Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya bağlı Dicle Barajı işyerinde çalıştığını ve Tes-İş Sendikası üyesi olduğunu, davalı tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olarak asıl işi bölmek suretiyle davacının işvereni konumunda gösterilen firmalara ihale edildiğini, ilk işe girdiği tarihten itibaren asıl işveren olan davalı Şirket çalışanı olduğunun Ankara 4. İş Mahkemesinin 2014/600 Esas sayılı dosyasında açtığı dava ile tespit edildiğini ve Yargıtay (Kapatılan) 22.
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya bağlı Dicle Barajı işyerinde çalıştığını ve Tes-İş Sendikası üyesi olduğunu, davalı tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olarak asıl işi bölmek suretiyle davacının işvereni konumunda gösterilen firmalara ihale edildiğini, ilk işe girdiği tarihten itibaren asıl işveren olan davalı Şirket çalışanı olduğunun Ankara 4. İş Mahkemesinin 2014/600 Esas sayılı dosyasında açtığı dava ile tespit edildiğini ve Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi denetiminden geçerek kesinleştiğini ileri sürerek, 22.05.2014 tarihinden dava tarihine kadar iş güçlüğü tazminatı, ikramiye, sosyal yardım, ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. KARAR: Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının alacaklarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.