T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1886 Esas KARAR NO : 2026/248 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/06/2022 NUMARASI : 2020/272 Esas, 2022/671 Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ BİRLEŞEN DAVA (BAKIRKÖY 5. ATM'NİN 2020/273 ESAS SAYILI DOSYASI) DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. madde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1886 Esas KARAR NO : 2026/248 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/06/2022 NUMARASI : 2020/272 Esas, 2022/671 Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ BİRLEŞEN DAVA (BAKIRKÖY 5. ATM'NİN 2020/273 ESAS SAYILI DOSYASI) DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında sözleşmesel bir ilişki mevcut olduğunu, davalı şirketin pek çok ülkede, Türkiye'de ve ... nezdinde markalarının tescil edilmesi için müvekkili şirkete başvurduğunu, bunun karşılığında müvekkil tarafından gerekli hizmetler verilerek davalı şirketin marka başvurularının yapılarak tescil ettirildiğini, davalının, müvekkilinden yapılmasını talep ettiği işlerden birinin de ...+... markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesinin olduğunu, davalı şirketin "...+...", "... ...+..." ve "...+..." markalarının tescili için müvekkiline danıştığını, bu markaların tescili için talimatlar vererek işin yapılmasını talep ettiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan mailleşmeler neticesinde Suudi Arabistan'da tescil ettirilecek markaların 16, 20 ve 35. sınıflarda tescil ettirilmesi üzerinde anlaşmaya varıldığını, markanın tescil edilebilmesi için başvuru işleminin, ilan işleminin ve tescil işleminin birbirinden ayrılamayan işlemler olduğunu ve bu işlemlerin harçlarının, süreçlerin sırasında ayrı ayrı ödendiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen fiyat teklifinde, markanın tesciline onay verildikten sonra ayrıca harç ödenmesi gerekeceğinden anılan ücretin yalnızca başvuru işlemleri için geçerli olduğunun, ilan ve tescil ücreti gibi ücretlerin dahil olmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkili ile çok uzun yıllardır çalışan davalının kendisinin de müvekkilinin çalışma ve ücretlendirme prensibinden haberdar olduğunu, davalı şirketin onay ve talimatını aldıktan sonra müvekkilinin markanın Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesine ilişkin süreci gecikmeksizin başlattığını, davalı şirket tarafından başvuruya ilişkin kısmın ödendiğini, bunun ardından markanın önce ilan ve akabinde tesciline karar verildiğini, markanın tescil edilmesine ilişkin olarak yapılması gereken tüm işlemlerin de müvekkili tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, harçların ödendiğini ve ...+... markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil ettirildiğini, davalı şirketin süreci baştan sona kadar takip ettiğini, müvekkili ile sürekli irtibat halinde olduğunu, müvekkili tarafından tüm bilgilerin kendisiyle paylaşılarak süreçten haberdar edildiğini, bu kapsamda müvekkili tarafından tescil harcının yatırılmasının da bir süreç olduğuna, çünkü tescil işlemlerinin tescil harcı yatırılmadan tamamlanamayacağına ilişkin hatırlatmaların gerek e-mail gerekse telefon aracılığıyla yapıldığını, bütün bu bilgilendirmeleri edinen davalı şirketin hiçbir zaman bir itirazda bulunmadığını, Suudi Arabistan'da marka başvuru ve tescil işlemlerini yapan müvekkili şirketin birlikte çalıştığı şirket tarafından ödeme yapılması istendiğinde bu durumun davalı şirkete iletildiğini ve teyit alındıktan sonra davalı tarafından müvekkiline bununla ilgili ödemelerin yapılması gerektiği yönünde talimatlar verilmesi üzerine müvekkilinin, bu şirkete ödemeleri gönderdiğini, ancak müvekkili tarafından yapılan ödemelerin davalıdan tahsil edilemediğini, oysa davalı şirketin ödeme yapılması konusundaki açık talimatı üzerine müvekkilince Suudi Arabistan'da bulunan yetkili şirkete talimat verilerek ilgili ödemelerin yapılmasının sağlandığını, alacağını tahsil edemeyen müvekkili tarafından Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlattığı icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, dava konusu "..." markasının 11/05/2016 tarihinde, "..." markasının ise 23/05/2016 tarihinde tesciline karar verildiğini ve davalı şirkete bilgilendirme yapıldığını, ardından davalı şirketin talebiyle tescil belgelerindeki revize işlemlerin de yapıldığını, akabinde "..." markasının 16, 20 ve 35. sınıflarında tescil edilerek revizesinin de tamamlandığı bildirilerek marka tescil belgesi örneklerinin paylaşıldığını, sonrasında davalının, tescil ettirdiği bu markaların kullanım hakkını yurtdışındaki ortaklarına vermek amacıyla müvekkili şirket vasıtasıyla lisans sözleşmesi de yaptığını ve markalarını kullanmaya başladığını, icra takibinin, markanın ilan ve tesciline ilişkin müvekkili şirketçe yurtdışındaki yetkili şirkete ödenen ücretler ve yapılan masraflar ile müvekkili şirketin bu işlemleri yaptırması sebebiyle emek ve çabasının karşılığı olan hizmet bedeline ilişkin olarak başlatıldığını, Suudi Arabistan'da marka başvurusu yapmaya yetkili olan ...