T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:22/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:21/05/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:22/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:22/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:21/05/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:22/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 30.05.2022 tarihinde mal satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya C25 hazır beton ve hazır sıva kireci satışı yaptığını ve malların teslimini gerçekleştirdiğini, davalının işbu sözleşme kapsamında toplam 2.666.800,00 TL borç altına girdiğini, müvekkili şirket işbu sözleşmenin tüm edimlerini layığıyla yerine getirmesine rağmen sözleşmenin alıcısı davalının aylık 20.000,00 TL cezai şartı kabul ve taahhüt etmesine rağmen borcunu ödemeyerek müvekkilinin taşınmazı devrettiği tarihe kadar işleyen ve toplam 200.000,00 TL cezai şart alacağı hakkının doğduğunu, ifa görevini yerine getirmeyen davalıya Büyükçekmece 1. Noterliği'nden ... yevmiye numaralı 10.07.2024 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, çekilen ihtarnameye rağmen davalıların ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine davalılar aleyhine alacağın tahsili amacıyla Kemer İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalıların usulsüz ve dayanaksız bir şekilde 23.12.2024 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla davalının haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına, takibin faizleriyle birlikte asıl alacak, icra vekalet ücretleri yönünden aynen devamına karar verilmesini, davalı tarafın itirazları haksız ve kötüniyetli olduğundan davalı aleyhine asıl alacak likit bir alacak olduğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; taraflar arasında imza edilen sözleşmenin 9. maddesinde uyuşmazlığın çözümünde yetkili merci belirlenmiş olup, taraflar arasında ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda Antalya Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili yer olarak açıkça belirtildiğini, yetkiye ilişkin maddeye rağmen davacı tarafından yetkili yer olmayan Kemer İcra Müdürlüğü'nde takip başlatıldığını, bu sebeple davanın esasına girilmeden önce yetkili yer icra müdürlüğünde açılmayan takip nedeniyle davanın reddine; geçerli bir takip olduğunu kabul etmemekle birlikte davalıların davacı şirkete cezai şart adı altında bir borcu söz konusu olmadığını, taraflar arasında imzalanan 30.05.2022 tarihli sözleşme uyarınca yüklenilen edimlerin sözleşmede belirtilen şartlarda, kullanıma ve oturuma hazır şekilde bitirildiğini, bu hususta davacı geç teslim olduğunu iddia etmiş ise de taşınmazın mülkiyetini kendi üstüne almayacağından belirlediği fiyattan müşteri beklediğini, taşınmazların tüm tefrişatı ile hazır edildiğini, davacı şirketin bu sürede birçok müşteriye sunum yaptığını, dosyaya sunulan muvafakat ile anlaşılacağı üzere davacı şirketin 30.05.2022 tarihli sözleşme uyarınca hak edişlerini kendi üzerine almadan dava dışı ...'a satışına izin verdiğini, bu satışa ilişkin ödemeleri de davacı şirketin aldığını, davacının icra takibine konu ettiği cezai şart için geçtiği belirtilen sürenin davacının istediği fiyata müşteri bulmamasından kaynaklandığını, ayrıca aynı sözleşmeye istinaden açılan Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında da aynı talepler ile farklı taşınmazlardan doğan cezai şart istenildiğini, birleştirme hususunda taktir mahkemeye ait olmakla birlikte usul ekonomisi bakımından fayda olacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini, davalı müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiği gözetilerek davacının kötü niyetli eylemleri nedeniyle aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Somut davada, her iki taraf da tacir olup, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde Antalya Daireleri'nin yetkisi benimsenmiştir. Fakat dava konusu icra takibi Kemer İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıdır. Bu durumda davalının Kemer İcra Müdürlüğü'nün yetkisine dair yaptığı itirazın usul ve yasaya uygun olduğu, yetki itirazında bildirilen İstanbul İcra Dairesi'nin yetkili icra dairesi olduğu belirlenmekle; itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Yargıtay 19.HD nin 2017/310 E-2019/2486, 2018/206 E-2019/3973 K sayılı emsal kararları)" gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların adresleri ve