T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/323 Esas KARAR NO : 2025/1266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/09/2021 NUMARASI : 2015/1011 Esas, 2021/570 Karar ASIL DAVA (2015/1011 ESAS SAYILI DOSYA) BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/1247 ESAS SAYILI DOSYA) DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Huk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/323 Esas KARAR NO : 2025/1266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/09/2021 NUMARASI : 2015/1011 Esas, 2021/570 Karar ASIL DAVA (2015/1011 ESAS SAYILI DOSYA) BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/1247 ESAS SAYILI DOSYA) DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 09/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında, sunuculuğunu... ...'in yapacağı ve yine sözleşme süresince davalı yapım şirketi ve... tarafından ortaklaşa geliştirilip değiştirilebilecek olan evlendirme programı içerikli 17.05.2012 tarihli ana sözleşme ve daha sonra 17.09.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği kararlaştırılan 05/12/2013 tarihli ek sözleşme tanzim edildiğini, müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklanan edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının 3. yayın dönemine ilişkin sözleşmeden kaynaklanan ve muaccel hale gelen borcunu ödememesi sebebiyle ödeme yapılması talebi ile 08.04.2015 tarihli ihtarname keşide edildiğini, bunun üzerine davalı tarafından 17.04.2015 tarihinde keşide edilen ihtarname ile, müvekkilinin alacağından RTÜK cezalarından kaynaklanan idari para cezaları nedeni ile toplam 1.736.800,00 TL'yi mahsup ettiğini bildirerek ve 781.010,00 TL kısmi ödemede bulunarak başkaca bir ödeme yapmayacağını, bundan başka bir borcu olmadığını beyan ettiğini, ayrıca ihtarname ile, yapılan haksız kesintiye ilişkin davalı tarafından düzenlenen 17.04.2015 tarihli 3 adet faturanın (Seri B Sıra No 924801, 924802, 924803 numaralı) aynı ihtarname ile müvekkiline gönderildiğini, müvekkili tarafından keşide edilen 24.04.2025 tarihli ihtarname ile söz konusu faturaların iade edildiğini, faturalara dayalı kesinti işleminin taraflar arasında tanzim edilen sözleşmelere ve hukuka uygun olmadığını, müvekkili ve...'un sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının...'un kişilik haklarına saldırıda bulunması ve... markasına yönelik olumsuz, haksız tutum ve davranışlarında bulunması nedeniyle sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle Kadıköy 6. Noterliğinin 24.04.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshedilmesine neden olduğunu, davalı yapım şirketinin yükümlülüklerinin düzenlendiği 17.05.2012 tarihli ana sözleşmenin 5. maddesinde müvekkiline aylık olarak her bir yayın döneminde beher ay için ne kadar ödeme yapılacağı hususunun davalı tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, buna göre davalının, müvekkiline 3. yayın dönemi için (4.5 madde gereğince ara verilebilecek haller saklı kalmak kaydıyla) beher haftanın 5 günü (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri) programın sunuculuk görevinin yerine getirilmesi kaydıyla beher ay için 600.000,00 TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından alacağının tahsili amacıyla İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı ve dava dışı... ... arasında 17.05.2012 tarihinde 3 yıllık (2012 Eylül-2013 Haziran 1. Yayın Dönemi, 2013 Eylül-2014 Haziran 2. Yayın Dönemi, 2014 Eylül-2015 Haziran 3. Yayın Dönemi olmak üzere) ana sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre... ...'in evlilik programının sunuculuğunu yapacağını, davacının ise, sunucunun sözleşme kapsamındaki edim ve yükümlülüklerini garantör sıfatıyla asli olarak yüklendiğini, bunun karşılığında müvekkilinin ise gerek davacıya sunuculuk bedeli gerekse de dava dışı... ...'e tanıtıcı reklam bedeli ödeme yükümlülüğünün olduğunu, taraflar arasında ayrıca 17.09.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 05.12.2013 tarihinde ana sözleşmeye bağlı ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşme ile, sözleşmenin 4. yayın dönemini kapsar şekilde uzatıldığını, ayrıca müvekkiline, sözleşmeyi 6. yayın döneminin sonuna kadar uzatma hakkı tanındığını, 1. yayın döneminin yayıncı kuruluşun talebi üzerine müvekkili tarafından verilen yetki ile ... Medya yapımcılığında ... adlı televizyon kanalında gerçekleştiğini, bu dönemde yapımcı olarak yer almayan müvekkilinin, ... Medya'dan tahsil ettiği program ücretlerini davacıya ödeme görevini üstlendiğini, ... Medya'dan eksik tahsilat yapılmasına karşın müvekkili tarafından kendi bütçesinden davacıya ödemelerin eksiksiz yapıldığını, eksik ödeme yapan ... Medya'ya karşı başlatılan icra takibinde bir tahsilat yapılamadığını, ... Medya tarafından müvekkiline ödeme yapılmamasının sebebi olarak 1. yayın döneminde RTÜK tarafından ...'ye kesilen para cezalarının gösterildiğini, RTÜK tarafından kesilen para cezalarını ödemek zorunda kalan yayıncı ...'nin ödediği tutarları mahsup etmesi sebebiyle ... Medya'nın da sunuculuk ücretini ödemediğini, sunucunun sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle müvekkilinin, ... Medya'dan tahsil edemediği 1.216.000,00 TL bedeli davacıya ödemesinden kaynaklı zarara uğradığını, ana sözleşmenin 4.13 maddesinde, sunucu... ...'in programa herhangi bir müeyyide kararı verilmemesi için gerekli önlemi alma yükümlülüğü olduğu, aksi halde bu önlemi almaması sonucu oluşacak her türlü zarardan sorumlu olduğunun düzenlendiğini, ayrıca sözleşmenin 4.22 maddesinde, davacının da bundan sorumlu olduğunun açıkça ifade edildiğini, ...'de yayınlanan programın (1. yayın dönemi) 2013 Haziran ayında sona erdiğini, sonraki programlarda