TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/11/2021 NUMARASI : 2020/665 Esas, 2021/951 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/325 KARAR NO : 2026/234 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/11/2021 NUMARASI : 2020/665 Esas, 2021/951 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; ayıp ile sözleşmeden dönme ve bedel iadesi talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasını kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, müvekillerinin davalı ile ...satışı için anlaştığını ve 11.628,88 TL ödeme yaptığıını, ürünün müvekkillerine geç teslim edildiğini ve kusurlu olduğunu davalının ürünü iade almadığını belirterek ödemenin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının geç teslim ve ayıp iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 01/11/2021 tarihli karar ile, Davalı tarafın "Bilirkişi raporunda esas alınan testlerin akredite olmayan bir laboratuvarda yapıldığı" yönündeki itirazı mahkememizce haklı görülerek, bilirkişiden akredite bir başka laboratuvarda yaptırılarak ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş, bilirkişinin dava konusu iplik ürünleri üzerinde akredite bir test laboratuvarında yaptırdığı test sonucunda düzenlediği 08/09/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, kök rapordaki görüşün muhafaza edildiği , davalı tarafça davacının siparişi üzerine üretilerek davacıya teslim edilen ürünlerde numune ürün ile üretilen son ürün arasında ciddi farklılıklar olduğu ve bu nedenle dava konusu iplik ürünlerinin ayıplı olduğunun teknik bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, ipliklerin ancak örme aşamasında örülmesi ile ayıbın ortaya çıkması, bu aşamadan önce ancak yaptırılacak teknik test ile ayıbın anlaşılabilir olması nedenleri ile ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, davacı tarafça ayıbın anlaşılmasından sonra makul süre içerisinde davalıya ihtarname gönderilerek faturanın iade edildiği, dolayısıyla TBK'nun 474/1.maddesi uyarınca ihbar süresi içerisinde gerekli bildirimin yapıldığı, dava konusu üründeki ayıbın niteliği ve oranı itibariyle TBK'nun 475/1-1 maddesi uyarınca davacı tarafın ürünü kullanamayacağı ve kabulü zorlanamayacağı, bu nedenle davacının sözleşmeden haklı nedenle döndüğü kanaatine varılarak davanın kabulü ile Davacının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmesi nedeniyle dava konusu 06/03/2020 tarihli faturada belirtilen ve davacı tarafın elinde kalan malların davalı tarafa iadesi kaydıyla 11.628,88 TL nin kalan malların davalıya iade edileceği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/ 665 Esas ve 2021/951 Karar sayılı hükmü açıklamalarımız doğrultusunda kanuna aykırı olup, öncelikle usul yönünden kararın kaldırılmasının gerektiğini, bilirkişi, inceleme sonuçları farklı olmasına rağmen ilk raporunda direnmiş ve kendi şahsi kanaatine göre raporu yazdığını, kök rapor ve ek raporun iki farklı laboratuvar sonucuna dayalı olup birbirleriyle çelişkili sonuçlar ihtiva ettiğini, kök rapor, ilk ve akredite olmayan laboratuvarın neticelerine göre yazılmış ipliğin büküm yönü bile hatalı tespit edildiğini, mahalli mahkeme tarafından iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm kurulmasının son derece isabetsiz olup kararın bu sebeple kaldırılması gerektiğini, davacı taraf ipliklerin yumuşatılması talebinde bulunmadığını, davacı tarafın amacı, müvekkil şirketten sipariş ederek teslim aldığı malı, ayıplı olduğu bahanesiyle iade ederek, bedelini geri almak olduğunu, davacı taraf, kendi müşterisinin sipariş iptali sebebiyle meydana gelen zararını, müvekkil şirkete yüklemeye ve elinde kalan ipleri geri vermeye çalışmış mahalli mahkemede eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile İstinafa konu bu kararı verdiğini, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davada davacı vekili, taraflar arasında 203,30 kg ağırlığındaki ...ürünün 11.628,88 TL bedelle satın alınması ve 26.02.2020 tarihinde teslim edilmesi hususunda anlaştıklarını, ürünler gecikmeli olarak 06.03.2020 tarihinde teslim edildiğini, iplikler makineye takılıp örme işlemi başladığında kopmalar, kumaşta delikler ve bozulmalar oluştuğunu, ayıplı olduğu davalıya bildirildiğini, 13.03.2020 tarihinde iade faturası düzenlenerek noter ihtarnamesi ile iade alınmasını ve bedelin iadesi istendiğini, davalı noter ihtarı ile ayıp olmadığını belirterek bedel iadesi yapmayacaklarını bildirdiğini, mahkemede delil tespiti yaptırdıklarını belirterek, sözleşmeden dönülerek yapılan ödeme olan 11.628,88 TL tahsilini talep etmiştir. Davalı, dava zamanaşımına uğradığını, kanuni süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacı ödemeyi geciktirmesi sebebiyle üretim geciktiğini, 06.03.2020 