TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/07/2025 NUMARASI: 2023/1154 Esas, 2025/649 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1690 KARAR NO: 2026/252 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/07/2025 NUMARASI: 2023/1154 Esas, 2025/649 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağından kaynaklı olup, davanın kabulüne dair karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı vekili; taraflar arasında 20/08/2017 tarihinde "İşçilik ve Malzeme Alım Sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalandığını, davacının bu sözleşmeye istinaden davalıya..... Sitesi, .....Cad.,No..../İstanbul adresindeki iş merkezinin ana bina dış cephe kompozit kaplaması, bekçi kulübesi dış cephe kompozit kaplaması ve sözleşme dışı iş merkezi bir kısım şap ve beton işlerini yaptığını, davacının ana binada yaklaşık 1200 m2 lik alanda şap ve beton uygulaması yaptığını, tarafların şap ve beton uygulama ücretinin 12.700,00 TL, C-25 beton maliyetinin 18.500,00 TL ve bina orta cephe spider yapılacak bölümün söküm ücretinin de 15.000,00 TL olarak sözlü anlaşıldığını, 20/08/2017 tarihinde imzalanan işçilik ve malzeme alım sözleşmesi ile sözlü anlaşma ile sağlanan işlerin davacı müvekkili tarafından yerine getirildiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin 20/08/2018 tarihine kadar işi tamamlayıp davalıya teslim etmesinin gerektiğini, işlerin müvekkili tarafından 07/08/2018 tarihinde tamamlanıp davalıya teslim edildiğini, akabinde taraflarınca Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/..... D. İş sayılı dosyasından işin tamamlandığının tespitine yönelik dava açıldığını, ancak davalı tarafından ...... Noterliği'nden gönderilen .../08/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek işin bitirilmediğinin iddia edildiğini, sözleşmede yönetim binası ve bekçi kulübesi iş bedelinin dolar üzerinden, saha betonu ve iç bölüm şap uygulaması iş bedelinin TL üzerinden belirlendiğini, davalının farklı tarihlerde müvekkiline parça parça toplamda 685.673,00 TL ödeme yaptığını, yapılan bu ödeme miktarının müvekkilinin hakettiği ücret alacağının çok altında olduğunu, bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek sözleşmeye istinaden ana bina ve bekçi kulubesi iş bedeli olarak şimdilik 5.000,00 USD (5.000,00 USD X 6,6944 = 33.472,00 TL) ve yapılan sözlü anlaşmaya istinaden saha betonu, iç bölüm şap uygulaması ve ana bina orta cephe söküm ücreti işi bedeli olarak şimdilik 5.000,00 TL olmak üzere toplamda 38.742,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren bankalarca uygulanan yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı/karşı davalı vekili 24/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde talep edilen 38.472,00 TL'yi 45.515,60 TL arttırarak toplam 84.987,60 TL talep etmiş ve talep edilen tutar yönünden noksan harcı ikmal etmiştir.Davalı vekili; taraflar arasında yapılan işçilik ve malzeme alım sözleşmesine göre davacının davalıya ait işyerinde malzeme ve işçilik içerecek şekilde bir takım inşaat yapımı işini üstlendiğini, sözleşmenin işin konusu başlıklı 2.maddesi, işin tarifi başlıklı 3.maddesinin 6.bendi, işin süresi başlıklı 4.maddesinin 2.bendi, ödemeler başlıklı 7.maddesi, özel şartlar başlıklı 8.maddesinin 10.bendi, iş verenin talimatları başlıklı 9. maddesinin 3. bendine göre eser sözleşmelerinde yüklenicinin iş sahibinin menfaatlerini düşünerek ve kanunen öngörülmüş olan sadakat ve özen borcuna uygun olarak borcunu ifa etmesi gerekirken, davacının üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkilinin sözleşmenin 7. maddesi gereği üzerine düşen yükümlülüğünü 685.673,00 TL iş bedelini peşin ödeme suretiyle yerine getirdiğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğinden fatura da kesemediğini, davacının müvekkiline 346.510,00 TL borcunun kaldığını, sözleşmenin 01/08/2017 tarihinde imzalanmasının ardından aynı gün inşaatın yapılacağı yerin taşerona teslim edilmesi ile beraber inşaata başlanıldığını, sözleşme gereği işlerin 15/11/2017 tarihine kadar bitirilmesinin kararlaştırıldığını, inşaatın başladığı tarihten bugüne kadar 1 yıldan fazla sürenin geçmesine rağmen inşaatın yapımının bitmediğini, kusurlu ve ayıplı olarak yapılmış olan eksikliklerin giderilmesi için davacının defalarca uyarıldığını, kendisine sözlü olarak işlerin tamamlanması için defalarca sözlü olarak süre verilmesine rağmen belirlenen sürelerde dahi inşaatın eksiklerin tamamlanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı dava olarak da; yüklenicinin sözleşmeye aykırı olarak ifa ettiği eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin tespiti ile bu bedelin yüklenicinin nam ve hesabına yaptırılmasına, kalmış ise yüklenicinin hak edişinden düşülmesine, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarar ile işlerin geciktirilmesi sebebiyle sözleşme ile belirlenmiş bulunan 13.693,00 USD gecikme tazminatının ve 13.693,00 USD cezai şart bedelinin ve cari hesaba istinaden fazladan ödenmiş bulunan 346.510,00 TL alacağı ile kurumlar vergisi yönünden fatura kesilmemiş olması nedeniyle 52.857,47 TL+KDV zararının tahsili için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; asıl dava yönünden, sözleşmenin asıl nüshasının davalıda olduğu ve asıl sözleşmede başlama ve bitiş tarihlerinin bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu sözleşmeye itibar edildiği, yaptırılan teknik inceleme ve dosya kapsamından sözleşme konusu işin davacı tarafça yerine getirildiği, sözleşme konusu işin metrajı ve fiyatında ve yine sözleşme dışı ek işlerin fiyatı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, bazı işlerin eksik ve kusurlu olduğu noktasında uyuşmazlık bulunduğu, sözleşmede bulunmayan ancak iş sahibinin yapılmasını istediği ek işler bulunduğu, güvenlik kulübesine ait ilave iş bedelinin bilirkişi tarafından kök raporda hakediş bedeline eklendiği, davalı tarafça eksik ve kusurlu olduğu bildirilen bir takım işlerin ek işlerden olduğu ve hakedişte bunlar için bir bedel alınmadığı ve bu hususların hükme içerik itibariyle esas alınan kök raporda ayrıntılı olarak belirtildiği, bilirkişi raporunda eksik ve kusurlu kabul edilecek iş bedelinin KDV dahil 32.270,05 TL olarak belirlendiği, bu haliyle davacının asıl sözleşmeden kaynaklı kesin hakediş tutarının 784.362,58 TL olduğu, ek iş bedeli olan güvenlik kulübesi tutarı 37.725,07 TL eklendiğinde davacının toplam hakettiği bedelinin 822.087,65 TL olduğu, bu bedelden eksik ve kusurlu olduğu anlaşılan iş bedelleri mahsup edildiğinde davacının kesin hakediş bedelinin 789.817,60 TL olarak hesaplandığı, hesap edilen bu hakediş bedelinden davacı ...'e yapılan 198.508,00 TL ve davacı ... adına ...'e yapılan 506.322,00 TL ödeme tutarı düşüldüğünde davacı alacağının 84.987,60 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça bu miktar yönünden davanın ıslah edildiği, asıl davada alacak talebinin davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden; davalının davacıdan gecikme zararı alacağına hak kazanması için, davacı yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği işlerin yapımını geciktirmiş ve temerrüde düşmüş olması ve bu yüzden davalı iş sahibinin maddi zarara uğramış olması gerektiği, ancak dava konusu sözleşmede, davacı yüklenicinin sözleşme konusu işleri teslim etmesi gereken tarihin kararlaştırılmadığı, davacı yüklenicinin sözleşme konusu işlerin yapılmasında geciktiği hususunun ispatlanamadığı, bu nedenle davacı yüklenicinin sözleşme konusu işlerin yapımı ve tesliminde temerrüde düştüğü hususunun anlaşılamadığı, dolayısıyla da davalı iş sahibinin, davacı yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği işlerin yapımında gecikmesinden ve temerrüdünden kaynaklanan gecikme zararı (gecikme tazminatı) alacağına hak kazanamadığı kanaatine varıldığı, kaldı ki, bir an için davacı yüklenicinin sözleşme konusu işlerin yapımında geciktiği ve temerrüde düştüğü farz edilse bile, davalı iş sahibinin bu yüzden herhangi bir zarara uğradığının anlaşılamadığı, davalı ne tür bir zarara uğradığını detaylı olarak açıklamadığı gibi, gecikme yüzünden zarara uğradığını ispata yönelik deliller de sunamadığı, bu nedenle davalı iş sahibinin davacı yüklenicinin sözleşmeyle üstlendiği işlerin yapımında gecikmesinden ve temerrüdünden kaynaklanan gecikme zararı alacağına hak kazanamadığı, davalının cezai şart talebi yönünden; gerek davalı gerekse davacı tarafından sunulan sözleşmede cezai şartın miktarına ilişkin kısmın boş bırakıldığı, bu durum nedeniyle tarafların sözleşmede cezai şart kararlaştırmadıkları kanaatine varıldığı, tarafların sözleşmede cezai şart kararlaştırmadıkları için davalının davacıdan cezai şart alacağına hak kazanamayacağı, sözleşmede cezai şart kararlaştırıldığı farz edilse bile, işin bitirilmesi gereken tarih sözleşmede açıkça kararlaştırılmamış olduğu ve davacı yüklenicinin temerrüde düştüğü hususu anlaşılmadığından, bu sebeple de davalının davacıdan cezai şart alacağına hak kazanamayacağı kanaatine varıldığı, bu itibariyle karşı davacının karşı davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 84.987,60 TL alacağın, 38.472,00 TL'sine dava tarihi olan 06/09/2018 tarihinden, ıslahla arttırılan 46.515,60 TL'sine ıslah tarihi olan 