bir kararın --------- hukuki sonuç doğurması --------- kamu düzeniyle bağdaşmaz. Bu itibarla, Müvekkili Şirket aleyhine usule aykırı yargılama neticesinde tesis edilen kararın tenfizi, MÖHUK m. 54/1-c anlamında da kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Dolayısıyla huzurda görülmekte olan işbu davaya bu açıdan da itiraz ettiklerini, 6. Tenfiz hukukunda geçerli olan revizyon yasağı ilkesi gereğince, --------- mahkemesi yabancı ilamın esasına giremez; ancak MÖHUK m.54te öngörülen şekli ve usuli koşulları denetler. Dolayısıyla, Mahkemece, davacının sunduğu belgeler üzerinden, Müvekkili Şirketin yabancı mahkemede yürütülen davaya usulüne uygun olarak çağrılıp çağrılmadığını, kendisine savunma imkanının tanınıp tanınmadığının değerlendirilerek davanın reddini talep ediyoruz. Davacı da tenfiz şartlarının varlığını ispatla mükellef olduğu için bu bağlamda, Müvekkili Şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun biçimde gerçekleştirildiğini gösterir resmi belgeler, tebligat mazbataları veya tebligatın yöntemine ilişkin delillerin davacı tarafça dosyaya sunulması şart ve mecburidir. Aksi halde, ispat yükü yerine getirilmediğinden tenfiz talebi reddedilmesi icap edecektir. 7. Netice itibariyle Müvekkili Şirket hakkında hiçbir şekilde taraf teşkili sağlanmadan, usulüne uygun çağrı veya tebligat yapılmadan yürütülmüş yabancı yargılamanın ürünü olan söz konusu kararın, -------- hukukunda geçerli bir mahkeme ilamı gibi icra edilmesi mümkün değildir. Zira Müvekkili Şirketin yokluğunda verilen yabancı karar, hem MÖHUK m.54/1-ç anlamında savunma hakkı ihlali oluşturmakta hem de MÖHUK m.54/1-c uyarınca Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle, MÖHUK m.54/1-ç ve m.54/1-c maddeleri uyarınca tenfiz talebinin reddine karar verilmesini talep ediyoruz. B. Esasa İlişkin Cevaplar: Usule ilişkin itiraz ve beyanları her halükarda saklı kalmak kaydıyla uyuşmazlığın esasına dair beyanları aşağıdaki gibi sunduklarını, şöyle ki; 8. Müvekkili Şirket ile dava dışı --------- Şirketi arasında 03.01.2022 tarihli tedarik sözleşmesi akdedilmiştir. Taraflar arasında akdedilen bu anlaşmaya göre, Müvekkili Şirket, -------- şirketlerinin depo otomasyon sistemi "--------" ile entegre şekilde ürünlerdeki barkod ve --------- kodlarını okuyan konveyör sistemine sahip teknolojik otomasyon ekipmanını davacı tarafa teslim etmeyi taahhüt etmiş, davacı taraf da bu ürün ve hizmete karşılık Müvekkili Şirkete 120.000,00 Euro tutarında ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. 9. Davacı, -------yerleşik grup şirketi iştirakiyle iş birliği içerisinde yürüttüğü faaliyetler kapsamında, --------- mukim başta Müvekkili Şirket olmak üzere muhataplarla ticari ve idari süreçleri koordine etmektedir. Bu çerçevede, Müvekkili Şirket de proje ve operasyonlara ilişkin görüşmeleri öncelikli olarak Türkiyedeki grup şirketinin yetkili kişileri ile yürütmüş, proje imza aşamasına geldiğinde ise Sözleşme --------- şirket yetkilileriyle imza altına alınmış ve gerekli iletişim, koordinasyon ve karar süreçleri ilgili taraflar arasında mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. 10. Sözleşmenin karşılıklı imzalanmasına müteakip davacı taraf sözleşmenin 3.2.1 maddesine uygun olarak kendisine sözleşme kapsamında ifa edilecek olan ürün/hizmetlere karşılık 48.000,00 Euro tutarında avans ödemesini 28.01.2022 tarihinde Müvekkili Şirkete göndermiştir. Müvekkili Şirket de bu avans ödemesini kullanarak sözleşme ile davacı tarafa sağlanacak olan ürün ve hizmet için gerekli olan iş gücü, yazılım ve sarf malzemeyi tedarik etmiştir. 11. Müvekkili Şirket, Sözleşme kapsamında almış olduğu avans ödemesinin kat ve kat üstünde bir harcama yaparak Sözleşmeye konu ürün/hizmeti büyük oranda tamamlamış ve sözleşme ile davacıya karşı yükümlendiği edim davacıya yine büyük oranda ifa edilebilir bir hale gelmiştir. 