müvekkilinin yapımcılığı üstlendiğini, 2. yayın döneminde programın ... TV'de yayınlanmaya başlandığını, yayın sebebiyle RTÜK tarafından 363.174,00 TL idari para cezasının uygulanmasına karar verildiğini, peşin ödeme imkanından yararlanan ... TV'nin 272.380,50 TL ödeme yaptığını, yine RTÜK tarafından 331.226,00 TL idari para cezasının uygulanmasına karar verildiğini, peşin ödeme imkanından yararlanan ... TV'nin 248.419,50 TL ödeme yaptığını, para cezalarının sunucunun sözleşmenin 4.13 maddesine aykırı davranması sebebiyle kesildiğini, ... TV tarafından ödenen toplam 520.800,00 TL'yi ise müvekkilinin ... TV'ye ödemek zorunda kaldığını, programın ...'de ve ... TV'de yayınlandığı dönemdeki ceza bedellerinin, taraflar arasındaki devam eden ticari ilişki ve güven nedeniyle ve davacının da talebiyle davacı ve... ...'e yansılılmadığını, gerek para cezasından haberdar olan gerekse sözleşme maddelerine ve RTÜK cezaları ile ilgili olarak yayıncılık piyasasına ve uygulamasına da vakıf olan davacı ve... ... ile müvekkili şirketin, 6 yayın dönemi olarak belirlenen sözleşme süresince, bu bedelin taraflar arasındaki ticari ilişkide alacak verecek hesabında zamanla takas/mahsup ile dengelenme suretiyle kademeli olarak sıfırlanması yönünde mutabık kaldıklarını, bundan sonra ticari ilişkinin bu şekilde devam ettiğini, davacıya yapılan ödemelerin ihtirazi kayıtsız kabul edildiğini, davacının da hiçbir ihtar ve ihbarda bulunmadığını, ancak 3. yayın döneminin sonuna gelinirken KDV ve fatura bedellerinin ödenmediği iddiasıyla davacı tarafından 08.04.2015 tarihinde iki ayrı ihtarname çekildiğini, bu ihtarnameye karşı müvekkilinin, programın ... ve ... TV'de yayınlandığı dönemde RTÜK tarafından kesilen toplam 1.736.800,00 TL'nin takas/mahsup edildiğini ve kalan 735.510,00 TL'nin ödeneceğini bildirerek 17.04.2015 tarihli ihtarname ile cevap verdiğini, bedelin de müvekkili tarafından ödendiğini, ancak davacı ve sunucu... ...'in Kadıköy 6. Noterliğinin 24.04.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, müvekkilince keşide edilen 05.05.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin devam ettiği bildirilerek davacı ve sunucu sözleşmeye ve hukuka aykırı davranışlarına son vererek sözleşmeye uygun davranmaya davet edildiğini, müvekkilinin iddia edilenin aksine sözleşme uyarınca ödeme yükümlülüğünü ihlal etmediğini, RTÜK tarafından kesilen ve ilk yayın döneminde yapımcı ... Medya, ikinci yayın döneminde ise ... TV tarafından müvekkiline yansıtılan ceza bedellerinden sözleşme uyarınca davacının sorumlu olduğunu, mahsup nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin de toplam 1.736.800,00 TL'yi haklı olarak davacının alacaklarından takas/mahsup etmesi sebebiyle davacının, müvekkilinden bir alacağının kalmadığını, müvekkili şirketle sözleşmeleri devam etmesine karşın haksız fesih beyanında bulunan davacının yapımcı olarak, ... ...'in ise sunucu olarak ... kanalı ile anlaştığını, bu nedenle müvekkilince FSEK ile korunan hakları ihlal edildiğinden İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/219 Esas sayılı dosyasından tazminat davası açıldığı gibi bu tazminat borcundan bağımsız müvekkilinin 5.000.000,00 TL cezai şart bedeli kadar da alacağının söz konusu olduğunu, ayrıca davacının haksız rekabete yönelik davranışları sebebiyle müvekkilinin zararlarını tazmin borcu olduğunu, dolayısıyla davacıya hiçbir borcu bulunmayan müvekkilinin, davacıdan ziyadesiyle alacağının bulunduğunu, buna rağmen davacının takip başlatarak akabinde dava açmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN2015/1247 ESAS SAYILI DAVASI:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında, sunuculuğunu... ...'in yapacağı ve yine sözleşme süresince davalı yapım şirketi ve... tarafından ortaklaşa geliştirilip değiştirilebilecek olan evlendirme programı içerikli 17.05.2012 tarihli ana sözleşme ve daha sonra 17.09.2012 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği kararlaştırılan 05/12/2013 tarihli ek sözleşme tanzim edildiğini, müvekkilinin sözleşmelerden kaynaklanan edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının 3. yayın dönemine ilişkin sözleşmeden kaynaklanan ve muaccel hale gelen borcunu ödemediğini, davalı yapım şirketinin yükümlülüklerinin düzenlendiği 17.05.2012 tarihli ana sözleşmenin 5. maddesinde müvekkiline aylık olarak her bir yayın döneminde beher ay için ne kadar ödeme yapılacağı hususunun davalı tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, buna göre davalının, müvekkiline 3. yayın dönemi için (4.5 madde gereğince ara verilebilecek haller saklı kalmak kaydıyla) beher haftanın 5 günü (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri) programın sunuculuk görevinin yerine getirilmesi kaydıyla beher ay için 600.000,00 TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, 012229 ve 012297 sıra numaralı 29.05.2015 ve 26.06.2015 tarihli iki adet faturadan kaynaklanan toplam 1.139.585,00 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı ve dava dışı... ... arasında 17.05.2012 tarihinde 3 yıllık (2012 Eylül-2013 Haziran 1. Yayın Dönemi, 2013 Eylül-2014 Haziran 2. Yayın Dönemi, 2014 Eylül-2015 Haziran 3. Yayın Dönemi olmak üzere) ana sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre... ...'in evlilik programının sunuculuğunu yapacağını, davacının ise, sunucunun sözleşme kapsamındaki edim ve yükümlülüklerini garantör sıfatıyla asli olarak yüklendiğini, bunun karşılığında müvekkilinin ise gerek davacıya sunuculuk bedeli gerekse de dava dışı... ...'e tanıtıcı reklam bedeli ödeme yükümlülüğünün olduğunu, taraflar arasında ayrıca 17.09.