şirketi ile görüşmeleri yapan ve süreci yürüten şahısın, müvekkili şirketin o tarihteki çalışanlarından ... olduğunu, bu kişinin müvekkili aleyhine pek çok usulsüzlükler yaptığını ve bunların daha sonra ortaya çıktığını, hatta kendisi tarafından yazılan itiraf mektubunda bu hususların kabul ve ikrar edildiğini, ...'in müvekkili şirket aleyhine işlemler yaptığı firmalardan birinin de davalı şirket olduğunu, bu kişinin, müvekkili şirketteki yönetici pozisyonundan yararlanarak müşterilerle yaptığı yazışmaları mail sistemlerinden silmesi, bazı işlem dosyalarını çalması, bir kısım dosya ve evrakları da yok etmesi sebebiyle müvekkilinin işbu usulsüz iş ve eylemlerden ve davalı şirketin ödemesi gereken ücretleri ödemediğinden haberdar olamadığını, bu hususların öğrenilmesi üzerine kendisinin yaptığı işler üzerinde geçmişe dönük olarak araştırmalar yapıldığını, bunun sonucunda, özellikle silinmiş evraklar arasında binlerce evrak ve mail bulunduğunu, davalı şirket yetkilisi ...ile yapılmış yazışmaların ve çok sayıda gizlenmiş e-postaların da bulunduğunu, yazışmalar incelendiğinde müvekkilinin yaptığı işlerin ve verdiği hizmetlerin harç ve ücretlerinin davalıdan tahsil edilmediğinin anlaşıldığını, bu durumun ... tarafından müvekkili şirket yetkililerine haber verilmeden bilerek saklandığının ortaya çıktığını, buna göre davalı şirketin, müvekkili şirketin o dönemki çalışanlarından ... ile birlik olarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını, bu hususla ilgili olarak şüpheli ... ve davalı şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/66427 Srş. numarası ile devam ettiğini, müvekkili şirket tarafından, bu eylemlerden ve alacağını alamadığından haberdar olduktan sonra fatura kesilerek davalı şirkete gönderilmiş ise de, davalı şirketin haksız bir şekilde bu faturalara itiraz ederek ödeme yapmaktan kaçındığını, akabinde itiraza uğrayan dava konusu icra takibinin başlatıldığını belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın fiili ödeme tarihinde kur üzerinden hesaplanarak işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; asıl dava kapsamında sunduğu dava dilekçesinde ki anlatımlarını tekrar etmiş olup bu davanın konusunun davalı şirket tarafından talep edilen ...+... markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesi işine ilişkin olduğunu, "..." markasının da tescil edilerek belgelerinin davalı şirkete gönderildiğini, ancak davalı şirket tarafından bu markanın tescili ile ilgili ödenmesi gereken harç, masraf ve hizmet bedellerinin de ödenmemesi sebebiyle müvekkili tarafından markanın ilan ve tesciline ilişkin yurtdışında ki yetkili şirkete ödenen ücretler ve yapılan masraflar ile müvekkili şirketin bu işlemleri yaptırması sebebiyle emek ve çabasının karşılığı olan hizmet bedeline ilişkin olarak Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlattığı icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın fiili ödeme tarihinde kur üzerinden hesaplanarak işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili asıl ve birleşen davaya karşı cevap dilekçesinde; müvekkilinin 23/02/2015 tarihli mailde de görüleceği üzere, Suudi Arabistan'da "..." ve "..." markalarının tescilini yaptırmak istediğini, söz konusu işin müvekkillinin çalışanı ...tarafından davacıya tevdi edildiğini, davacı tarafından gönderilen teklif formunda, yurtdışı vekil hizmeti, başvuru harcı, ... patent başvuru hizmet bedelinin ayrı ayrı gösterildiğini, bunun haricinde taraflar arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme veya kayıt bulunmadığını, davacı tarafından kesilen toplam 6 adet faturaya konu tutarı ödeyen müvekkilinin, davacıya başka herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava dilekçesinde açıkça, başvuru işlemi, ilan işlemi ve tescil işleminin birbirinden ayrılamayan işlemler olduğu belirtilmesine rağmen davacının keyfi olarak masraf ve ücret talebinde bulunduğunu, zira birbirinden ayrılamayan işlemler tek bir işlem olduğundan ayrı bir bedele sebep olamayacaklarını, ayrıca markanın müvekkiline teslim edilmesinden yaklaşık 2 sene sonrasına kadar herhangi bir talepte de bulunulmadığını, yazılı bir delil sunamayan davacının talebinin imzasız bir fotokopi metnindeki nota dayandığını, vekil sıfatıyla hareket eden davacının TBK. 502 vd. maddeleri uyarınca yükümlülüklerinin hiçbirini neredeyse yerine getirmediğini, davacının sözleşme esasının 8.872,50 USD tuttuğu bir işte müvekkiline hiçbir bilgi vermeden ve iş bittikten sonra yaklaşık 23.687,32 USD masraf talep ettiğini, ancak bu bedel ile ilgili hangi sözleşme, hangi talimata dayalı iş yapıldığının belli olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan tüm mailler ile taraflarınca sunulan maillerin hiçbirinde marka işlemlerinin "başvuru, ilan, tescil" işlemleri olarak ayrı ayrı ücretlendirileceği, doğacak masraf ve ücretlerle ilgili nevi ve miktar hususlarında bir bilgi veya emare bulunmadığını, müvekkilinin, kendi adına marka tescilini talep ettiğini ve bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, ne var ki davacının marka tescilini 3. bir şahıs adına yaptığını ve kendi yaptığı hatadan kaynaklanan masrafları müvekkiline yıkmaya çalıştığını, esas problemin kaynağının da bu olduğunu, dilekçeleri ekinde sunulan konsolosluk tasdikli evraktan ve davacının maillerinde görüleceği üzere bu durumun kendilerince de ikrar edildiğini, ... tarafından davacıya kesilen "..." (Devir Sözleşmesi) içerikli faturanın yanlış kişi adına tescil edilen markanın müvekkiline devri için ödenen bedel olduğunu, davacının bu fatura bedelini kendi kestiği faturalar ile müvekkiline ödetmeye çalıştığını, markaların yanlış kişi adına tescil edildiği ortaya