tarihinde ürünler sevk edildiğini, ürünler kaliteli olduğunu ve kontrolden geçirildiğini, delil tespitinde şahit numune usulüne uygun alınmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, dosya kapsamı alınan bilirkişi raporları itibariyle, davalı tarafından üretilip teslim edilen ürün ile numune olarak imalatı istenen ürün arasında farklılıklar bulunduğu tespit edildiği, ayıp örme aşamasında ortaya çıktığı ve ancak teknik test ile belirlenebildiği, ayıp gizli ayıp niteliğinde olduğu, akredite laboratuvarda inceleme yaptırıldığı ve alınan raporda ayıplı ürün olduğu anlaşıldığı, ürünün iade edilmesi gerektiği belirterek ürünler iade edilmesi şartıyla 11.628,88 TL iade tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar vermiştir. Eserin ayıplı yapılması nedeniyle sona erme hali 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/1. maddesinde düzenlenmiştir. Eserdeki ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibinin seçimlik haklarından biri olarak "Eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme" hakkı bulunmaktadır.Bu halde dönmenin haklı sayılabilmesi için ayıbın veya sözleşmeye aykırılığın, eserin kullanılmasını ve o haliyle kabulünü olanaksız kılacak derecede ağır olması gerekir. Sözleşmeden dönme (fesih), geriye etkili sonuç doğurur. Geriye etkili feshin en önemli sonucu, tarafların sözleşmenin yapıldığı tarihteki mal varlıklarına getirilmeleridir. Yani sözleşme hiç yapılmamış gibi taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verirler.Yerleşik Yargıtay ve Bam kararlarında, iş sahibinin bedel iadesi talep etmesi durumunda, elindeki ayıplı malı iade etmesi gerektiği, hüküm kurulurken bu hususun "birlikte ifa" veya "iade koşulu" olarak kararda yer alması gerektiği istikrarla belirtilmektedir.Mahkemece alınan 17.05.2021 tarihli raporda, davacı tarafından davalıdan temin edilen Ne 10.2 numara, ... 3 kalite viskon/polyamid karışımlı boyalı iplikler üzerinde tarafların katılımıyla mahallinde ve tarafsız laboratuvarda yapılan teknik inceleme ve testlerde, sipariş öncesi onaylanan numune iplik ile davacıya fiilen teslim edilen iplikler arasında iplik numarası (Ne), büküm miktarı ve büküm yönü bakımından standart tolerans sınırlarını aşan düzeyde farklılık bulunduğu, teslim edilen ipliğin beyan edilenden yaklaşık %15–20 oranında daha kalın olduğu, büküm değerleri arasında kabul edilebilir sınırın üzerinde fark mevcut olduğu ve ikinci büküm yönünün teknik gerekliliğe aykırı şekilde Z yönünde verildiği, bu durumun ipliğin aşırı sertleşmesine ve kayganlık özelliğini kaybetmesine yol açtığı, bu nedenle triko makinesinde kullanım sırasında iplikte kopmalar ve örgü yüzeyinde patlaklar meydana geldiğinin gözlemlendiği, kompozisyon oranlarında esaslı bir aykırılık bulunmamakla birlikte iplik numarası ve büküm özelliklerinin numune ile uyumlu olmadığı, teslim tarihinden sonra 7 gün içinde yapılan ayıp ihbarının sözleşmede öngörülen süre içinde olduğu, numune ile teslim edilen ürün arasında ciddi teknik farklar bulunduğu ve bu nedenle dava konusu ipliklerin ayıplı olduğu, ayıp nedeniyle oluşan zararın bedel tutarı olan 11.628,88 TL düzeyinde bulunduğu kanaatine varıldığı, bildirilmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenici tarafından iplik ürünü üretilerek davacıya teslim edildiği, ürünler davacı tarafından makine takılarak kullanıldığında ayıp ortaya çıktığı, ürünler gizli ayıplı olduğu ve ürün ayıpları davalı yükleniciye süresi içerisinde bildirildiği anlaşılmış olup, mahkemenin bu yöndeki kabulü doğru olmuştur. Bununla birlikte yukarıda açıklanan TBK 475/1 maddesi gereğince sözleşmeden dönülmesi kapsamında, "Eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı.." hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu hususta bir inceleme yapılmadığı ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesine konu iplik üzerinde inceleme yapılarak, ipliklerin davacı iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak imal edilip edilmediği tespit edilmeli, iplikteki ayıbın "kabul edilemeyecek derecede" olup olmadığı teknik olarak belirlenmelidir. Eğer ayıp kabul edilemeyecek derecede ise sözleşmeden dönme ve taraflar aldıklarını iadesi; ancak kabule icbar edilemeyecek derecede değilse (yani kullanılabilir durumda ise) diğer seçimlik hakların (bedel indirimi vb.) kullandırılması yoluna gidilmelidirO halde, mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden; iplikteki ayıbın "kabul edilemeyecek derecede" olup olmadığı hususu incelenmek suretiyle olup olmadığı belirlenerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alınacak ek rapor suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/11/2021 tarih, 2020/665 Esas, 2021/951 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.