28/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesiyle, asıl dava yönünden; bilirkişinin cephe giydirme işi uzmanlık alanı olmadığı için hakediş bedelini yanlış hesapladığını, hükmün de bu yanlış hesaba göre kurulduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların davacı tarafın sözlü ifadelerine göre yapıldığını, cephe sökme, bina içi şap ücretlerinin davacı taraf beyanı dikkate alınarak (metrajlar) hesaplandığını, kendileri ölçüm yaparak bir hesap çıkarmadığını, hakediş bedeli hesaplanırken kriter alınan metrajlar ve birim fiyatların hatalı olup itiraz etmelerine rağmen bu itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, gerekçede sözleşme konusu işin metrajı ve fiyatında yine sözleşme dışı ek işlerin fiyatı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığının belirtildiğini, bu hususun da hatalı olduğunu, zira davanın esasının da bu hususlar bakımından taraflar arasında ihtilaf bulunmasından kaynaklandığını, işçilik ve malzeme alım sözleşmesinin 4.maddesinde işin süresi kısmında imalat ve montaj hatasından kaynaklanan her türlü arızanın taşeron tarafından eksiksiz ve bedelsiz yapılacağının, Özel Şartlar 8.maddede, imalat ve montajla ilgili olarak, numuneye uygun şekilde taahhüt edildiği halde yerine getirilmeyen şartlarda iş sahibinin, taşeron nam ve hesabına yaptırmaya ve bu şekilde oluşan masrafın tamamını taşerondan iadesini talep etmeye ve/veya hak edişinden kesinti yaparak tahsil etmeye yetkili olduğu, yine Madde 9 da işverenin talimatı ile taşeron numunede onaylanan kalite, ekip ve işçilik ile yapmayı taahhüt edeceği yazmasına rağmen ve taşeron gösterdiği numunelerden farklı ürün getirip montaj etmesine rağmen davalı müvekkilinin giriş saçak cam kalınlığına itirazını bilirkişinin dikkate almadığını ve 6 mm’lik camın üzerinden bir kış geçmesine rağmen bir şey olmadığı, olursa da 5 yıl garanti altında olduğu yönünde fikir beyan ettiğini, kök rapora yaptıkları bu itirazın ek raporda da değerlendirilmediğini, oysaki ürünün garanti kapsamında olmasının ayrı bir husus, teknik hususlar ve kalite standartlarında üretilip montaj yapılmasının başka husus olduğunu, bilirkişi heyetinin İşçilik ve Malzeme Alım Sözleşmesi dışında yapılan sözlü ek işleri kabul ettiğini, fakat bunu davacı taraf nezdinde yaptığını, örneğin güvenlik kulübesinin ek iş olduğunu, fakat kapısız bir güvenlik kulübesinin yaptırılabileceğini düşünmenin mantık dışı olduğunu, burada bilirkişi güvenlik kulübelerinin yüklenici hakedişine dahil edilmediğini ifade ettiğini ve bunun yapılmamasını eksik iş olarak görmediğini, yine ana sözleşmede olmasına rağmen güneş kırıcılarının yapılmadığını tespit etmesine rağmen eksik işlemler kısmına dahil etmediğini, kök rapordaki bu görüşünü itirazlarına rağmen ek raporunda değerlendirmediğini, güvenlik kulübesi ve güneş kırıcıların yapılmadığını, ancak bunların hakedişe dahil edildiğini, kök raporda hakediş bedelinin hatalı hesaplandığını, kök raporun 12. sayfasında 5 nolu spider cephe brim fiyatının 500,00 USD kabul edildiğini, ancak raporun 14. sayfasında eksik ve kusurlu işler fiyat teklifinde spider cephe silikon işi brim fiyatının 90 TL olarak kabul edildiğini, hakediş hesaplaması yapılırken 500,00 USD esas alındığını, ancak kusur ve eksik işlerde 90,00 TL kabul edilerek kesin hesaptan düşüldüğünü, hesabın tamamen hatalı olduğunu, dolayısıyla kesin hesap tablosunda iş sahibi ........... olarak eksik ve kusurlu işler bedeli olarak 32.270,05 TL kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunın davacı yanın bildirdiği metrajlar dikkate alınarak oluşturulduğunu ancak fiili metrajların dikkate alınarak yapılması gerektiğini, fiili metrajlar dikkate alınarak hesap yapıldığında yaklaşık sözleşme ve ilave işlere göre toplam 10.711,00 USD fazla kesin hesap hakedişi hesaplandığını, bilirkişi ek raporunun 4. sayfasında davalı-karşı davacı tarafından düzenlenmiş ancak teslim alan kısmının boş olduğu faturalar toplamının 16.830,10 TL olduğu, teslim alan kısmı boş olduğundan ispata muhtaç olduğu belirtilerek hesaplama dışı bırakıldığını, bu faturaların dayanağının davacının 2.604,96 TL bedelli çapa makinesi satın aldığını, 1.809,50 TL bedelli ilaçlama makinesi satın aldığını, 2.534,00 Tl / 2 adet motor satın aldığını, 1.534,00 TL bedelli ..... motor satın aldığını, 7.931,64 TL bedelli 4 adet zeytin hasat makinesi ve motor satın aldığını, 2.950,00 TL ise müvekkili firma tarafından yapılan dış cephe temizliği yansıtma faturası olduğunu, dolayısıyla malın teslim edilip edilmediğinin ispata muhtaç olmadığını, bu alacakların davacı yan ticari defterlerinde kayıtlı olan alacaklar