çıktığında davacının bu durumun sıklıkla meydana gelebildiğini belirttiğini, söz konusu gecikme nedeniyle müvekkilinin Suudi Arabistan'daki işlerinin ciddi sıkıntıya girdiğini ve bu sebeple faaliyetlerinin engellendiğini, bu hususa çözüm bulması istenen davacı taraf, ilk zamanlar bu hatanın giderilmesinin basit bir revize işlemi olduğunu beyan etmiş ise de, bu hatanın ancak devir sözleşmesi ile yapılabileceğini bildirmek zorunda kaldığını, bütün bu problemli süreçlerden sonra ise 02.08.2016 tarihinde ...'tan müvekkiline marka devrinin sözleşme ile yapıldığını, davacının, bünyelerinde çalışan ...'in usulsüz iş ve eylemlerine ilişkin iddialarının ise kendi iç meselelerinin olduğunu, bu hususların müvekkilini ilgilendirmediğini, aksine davacı ile ...'in müştereken hareket ederek müvekkilinin bir başka şirketinin marka tescil işleminin ücret ve masraflarını almış olmalarına rağmen bu hususun gerçekleştirilmediğini sakladıklarını, zira ... markasının Suudi Arabistan'daki marka tescil ile ilgili hiçbir iş yapılmadığını ve müvekkiline bu durumun bilgisinin verilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için dava dayanağı fatura alacağı kabul edilse dahi icra takibinde hesaplanan faiz miktarının fahiş ve hatalı olduğunu, taraflar arasında anlaşılarak kabul edilmiş ve bunun üzerine düzenlenmiş bir fatura mevcut olmadığından içeriği itibariyle tartışmalı olan faturaya dayalı icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığı, "..." ve "..." markalarının bedeli için davalıya gönderilen teklif mektubunda tarafların imzasının bulunmadığı, davacının, davalıdan herhangi bir ödeme almadan sırf davalının işleri yürümesi amacıyla yurt dışı patent ofisine ödeme yapmasının ardından bu bedelin tahsilini davalıdan talep ettiğine dair yeterli delilin ibraz edilmediği, davacı tarafından "verilen hizmet bedeli" açıklaması ile davalıya hitaben düzenlenen takip ve dava konusu faturalara karşılık davalının, bu faturanın yanlış kişi adına tescil edilen markanın devri için ödenen bedel olduğuna yönelik savunması dikkate alındığında verildiği iddia edilen hizmetin verilip verilmediğine, yanlış başvuru devir bedelinin davalıya yansıtılıp yansıtılmadığına ilişkin hususların davacı tarafından ispatlanması gerektiği, dava konusu ... ve ... faturaya konu anlaşmanın imzalı bir sözleşme ile yapılmadığı, mail üzerinden maktu bir form ile yapıldığı, ... + ... markalarının bedeli için davalıya gönderilen teklif mektubunda her bir marka ve sınıf başvurusu için "Başvuru Harç ve Yurt Dışı Vekil ücreti olarak 850 USD + her bir marka ve sınıf başvurusu için ... Patent Başvuru Hizmet Bedeli olarak 350 USD" olmak üzere toplam 7.200,00 USD teklif gönderildiği, formun altında her ne kadar maktu olarak "Yukarıda belirtilen tutarlara… ilan ve tescil ücretleri ve belge gönderme gibi vs tüm masraf ve ücretleri dahil değildir." şeklinde bir ibare varsa da, formun maktu olduğu, sonrasında davacı tarafından ... + ... markaları için davalı tarafa "Suudi Arabistan’da ...+..." marka başvuru konulu 08/07/2015 tarihli ... nolu her biri 1.377,00 USD bedelli ve 08/07/2015 tarihli ... nolu 2.094,00 USD bedelli olmak üzere toplam 8.979,00 USD fatura düzenlendiği, tarafların karşılıklı kayıtlarından bu faturaların davalı tarafından ödendiğinin tespit edildiği, davacı taraf "işbu davanın konusu marka başvuru ücreti değil, tescil ve ilan ücretleri ve tescil ve ilan işlemlerine ilişkin hizmet bedelleridir" şeklinde itirazda bulunmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin kapsamı dikkate alındığında, sözleşme ilişkisi kapsamında borç alacak ilişkisi olduğu, bu borç alacak ilişkisinin temel dayanağının da davacı tarafından iddia edilen hizmetin hatalı ve eksik şekilde verildiği, ayrıca hizmetin verilmeyen kısımları ile ilgili de faturalandırma yapıldığı, düzenlenen faturanın da VUK'da belirtilen 7 günlük süre içerisinde değil, davacı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen hizmetten yaklaşık 2 yıl sonra faturasının düzenlendiği, VUK'un ilgili maddesinin de "mal teslimi ve hizmetin ifasından itibaren 7 gün içerisinde düzenlenmeyen faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağı" şeklinde olduğu, davacı taraf, davalı adına yapılan marka tescillerinin davalının talebi ve yönlendirmesi üzerine 3. bir şahıs adına tescil edildiğini beyan etmiş ise de, davacı tarafından davalıya gönderilen 17/05/2016, 10/08/2016 ve 19/08/2016 tarihli mailler dikkate alındığında 3. bir şahıs adına yapılan tescilin davacıdan kaynaklı olduğunun anlaşıldığı, taraflarca dosyaya sunulan maillerde de açıkça görüleceği üzere, marka tescili ile ilgili bir gecikme yaşandığı, gecikmenin sebebinin yanlış kişi adına tescil yapılması olduğu, yanlış yapılan tescilin 02/08/2016 tarihli devir sözleşmesi ile giderildiğinin tespit edildiği, ayrıca söz konusu teklif formunda da "Yukarıda belirtilen tutarlara… ilan ve tescil ücretleri ve belge gönderme gibi vs tüm masraf ve ücretleri dahil değildir." ibaresi yer almakla birlikte davacı tarafından verildiği iddia edilen hizmetin verilip verilmediğine, yanlış başvuru devir bedelinin davalıya yansıtılıp yansıtılmadığına, hizmet bedeline ve yapılan işlemlerin davalı adına yapılan işlemler olduğuna ilişkin hususların ispatlanması gerektiği, somut olayda, faturaların davalıya tebliğ edildiği, ancak ihtarname ile itiraz edilen faturaların iade edildiği, bu durumda