gerçek iradeleri ortaya koyulduğunda yetkili mahkeme ve icra dairelerin Kemer olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 30.05.2022 tarihinde imzalanan mal satış sözleşmesinde uyuşmazlıkların çözümünde “Antalya Mahkeme ve İcra Dairelerinin” yetkili olduğunun belirtildiğini, taraflar arasındaki bu sözleşmenin "Kemer/Antalya" adresinde imza altına alındığını, söz konusu sözleşmede geçen “Antalya Mahkemeleri” ifadesinin, yalnızca merkez ilçede bulunan mahkemeleri değil, Antalya il sınırları içinde bulunan tüm ilçe mahkemelerini de kapsadığını, bu yorumun, HMK m.17 ve m.18 hükümlerine uygun olarak, tarafların ortak iradesine ve sözleşmenin lafzına dayandığını, sözleşmede “il merkezi” gibi sınırlayıcı bir ibare yer almadığından “Antalya Mahkemeleri” genel ifadesiyle yetkinin belirlendiğini, bu bağlamda, Antalya İli sınırları içerisinde yer alan Kemer İlçesi İcra Dairesi'nin de bu yetki kapsamına girdiğini, yerleşik içtihatlar ve Yargıtay kararlarının da bu hususu desteklediğini, keza taraf adreslerine bakıldığında davacı ve davalıların adreslerinin tümünün Kemer olduğunun görüldüğünü, sözleşmedeki yetkiye ilişkin ifadenin genel olarak Antalya İli içerisindeki mahkemeleri ve taraflara en yakın adliye olan Kemer Adliyesi Mahkemeleri ve icra dairelerini de yetkili kıldığının anlaşıldığını, tarafların iradelerinin de bu şekilde olduğunun açık olduğunu, Yerel Mahkemece davalı tarafın yetki itirazının kabul edildiği ve Kemer İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddedildiğini ancak bu değerlendirmenin, taraf iradesine ve sözleşme hükmünün kapsamına uygun düşmediğini, tarafların sözleşmeye koyduğu yetki maddesinin davaya uygulanabilecek açık bir yetki sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme ile Antalya ilinde açılacak herhangi bir icra takibinin ve buna bağlı itirazın iptali davasının yetkili kabul edilmesi gerektiğini, Antalya İli içerisinde bulunan Kemer İlçesinin, Antalya merkezdeki Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin yargı çevresi içinde olduğunu, taraflar arasındaki benzer uyuşmazlıkta olan bir diğer dava dosyasında, mahkemece yetki itirazlarının reddedildiğini, davalılar tarafından icra dosyasına yapılan itirazda davalıların yetkiye itiraz etmediklerini, huzurdaki dosyada davaya konu Kemer İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalıların sunduğu dilekçede icra dairesinin yetkisine de itiraz etmediklerini, bu durumun da davalarının haklılığını ve yukarıda belirttikleri gibi tarafların iradesinin Kemer Adliyeleri olduğunu gösterdiğini, aksi durumda da icra dairesine yaptığı itirazda yetkiye itiraz etmeyen davalının Mahkemede itirazlarının dikkate alınıp karar tesis edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın esasına girilerek itirazın iptali taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlâmsız icradaki yetki, bir ilâmsız icra takibine hangi yerdeki icra dairesi tarafından bakılacağının belirlenmesi demektir. 6100 sayılı HMK’daki yetki hükümleri (HMK m. 6-18), ilâmsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 50, I]. Buna göre, ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi, borçlunun yerleşim yerindeki (TMK m.19-22) icra dairesidir (HMK m. 6). Bir icra takibinde borçlu sayısı birden fazla ise (borçlu tarafta birden fazla takip arkadaşı varsa), icra takibi bunlardan (borçlulardan) birinin yerleşim yerindeki icra dairesinde yapılabilir (HMK m. 7,1). HMK m. 8-16'daki hâllerde, icra daireleri özel yetkilidir. Bu özel yetkilerden en önemlisi, sözleşmeden doğan para borçları hakkındaki yetkidir; buna göre : a) Sözleşmeden doğan para borçları için, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerdeki icra dairesi de yetkilidir (HMK m. 10). Sözleşmenin yerine getirileceği (ifa) edileceği yer, ilk önce tarafların açık (sarih) veya kapalı (zımnî) arzularına göre belirlenir. Bu arzunun sözleşmeden anlaşılamadığı hâllerde, kanunî ifa yerine başvurulur [818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 73 – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 89]. İcra takibinin konusu sözleşmeden doğan bir para borcu ise ve sözleşmede de aksine bir şart yoksa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir (BK m. 73/1 - TBK m. 89/1). Buna göre, bu para borcunun ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olup, alacaklı kendi yerleşim yerinde icra takibi yapabilir. b) Sözleşmeden doğan para alacakları