olduğunu, ... nolu faturanın davacı defterinde kayıtlı olduğunu ve sevk irsaliyesinde imza bulunmadığını, ama davacının malı teslim aldığını ve defterine işlediğini, aynı şekilde ....... nolu fatura konusu malların sevk irsaliyesinde de malı teslim alanın ... olarak imzasının yer aldığını, fatura konusu malların davacıya teslim edildiğini ve ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, teslim alanın da belli olduğunu, raporun bu yönüyle de hatalı olduğunu, bu davacı yana satılan malların bedeli olan 16.830,10 TL'nin de ödeme olarak kabul edilerek hesaptan düşülmesi gerektiğini, diğer yandan raporu kabul etmemekle birlikte raporun 5.sayfasında asıl dava yönünden 84.987,60 TL davacının alacaklı olduğunun belirtildiğini, bu hususun da hatalı olduğunu, zira davacı yanın müvekkili firmaya fatura kesmemiş olmakla KDV'nin düşürülmesi gerektiğini, 84.987,60/1,18 = 72.023,89 TL olabileceğini, raporun bu yönüyle de hatalı olduğunu, dava konusu olay ile ilgili ve dosyadaki bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını hükme esas alınamayacağını gösteren uzman görüşü sunulduğunu, uzman görüşünde kesin hesabın gerçeği yansıtmadığı, kesin hesabın çıkartılabilmesi için mahallinde keşif yapılarak ayrıntılı olarak ölçüm yapılması gerektiğinin belirtildiğini, eldeki davada bilirkişilerin ölçüm yapmadan rapor hazırladığını, raporun mükerrer hesaplar içerdiğini ve fazladan hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini, karşı dava yönünden; sözleşmenin hiç bir yerinde sözleşme süresinin 1 yıl olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, sözleşmenin bir asıl nüsha olduğunu ve iş sahibi olan müvekkili firmada bulunduğunu, dosyaya ibraz edilen asıl sözleşmede işin başlama ve bitiş tarihi zuhulen taraflarca yazılmadığını, davacı tarafından iş süresinde bitirilmeyince müvekkilinden habersiz olarak fotokopi üzerinde tarihin sonradan ilave edildiğini, bu tarihin müvekkilini bağlamayacağını, sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/08/2017, bitiş tarihinin de 15/11/2017 olduğunu, dosyaya sunulan uzman görüşünde de sözleşme konusu işlerin 3 ayda tamamlanabileceğinin belirtildiğini, bu kapsamda işin 15/11/2017 tarihinde bitirilmesi gerektiğinden bitirilmemiş olmakla talepleri bakımından davanın kabulünün gerektiğini, cezai şart alacağına hak kazanamayacaklarının hatalı şekilde değerlendirildiğini, öncelikle sözleşmede cezai şart miktarının boş bırakılmış olmasının tarafların cezai şart kararlaştırmadığı şeklinde yorumlanamayacağını, taraflar asgari bir miktar kararlaştırmamış olup, azami olarak sözleşme bedelinin %10'unu geçmeyecek şekilde cezai şart kararlaştırıldığını ve iradelerinin bu yönde birleştiğini, hesap edilen hakediş bedelinden %10 hesap edilerek cezai şart alacağının hesaplanması gerektiğini, sözleşme süresinin 15/11/2017 tarihinde bitmesi gerektiği belirlendiğinden ayrıca ihbara gerek bulunmadığını, bu tarih itibariyle kesin kabul yapılmadığından davacının mütemerrid olduğunu, aksi halde dahi dosyada mübrez 14/08/2018 tarihli ....... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de borçlunun temerrüde düştüğünü, davacının kesin kabulü yapmadığını, çünkü işleri eksik ve ayıplı teslim ettiğini, bu sebeple müvekkilinin cezai şarta hak kazandığını, gerekçe de belirtildiği şekilde zararın ispatına gerek bulunmadığını, kabule göre de 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde tamamı ret olan davalar için nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dairemizin 25/10/2023 tarihli 2020/1289 Esas ve 2023/1155 Karar sayılı kararı ile, karşı davada dava dilekçesinde eksik ve ayıplı işler bedeli talep edildiği ve mahkemece karşı davada bu talep yönünden ayrıca bir karar tesis edilmesi gerekirken, karşı davanın konusu olan eksik ve ayıplı iş bedelinin asıl davada talep edilen alacaktan mahsup edilmesinin doğru olmadığı, karşı davada davacı iş sahibince yüklenicinin sözleşmeye aykırı olarak ifa ettiği eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin tespiti ile bu bedelin yüklenicinin nam ve hesabına yaptırılmasına, kalmış ise yüklenicinin hak edişinden düşülmesine, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarar ile işlerin geciktirilmesi sebebiyle sözleşme ile belirlenmiş bulunan 13.693,00 USD gecikme tazminatının ve 13.693,00 USD cezai şart bedelinin ve cari hesaba istinaden fazladan ödenmiş bulunan 346.510,00 TL alacağı ile kurumlar vergisi yönünden fatura kesilmemiş olması nedeniyle 52.857,47 TL+ KDV zararının tahsili için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacağın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiş, ancak