fatura içeriği hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükünün davacıda olup davacının, alacağını talep edebilmesi için öncelikle teslim-hizmetin verildiği olgusunu yazılı ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, ancak davacının davasını ispatlayamadığı, 6100 sayılı HMK'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı TMK'nun 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla mükellef olup basiretli tacir olan davacının da fatura içeriği hizmetleri verdiğini, yurt dışı patent ofisine yapılan ödemelerin davalı adına sadece rutin marka tescil ücreti olduğunu ve kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; delilleri ve itirazlarının gerekçeli kararda değerlendirilip tartışılmadığını, bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hüküm kurmaya elverişsiz nitelikteki bilirkişi raporlarının olduğu haliyle hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ilan ve tescil ücreti ödemeleri için davalının, müvekkili şirkete verdiği talimatlardan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda hiç bahsedilmediğini, davalının, müvekkili tarafından ödenen tescil ve ilan ücretleri ile müvekkilinin hizmet bedelini ödemediğini, bu bedelleri ödememek için de o dönem müvekkili şirkette çalışan ... ile gizli bir işbirliği içine girmek suretiyle müvekkili şirketi nitelikli biçimde dolandırdığını, dava konusu hizmetin verildiğinin, dosyaya sunulan mailler, dekontlar, faturalar ve en önemlisi de marka tescil belgeleri ile ispatlandığını, davalı tarafından başvuru ücretlerinin ödendiği savunulsa da, bu davanın konusunun tescil ve ilan ücretleri ile tescil ve ilan işlemlerine ilişkin hizmet bedelleri olduğunu, ayrıca ... şirketi tarafından müvekkiline kesilen ve yine müvekkilince ödenen devir bedeline ilişkin fatura bedelinin dava konusu olmadığını, tüm işlemlerin bizzat davalının onay ve talimatları ile yapıldığını ve tüm sürecin davalının bilgisi dâhilinde olduğunu, müvekkilinin, davalının talimatı dışında bir işlem yapmadığını, davalı taraf yetkilisi tarafından, tescil edilecek markaların, Suudi Arabistan'daki şirket üzerine tescil edileceğinin bildirildiğini, marka başvuru, ilan ve tescil ücretlerinin ayrı ayrı alınmasının zorunluluğuna dair Suudi Arabistan Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin ıslah dilekçesi ekinde sunulduğunu, ayrıca yine ıslah dilekçeleri ile, dosyaya, emsal nitelikteki ücretlerin de eklendiğini, bu emsal ücretlerin ise tek bir sınıfın tesciline ilişkin ücretler olduğunu, ancak bu hususların rapora ve gerekçeli karara konu edilmediğini, dosyaya sunulan uzman mütalaasının da incelenip değerlendirilmediğini, ayrıca tek bir arabuluculuk toplantısı yapılmasına rağmen gerekçeli kararda, usul ve yasaya aykırı bir şekilde, hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden ayrı ayrı arabuluculuk ücretine hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında asıl dava konusu Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 14/12/2018 tarihinde 8.401,60 USD asıl alacak ve 930,32 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.331,92 USD'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu takip, markanın tescili için faks, fotokopi, kargo ve transfer masrafına ilişkin 130,00 USD; markanın tescili için verilen patent hizmet bedeline ilişkin 1.800,00 USD ve markanın tescil ve ilan ücreti ile yurtdışı vekillik hizmet bedeline ilişkin 5.190,00 USD ve KDV'si ile birlikte düzenlenen 06/11/2018 tarihli, ... nolu ve 8.401,60 TL bedelli faturaya istinaden başlatılmıştır. Davacının, davalı hakkında birleşen dava konusu Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 14/12/2018 tarihinde 8.401,60 USD asıl alacak ve 930,32 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.331,92 USD'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu takip, markanın tescili için faks, fotokopi, kargo ve transfer masrafına ilişkin 130,00 USD; markanın tescili için verilen patent hizmet bedeline ilişkin 1.800,00 USD ve markanın tescil ve ilan ücreti ile yurtdışı vekillik hizmet bedeline ilişkin 5.190,00 USD ve KDV'si ile birlikte düzenlenen 06/11/2018 tarihli, ... nolu ve 8.401,60 TL bedelli faturaya istinaden başlatılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/02/2021 havale tarihli raporda; davacı ve davalıya ait 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerin sahipleri lehine delil niteliğinin olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 2015, 2016 ve 2017 yılına ilişkin hizmet faturalarından kaynaklanan borçlandırma kayıtları ile ödeme/tahsilat kayıtlarının tamamının karşılıklı olarak birbirini doğruladığı, bu dönemlere ilişkin borç/alacak bakiyesinin olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında uyuşmazlık konusunun 2018 yılındaki kayıtlardan kaynaklandığı, davacı tarafından düzenlenen dava ve takip konusu ... ve ... nolu 45.763,52 TL bedelli, dava konusu olmayıp başka bir icra takibine konu edilen ... nolu 37.497,80 TL bedelli ve 03/12/2018 tarihli ... nolu 3.091,32 TL'lik faturalar dolayısıyla davalının 03/12/2018 tarihi itibariyle davacı defterlerine göre 132.116,16 TL borçlu gözüktüğü, ancak söz konusu faturaların davalı tarafça teslim alınmayarak defter kayıtlarına intikal ettirilmediği, davacı tarafından "Suudi Arabistan'da ... + ..." marka başvuru konulu 1.377,00 USD x 5 adet fatura ile 6.885,00 USD ve 2.094,00 USD olmak üzere toplam 8.979,00 USD tutarlı fatura düzenlendiği, davalı tarafından bu faturaların ödendiğinin tarafların karşılıklı kayıtlarından tespit edildiği, davacı tarafından asıl ve birleşen dava konusu icra takiplerine konu edilen faturalar ile işlemiş faizi de olmak üzere toplam 18.662,64 USD'nin ödenmesinin talep edildiği, ancak aynı konuda davalı şirket tarafından az önce belirtilen 6 adet fatura ile toplam 8.779,00 USD'nin ödendiği dikkate alındığında fatura düzenlenerek tahsilata konu edilmesinin mükerrer işlem kanaati oluşturduğu, davacı taraf, davalıdan herhangi bir ödeme almadan sırf davalının işlerinin yürümesi amacıyla yurt dışı patent ofisine ödeme yaptığını belirtmekle ...