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 05.12.2013 tarihinde ana sözleşmeye bağlı ek sözleşme imzalandığını, ana sözleşmenin 4.13 maddesinde, sunucu... ...'in programa herhangi bir müeyyide kararı verilmemesi için gerekli önlemi alma yükümlülüğü olduğu, aksi halde bu önlemi almaması sonucu oluşacak her türlü zarardan sorumlu olduğunun düzenlendiğini, ayrıca sözleşmenin 4.22 maddesinde, davacının da bundan sorumlu olduğunun açıkça ifade edildiğini, 1. yayın döneminin ... Medya yapımcılığında ... adlı televizyon kanalında gerçekleştiğini, bu dönemde hiçbir etkisi ve kazancı olmayan müvekkilinin, ... Medya'dan tahsil ettiği sunuculuk bedellerini davacıya ödediğini, ayrıca sözleşmesel yükümlülüğü kapsamında müvekkilinin, ... Medya'dan tahsil edemediği 1.216.000,00 TL bedeli dahi davacıya ödediğini, tahsil edilemeyen bu bedelin ise RTÜK tarafından kesilen cezaya ilişkin olduğunu, ayrıca programın ... TV'de bu sefer müvekkilinin yapımcılığında gerçekleşen dönemlerinde de RTÜK tarafından yayıncı kuruluşa 520.800,00 TL idari para cezası kesildiğini ve söz konusu bedelin müvekkiline rücu edildiğini, müvekkilinin ise sunucunun program sırasında sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranmasından kaynaklanan idari para cezalarını taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde takas/mahsup hakkını kullanarak davacıya rücu ederek bu hususu 17.04.2015 tarihli ihtarname ile davacıya ve sunucuya bildirdiğini, bunun üzerine davacı ve dava dışı sunucunun 24.04.2015 tarihli ihtarname ile haksız ve hukuka aykırı olarak sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, müvekkilince keşide edilen 05.05.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin devam ettiği bildirilerek davacı ve sunucu sözleşmeye ve hukuka aykırı davranışlarına son vererek sözleşmeye uygun davranmaya davet edilmiş ise de, tarafların aynı tutumlarına devam ettiğini, müvekkili şirketle sözleşmeleri devam etmesine karşın haksız fesih beyanında bulunan davacının yapımcı olarak, ... ...'in ise sunucu olarak ... kanalı ile anlaştığını, bu nedenle müvekkilince FSEK ile korunan hakları ihlal edildiğinden İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/219 Esas sayılı dosyasından tazminat davası açıldığı gibi bu tazminat borcundan bağımsız müvekkilinin 5.000.000,00 TL cezai şart bedeli kadar da alacağının söz konusu olduğunu, dolayısıyla davacıya hiçbir borcu bulunmayan müvekkilinin, davacıdan ziyadesiyle alacağının bulunduğunu, buna rağmen davacının takip başlatarak akabinde dava açmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı edim yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; tarafların ticari defter ve kayıtlarının davalı tarafından davacıya kesilen 3 adet toplam 1.736.800,00 TL bedelli RTÜK ceza bedeli yansıtma faturasından kaynaklandığı, asıl ve birleşen dosya davalısının usul hukuku anlamında mahsup niteliği taşıyan savunması karşısında RTÜK ceza fatura bedellerinin ve sonrasında cezai şart bedellerinin mahsuba konu edilip edilemeyeceği, ayrıca asıl ve birleşen dosya davacısının ibraya ilişkin iddiasının mahsuba ilişkin savunmayı ortadan kaldırıp kaldıramayacağı hususlarının tartışılması gerektiği, gerek birinci bilirkişi kurulu raporu içeriği gerekse ikinci bilirkişi kurulu raporu içeriği ve özellikle sektör bilirkişilerin bu konuya ilişkin açıklamaları, taraflar arasındaki ilişkinin devam ediş şekli karşısında yayıncı kuruluş durumundaki davalının RTÜK'e ödediği idari para cezalarının mahsup edilmesinin mümkün olduğu, davacı, dava dışı sunucunun hem garantörü hemde sunuculuk hizmetlerini tahsil etmeye yetkili kişi konumunda olduğundan sunucunun garantörü sıfatıyla bu cezaların davacıya yansıtabileceği, ayrıca programı sunan sunucunun eksikliğinden, hatasından, zamanında ve yeteri kadar gerekli müdahaleyi yapmamasından dolayı yapılacak mahsubun sadece sektörel uygulamalara değil taraflar arasındaki ticari ilişkiye, muhasebesel kayıtlara ve garanti kurumu ile ilgili genel kaidelere de uygun olduğu, bu durumda asıl dava dosyası yönünden toplam 1.736.800,00 TL RTÜK ceza bedeline ilişkin fatura bedelinin, icra takibine konu alacaktan mahsup edilmesi durumunda bakiye alacağın takip tarihi itibariyle 202.500,00 TL olacağı, davalı tarafından takip tarihi ile dava tarihi arasında 198.000,00 TL ödenmesi sebebiyle de dava tarihi itibariyle borç miktarının 4.500,00 TL'ye düşeceği, bunun sadece RTÜK idari para cezalarının mahsubuna ilişkin olduğu, cezai şart bedelinin tahakkuk etmesi halinde ise mevcut mahsup savunması karşısında, asıl dosya davalısının hiç bir alacak hakkının dava tarihi itibariyle kalmayacağı, gerek birinci bilirkişi kurulunun kök raporu, ek raporu ve gerekse özellikle ikinci bilirkişi kurulunun 13/06/2021 tarihli ikinci ek raporu dikkate alındığında dava dışı sunucunun sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu suretle sözleşmenin 4.13 maddesine aykırı davrandığı, sözleşmeyi ihlal ettiği, bu ihlalin 17/05/2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin 4.13 maddesinin ihlali suretiyle gerçekleştiği, böylelikle ve ayrıca davalı ile dava dışı ... Medya arasında imzalanmış olan 17/09/2012 tarihli sözleşmenin 3.11 maddesinin ihlal olunduğu, bu süreç sonucunda Kadıköy 6. Noterliğince düzenlenen 24/04/2015 ve 073072 numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshi ile ticari ilişkinin sona erdiği, bu durumda davalının 17/05/2012 tarihli sözleşmenin 8. maddesi uyarınca 5.000.000,00 TL cezai şart talep edebileceği, asıl ve birleşen dosyadaki davacının sözleşmede yer alan borçlarına aykırı davrandığı açık olup sözleşmede yer alan maddelerden herhangi birini ihlal etmesi halinde asıl ve birleşen dosya davalısına ödenmek üzere 5.000.000 TL bedelli ceza koşulunun gerçekleştiği kabul