12. Bilindiği üzere -------- savaşı sonrasında ------- uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle --------- mal teslim eden ihracatçıların banka kanalıyla ödeme alması ciddi anlamda zorlaşmıştır. Nitekim -------- sisteminden çıkarılan -------- bankaları üzerinden ödeme transferi yapılamamakta veya yapılan ödeme transferlerinde ciddi gecikmeler yaşanmaktadır. Bu nedenle sözleşmeye konu mal/hizmetin -------- teslim edilmesi halinde ödemenin alınamama riski Müvekkili Şirket açısından ciddi bir tereddüt durumu doğurmuştur. Yaşanan bu durum sebebiyle Müvekkili Şirket, gayet haklı ve kabul edilebilir çekincesine bağlı olarak sözleşmeye konu ürün/hizmetlerin oluşturulabilmesi için ciddi bir emek verdiğini, ürün/hizmetin oluşturulabilmesi için gerekli olan elektronik cihazları satın aldığını, gerekli olan lisanslamaları sağladığını, diğer bir ifade ile davacının sağlamış olduğu avans ödemesinin haylice üstünde bir harcama yaptığını Kasım 2022de davacıya göndermiş olduğu elektronik posta yazışması ile bildirmiştir. Bu bildirim üzerine Müvekkili Şirket yetkilileri ürünlerin -------- gönderilmeyeceği, başka bir lokasyonda kullanılacağı bu sebepten ötürü Müvekkili Şirketin yazılım geliştirmeyi durdurması hususunda bilgilendirilmiştir. Devam eden süreçte Müvekkili Şirket yetkilileri cihazların nereye gönderileceği konusunda en kısa sürede bilgilendirilmeyi talep etmiş ise de; davacı taraftan ne yazık ki herhangi bir dönüş alamamıştır. 13. Müvekkili Şirket yetkilileri kullanılan elektronik ürünlerin -------- ve --------- uyguladığı yaptırımlar çerçevesinde ---------- ihracat yasağı kapsamında olduğunu, dolayısıyla kullanılan kamera, otomasyon kontrol kartları, bilgisayar ve yazılım lisanlarının hepsinin yaptırım çerçevesinde ihracatının mümkün olmayacağını belirttikten sonra son derece iyi niyetli bir biçimde hareket ederek gerekirse sözleşmeye konu cihazları davacının --------- şirketine teslim edilebileceğini ve grup şirketi tarafından da ---------- ihracatın gerçekleştirebileceğini dahi davacıya teklif etmiştir. Ne var ki Müvekkili Şirketin bu iyi niyetli girişimi de davacı tarafından karşılık bulamamıştır. 14. Sözleşmeye konu ürün/hizmetin oluşturulması noktasında ciddi bir emek ve masrafın yapıldığı şüphe götürmez bir gerçektir. Müvekkili Şirket, müşteriye yönelik bir yazılımın geliştirilmesini esasen taahhüt etmiş olduğu için bu kapsamda çeşitli tedarikçilere ödeme yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucu yazılımın önemli bir kısmı tamamlanmış, yalnızca müşteri depo yönetim yazılımı "--------" ile entegrasyonu aşaması kalmıştır. Tüm bu aşamaların tamamlandığı bilgisi an ve an davacı şirket yetkilileri ile paylaşılmıştır. Bu çerçevede Müvekkili Şirket yetkilileri makineler için gerekli tüm alımların yapıldığını, ürünlerin herhangi bir yere teslim edilip kullanılabilmesi için yazılımın ---------- depo yönetim yazılımı --------- ile entegre edilmesi gerektiğini, bu entegrasyon için de --------- yazılım ekibi tarafında yapılması zorunlu çalışmaların son derece önem arz ettiğini sayısız kez davacıya ifade etmişse de; davacı, Müvekkili Şirketin sözleşmeye konu ürün/hizmetin finalize edilebilmesi için gerekli olan bu konulara da herhangi bir dönüş yapmamış ve tüm bu soruları cevapsız bırakmayı tercih etmiştir. Oysaki taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.4.4 numaralı maddesine göre "--------" bağlantısı ve entegrasyonunun sağlama yükümlülüğü bizzat davacı tarafın sorumluluğundadır. 15. Davacı tarafın konuya cevapsız kalması üzerine Müvekkili Şirket yetkisi, çözüm önerisi olarak davacı için geliştirdikleri yazılım için bir fatura düzenleyebileceğini ve bu fatura ile de 48.000,00 Euro tutarındaki avans ödemesinin karşılığı olabileceğini, ayrıca yazılımın kaynak kodunun kendisine iletebileceğini ve son olarak da -------- dışında bir teslimat adresinin de sağlanması halinde sözleşmeye konu ürün/hizmet için satın alınan ürünleri de gönderebileceğini, dahası kalan bakiye için de talep edilmesi halinde ek bir sözleşme yapılabileceğini ve uluslararası yaptırımların ortadan kalkması sonrasında makineleri de kendisine teslim edebileceğini iletmiştir. Ne var ki davacı, Müvekkili Şirketin iyi niyetli bu girişimlerine de karşılıksız kalmıştır. 