T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1268 Esas KARAR NO : 2025/1368 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25/06/2025 NUMARASI : 2024/925 Esas, 2025/469 Karar DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1268 Esas KARAR NO : 2025/1368 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25/06/2025 NUMARASI : 2024/925 Esas, 2025/469 Karar DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 09.02.2021 başlangıç ve 01.12.2023 bitiş tarihli inşaat tüm riskler poliçesinin imzalandığını, bu poliçe içerisindeki işveren mali mesuliyet sigorta teminatının bulunduğunu, sigorta süresi içerisinde, 03.06.2022 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacı şirkette çalışan dava dışı işçinin öldüğünü, işçinin miraşçıları tarafından davacı aleyhine açılan dava sonrasında anlaşma protokolü gereğince 2.250.000,00 TL maddi tazminatın, 15.000,00 TL manevi tazminatın ve üçünçü kişi mali mesuliyet teminatı kapsamında da 250.000,00 TL vekalet ücretinin müvekkili tarafından ödendiğini, ödenen bu miktarların işlemiş faizi ile birlikte icra takibine konu edilmesine üzerine davalının takibe haksız yere itirazı üzerine bu davayı açtıklarını, davalıya 06.06.2022 tarihinde e-posta yazısıyla olayın ihbar edildiğini, poliçe gereği sigorta limiti içerisinde olan işçinin mirasçılarına ödedikleri bedelin tamamen ödenmesi gerektiğini, davadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi ile takip tarihi arasında iki yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, usulüne uygun olarak olayın ihbar edilmemesi nedeniyle temerrüdün oluşmadığını, ayrıca doğrudan bu şekilde dava açılamayacağından ve dava dışı ...'nin poliçe hükümleri gereği tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, iş davasında da kendilerine ihbar yapılmadığını, işçinin poliçe gereği davacının SGK lı çalışanı olması gerektiğini, iş davasında SGK tarafından yapılan ödeme varsa bunun mahsubunun gerektiğini, davacının anlaşma gereği yaptığı ödeme kalemlerini açıklaması gerektiğini, vekalet ücretinin ölen işçinin davacının işçisi olması nedeniyle üçüncü şahıslara karşı sorumluluk klozundan ödenemeyeceğini, ayrıca alt yapı kazısı yapılırken ölüm olayı meydana geldiğinden olayın teminat kapsamı dışında kaldığını, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini belirterek davanın öncelikle usulden reddine aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut davada, davacının, olayın meydana geldiğini davalı sigorta şirketine 06/06/2022 tarihinde bildirdiğini beyan ettiği, TTK'nın 1427/2 fıkrası uyarınca rizikonun ihbarından 45 gün sonra, yani 21/07/2022 tarihinde alacağın muaccel hale geldiği, icra takibinin ise ise alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık süre geçtikten sonra 18/09/2024 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı itirazında haklı olduğu, alacağın zamanaşımına uğradığı sonucuna varılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; olayın, davalıya 06.06.2022 tarihinde e-posta yazısıyla ihbar edildiğini, ancak herhangi bir cevap alınamadığını, iş davasının da davalıya 29.11.2022 tarihinde ihbar edildiğini, dolayısıyla zamanaşımının ihbar tarihinden itibaren başlaması gerektiğini, icra takibi 18.09.2024 tarihinde başlatıldığından zamanaşımı süresinin dolmadığını, TBK 72. Madde kapsamında suç teşkil eden olaylarda ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağını, taksirle ölüme neden olma suçunun zamanaşımı süresinin 15 yıl olması nedeniyle 03.06.2022 tarihinde meydana gelen olayda zamanaşımı süresinin dolmayacağını, hükümde harç, vekalet ücreti, yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, hükümdeki tüm aleyhe hususlara itiraz ettiklerini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Dava, işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatı ödenmesi istemine ilişkindir.Mahkemece; sigorta tazminatının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; sigorta tazminatının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.TTK'nın 1420/1 fıkrası; "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmünü, sorumluluk