T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:11/04/2025 DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:12/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:11/04/2025 DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:12/11/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ... İş. Koop. ünvanlı kooperatifteki ... hissesinin tamamını Korkuteli 1. Noterliği'nin 08/08/2019 tarihli Kooperatif Hisse Devri sözleşmesiyle satın alarak hissesinin tescili için kooperatife başvurduğunu, kooperatif yönetim kurulu tarafından 21/06/2019 tarihli genel kurul kararları gereği yeni üye olacaklardan alınacak 5.000,00-Euro’yu 1 ay içerisinde ödemesi halinde üyeliğe kabul edileceğinin müvekkiline bildirildiğini, her ne kadar kooperatif tarafından böyle bir karar alınarak müvekkilinden 'bağış' adı altında 5.000,00-Euro istenmiş olsa da bu hususun hakkaniyete aykırı olmanın yanı sıra hukuksuz olduğunu, kaldı ki müvekkilinin ...'la usulüne uygun yapmış olduğu hisse devri sözleşmesi de dikkate alındığında davalı kooperatifin böyle bir üyelik şartı ileri sürmesinin kooperatifin haksız kazanç elde etmesine sebebiyet vereceğini, ne eski kooperatif üyesinin ne de kendisinin kooperatif ana sözleşmesiyle kendisine yükletilen aidat, bağış vb. başka bir borcu olduğunu, arabulucuya da başvurduklarını ve anlaşamadıklarını beyanla izah edilen sebeplerle genel kurul kararının iptal edilerek müvekkili ...'nin kooperatif üyeliğine kabul edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi gereğince genel kurul kararına karşı dava açma süresinin toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere 1 ay olduğunu, bu nedenle genel kurulun iptali talebine ilişkin hak düşürücü süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacının kooperatife üyelik sıfatının tescili için hiçbir başvurusu olmadığını, dolayısı ile kooperatif üyesi olmadığını, 28.06.2019 tarihli genel kurul kararı ile davacıdan alınmasına karar verilen 5.000,00-Euro bağışın yeni üyelerin tamamından talep edildiğini ve alındığını, buna ilişkin örnek para makbuzlarını sunduklarını beyanla neticeten yetki, hak düşürücü süre ve aktif dava ehliyeti yönünden davanın reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve kooperatif ana sözleşme hükümlerine göre kooperatife yazılı başvuruda bulunmadığı, davacının üyeliğe kabulüne ilişkin karar alınmadığı, davacıdan kooperatif adına aidat tahsil edilmesi gibi zımnen üyeliğe kabul anlamını taşıyacak bir olgunun da gerçekleşmediği, bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 10/09/2020 tarihli ve ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; "...Hukukumuzda kooperatif ortaklığının devredilmesi mümkün olmakla birlikte ortaklık sıfatı payın devralınması ile doğrudan kazanılmaz. Devralanın giriş isteminde bulunması, yönetim kurulunun da gerekli incelemeyi yapması ve bu kişinin ortak olabilmek için gerekli şartlara sahip olunması halin de, anılan kişiyi kooperatife kabul etmesi, aksi halde talebi reddetmesi gerekir. 3476 sayılı kanun ile getirilen değişiklik ile yönetim kurulunun "devralan kişinin ortaklık niteliğini taşıması halinde" o kişiyi kabul etmesi zorunluluğu yüklenmiştir. Somut olayda davacının kooperatif hissenin önceki üyeden devraldığı uyuşmazlık konusu olmayıp davacının devir tarihinden sonra aidat ödemeleri yaptığı da ileri sürülmüştür. Davacı, davasında genel kurul kararının iptalinin yanı sıra kooperatif üyeliğine kabul edilmesi yönünde de karar verilmesini talep etmiş olmasına göre davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile öncelikle kooperatif kayıtlarının ve tüm genel kurul tutanaklarının getirtilmesi ile davacının genel kurula çağırıp çağrılmadığı, hazirun cetvellerinde adının olup olmadığı, davacının aidat ödeyip ödemediği hususlarının gerekirse bilirkişi raporu alınmak suretiyle kooperatif ortağı alarak benimsenip benimsenmediğinin tespit edilip, üyelik koşullarının oluştuğunun tespit edilmesi halinde üyeliğe kabul talebi ile ilgili karar verilip sonucuna göre gerekirse genel kurul kararının iptali istemli dava ile ilgili ayırma kararı verilerek sonucu beklendikten sonra aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken davacının hisse devrinden sonra kooperatif üyeliğine kabulü yönünde açıkça bir karar verilmediği gibi zımni olarak üyeliğe kabulününde gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu neden ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince, "...Davalı kooperatifin en son 28.06.2019 tarihinde genel kurul toplantısı yaptığı, dolayısı ile üyelik devrinden sonra yapılmış bir genel kurul toplantısı bulunmadığı, Kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinde açıkça ortaklığın üyeliğin devri yoluyla kazanılması durumunda taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmalarının istenemeyeceğinin kararlaştırıldığı ve ana sözleşmenin bu hükmünde her hangi bir değişiklik yapılmadığı halde, kooperatif üyesi ...'dan Korkuteli Noterliği'nin 08.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kooperatif hisse devrine ilişkin sözleşme uyarınca devralan davacıdan kooperatif ana sözleşmesine aykırı olarak üyeliğe kabul için 5.000,00-Euro ödeme talep edilmesine ilişkin genel kurul kararının yok hükmünde olduğu, Kooperatifle hukukunda, üyelik şartını taşıyanların kooperatifçiliğin temel esaslarından biri olan "Açık kapı ilkesi" uyarıca kooperatif üyeliğine kabulünün zorunlu olduğu, yönetim kurulunun bu durumda takdir yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacının kooperatif üyeliğine kabulü için açtığı davanın kabulü ile; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, davacının kooperatif üyeliğinin tespitine ilişkin kurulan hüküm genel kurul kararının ve buna dayalı olarak alınan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun kabulü ile kurulduğundan; davacının genel kurul kararının iptaline ilişkin davasının konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına " karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 27/12/2024 Tarihli ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "...Dairemizin... kaldırma kararında belirtildiği üzere; genel kurul kararının iptali istemi hakkında tefrik kararı verilerek; aktif dava ehliyeti dava sonucunda belli olacağından üyeliğin tespiti hakkında verilecek hükmün kesinleşmesi beklendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken konusuz kaldığından esası hakkında karar tesisine yer olmadığına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, Dairemizin kaldırma kararı gereği yerine getirilmeksizin karar tesis edilmesi de isabetli olmamıştır. (Benzer yönde; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2013/5422 Esas ve 2013/6456 Karar sayılı ilamı.) Sonuç olarak, yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile sair istinaf istemleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "...BAM kaldırma kararına göre Mahkememizce toplanması gereken başkaca delil ve araştırılması gereken husus bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkememizin 22/06/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının gerekçesine bağlı kalınarak davacının kooperatif üyeliğinin kabulü için açtığı davanın kabulü ile; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, BAM kaldırma kararı gerekçesine göre davacının genel kurulu kararının iptali için açtığı davanın tefriki ile; Mahkememizin ayrı bir esasına kaydına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 14.09.2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kaldırma kararında belirtilen sebeplerle davanın yeniden görülmesi için gönderilen ve yargılamaya devam edilen dosyada 05.01.2021 tarihli duruşmada kurulan ara kararı uyarınca İstinaf Mahkemesinin kararı doğrultusunda davalı kooperatifin ticari belge ve dosyalarının mali müşavir bilirkişiye tevdii ile kooperatif kayıtlarının ve tüm genel kurul tutanaklarının incelenerek davacının genel kurula çağrılıp çağrılmadığı, hazirun cetvellerinde adının olup olmadığı, aidat ödeyip ödemediği, kooperatif ortağı olarak benimsenip benimsenmediğinin belirlenerek rapor tanziminin istenmesi üzerine, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporun sonuç kısmında yer aldığı üzere davacının genel kurula çağrılmadığı, hazirun cetvellerinde adının olmadığı, aidat ödemediği, kooperatif ortağı olarak benimsenmediği yönünde görüş bildirildiğini, davacının kooperatif üyeliğini kazanmadığını, kooperatif ortaklığı için yönetim kurulunun ortaklığa kabul kararı vermesi ve ondan sonra ortaklık defterine kaydının gerektiğini, kooperatif ortaklığına kabulün yönetim kurulunun takdir ve kabulüne bağlı olduğunu, davacının kooperatif ortaklığı için yerine getirmesi gereken usul ve prosedürü yerine getirmediğini, davacının 6183 sayılı yasa hükümleri ve kooperatif ana sözleşmesi hükümlerine göre kooperatife yazılı bir başvuruda bulunmadığını, henüz kooperatif üyesi olmayan davacının genel kurul kararının iptali için dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu genel kurul kararında davacıdan "yeni üyemiz" şeklinde bahsedilmişse de, davacının üyeliğe kabulüne dair açık bir karar alınmadığını, davacının bu genel kurul toplantısına üye sıfatıyla çağrılmadığını, kendisinden kooperatif adına aidat tahsilatı yapılması gibi zımnen üyeliğe kabul anlamı taşıyacak bir olgunun da gerçekleşmediğini, davacının yönetim kuruluna usulüne uygun yapılmış bir başvurusunun ve yönetim kurulunun bu hususta almış olduğu bir kararın da söz konusu olmadığını, dolayısıyla kooperatif üyeliğine kabul edilmesi yönündeki talebi için de aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacı tarafından açılan davada dosya kapsamında mübrez ... tarihli bilirkişi raporunda tespit edilerek belirlenen "...Davacının genel kurula çağrılmadığı, hazirun cetvellerinde adının olmadığı, aidat ödemediği ve kooperatif ortağı olarak benimsenmediği ..." şeklindeki davanın esası bakımından önemli hususlar ve davacının kooperatif üyeliği için yerine getirmesi gerekli usul ve prosedürü yerine getirmediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamında mübrez bilirkişi raporu göz ardı edilerek davacının kooperatif üyeliğinin kabulü için açtığı davanın kabulü ile davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya, yargısal içtihatlara ve teamüllere aykırı olduğunu beyanla Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.04.2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde müvekkili lehine kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti ile genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davacının kooperatif üyeliğinin kabulü için açtığı davanın kabulü ile; davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine, davacının genel kurulu kararının iptali için davanın tefrikine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 3476 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik ile yönetim kurulunun "devralan kişinin ortaklık niteliğini taşıması halinde" o kişiyi kabul etme zorunluluğu yüklenmiş olmasına, somut olayda davacının kooperatif hissesini önceki üyeden devralması ve bu devir ile birlikte tüm hak ve yükümlülüklerin devir alan ortağa geçmesine, davalı kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinde ortaklığın devri şartlarının düzenlenmesi ve buna göre devir yolu ile ortaklığın kazanımında davalı kooperatifin taraflardan ayrıca bir ödemede bulunmalarını isteyemeyeceğinin kararlaştırılmasına, davalı kooperatifin en son 28.06.2019 tarihinde genel kurul toplantısı yapmış olup dolayısı ile üyeliliğin devrinden sonra yapılmış bir genel kurul toplantısı ya da davalı kooperatifin aidat toplamasına ilişkin bir kararının bulunmamasına, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince davacının kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12/11/2025 ...