olunmakla birlikte bu cezai şartın niteliği dikkate alındığında asıl ve birleşen dosya davalısının lehine cezai şartın tahakkuk ettiği, mahsubunun mümkün olabileceğinin kabul edildiği, davacının asıl ve birleşen dosya davalısına karşı sorumlu olduğu, somut olayda sözleşmede açıkça zarar yanında ve ayrıca ceza koşulunun dahi talep edilebileceğinin kararlaştırılması sebebiyle kararlaştırılan ceza koşulunun TBK m.179 hükmü çerçevesinde ceza koşulu olup seçimlik ceza koşulu niteliğinde olmadığı, sözleşmenin de feshedildiği, asıl ve birleşen davada sözleşmenin gereğinin asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından ifa edilmediğinin 1. ve 2. bilirkişi kurulu raporu ile açıklığa kavuşmakla asıl ve birleşen dosya davalısının cezai şart talep etme hakkının doğduğunun kabul edildiği, Yargıtay uygulamasına göre asıl ve birleşen dosya davalısının cevap dilekçesinde cezai şart alacağı bulunduğuna yönelik savunmada bulunabileceği, bu savunmanın mahsup itirazı olup ayrıca karşılık dava ile ileri sürülmesinin zorunlu olmadığı, itiraz niteliğinde olduğundan her zaman ileri sürülebileceği gibi dosyadaki kanıtlardan anlaşılması halinde mahkemece de kendiliğinden gözetileceği, bu durumda asıl ve birleşen dosya davalısının cezai şartla ilgili savunma ve itirazlarının sübut bulması sebebiyle 5.000.000,00 TL bedelli ceza koşulunun Yargıtay uygulaması çerçevesinde 1/2 veya 1/3 oranlarda indirimi söz konusu olsa dahi bu durumda bile asıl ve birleşen dosya yönünden asıl ve birleşen dosya davacısının alacak talep etmesinin mümkün bulunmadığı ve mevcut mahsup savunmasının gerek asıl dava gerek birleşen dava yönünden davacının alacak hakkını son erdirecek nitelik taşıdığı, asıl ve birleşen dosya davacısının ise, sözleşmenin 3.2 maddesi uyarınca taraflar arasında ibra anlaşmasının mevcut olduğunu, bu anlaşma nedeniyle asıl ve birleşen dosya davalısının mahsup savunmasına konu hususlarla ilgili herhangi bir mahsuptan doğan alacağının bulunmadığını iddia ettiği, bu iddianın da ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğini, zira kabulü halinde mahsubun mümkün olmayacağı, ancak bu iddiaya gerek birinci bilirkişi gerek ikinci bilirkişi kurulunda yer alan sektör bilirkişilerinin gerekçeli ve açık görüşleri karşısında itibar edilebilmesinin mümkün olmadığı, zira birinci yayın dönemine ilişkin "uygulamalar" olarak adlandırılmış olan reklamlar dolayısıyla ancak asıl ve birleşen dosya davalısının, davacıdan hak ve alacak talep edemeyeceği, oysaki taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından asıl ve birleşen dosya davalısının mahsubunun talep ettiği kalemlerden doğan alacakların "uygulama" olarak tanımlanan reklamlara ilişkin olmadığı, asıl ve birleşen dosya davalısının sözleşmedeki beyanlarının genel bir ibra kapsamında olmadığı, sonuç olarak asıl ve birleşen davadaki ibraya dair iddia ispatlanamadığından davalının RTÜK'e ödenen idari para cezaları ile cezai şart bedelini talep edebileceği, buna göre asıl dava bakımından RTÜK idari para cezalarının mahsubundan sonra dava tarihi itibariyle 4.500,00 TL borç miktarı bulunsa da, davacının cezai şart talep etme hakkı karşısında yapılacak mahsup ile asıl dava bakımından davacının alacaklı bulunmadığı, yine birleşen dava dosyasında bakımından ise, davacı, davalıdan 1.139.585,00 TL alacağının bulunsa da, cezai şarta ilişkin alacağın mahsubu ile davacının bir alacak hakkının kalmayacağı gerekçelerine istinaden asıl ve birleşen davanın reddi ile ayrıca davacının icra inkar tazminatı ve davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı ve davacının kötüniyetli olduğu anlaşılamadığından davacı aleyhine disiplin para cezası hükmedilmesine dair taleplerinin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının kötü niyetli bir şekilde tahsilde tekerrüre yöneldiğini, zira mahsup/takas iddiasında bulunduğu 1. yayın dönemine ilişkin 1.216.000,00 TL bedelli RTÜK cezalarının tahsili amacıyla ... Medya'ya karşı İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ...Esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, işbu icra dosyalarının itiraz olmadan kesinleştiğini ve ... Medya'nın araçlarının üzerine haciz uygulandığını, ... Medya'nın ödeme yapamadığını, bu nedenle mahsupta bulunduğunu ileri süren davacının bu iddiasını ve ... Medya tarafından kendisine RTÜK cezaları nedeniyle bir rücu /takas talebi olup olmadığını ispatlayamadığını, davalının aynı meblağın tahsili amacıyla müvekkili şirket ile dava dışı sunucu... ... hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlattığı takibin itiraz üzerine durduğunu, ancak davalının itirazın iptali yoluna gitmediğini, ... ... tarafından davalı şirkete karşı açılan itirazın iptali davasında İstanbul 1. FSHM'nin 2017/292 Esas 2020/324 Karar sayılı kararı ile itirazın iptaline karar vererek davalının aynı gerekçelerle ileri sürdüğü mahsup talebini kabul etmediğini, bu anlamda bu karar ile eldeki davaya konu kararın çeliştiğini, bilirkişi raporlarında 1. yayın dönemine dair yapımcı olmadığından davalının RTÜK cezalarından sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmesine rağmen mahsup talebinin kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, 1. yayın dönemi ile ilgili olarak davalı şirketin sorumlu olduğu RTÜK cezalarının toplamı 1.401.140,00 TL olmasına rağmen davalının, müvekkili şirkete 1.216.000,00 TL fatura tanzim ettiğini, tutarların birbiri ile uyuşmadığını, davalının, ... Medya'ya karşı başlattığı her 3 icra takibinin de çek bedelinin tahsiline ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki başka bir ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığının dahi belli olmadığını, davalı şirket dava dışı ... Medya'ya karşı