her bir talep kalemi için ne miktar talep edildiğinin ayrı ayrı belirtilmediği, mahkemece HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen "hakimin davayı aydınlatma ödevi" dikkate alınarak, karşı davacı vekiline dava dilekçesinde talep ettiği toplam 10.000,00 TL'nin hangi talep kalemleri için ne miktarda talepte bulunulduğunun açıklattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde bir uygulamaya gidilmemiş olmasının da usule aykırılık oluşturduğu, asıl davada davalı iş sahibi vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; öncelikle dosyaya sunulan her iki sözleşmede de cezai şart maddesinde bedel kısmının boş bırakıldığı tespit edildiğinden, aynı maddenin son kısmındaki cezai şart bedelinin en fazla sözleşme bedelinin %10' unu geçemeyeceği ibaresinin tarafları bağlamayacağı, bu nedenle mahkemece bu gerekçeyle karşı davada cezai şart alacağı yönünden davacı yanın talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu, taraflar arasında sözleşme ve içeriği kabul edilmesine karşın, yapılan işin metrajında ve bilirkişilerce belirlenen bedele yönelik itiraz bulunduğundan mahkemece yerinde yapılacak keşif ile eser üzerindeki metraj ve ölçünün bilirkişiler eşliğinde tespit edilmesi, sözleşmede yazılı işlerin bedelinin yine sözleşmede belirlenen birim fiyatı üzerinden hesaplanması, sözleşmede yer almayan ilave iş bedellerinin de serbest piyasa rayiç değerleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, davalı, mahalde bekçi kulubesi ile güneş kırıcıları yapılmadığı halde bilirkişilerce bedellerinin hakedişe dahil edildiğini öne sürmüş ise de; bilirkişilerce bekçi kulübesinin yapıldığı tespit edildiğinden bedelinin hakedişe dahil edilmesi doğru olmuş ise de, güneş kırıcılarına yönelik bir inceleme yapılmadığı, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun 4.sayfasında; davacı tarafın defterinde davalının düzenlediği ancak teslim alan kısmının boş bırakıldığı faturaların ispata muhtaç olduğu belirtilerek davalı iş sahibince yükleniciye yapılan ödeme miktarına bu faturalar dahil edilmediği, davalının bu faturalar toplamı olan 16.830,10 TL'nin açılımını; 2.604,96 TL'nin çapa makinası bedeli, 1.809,50 TL'nin ilaçlama makinesi bedeli, 2.534,00 TL'nin 2 adet motor bedeli, 1.534,00 TL'nin ....... bedeli, 7.931,64 TL'nin 4 adet zeytin hasat makinesi ve motoru bedeli ile 2.950,00 TL'nin kendisi tarafından yaptırılan dış cephe temizliği yansıtma faturası bedeli olduğunu açıkladığı, sözleşme maddeleri uyarınca davalı iş sahibince temin edilip davacı yükleniciye teslim edilen ve davacı yüklenicinin hakediş bedelinden düşülmesi kararlaştırılan yukarıda açıklaması yapılan faturalardan 2.534,00 TL'lik 2 adet motor bedeline ilişkin fatura dışındaki faturaların davacı yanın defterinde kayıtlı olduğu, davacı yanca fatura konusu malların teslim edilmediği yönünde bir beyanda ya da iddiada da bulunulmadığı tespit edildiğinden ve bu nedenle 2.534,00 TL'lik 2 adet motor bedeline ilişkin fatura dışındaki fatura bedellerinin davacı yüklenicinin hakediş bedelinden düşülmesi gerekirken düşülmemesi ve ayrıca davalı vekilinin sunduğu 2.534,00 TL'lik 2 adet motor bedeline ilişkin fatura içeriğine ilişkin mahallinde inceleme yapılmamasının hatalı olduğu belirtilerek mahkemece Dairemizce tespit edilen ve yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan hususlar yönünden araştırma yapılması, bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması, yapılacak değerlendirmeler sonucunda istinafa başvuran taraf yönünden "usulü kazanılmış hak" kavramı da gözetilerek esasa ilişkin karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, keşif icrası sonrasında yapılan ölçümlerle birlikte hazırlanan bilirkişi raporlarında her ne kadar döviz kuruna göre sözleşme tarihi ve dava tarihi olarak seçenekli hesaplama yapılmışsa da, sözleşme tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılmasının dosya kapsamına uygun olacağı ve ilk kararı istinaf eden davalı karşı davacının aleyhine olacak şekilde dava tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılamayacağının değerlendirildiği, mahallinde yapılan incelemede; güneş kırıcıların yüklenici tarafından yapıldığına ilişkin bir tespit olmadığından ve yine davalı karşı davacı tarafından düzenlenen faturalardan 2.534,00-TL'lik iki adet motora ilişkin bir bulgu yer almadığından bu hususların hak ediş hesabında yer almaması mahkemece uygun bulunmadığı, İstinaf kaldırma kararı öncesinde davalı karşı davacı ödemeleri 98.508,00-TL+506.322,00= 704.830,00-TL ve 16.830,10-TL şüpheli fatura işlemi şeklinde belirtilmiş, istinaf mahkemesi