İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/10/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ:28/10/2025 Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı, 13/05/2025 tarihli ara kararı aleyhine davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile yeğeni olan davalı arasında miras ortaklığı kapsamında hisseli taşınmazlar bulunduğunu, davalının bu…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/05/2025 DAVANIN KONUSU:TAŞINMAZ SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN HİLE NEDENİ İLE FESHİ, ALACAK, MENFİ TESPİT, İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR İSTİNAF TALEP TARİHİ:03/06/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/10/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ:28/10/2025 Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı, 13/05/2025 tarihli ara kararı aleyhine davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile yeğeni olan davalı arasında miras ortaklığı kapsamında hisseli taşınmazlar bulunduğunu, davalının bu taşınmazlardaki hisselerini satmak istediğini beyan ederek kendi el yazısı ile satışa konu taşınmazların listesini düzenlediğini, tarafların listedeki 11 taşınmaz hissesinin satışı konusunda 2.500,00 TL bedel üzerinde anlaştıklarını, satış işlemleri için tapu müdürlüğünden randevu alındığını, ancak davalının acil para ihtiyacı olduğunu ileri sürerek davacılardan toplam 1.990.000,00 TL tutarında ödeme aldığını, buna ek olarak 500.000,00 TL bedelli bir senet verildiğini, davalının tapu işlemleri için randevuya gelmediğini, sonrasında verdikleri belgenin vekâletname olduğunu söylemesine rağmen bu vekâletnamenin satış yetkisini farklı taşınmazlara ilişkin düzenlendiğinin anlaşıldığını, tarafların anlaştıkları taşınmazların devrinin gerçekleştirmediğini beyanla; davacılar, ödedikleri toplam 1.990.000,00 TL ile 22.383,40 TL tapu ve döner sermaye bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalıya verilen senet yönünden icranın durdurulması için ihtiyati tedbir uygulanmasını, senedin iptalini ve davalının mallarına ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE GEREKÇESİ :Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı, 13/05/2025 tarihli kararı ile; "davacı yanca her ne kadar davalının mal kaçırma riskini önlemek amacıyla davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz konulmasını talep edilmiş ise de, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz talebinin reddine, keşidecisinin ..., lehdarının davalı ... olduğu, 25.02.2025 düzenleme ve 10.03.2025 ödeme tarihli, 500.000TL değerindeki senet yönünden icraya konulmaması ile ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir karar verilmesi talebinin ise senet icraya konulup icra dosyası bildirildiğinde değerlendirme yapılmasına" gerekçesiyle; davacı yanın ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ :Davacılar vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesi ile; davacı tarafın haklılığını yaklaşık derecede ispatlaması nedeniyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir yasal koşullarının oluştuğunu, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde geri dönülmez zararlarının oluşacağını beyanla, ilk derece mahkeme ara kararının kaldırılarak, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK'nun 355/1 maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede; Dava, taşınmaz satış sözleşmesinin hile nedeniyle feshi, sözleşme gereğince ödenen bedelin tahsili ve verilen senedin iptali, ayrıca ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 13/05/2025 tarihli kararı ile; davacılar tarafından talep edilen ihtiyati haciz yönünden, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği ve alacağın varlığı ile miktarının yargılama sonucunda belirlenebileceği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine, ayrıca keşidecisi davacı ..., lehtarı davalı ... olan, 25/02/2025 düzenleme ve 10/03/2025 ödeme tarihli, 500.000,00 TL bedelli senedin icraya konulmaması ve ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebi bakımından ise, senedin icraya konulup icra dosyasının bildirilmesi halinde değerlendirme yapılabileceği gerekçesiyle, bu talebin de reddine karar verilmiştir. Ara karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İhtiyati hacize ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundaki düzenlemeler incelendiğinde; İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. İhtiyati tedbire ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki düzenlemeler incelendiğinde; HMK’ nun 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenmekle ihtiyati tedbir açıklanmıştır. 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hukuki müsessesi ile davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan, ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmıştır. Somut olayda; davacı tarafın alacağını yaklaşık derecede ispatlayamamış olmasına göre ilk derece mahkemesince verilen ara kararın usul ve yasa uygun olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İncelenen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davacıların peşin yatırdığı istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydedilmesine, yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacıların istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince nihai kararda gözetilmesine, 4-Kararın tebliği vs. işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 27/10/2025 ...