takibi İİK'nun 43. maddesi gereğince kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takibe dönüştürüp açtığı davanın ret ile sonuçlandığını (İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/369 Esas 2020/367 Karar sayılı ilamı), bu nedenle davalının RTÜK cezaları dolayısıyla zarara uğradığını da ispatlayamadığını, Mahkemece, 1. yayın dönemine dair davalının ikrar niteliğindeki beyanları ve ibra niteliği taşıyan delilleri görmezden gelinerek mahsup talebinin kabul edildiğini, davalının 1. yayın dönemine dair mahsup ettiği bedelleri müvekkiline ve... ...'e ödeyeceği yönünde defalarca ikrarda bulunduğunu, 05/12/2013 tarihli ek sözleşmenin 3.2 maddesinde açıkça davalının ödeme yükümlülüğü altında bulunduğuna karar verildiğinden bu dönemdeki idari para cezası uygulamalarının zarar olarak ileri sürülemeyeceğini, davalının, keşide ettiği Beşiktaş 25. Noterliğinin 17/04/2015 tarih ve ... numaralı ihtarnamesinde ... Medya'dan sözkonusu tutarın tahsil edilmesi halinde bu tutarın derhal müvekkiline ödeneceğini belirterek borcu açıkça ikrar ettiği, ayrıca davalı şirket yetkilisi ve ortağı olan Onur Peker tarafından müvekkiline gönderilen 2 Kasım 2014 tarihli "izdivaç eylül ekim 2014 maliyet tablosu" başlıklı e-postanın değerlendirilmediğini, zira bu e-posta içeriğinden anlaşılacağı üzere davalı şirketin bir kısım ödeme yaptığı ve bakiye olan 778.000,00 TL'yi de ödeme planına aldığını ve ödeyeceğini belirterek ikrarda bulunduğunu, RTÜK cezaları sebebiyle kesintiye ilişkin bir açıklamada da bulunulmadığını, Mahkeme tarafından 05/12/2013 tarihli ek sözleşmenin 3.2 maddesinin yanlış yorumlanarak davalının 1. yayın dönemine ilişkin ibra niteliğindeki sözleşme hükmünün usul ve yasaya aykırı olarak kabul edilmediğini, ek sözleşmenin yapıldığı tarihte davalının RTÜK cezalarından haberdar olduğunu, ancak ek sözleşmenin 3.2 maddesi ile 1. yayın dönemine ilişkin sunuculuk ücretinin ödenmesi 3.1 madde de hükme bağlanarak ödemenin bu maddedeki miktar üzerinden yapılacağı, sunuculuk ücreti bakımından tarafların başka borcunun bulunmadığının hükme bağlandığını, 17/05/2012 tarihli sözleşmenin 4.13 maddesinin sunucunun ücet alacağından mahsup edılmesıne yönelık bır düzenleme içermediğini, kaldı ki böyle bir zararın doğduğunun ispatlanmasının da ayrı bir yargılamayı gerektirdiğini, davalının böyle bir alacağı olmadığı gibi muaccel de olmadığını, ayrıca bu madde uyarınca davalının, sunucunun özen borcuna aykırı davranıp davranmadığını ispatla yükümlü olduğunu, canlı yayındaki idari para cezasının sorumluluğunun, sunucunun tamamen kendi kişisel açıklamalarından ve davranışlarından kaynaklanan bir sorumluluk olarak yorumlanması gerektiğini, ancak canlı yayın sırasında meydana gelen sorunlarda yapımcının yayının sorumluluğunu sunucu ile birlikte üstlenmiş olduğu, yönetmenin de yayına müdahale ederek oluşan sorunlara müdahalede bulunması (reklam arası vermek, yada bip cihazının bulundurulması gibi ) gerektiği hususlarının RTÜK mevzuatında bilindiğini, kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmede RTÜK cezaları ile ilgili mahsup yada hapis hakkına ilişkin hüküm bulunmadığını, bu hakkın ancak sözleşmeden kaynaklanan ödemeler yapıldıktan sonra kullanabileceğini, RTÜK'ün yaptığı idari işlemin tek başına kusurlu davranışı tespite yeterli olamayacağını, davalının mahsuba konu ettiği RTÜK para cezaları için dava dışı kanallar -... ve ...- tarafından açılan iptal davalarının derdest olduğunu, para cezalarının yapımcı şirketlerden tahsili için işbu davaların kesinleşmiş olması gerektiğini, işbu idari para cezalarının kesinleşmediğinin İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/16 Esas sayılı dosyasından anlaşıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, mahsup talebine konu 1. yayın dönemine ilişkin RTÜK cezalarının içeriğine bakıldığında, 15/05/2013 tarihli 30 nolu kararda, evlilik programının formatına yönelik yapılan eleştiriler olduğunu, 17/07/2013 tarihli 9 nolu kararda sunucuya atfedilen bir kusur yer almadığını, 2. ve 3. yayın dönemi mahsuba konu yapılan RTÜK cezalarının içeriğine bakıldığında ise, idari para cezasının asli kusurlusunun sunucu... ... değil davalı yapım şirketi olduğunun ve yayına bir müdahalede bulunmadığından kusurun sunucudan değil yapımcı ve yönetmenden kaynaklandığının anlaşılacağını, davalı tarafından eksik olarak tutulan ticari defterlerin kendi lehine delil niteliğine haiz olmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinde yer alan kayıtların, davalı aleyhine delil niteliğine haiz olacağını, bu nedenle Mahkemece TTK'nun 86 ve HMK'nun 222/2 maddesi gözden kaçırılarak kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının 2015 yılına ait resmi defterleri lehine delil vasfına haiz olmadığından RTÜK ceza bedeline ilişkin davalı tarafından düzenlenen ve 2015 takvim yılına ait ticari defterlerde kayıtlı olan 3 adet fatura sebebiyle davalının alacaklı olduğunun söylenemeyeceğini, dosya içinde yer alan bilirkişi raporlarında taraflar arsındaki hukuki ilişkinin tespiti bakımından farklılık bulunmasına rağmen bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, ayrıca taraflarınca sunulan 19/10/2016 tarihli Prof. Dr. Gökhan Antalya'ya ait hukuki mütalaanın görmezden gelindiğini, Mahkemenin sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesine itiraz ettiklerini, zira taraflar arasındaki ilişkinin tipik bir vekalet sözleşmesi olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında, 13/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda birleşen dosyada müvekkilinin alacağının varlığına yönelik kanaate neden itibar edilmediğinin anlaşılamadığını, cezai şart alacağı haksız feshin tespiti talebi ile davalı