tarafından 16.830,10-TL'lik faturalardan 2.534,00-TL'lik iki adet motor bedeli dışındaki miktarların karşılıklı olarak ticari defterlere kaydedilmesi nedeniyle ispatlandığı kabul edildiğinden ve 2.534,00-TL'lik miktarın ise keşif sonrasında da ispatlanamadığı dikkate alındığında davalı karşı davacı ödemesinin 704.830,00-TL+ (16.830,10-TL- 2.534,00-TL) 14.296,10-TL=719.126,10-TL olduğu kabul edildiği, keşif sonrasında alınan bilirkişi raporlarında yapılan iş karşılığı tüm ödemeleri karşılayan fatura düzenlenmediğinden KDV hariç ve KDV dahil olmak üzere ayrı ayrı hesaplamalar yapılmışsa da yüklenici yaptığı iş karşılığında fatura düzenlesin veya düzenlemesin KDV dahil talepte bulunabileceğinden ve kaldırma öncesi alınan bilirkişi raporlarında da KDV dahil hesaplama yapıldığından 07/05/2025 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunda de belirtilen 794.733,74-TL'lik KDV dahil hak ediş miktarı yerinde yapılan ve denetime elverişli bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden hükme esas alındığı, her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından ayıp ve eksik işler mahsup işlemine konu edilmişse de mahkememzce ayıp ve eksik işler için karşı davada hüküm kurulduğu, incelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, istinaf ilamı, bilirkişi raporlarına göre; keşif icrası sonrasında denetime elverişli olarak hazırlanan bilirkişi raporunda davacı yüklenicinin 794.733,74-TL'lik hak edişinin hesaplandığı, davalı karşı davacı iş sahibi tarafından yapılan ve ticari defter kayıtlarına göre ispat edilmiş sayılan ödemeler toplamının 719.126,10-TL bulunduğu, böylelikle davacı karşı davalının 794.733,74-TL-719.126,10=75.607,64-TL alacağının olduğu, davacı karşı davalı yüklenici tarafından yapılan işlerde kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda 17.239,80-TL ayıp ve eksik iş bedeli hesaplanmışsa da ilk kararda bu bedel 32.270,05-TL olarak belirtildiğinden ve davalı karşı davacı lehine kazanılmış hak olduğundan bu miktarın dikkate alınması gerektiği, taraflar arasında kesin hak ediş hesabı yapılmadığından ve bu durum uyuşmazlığa konu olduğundan mahkememiz ilamıyla birlikte daha önce yapılmış olan ve hükümden sonra yapılacak olan ödemelerin kurumlar vergisi beyanına gider olarak dahil edilebileceği, davalı karşı davacı tarafından bu aşamada kurumlar vergisi yönünden zarar talebinde bulunamayacağı, sözleşme kapsamında davalı karşı davacı lehine cezai şart ile gecikme tazminatı şartlarının oluşmadığı, buna ilişkin istinaf kaldırma kararında da değerlendirme yapıldığı anlaşılmakla taraflar birbirini dava ve ıslah tarihleri öncesinde usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediklerinde gerekçeleriyle asıl ve karşı davanın kısmen kabulü ile 32.270,05-TL ayıp ve eksik iş bedelinden davalı karşı davacının 6.000,00-TL talebiyle bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; Karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan seçenekli hesaplamada, 02/01/2018 tarihli sözleşme kuru (3,85 TL/USD) üzerinden davacı tarafın hakedişi 656.263,37 TL, müvekkil şirketin yaptığı ödeme ise 708.968,96 TL olarak belirlendiği, bu hesaplamaya göre davacı tarafın müvekkil şirkete karşı 52.705,59 TL borçlu durumda bulunduğu, yani sözleşme tarihi kurunun esas alınması halinde davacının alacağı bulunmadığı gibi, müvekkilin alacaklı olduğunun ortaya çıktığı, ne var ki karar gerekçesinde “sözleşme tarihindeki kurun esas alındığı” belirtilmesine rağmen, bu net hesaplama sonucunu görmezden gelindiği ve davacı lehine alacak hükmü kurulduğu, mahkemenin kendi gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye düştüğü, karar gerekçesinde müvekkil tarafından davacıya toplam 719.126,10 TL ödeme yapıldığının kabul edildiği, bu tutarın davacının hakedişini fazlasıyla karşıladığını, nitekim davacı yanın en yüksek ihtimalle hak edebileceği bedelin sözleşme tarihindeki kur ve iş bedeli üzerinden yapılan hesaplamada 656.263,37 TL olup, mahkemece kabul edilen 719.126,10 TL ödemenin bu miktarın oldukça üzerinde olduğu, fatura düzenlememesi nedeniyle vergi zararlarının göz ardı edildiği, dosyada alınan bilirkişi raporlarının yöntem ve sonuç bakımından birbirleriyle bağdaşmadığı, bir raporda sözleşme tarihi kuruna göre hesap yapılırken diğerinde dava tarihindeki kurun dikkate alındığını, aynı şekilde bazı raporlarda ...... ve 2.534 TL’lik motor faturaları hesaba dahil edilmişken, diğerlerinde bu kalemler tamamen dışlandığı, mahkemece bu çelişkileri giderilmeden karar verildiği belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir. DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-karşı