16. Yukarıda da görüldüğü üzere Müvekkili Şirket, sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimsel yükümlülüğü tam, eksiksiz ve layıkıyla yerine getirmiş olup; sözleşmeye konu edimin ifa edilememiş olması bizzahiti davacının kusurundan kaynaklanmaktadır. Müvekkili Şirketin sözleşme kapsamında davacıya ifası taahhüt edilen mal/hizmetin oluşturulması için davacının ödemiş olduğu 48,000,00 Euronun kat ve kat fazlası harcamak yaptığı da ortada iken, Müvekkili Şirketin borçlu değil tam aksine alacaklı olduğu açıktır. Bu sebeple de huzurda görülmekte olan işbu haksız ve yasal dayanağı olmayan davanın reddini talep ettiklerinden bahisle tenfiz şartlarının yokluğu sebebiyle davacının tanıma ve tenfiz taleplerinin ayrı ayrı reddine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizi istemine ilişkindir.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un Tenfiz kararı başlıklı 50 nci maddesi "(1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların ------- icra olunabilmesi yetkili -------- mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.", Tenfiz şartları başlıklı 54 ncü maddesi "(1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) -------- ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette --------- mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı -------- mahkemesine itiraz etmemiş olması." ve Tebliğ ve itiraz başlıklı 55 nci maddesi "(1) Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi de aynı hükme tâbidir. Hasımsız ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. (2) Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir." hükmünü düzenlemiştir. Tenfiz kararı verilebilmesinin koşulları, -------- ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma bulunması olduğu,------- ile ------- arasında, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda ikili veya çok taraflı bir anlaşma olmadığı ancak fiili karşılıklılık olduğu konusunda İstinaf ve Yargıtay kararları bulunduğu anlaşıldığından dosyaya konu ilam açısından mütekabiliyet koşulu sağlanmıştır. Diğer şart, ilâmın, ---------- mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması olup davanın konusu satım sözleşmesi gereği peşin ödeme yapıldığı ancak satılanın teslim edilmediği iddiasına ilişkin olduğundan tenfizi istenilen ilam -------- mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemektedir. Bir başka şart, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması olup tenfizi istenilen ilam borç alacak konusunda olduğundan kamu düzenine aykırı bulunmamaktadır. Son şart, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı ------- mahkemesine itiraz etmemiş olmasıdır. Mahkeme kararı tespit namesinde davalı tarafa duruşma tebliği yapıldığı ancak duruşmaya gelmediğinin yazıldığı, davalı tarafça kendisine usulüne uygun tebliğ yapılmadığı savunulmuş ise de, mahkemenin ön talep yazısına yazılı cevap verdiği anlaşıldığından davalı tarafın duruşmaya usulüne uygun çağrıldığı anlaşılmakla tenfiz için tüm şartlar sağlandığından davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜ ile, 1- ------- dosya numaralı 30/01/2025 tarihli kararının TENFİZİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilâm harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 3- Davacı tarafça yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç ve 60,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.290,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 45.000,00 TL maktû vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2025