tarafından ayrı bir yargılama konusu yapılmış ise de, davanın takip edilmemesinin ve sunucu...'un sözleşmeyi feshetme nedenlerinin bu dosyada hiç değerlendirilmediğini, somut olayda sunucunun sözleşmeyi serbestçe sona erdirme hakkını kısıtlayacak şekilde cezai şarta hükmedilmesinin mümkün olmadığını, sözleşmenin hukuki niteliğinin vekâlet olarak belirlenmesi karşısında TBK'nun 512. maddesi gereği her iki tarafın da bu sözleşmeyi serbestçe sona erdirme hakkının bulunduğunu kabul etmek gerektiğini, bu halde ancak duruma göre menfi zararın talep edilebileceğini, sözleşmedeki cezai şarta ilişkin düzenlemenin ise böyle bir içerikten yoksun olduğunu, mahkemece ayrıntılı inceleme yapılmadığını, zira davalı tarafından müvekkiline ve sunucu...'a karşı açılan dava sürecinden bahsedilmediğini, gerekçeli kararda yer alan YHGK 2017/2073 Esas 2019/479 Karar sayılı kararında, davalının alacağı davacının alacağından daha düşük ise karşı dava açmak yerine talebini asıl davada savunma olarak ileri sürebileceği belirtildiği halde davacının mahsup talebi (1.736.800 TL rtük cezasından kaynaklı tazminat + 5.000.000,00 TL cezai şart alacağı) ancak karşı dava ile ileri sürülebilmesi mümkünken davalının alacağının üstünde bir alacağın TBK ve içtihatlara aykırı olarak mahsup olarak kabul edildiğini, ayrı bir dava yada karşı dava içerisinde değerlendirilmesi gereken dava değerini aşan taleplerin mahsuba konu yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Asıl davaya konu İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacının, davalı hakkında 22/05/2015 tarihinde 1.939.300,00 TL asıl alacak ve 23.427,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.962.727,37 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibin dayanağı sözleşmeye dayalı cari hesap olarak gösterilmiştir.Birleşen davaya konu İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında davacının, davalı hakkında 16/10/2015 tarihinde 1.139.585,00 TL asıl alacak ve 41.616,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.181.201,23 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibin dayanağı 29/05/2017 tarihli, 649.000,00 TL bedelli faturanın sunuculuk hizmeti ve 26/06/2015 tarihli 490.585,00 TL bedelli faturanın ise sunuculuk hizmeti ve tanıtıcı reklam bedeline ilişkin olduğu görülmüştür.Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili 2 ayrı bilirkişi heyetinden raporlar alındığı görülmüştür. Bilirkişi heyeti (2 mali müşavir, 1 medya uzmanı) tarafından sunulan 30/10/2017 tarihli raporda; davacının incelenen 2012-2013-2014-2015 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin lehine delil niteliğine haiz olduğu, kendi defterlerine göre davacının, davalıdan 2.880.885,00 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen 2012-2013-2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin ise lehine delil niteliğine haiz olduğu, davalının 01/01/2015 tarihinden itibaren elektronik defter tutmaya başladığı, ancak davalı 2015 yılına ait envanter defterini ibraz etmediğinden 2015 takvim yılına ait resmi defterlerinin davalı lehine delil vasfını haiz olmadığı, kendi defterlerine göre davalının, davacıya ... Müzik-... 320.01.Ö031 kod nolu "Satıcılar" hesabında 2.360.085,00 TL borçlu, 128.01.Ö001 kod nolu "Şüpheli Alacaklar" hesabında davalının, davacıdan 1.216.000,00 TL alacaklı olduğu, takip tarihi olan 22.05.2015 itibariyle ile davacının kendi defterlerine göre davalıdan 1.939.300,00 TL alacaklı olduğu, ancak davalı tarafından 26.05.2015 tarihinde yapılan 198.000,00 TL'lik EFT işleminden sonra davacının, davalıdan 1.741.300,00 TL alacaklı olduğu, davalının kendi defterlerine göre ise davacıya 04.05.2015 tarihi itibarıyla 202.500,00 TL borçlu olduğu, 26.05.2015 tarihinde davacıya yapılan 198.000,00 TL'lik EFT'den sonra ise davalının, davacıya 4.500,00 TL borçlu olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın davalının ticari defterlerinde davacıya borç olarak kaydedilen her biri 17.04.2015 tarihli 1.216.000,00 TL, 272.380,50 TL, 248.419,50 TL bedelli faturalardan kaynaklandığı, birleşen davada ise, takip tarihi olan 16.10.2015 itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan 1.139.585,00 TL alacaklı olduğu, davalının da kendi defterlerine göre aynı miktarda davacıya borçlu olduğu, buna göre RTÜK tarafından kesilen cezalar sebebiyle davalının, davacıdan alacaklı olup olmadığı ve ceza bedellerini davacının alacaklarından takas/mahsup hakkının olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, programın ...'de yayınlanan 1. yayın döneminde RTÜK tarafından kanala birden fazla olmak üzere toplamda 2.000.182,00 TL para cezası kesildiği, ödemelerin o dönem programın yapımcısı olan ... Medya tarafından yapılmadığını, davalının, davacıya ödeme yapmama gerekçesi olarak gösterdiği ve davacıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği RTÜK cezalarının 10.04.2013 toplantı tarihli, 2013/23 toplantı sayılı 11.886,00 TL, 15.05.2013 toplantı tarihli 2013/80 toplantı sayılı 917.204,00 TL, 17.07.2013 toplantı tarihli 2013/43 toplantı sayılı 11.886,00 TL ve 17.07.2013 toplantı tarihli 2013/43 toplantı sayılı 460.164,00 TL olmak üzere toplam 1.401.140 TL'ye ilişkin olduğu, davalının, ... Medya'dan tahsil edemediği bu miktarın 1.216.000 TL'si için icra takibine başladığı, ancak tahsil edemediği, daha sonra ise davalının17.04.2015 tarihinde düzenlediği fatura ile 1.216.000 TL'yi davacıya yansıttığı, davalının ticari defter ve kayıtlarında ... Medya'dan olan bu alacağına ilişkin kayıtların yer aldığı, ... TV'de yayınlanan 2. yayın döneminde RTÜK tarafından kesilen cezaların 30.12.2014 tarihli 2014/65 toplantı sayılı 331.226,00 TL ve 04.02.2015 tarihli 2015/06 toplantı