davada davalı yüklenici; asıl davada davalı-karşı davada davacı ise iş sahibidir. Taraflar arasında sözlü işçilik ve malzeme alım sözleşmesi akdedilmiş olup, davanın konusu; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden ana bina ve bekçi kulübesi iş bedeli olarak 5.000,00 USD (33.472,00 TL) ve saha betonu, iç bölüm şap uygulaması ve ana bina orta cephe söküm ücreti işi bedeli olarak 5.00,000 TL olmak üzere toplam 38.472,00 TL alacağın tahsili talebine ilişkindir. Davacı; sözleşme konusu işi yapıp tamamladığını ve ilave işler ile güvenlik odasın yapımı bedellerinin kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise; işin süresinde yapılmadığı gibi eksik ve kusurlu yapıldığını, bu nedenle cezai şart alacaklarının bulunduğunu ayrıca cari hesap bakiyesine göre de alacaklı konumda olduğunu belirterek karşı dava açmıştır. Dosyada her iki tarafça da imzalanmış iki ayrı sözleşme bulunmaktadır. Sözleşmeler arasındaki fark; işin bitim tarihi kısmının boş olması, asıl davada davacı yüklenicinin sunduğu sözleşmede işin bitim tarihi olan 20/08/2018 tarihinin elle yazılmış olması ve yine davacının sunduğu sözleşmede sözleşme imza tarihinin 20/08/2017 olarak elle yazılmış olmasıdır. Dosyada her iki tarafça da imzalanmış bir teklif formu bulunmaktadır. Bu forma göre işin toplam bedeli (ilave işler hariç olmak üzere) 136.933,00 USD (KDV dahil) olarak belirlenmiştir. Asıl davada davalı iş sahibi yanca dosyaya delil olarak sunulan Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/....D.İş dosyasında; yapılan işler ile eksik işlerin sıralandığı ancak ancak bir bedel hesaplanmadığı görülmüştür. 12/06/2019 tarihli bilirkişi kök raporunda; dosyada bulunan her iki sözleşmede de sözleşme imza tarihinin 2017 yılı 8.ayı (Ağustos) olduğu, işin bitmesi gereken tarihin belirlenemediği, işin başlama tarihinin sözleşmenin imzalanmasını takiben yer tesliminin yapılmasının ardından başlanacağının yazılı olduğu, sözleşmelerde gecikme cezası ve cezai şart maddelerinin bulunduğu ancak günlük ne kadar ceza kesileceğinin boş bırakıldığı, cezai şart bedelinin toplamda sözleşme bedelinin %10'nu geçemeyeceğinin bağıtlandığı, sözleşmelerde yapılacak işin malzeme ve işçilik dahil birim fiyatlarının USD olarak belirlendiği, toplam sözleşme bedelinin hesap edilmediği, boş bırakıldığı, boş bırakılan kısmın sonunda ... TL olarak yazıldığı, sözleşme dışı ilave işlerin de (saha beton ve şap yapımı v.s..) TL cinsinden belirlendiği, her iki tarafça da imzalanan teklif formunda işin toplam bedelinin 136.933,00 USD (KDV dahil) olarak belirlendiği, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda; yapılmayan işler ile eksik işler olarak, bekçi kulübesinin iki kapısının takılmadığı, yemekhane balkon küpeştesinin yapılmadığı, fotoselli kapıların yapıldığı ancak ayarlanması gerektiği, imalathane bölümündeki odanın yapıldığı ancak kapısının takılmadığı, v.s.. şeklinde sıralandığı, dosyada taraflarca karşılıklı imzalanmış bir hakediş bulunmadığı, ancak davacı yüklenici tarafından mail eki olarak gönderildiği anlaşılan ara hakediş metraj formu bulunduğu, bu forma göre yapılan işler toplamının 632.652,00 TL + KDV olarak hesap edildiği, bu formda fiyatların USD olarak hesap edilmesine karşın toplamının TL olarak belirlendiği, bu forma göre yapılan hesapta dolar bazlı işler toplamının 125.615,00 USD olup, TL tutarının da 612.652,00 TL olarak hesaplandığı, bu durumda USD kurunun 4,88 TL olduğu, TL bazlı işler bedelinin de 20.000,00 TL olarak hesaplandığı, bu ara hakediş formunun 25/09/2018 tarihinde mail ile gönderildiği, taraflarca imzalanmadığı, davacının dava dilekçesinin ekinde bulunan kesin hakediş metrajında USD bazlı imalatlar bedelinin 196.461,00 USD (KDV dahil) olduğu, TL bazlı ilave işler bedelinin 54.516,00 TL (KDV dahil) olduğu, bekçi kulübesi cephe imalatları işinin de 9.798,00 USD (KDV dahil) olarak belirlendiği, davacının davalıdan olan toplam hakediş alacağının (822.086,65 - 32.270,05 =) 789.817,60 TL olarak hesaplandığı, davalının yapmış olduğu hakediş ödemeleri tutarının ise 400.892.00 TL olarak tespit edildiği, sonuç itibariyle asıl davada; davacının davalıdan bakiye (789.817,60 - 400.892.00 =) 388.925,60 TL hakediş alacağı olduğu kanaatine varıldığı, karşı dava yönünden ise; davalı-karşı davacının karşı davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, 08/01/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; asıl dava yönünden; kök raporda belirtilen toplam hakkediş bedeli olan 789.017,60 TL’den davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalıya yaptığı 704.830,00 TL ödemenin mahsubu neticesinde 84.987,60 TL davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacıdan alacaklı olduğu, karşı dava yönünden ise, davacı-karşı davalının, davalı-karşı davacıdan alacaklı olmadığının değerlendirildiği görülmüştür.