şirketinin kendisine kestiği ve ödemesini yaptığı toplam 9.331,92 USD'nin davalı adına yapılan işlemler olduğunu ve ayrıca bu bedelin içerisinde kendi hatasından kaynaklanan devir masraflarının bulunmadığını ispat etmesi gerektiği bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/09/2021 teslim tarihli raporda, kök rapordaki görüşlerinin değişmediği bildirilmiştir. Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 19/04/2022 tarihli raporda; her iki tarafın ticari defterleri usulüne uygun tutulduğundan lehlerine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacının kendi kayıtlarına göre icra takip tarihi olan 14/12/2018 tarihi itibariyle davalıdan 132.116,16 TL (24.286,76 USD) alacaklı olarak gözüktüğü, davalının ise kendi kayıtlarına göre dava tarihi tarihi olan 08/04/2020 itibariyle davacıya borçlu olmadığının gözüktüğü, ticari defterlerin karşılaştırılması neticesinde taraflar arasında 2015, 2016, 2017 yılına ilişkin düzenlenen faturalardan kaynaklanan borç kayıtları ve ödeme/tahsilat kayıtlarının hepsinin birbirini doğruladığı, bu dönemlere ilişkin her iki tarafın ticari defter kayıtlarında borç/alacak bakiyelerinde fark olmadığı, ticari defter arasındaki farkın, davacı tarafından 2018 yılında düzenlenen 06/11/2018 tarihli 6.884,12 USD (37.497,80 TL), 8.401,60 USD (45.761,51 TL), 8.401,60 USD (45.761,51 TL) tutarlı 3 adet fatura ile 03/12/2018 tarihli 599,44 USD (3.091,32 TL) tutarlı 1 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davacı tarafından ... ve ... markaları için davalı tarafa düzenlenen 08/07/2015 tarihli, toplam 8.879,50 USD (23.789,93 TL) tutarlı 6 adet faturanın bedelinin davacı tarafından tahsil edildiği, davacının, davalıdan herhangi bir ödeme almadan sırf davalının işlerinin yürümesi amacıyla yurt dışı patent ofisine ödeme yapmasının ardından veya öncesinde bu bedelin tahsilini davalıdan talep ettiğine dair bir belge, yazışma ve maili dosyaya ve incelemeye ibraz etmediği, böyle bir bedelin varlığı halinde bu bedelin yatmadan önce veya yattıktan sonra talep edilmesi veya bilgi verilmesi gerektiğinin düşünüldüğü, davacının fatura muhteviyatı hizmetleri verdiğini, yurt dışı patent ofisine yapılan ödemelerin davalı adına sadece rutin marka tescil ücreti olduğunu, yanlış başvuru devir bedelinin davalıya yansıtmadığını ve kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatlaması gerektiği bildirilmiştir. Uyuşmazlık, davacının, dava konusu takiplere dayanak faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. Asıl dava ... ...; birleşen dava ise ... ... markasının Suudi Arabistan nezdinde tescil edilmesi işlemine ait tescil ve ilan ücretleri ile buna yönelik masraflar ve hizmet bedeli ile ilgili düzenlenen faturaların tahsilini konu almaktadır. ... tarafından, ... markasının Suudi Arabistan'da 16, 20 ve 35. sınıflarda yayınlanması ve kaydı işlemi ile hizmet bedeline ilişkin davacı şirket adına 26/10/2015 tarihli, ... numaralı 5.190,00 USD bedelli fatura düzenlenmiştir. Davacı tarafından ... markası için ... (...L.) ... isimli şirketin hesabına 12/04/2016 tarihinde 5.190,00 USD'nin ödendiğine dair banka swifti olduğu belirtilen belgenin sunulduğu, ayrıca davacı tarafından bu şirkete gönderilen e-mail ile 5.190,00 USD'nin yatırıldığı ve tescil ücretinin yatırılarak belgesinin gönderilmesinin istendiği, daha sonra davacı tarafından 16/11/2018 tarihli dava ve takip konusu olan ... nolu ve 8.401,60 TL bedelli faturanın düzenlendiği anlaşılmıştır. ... tarafından, ... markasının Suudi Arabistan'da 16, 20 ve 35. sınıflarda yayınlanması ve kaydı işlemi ile hizmet bedeline ilişkin davacı şirket adına 26/10/2015 tarihli, BIA 1198/15 numaralı 5.190,00 USD bedelli fatura düzenlenmiştir. Davacı tarafından ... markası için ... (...L.) ... isimli şirketin hesabına 11/05/2016 tarihinde 5.190,00 USD'nin ödendiğine dair banka swifti olduğu belirtilen belgenin sunulduğu, ayrıca davacı tarafından bu şirkete gönderilen e-mail ile 5.190,00 USD'nin yatırıldığı ve tescil ücretinin yatırılarak belgesinin gönderilmesinin istendiği, daha sonra davacı tarafından 16/11/2018 tarihli dava ve takip konusu olan ... nolu ve 8.401,60 TL bedelli faturanın düzenlendiği anlaşılmıştır. Somut olayda, taraflar arasında yazılı olarak yapılmış bir sözleşme bulunmamakta olup davalının talepte bulunması üzerine davacı tarafından davalıya e-mail üzerinden gönderilen 13/05/2015 tarihli teklif formu ile, her bir marka ve 3 ayrı sınıf başvurusu için (16, 20 ve 35. sınıflar) "başvuru harç ve yurt dışı vekil hizmet bedeli" olarak 850,00 USD ve "... Patent Başvuru Hizmet Bedeli" olarak 350,00 USD olmak üzere toplam 7.200,00 USD bedel ile ... ve ... markalarının Suudi Arabistan'da