sayılı 363.174,00 TL olmak üzere toplam 694.400,00 TL olduğu, ... TV'nin dosyada mübrez yazılı beyanına göre peşin ödeme indiriminden yararlanarak toplam 520.800,00 TL olarak ödediği bu tutarı davalıya yansıttığının anlaşıldığı, bu miktara ilişkin ... TV tarafından kesilen yansıtma faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, kesilen RTÜK cezalarının gerekçelerinin incelenmesinden, 1. ve 2. yayın döneminde kesilen para cezalarının, dava dışı sunucunun davranışları, olaylara müdahale etmemesi, programı yönetim ve idaresindeki eksiklik nedeniyle kesildiği ve davalıya mali yük yarattığı, program sunum ve yapımına ilişkin sözleşmelerde RTÜK cezalarının kanallara mali yük yarattığı, bu sebeple de bu para cezalarının yapılan program sözleşmelerinde yapımcılara yüklenmesi, yapımcılarla sunucular arasındaki sözleşmelerde de bu sorumluluğun sunuculara yüklenmesinin yayın sektöründe yerleşik uygulama halini aldığı, özellikle canlı yayınlarda, reality showlarda, katılımcı, yarışmacı, konukların olduğu örneklerde, sunucuların programı yönetmesi, bu kişileri yönlendirmesi, müdahale etmesi, gerektiğinde de programı kontrol altında tutması gerektiğinden, programa ve gelirlerine mani olacak risklerden kaçınması beklendiğinden sorumluluğun bu şekilde dağıtılmasının işin doğasına da uygun düştüğü, bunun sebebinin canlı yayında sunucudan moderasyon ve programı domine etme beklentisi ve sunucunun bu misyonu olduğu, bu sebeple de sunucu sözleşmelerinde genellikle RTÜK cezalarına ilişkin düzenlemeler yapılarak sunucudan kaynaklı ve sunucu nedeniyle, sunucunun önlemediği hallerde yayıncı kanalın maruz kaldığı cezalarda sunucunun sorumlu olmasının yerleşik uygulama halini aldığı, aynı zamanda dava konusu program bir evlendirme programı olmakla program sunucusunun da yıllardır bu programları sunduğu, bu konuda tecrübeli olduğu, kesilen cezalara, bunlardan nasıl kaçınabileceğine ve işletilen rücu mekanizmasına da hakim olduğu veya olması gerektiğinin düşünüldüğü, bu sebeple RTÜK cezalarının sunucuya ve dolayısıyla sözleşmede sunucu ile birlikle sorumluluğu kabul eden davacıya yansıtılmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı, davalının savunmasına ileri sürdüğü cezai şarta ilişkin sözleşmenin 8. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, davacının, sunucu ile birlikte sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya sözleşmede düzenlenen maddelerden birini ihlal etmesi veya sözleşmeyi ihlal ederek feshe neden olması halinde davalının tüm zararlarını, tüm alacaklarını ve bunların yanında ve bunlardan ayrı cezai şart bedelini ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin RTÜK cezaları sebebiyle ihlal edildiği yönündeki tespitleri de dikkate alındığında davalının cezai şart hükmüne dayalı savunmasının değerlendirilebileceği, 05.12.2013 tarihli ek sözleşme uyarınca 1. yayın döneminde yapımcının ... Medya olduğu, davalının ise sunucu ödemelerinin tahsili ve sunucuya ödenmesi hususunda yetkilendirildiği, ek sözleşmeye göre ödemelerin tarihinin belirlendiği, ... Medya tarafından buna uygun şekilde ödeme yapılmaması halinde yine de davalı tarafından davacıya bu süreye uyarak ödeme yapılacağının anlaşıldığı, heyetlerince bu maddenin her hal ve şartta davalının, davacıya sunum ücretinden nihai olarak sorumlu olacağı şeklinde yorumlanmadığı, kanaatlerince davalının yükümlülüğünün sadece ödeme vadesi bakımından olduğu, zira ödemenin ... Medya tarafından yapılmaması halinde davalının yapımcı olmadığı ve bu nedenle kazanç elde etmediği bir dönem için davacıdan ödeme yapmasının beklenmesinin ticari teamüllere uygun olmadığının değerlendirildiği, aksi yönde değerlendirme imkanında ise, ana sözleşmenin 5.1.maddesine göre bedel talebinde bulunulabilmesi için davacının sözleşmedeki hüküm ve koşullar çerçevesinde görev ve yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekmekte olup davacı RTÜK cezaları sebebiyle sözleşmeye aykırı davranmış sayılacağından davacı tarafından ödeme talebinde bulunulamayacağı, ek sözleşmenin 3.2 maddesinde yapılan düzenleme ile tarafların 1. yayın dönemi ile ilgili olarak "uygulamalar" olarak adlandırılan reklamlar dolayısıyla birbirinden hak ve alacaklarının olmadığı hüküm altına alındığından davacının iddia ettiğinin aksine bu maddenin 1. yayın dönemine ilişkin genel bir ibra olarak yorumlanamayacağı, sonuç olarak 1. yayın döneminde ...'ye ve 2. yayın döneminde ... TV'ye RTÜK tarafından kesilen idari para cezalarının bu kanallar tarafından yapımcılara kesilmesi neticesinde davalının bu sebeple oluşan mali yükü dosyada mübrez sözleşmeler kapsamında davacıya yansıtmasının uygun olduğu, bu nedenle davalı tarafından davacıya faturalandırılan ve davalının ticari kayıtlarında bulunan 1.126.000 TL + 272.380,50 TL + 248.419,50 TL olmak üzere toplam 1.736.800,00 TL kadar davalının, davacıdan alacaklı olduğu, bu miktarın mahsubundan sonra ise davalının mali kayıtlarına göre davacının KDV hariç 4.500,00 TL alacaklı olduğu, bu alacağın ise, düzenlenmesi gereken faturanın sözleşmeye göre ve diğer kesilen faturalara göre KDV dahil 649,000,00 TL olarak düzenlenmesi gerekirken KDV dahil 654.810,00 TL (31.12.2014 tarihli 12278 no'lu fatura her iki tarafın kayıtlarında mevcut) olarak düzenlenmesinden kaynaklandığı, bu nedenle bu bakiyenin davacı tarafından talep edilip edilemeyeceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/07/2018 tarihli ek raporda; cezai şart talep koşullarının varlığı halinde cezai şart bedelinin davacının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı hususunun değerlendirilmesinde, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafın gelirleri, yapımcı olarak ticari faaliyetine devam etmesi