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında;İstinaf ilamı doğrultusunda mahalinde yapılan keşif sonucu alınan 04/09/2024 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda davacı yanın kesin hakedişi dava tarihi itibariyle 1.323.805,49 TL olarak hesap edildiğini, davalı yanın yapmış olduğu ödemelerin mahsubu neticesinde dava tarihi itibariyle davacı yanın 1.323.805,49 TL- 708.968,96 TL= 614.836,53 TL alacaklı olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından alınan 03/02/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı yanın kesin hakedişi dava tarihi itibariyle 1.165.519,06 TL olarak hesap edildiğini, davalı yanın yapmış olduğu ödemelerin mahsubu neticesinde dava tarihi itibariyle davacı yanın 1.165.519,06 TL-708.968,96 TL=456.550,10 TL alacaklı olduğunu bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından alınan 01/05/2025 havale tarihli bilirkişi 2.ek raporunda; 02/01/2018 sözleşme tarihi kuruyla; davacı yanın 656.263,37 TL- 708.968,96 TL= 52.705,59 TL borçlu olduğunu, 06/09/2018 dava tarihi kuruyla; davacı yanın 1.092.359,90 TL - 708.968,96 TL=383.390,94 TL alacaklı olduğunu bildirmişlerdir. Karşı dava yönünden; dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL'nin davalı/karşı davacı vekili tarafından 14/02/2024 tarihli dilekçesi ile 6.000,00 TL eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli, 1.000,00 TL çari hesaba istinaden fazla ödenen alacak, 1.000,00 TL, gecikme tazminatı, 1.000,00 TL cezai şart, 1.000,00TL kurumlar vergisi yönünden uğranılan zarar olarak olarak ayrıştırdığı görülmüştür. Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Taraflar arasında yazılı sözleşmenin bulunduğu, bununla birlikte başkaca işlerin de yapılması hususunda tarafların sözlü olarak anlaştıkları ve bu kapsamda davacı yanca işlerin yapıldığı anlaşılmaktadır.Davalının davacıya 685.673,00 TL ödemede bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Mahkemece, 07/05/2025 tarihli bilirkişi ikinci ek raporu esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. Dairemizce yapılan değerlendirmede söz konusu bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, bu raporun mahkemece esas alınmasında bir usule aykırılık görülmemiştir.Davalı-karşı davacı vekili her ne kadar mahkemenin gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki olduğunu ileri sürmüş ise de, ortada bir çelişkinin bulunmadığı, sözleşme tarihindeki kur dikkate alınarak yapılan hesaplamada KDV alacak tutarına dahil edilmediği takdirde davalı-karşı davacının alacaklı durumuna geçeceği, ancak mahkemece KDV miktarının da alacak tutara eklenerek değerlendirme yapıldığı ve bu hesaplamada davalı-karşı davacının borçlu olarak gözüktüğü, dolayısıyla ortada bir çelişkinin mevcut olmadığı anlaşılmıştır.Diğer yandan, aksi taraflarca kararlaştırıl madığı sürece yüklenicinin alacağına KDV'nin de dahil edilmesi gerektiği, yüklenicinin fatura düzenlemiş olup olmamasının bu konuda önemi bulunmadığı değerlendirilmiş olup, mahkemece KDV'li tutarın hesaplanarak hüküm kurulması isabetli bulunmuş ve davalı-karşı davacının bu noktadaki istinaf talebi kabul edilmemiştir.Ayrıca, her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince fatura düzenle -memesi nedeniyle vergi zararlarının göz ardı edildiği belirtilmiş ise de, fatura düzenlenmemesi nedeniyle vergi zararının yükleniciden talep edilemeyeceği, bu itibarla da mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda bahsedilen nedenlerle, davalı-karşı davacının istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.Taleple bağlılık ilkesi gereğince hükmedilen miktar dikkate alındığında Dairemiz kararının kesin olacağı, keza her ne kadar fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de, bilirkişi tarafından bulunan rakam dikkate alındığında da Dairemiz kararının kesinlik sınırında kaldığı anlaşılmakla, işbu kararın kesin olarak verilmesi gerektiği değerlendiril miştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../07/2025 tarih ve 2023/.... Esas, 2025/. Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Asıl dosyada alınması gereken 5.164,76 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.906,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.258,17 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Birleşen dosyada alınması gereken 732,00 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.