tesciline ilişkin işlemlerin yapılmasının teklif edildiği ve akabinde her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere sözleşmesel bir ilişkinin kurulduğu ve davacının bu doğrultuda marka tescil işlemlerini yürüttüğü sabittir. Taraflar arasında kurulan bu sözleşmesel ilişkinin, kararlaştırılan edimin niteliği gözetildiğinde, hizmet ve vekalet sözleşmesine özgü özellikler barındıran karma bir yapıya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ... ... ve ... ... markasının başvuru ücreti için düzenlenen ... nolu (.... nolu fatura, marka başvuru ücreti ile birlikte ayrıca ..., transfer, faks, fotokopi, kargo ve tercüme masrafları ile noter tasdik işlemlerine ilişkin ücreti de içermektedir) toplamda 8.879,50 USD tutarında olan 6 adet fatura bedelinin her iki tarafın incelenen ticari defterlerine göre davalı tarafından ödendiği tarafların da kabulündedir. Davalı taraf, ödeme yaptığını ileri sürerek başka bir borcunun bulunmadığını ve davacının, hatası ile markaların tescilini 3. bir kişi adına yapması sebebiyle oluşan masrafların da kendisine yüklenmeye çalışıldığını savunmuştur. Buna karşılık davacı taraf ise, asıl ve birleşen davalara konu icra takibine dayanak faturalar ile, markaların tescil ve ilan ücretleri ile buna yönelik masraflar ve hizmet bedelinin tahsilini talep etmekte olup markaların başvuru ücreti ve 3. kişi adına yapılan tescilin davalı adına devir edilmesi işlemlerine ilişkin ... (...L.) ... isimli şirket tarafından kesilen fatura bedelinin dava konusu olmadığını ileri sürmektedir. Bahsi geçen markaların tescilinin başlangıçta 3. bir kişi adına yapıldığı sabit olsa da, dosya kapsamında yer alan e-maillerden anlaşılacağı üzere esasen bu husus davalının da bilgisi dahilinde olup davalı muhtelif tarihlerde gönderdiği e-mailler ile tescil belgelerindeki isim tashihlerinin neticesini ve düzeltmenin yapılıp yapılmadığını sorduğu gibi hatta marka tescillerinin kendi adına yapılması amacıyla davalı tarafından davacı adına vekaletname de düzenlenmiştir. Ayrıca bu süreçte davalı, markaların 3. kişi adına tescil edilmesi sebebiyle bir itiraz da bildirmemiştir. Buna göre vekil olan davacının, vekalet veren davalının bilgisi dahilinde düzeltme işlemlerini yerine getirdiği, bu kapsamda markaların 3. kişi olan ... (...L.) ... tarafından 02/08/2016 tarihli devir sözleşmesi ile davalıya devir işleminin yapıldığı, akabinde markanın davalı adına tescil edildiği, buna göre davacının sözleşmesel edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Söz konusu devir sözleşmesinde devreden olarak görünen ... (...L.) ... tarafından davacı şirkete 23/08/2016 tarihli, 4.225,00 USD bedelli fatura kesildiği, davacı tarafından bu şirketin hesabına 25/08/2016 tarihinde 4.225,00 USD'nin ödendiğine dair banka swifti olduğu belirtilen belgenin sunulduğu, daha sonra ise davacı tarafından davalıya, devir dışı harç ve hizmet bedeli 4.225,00 USD, ... patent hizmet bedeli 1.479,00 USD ve faks, fotokopi, kargo ve transfer masrafı 130,00 USD olmak üzere KDV'si ile birlikte toplam 6.884,12 USD bedelli 06/11/2018 tarihli ... nolu fatura düzenlenmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere markaların davalı adına devri için yapılan düzeltme işlemi kapsamında düzenlenen bu fatura davalının iddiasının aksine zaten dava konusu değildir. Ayrıca davacının beyanına göre, bu faturanın, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edildiği de anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, Suudi Arabistan'da yapılacak marka tescillerinde her bir sınıf için ayrı bir başvuru, ilan (yayın) ve tescil aşamalarının olduğu ve her bir aşama için ise ayrı bir ücret ödenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya gönderilen e-mail ile, marka başvurularının 11/08/2015 tarihi itibariyle yapıldığı belirtilerek işlem sürecinin anlatıldığı, buna göre önce başvurunun inceleneceği, resmi marka bülteninde ilan sürecinin olduğu, tescil kararı ile belgenin alınmasına ilişkin harcın yatırılacağı ve akabinde tescil belgesinin düzenleneceği belirtilmiştir. Yine davalı tarafından davacıya gönderilen e-mailler ile, marka yayın bedelinin ödenmesi için gereğinin yapılmasının istendiği, Arabistan tescil bedellerinin yatıp yatmadığı ve belgelerin ne zaman geleceğinin sorulduğu görülmüştür. Buna göre yapılan açıklamalar da dikkate alındığında ilan ve tescil süreçlerinin ayrı bir ücreti gerektirdiğinin davalının da bilgisi dahilinde olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki tarafların kabulünde olan ve sözleşmesel ilişkinin kurulmasını sağlayan teklif formunun altında "KDV, ..., transfer masrafları, faks, fotokopi, kargo masrafları, gerektiği takdirde noter ve konsolosluk tasdik masrafları, tercüme masrafları, gerektiğinde ilgili ülkelerde yapılacak tercüme ve tasdikler, ek evrak ve doküman dosyalanması, rüçhan talebi, itiraz, itiraza cevap, görüş bildirme, disclaim, gerektiğinde kullanım evraklarının dosyalanması, ilan ve tescil ücretleri, markanın takibi ve belge gönderme gibi tüm masraf ücretleri dahil değildir" hususlarına yer verilmiş olup ilan ve tescil ücretlerinin başvuru ücretine dahil olmadığı da açıkça belirtilmiştir. Yapılan açıklamalar uyarınca, dava ve takibe konu faturaların içeriği, ilan ve tescil aşamalarının ayrı bir ücret ödenmesini gerektirdiği, ayrıca markaların davalıya devri için yapılan düzeltme işlemlerine