için, sözleşmenin yapıldığı yerdeki icra dairesinde de ilâmsız icra takibi yapılabilir (m. 50, I, c. 2). c) 01.10.2011 tarihine kadar, ihtiyatî hacizden sonraki icra takipleri (m. 264), ihtiyatî haciz kararını vermiş olan mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinde de yapılabilmekte idi [İİK m. 258, m. 50, I; 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HUMK) m. 12]. Buna karşılık, 01.10.2011 tarihinden sonra, eğer ihtiyatî haciz kararını veren mahkeme HMK m. 5-18 hükümlerine göre yetkili değil (yetkisiz bir mahkeme) ise, bu (yetkisiz) mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesi, ihtiyatî hacizden sonra yapılacak icra takipleri için yetkili değildir. Çünkü, eski HUMK m. 12 hükmü, yeni HMK'na alınmamıştır. d) İcra dairesinin yetkisi, kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması hâlinde, icra dairesi yetkisizliğini kendiliğinden gözetemez; borçlunun, icra dairesinin yetkisiz olduğunu, (şikâyet değil) itiraz yolu (m. 62 vd) ile ileri sürmesi gerekir (Kuru, B. : İcra ve İflas Hukuku 2. Baskı, Ankara 2013, s. 177-179). İcra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürmek, (şikâyet değil) itiraz yolu ile olur. İcra dairesi kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez. Borçlu, yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirir. Yetki itirazı, esas hakkındaki itirazla (m. 62) birlikte yapılmalıdır (m. 50, II). Borçlu, süresi içinde ödeme emrine itiraz ederken, yetki itirazını da birlikte bildirmemişse, artık takibin bundan sonraki safhalarında yetki itirazında bulunamaz; icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Yani, alacaklı, borçlunun (esasa ilişkin) itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvurursa (m. 68 - 68/a), borçlu, icra mahkemesinde, icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri süremez (m. 63). Bunun gibi, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu, (esasa ilişkin) itirazın kaldırılması talebini inceleyen icra mahkemesinin yetkisizliğini de ileri süremez. Çünkü, icra mahkemesinin yetkisi, icra dairesinin yetkisine göre belirlenir; borçlu, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemekle, icra dairesinin ve dolayısıyla onun (icra dairesinin) tâbi bulunduğu icra mahkemesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Fakat, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu, hukuk mahkemesinin de yetkisini kabul etmiş sayılmaz. Yani, bu hâlde, alacaklı, aslında yetkisiz olan icra dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açamaz; açarsa, borçlu, hukuk mahkemesinin yetkisine (ilk) itiraz edebilir (Kuru, s.180-181). Borçlu, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi olduğunu bildirmelidir (İİK m. 50,I; HMK m. 19/2). Birden fazla yetkili icra dairesi varsa, borçlu, yetki itirazında bu (yetkili) icra dairelerinden seçtiği icra dairesini (yalnız birini) yetkili olarak bildirebilir; aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz (İİK m. 50,1; HMK m,19/2,c.2). Yani, borçlu yetki itirazında yetkili icra dairesi olarak birden fazla icra dairesini gösterirse, yetkili icra dairesini kesin olarak bildirmemiş olduğundan, böyle bir yetki itirazı geçersizdir (Kuru, s.181). Somut uyuşmazlıkta; icra takibi alacaklının ve borçluların ikametgahının bulunduğu Kemer İcra Dairesi'nde başlatılmış olup davalılar icra dairesindeki itirazında yetkiye, borca, faize, faiz oranına ve takibe itiraz etmiş iseler de yetkili icra dairesini bildirmediklerinden HMK'nın 19. maddesi uyarınca yetki itirazı geçersizdir. Davalı borçlular cevap dilekçelerinde Antalya İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu beyan etmiş iseler de, itirazın iptali davasında verilen davaya cevap dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde yetki itirazının usulüne uygun ve geçerli şekilde yapıldığından bahsedilemeyecektir. İcra dairesinin yetkisi kesinleştiği halde takip başlatılan icra dairesinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bu durumda; Yerel Mahkemece icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığından bahisle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere yargılamaya devam olunması için dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/05/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafça peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde İlk Derece Mahkemesi'nce davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22/09/2025 ...