sigortası için düzenlenen TTK'nın 1482. maddesi ise; "Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir.Genel nitelikli olan TTK m. 1420 hükmü ile zamanaşımı yönünden ikili süre öngörülmüştür. Biri, sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları alacağın muaccel olmasından itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması, diğeri ise, sigorta tazminatı ve bedeline ilişkin taleplerin her halde rizikonun gerçekleşmesinden itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olması halidir. Özel nitelikli olan TTK m. 1482 hükmü ile de sorumluluk sigortalarında sigortacıya yöneltilecek talepler bakımından zamanaşımının üst sınırı on yıl olarak belirtilmiştir. Sigortaya ilişkin olarak TTK’da bu süreler dışında başka bir süre öngörülmemiştir. TTK m. 1420’de öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi sigorta sözleşmesinden doğan tüm talep hakları yönünden getirilmiş olduğundan, sorumluluk sigortalarından doğan tüm talepler bakımından da uygulanması söz konusudur. Bu bağlamda, sorumluluk sigortaları kapsamında sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayan iki yıl ve her halde teminat altına alınan olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır. O nedenle sorumluluk sigortalarında zamanaşımının üst sınırı on yıl olmalıdır (bkz. Emine YAZICI/Zehra, Ş. ÖĞÜZ, Sigorta Hukuku, 3. Bası, Filiz Kitapevi, İstanbul 2020, s. 173-179; Tamer BOZKURT, Sigorta Hukuku, 12. Bası, Onikilevha, İstanbul 2021, 248). Sigorta alacağının muaccel olduğu tarihin belirlenmesine dair TTK'nın 1427/2 fıkrası; " Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez." hükmünü düzenlemektedir. TTK'nın "Riziko gerçekleştiğinde" başlıklı 1446. maddesi; (1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. şeklinde düzenlenmiştir.Bakırköy 22. İş Mahkemesi'nin 06/09/2024 tarihli 2022/304 Esas 2024/136 Karar sayılı ilamının, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 08/10/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu davanın, davalı sigorta şirketine 29.11.2022 tarihinde ihbar edildiği görülmüştür. Somut olayda dava dışı işçi mirasçıları tarafından davacı işverene açılan davada davacı tarafından mirasçılarla yapılan anlaşma gereğince ödeme yapılmış olup, davadan feragat üzerine iş mahkemesi kararının 08/10/2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Davacı taraf, 06.06.2022 tarihinde e-posta yazısıyla rizikoyu davalıya ihbar ettiğini iddia etmiş olup, bu iddianın kabulü halinde TTK'nın 1427/2 fıkrası uyarınca rizikonun ihbarından 45 gün sonra, yani 22.07.2022 tarihinde alacak muaccel olmuştur. İş davasının ihbar tarihi olan 29.11.2022 tarihinde olayın davalıya ihbar edildiği durumda ise, TTK'nın 1427/2 fıkrası uyarınca rizikonun ihbarından 45 gün sonra, yani 14.01.2023 tarihinde alacak muaccel olmuştur.İcra takibi 18.09.2024 tarihinde yapılmış, arabuluculuğa 31.10.2024 tarihinde başvurulmuş, 14.11.2024 tarihinde anlaşamama ile arabuluculuk son bulmuş olup, dava ise 09.12.2024 tarihinde açılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 1420 nci maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. "Davalı borçlu, icra takibinde zamanaşımı itirazında bulunmamış olsa bile, itirazın iptali davasında önceki itiraz sebepleri ile bağlı olmadan zamanaşımı itirazında bulunabilir" (Y. 19. HD. 14.01.2013 tarihli 2012/16251 E. 2013/491 K. sayılı ilamı; Y. 3. HD. 13.01.2025 tarihli 2024/821 E. 2025/190 K. sayılı ilamı).Somut olayda, davacı tarafından davalıya e-posta ile başvurulduğu ispatlanamadığından ve davacı tarafından ileri sürülen bu iddia da davalı tarafından kabul edilmediğinden iş davasının ihbar tarihine göre alacağın muaccel olduğu 14.01.2023 tarihinden icra takip tarihi olan 18.09.2024 ve dava tarihi olan 09.12.2024 tarihine kadar TTK 1420. maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde işlem yapmak için mahal Mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/925 Esas, 2025/469 Karar sayılı ve 25/06/2025 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2025