ilişkin ayrı bir faturanın düzenlendiği de gözetildiğinde, düzeltme ve devir işlemlerinden kaynaklı masrafların takibe konu faturalar ile davalıya yansıtılmadığı sabit olup davalının bu masrafların kendisinden tahsil edilmek istendiği savunması yerinde değildir. Bu anlamda mahkemenin gerekçesinin aksine davacının, söz konusu masrafların davalıya yansıtılıp yansıtılmadığı yönünde ispat etmesi gereken bir husus bulunmadığı gibi davacının, edimini yerine getirdiğinin anlaşılmasına göre, ilan ve tescil aşamalarına ilişkin ücretler sebebiyle düzenlendiği sabit olan dava ve takip konusu faturalarda belirtilen markaların ilan ve tesciline ilişkin ücret ve masrafların taraflar arasındaki anlaşma kapsamında davalı tarafından ödenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Her iki tarafında kabulünde olan ve taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin kurulmasını sağlayan teklif formunda, hem davacı şirket hem de yurt dışında bu işlemleri yapan şirket için bir hizmet bedeli kararlaştırılmamıştır. Ancak davacı tarafından gönderilen bazı e-mailler ile, marka tesciline ilişkin masraflar bildirilirken hizmet bedelinin bu masrafların dışında olduğu da belirtilmiştir. TBK'nun 506/1 maddesine göre, vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür, ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu yada teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Buna göre, vekil konumunda olan davacının, borcunu bizzat yerine getirmesi gerekse de, dosya kapsamında yer alan e-mail yazışmalarından anlaşılacağı üzere markanın tesciline ilişkin işlemlerin davacı tarafından yurt dışında bulunan ... isimli şirkete yaptırıldığı bilgisi dahilinde olan davalının buna yönelik bir itirazı söz konusu olmamıştır. Hem davacı şirket hem de yurt dışında bulunan şirketin, davalıya ait markaların tescil işlemlerini yerine getirmesi sebebiyle verdiği emek ve hizmetine karşılık bir ücrete hak kazanacağı işin doğası ve halin icabı gereği olup ayrıca TTK'nun 19/2 maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken tacir olan davalı şirketin de bunu öngörememesi beklenemez. 6098 sayılı TBK'nun 502/3 maddesinde, sözleşme veya teamül varsa vekilin, ücrete hak kazanacağı; aynı Kanunun 510/1 maddesinde ise, vekâlet verenin, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlü olduğu belirtilmiş olup buna göre davacı şirket hem kendi hizmet bedelini hem de yurtdışı vekillik hizmetini yerine getiren şirket için ödediği hizmet bedelini davalıdan talep edebilecektir. Ancak bu durumda bahsi geçen teklif formu ile yada başka şekilde bir belirleme yapılmadığından talebe konu hizmet bedellerinin piyasa rayicine uygun olup olmadığının tespiti gerekir. Dairemizin incelemesinde olan 2025/653 Esas sayılı dosyasında, yine aynı davacı tarafından işbu eldeki davanın davalısı olan şirket ile grup şirket olan (davalının kendi beyanları ile kabul ettiği üzere) ... A.Ş.'ye karşı açılan dava da, "..." markasının yine Suudi Arabistan'da 16, 20, 35. sınıflarda tescil edilmesi amacıyla davacı tarafından düzenlenen ve işbu eldeki davaya konu faturalar ile aynı kalem ve miktarı içeren 8.401,60 USD bedelli faturanın ödenmesine ilişkindir. Zaten davacı tarafından, o davanın konusu olan "..." markasının tesciline ilişkin sürecin de "..." ve "..." markalarının tesciline ilişkin süreç ile birlikte yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bahsi geçen bu dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporunda, yurtdışı vekillik hizmet bedelinin de içinde yer aldığı markanın tescil ve ilan ücretine ilişkin 5.190,00 USD'nin davacı tarafından talep edilebileceği ve ayrıca faturada davacı şirket hizmet bedeli olarak gösterilen 1.800,00 USD'nin işin yapıldığı tarihler itibariyle piyasa rayiçlerine uygun olduğu belirtilmiştir. O halde söz konusu raporda ki tespitler de dikkate alındığında, davacının ... ve ... markaları için takip konusu faturalara yansıyan hem kendi hizmet bedelini hem de yurtdışı vekillik hizmetini yerine getiren şirket için ödediği hizmet bedelini talep edebileceği kabul edilmelidir. Bunun yanında yine söz konusu bilirkişi raporu da dikkate alındığında, teklif formu içeriğinde ücrete dahil olmadığı da ayrıca belirtildiğinden faturalarda, markanın tescili için faks, fotokopi, kargo ve transfer masrafı olarak gösterilen 130,00 USD'nin de davacı tarafından talep edilebilmesine bir engel bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 117/1 maddesi "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer." aynı maddenin 2. fıkrası ise "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur..." hükmünü içermektedir. Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi ayrıca her iki tarafın da kabulünde olan teklif formu içeriğinde borcun ifa edileceği gün bakımından bir belirleme yapılmadığından bu durumda davalı borçlunun, ancak davacı alacaklının usulüne uygun temerrüt ihtarı ile temerrüte düşeceği kabul edilmelidir. Dava ve takip konusu faturalar davalı tarafa kargo ile gönderilip teslim edilmiş ise de, usulüne uygun bir temerrüt ihtarı olmadan sadece faturaların gönderilmesi ile davalı borçlu temerrüde düşmüş sayılmayacağından davacının işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalı borçlunun itiraz ederek faturaları iade ettiği 16/11/2018 tarihli noter ihtarına karşı davacı alacaklı 07/12/2018 tarihli noter ihtarnamesi ile cevap vererek faturaların derhal ödenmesini talep etmiş ise de, tebliğin ne zaman yapıldığı belli değildir. İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2 maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Yapılan açıklamalar gözetildiğinde, alacağın faturadan kaynaklanması sebebiyle davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan şartları oluşan icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekir. Öte yandan, davacı tarafından davalı ile tek bir arabuluculuk görüşmesi yapılarak tutanak düzenlenmesine rağmen hem asıl hem de birleşen dosya kapsamında arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi yerinde olmamış ise de, Dairemizce yeniden tesis edilecek kararda gözetilecek olan bu hususa eleştiri olarak değinmek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında asıl ve birleşen davanın 8.401,60 USD üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle ayrı ayrı KABULÜ ile, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/272 Esas, 2022/671 Karar sayılı ve 28/06/2022 tarihli asıl ve birleşen davada tesis edilen kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-Asıl Dava Yönünden: a)Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, davalının Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 8.401,60 USD asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak kaydıyla 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmak suretiyle takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Asıl alacak olan 8.401,60 USD'nin takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı olan 45.191,37 TL'nin %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Kabulüne karar verilen 8.401,60 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 57.071,23 TL üzerinden Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 3.898,54 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından başlangıçta yatırılan 857,22 TL peşin harç ve 489,73 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.551,59 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 857,22 TL peşin harç ile 489,73 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.401,35 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacının yargılama sırasında yaptığı bilirkişi ücreti ile tebligat ve yazışma giderinden oluşan toplam 4.139,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 3.725,10 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, g)Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, kabul edilen 8.401,60 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 57.071,23 TL üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, h)Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, reddedilen 930,32 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 6.319,57 TL üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 6.319,57 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, ı)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul-ret oranına göre hesaplanan 132,00 TL'sinin davacıdan; 1.188,00 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Birleşen Dava Yönünden: a)Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, davalının Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında yaptığı İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 8.401,60 USD asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak kaydıyla 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmak suretiyle takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Asıl alacak olan 8.401,60 USD'nin takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı olan 45.191,37 TL'nin %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Kabulüne karar verilen 8.401,60 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 57.071,23 TL üzerinden Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 3.898,54 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 857,22 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.041,32 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 857,22 TL peşin harç olmak üzere toplam 911,62 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacı tarafından yapılan yargılama gideri konusunda asıl dava kapsamında karar verildiğinden yeniden karar tesisine YER OLMADIĞINA, f)Davacı taraf vekille temsil olunduğundan, kabul edilen 8.401,60 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 57.071,23 TL üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE, g)Davalı taraf vekille temsil olunduğundan, reddedilen 930,32 USD'nin, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanan karşılığı olan 6.319,57 TL üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 6.319,57 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Başvurusu Yönünden; 1-Asıl dosya bakımından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davacı tarafından karşılanan 220,70 TL istinaf başvuru ve 80,70 TL karar harcı ile 217,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 518,90 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Birleşen dosya bakımından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından istinaf harçları peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından karşılanan 2.002,00 TL istinaf başvuru ve 732,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 2.734,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1.b-2 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19/02/2026