ve gazetelere yansıyan gelirleri ile transfer ücretleri dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen cezai şart miktarının ilgili sektörün piyasa koşulları, sözleşme ilişkilerine göre fahiş olmadığı ve davacının ekonomik açıdan çökmesine sebebiyet vermeyeceği, birleşen davaya konu icra takibinde takip tarihi olan 16.10.2015 itibariyle ticari defter ve kayıtlara göre, davacının, davalıdan 1.139.585,00 TL alacaklı olduğu, ancak sözleşme ve ticari ilişki değerlendirildiğinde, davacı ve sunucunun RTÜK cezaları nedeniyle sözleşme'nin 4.13 maddesine aykırı davranmış sayılacağı, sözleşmenin 5.1 maddesi açısından ise davacı sözleşmedeki hüküm ve koşullar çerçevesinde görev ve yükümlülüklerini yerine getirmemiş sayılacağından davacının ödeme talep edemeyeceği ve neticede de ödeme yükümlülüğünün doğmamış sayılacağı bildirilmiş olup bunun dışında ek raporda yer verilen görüşlerinden başka bir değişiklik olmadığı görülmüştür.Farklı bilirkişi heyeti (1 mali müşavir ile 1 fikir ve sanat eserleri ve 1 medya alanında uzman) tarafından sunulan 19/02/2020 tarihli raporda; dosyada mevcut RTÜK cezalarından, kurul kararlarından, yayıncı kuruluşların gönderdiği müzekkere cevaplarından ve uzman görüşlerinden cezaların, sunucunun kusurlu olmasından kaynaklandığınır anlaşıldığı, bu gerekçeyle davalı tarafın yayıncı kuruluşa ödediği idari para cezalarını dava dışı sunucuya veya sunucuyu temsil eden bir anlamda garantörü olan davacıya rücu edebileceği kanaatinin oluştuğu, genel olarak yayıncı kuruluşlar tarafından yapımcıların alacaklarından mahsup edilen RTÜK cezalarının hepsinin, programın sunumu ile alakalı olduğu, hem teknik hem de içerik açısından sunucunun eksikliklerinden, hatalarından, zamanında ve yeteri kadar müdahale etmemesinden, bazı noktalarda olaylara sebebiyet vermesinden kaynaklandığının anlaşıldığı, bu nedenle söz konusu cezalardan program sunucusunun sorumlu tutulabileceği ve yayıncı kuruluşça, yapımcının alacaklarından mahsup edilen cezaların, davalı yapımcı tarafından da davacıya ödenen sunuculuk hizmetleri ödemelerinden mahsup edilmesinin sektörde kabul görmüş uygulamalardan olduğunun söylenebileceği, yayıncı kuruluş ile yapımcı arasında imzalanan sözleşmelerle idari para cezalarının yapımcılara yüklendiği, ancak kesilen cezanın sunucu kaynaklı olması durumunda, yapımcılarla sunucular arasındaki sözleşmelerde yer alan düzenlemelerle bu sorumluluğun sunuculara yüklenmesinin sektörde alışılagelmiş bir durum olduğu, dosyada mevcut sözleşmelerden, davacının hem sunucunun garantörü hem de sunuculuk hizmetlerini tahsile yetkilisi olduğu anlaşıldığından RTÜK para cezalarının davacıya yansıtılabileceğinin düşünüldüğü, yayıncılık sektöründe vatanı, milleti ilgilendiren çok ciddi bir durum veya teknik bir sıkıntı olmadığı sürece, yayının teknik bölümünden sorumlu olan rejinin, sunucunun komutu olmadan, kendi kafasına göre yayını kesemeyeceği, yine hiçbir rejinin, sunucunun bilgisi ve onayı olmadan özellikle canlı yayına telefon bağlayamayacağı, kaldı ki sunucunun telefon bağlantısı anonsunu yapmadan bağlantının yayına alınamayacağı, bu bağlamda rejinin söz konusu durumdan sorumlu tutulamayacağı, yaşanan olaylar ve RTÜK cezaları ile alakalı olarak davalı tarafından davacıya zamanında gönderilmiş herhangi bir bildirime, ihtarnameye ve/veya ihbarnameye rastlanılamadığı, bununla birlikte cezalara ilişkin kanallar tarafından ...'ya ve/veya ... ...'e gönderilmiş mahsup fişine/faturasına, davalı tarafından davacıya yapılmış olan 1.216.000,00 TL'lik aslında RTÜK cezası olan ödemeye yönelik hesap bilgilerine, dekontlara da dosya kapsamında rastlanılamadığı, dosyaya sunulmuş olan ve incelenen basında çıkan haberden programın 2015 - 2016 yayın döneminde (4. yayın döneminde) tekrar ... TV'den ...'ye transfer olduğu, üstelik çok yüksek sayılabilecek meblağlarla transferin gerçekleştiği, ancak bu sefer programın yapımcılığını ...'in üstlendiğinin anlaşıldığı, dava konusu programın sunucusu olan... ...'in bu işe yeni başlamış, alelade biri olmadığı, uzun yıllardan beridir kamera karşısında çalışan, bu işin kamera arkasını da kamera önünü de, kural ve prensiplerini, bütün işleyişini çok iyi bilen profesyonel bir kişi olduğu dikkate alındığında dosyadaki belgelerde, RTÜK kurul kararlarında ve uzman görüşlerinde bahsi geçen hataları yapma, müdahale etmeyerek pasif kalma, olaylara sessiz kalma ve/veya sebebiyet verme gibi bir lüksü olamayacağından sunucunun sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve sözleşme maddelerine aykırı davranmış olabileceği ve ayrıca talep edilen tazminat ve cezai şart bedellerinin piyasa şartlarına göre uygun olduğu kanaatinin oluştuğu, cezai şartın talep ve koşullarının oluştuğunun Mahkemece kabulü halinde, taraflarca belirlenen cezai şart bedelinin ekonomik durumu ve ticari faaliyetleri göz önüne alındığında davacının ekonomik mahvına sebep olmayacağı, incelenen ticari defterlere göre asıl dava bakımından taraflar arasındaki esas ihtilafın, davalı şirket tarafından davacı adına düzenlenen ancak davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edilen ve bu doğrultuda davalı şirket ticari defterlerinde davacı hesabına borç kaydedilmek suretiyle davacı alacağından mahsup edilen ancak davacı ticari defterlerinde iade nedeniyle kaydına rastlanmayan 1.736.800,00 TL bedelli 3 adet RTÜK ceza yansıtma faturasından kaynaklandığı, birleşen dava bakımından ise, davacı tarafından davalı adına düzenlenen birleşen davaya konu icra takibine dayanak 2 adet faturanın her iki tarafin ticari defterlerine borç-alacak kayıtlarının yapıldığı, bu nedenle işbu faturalar ile ilgili taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, dava konusu somut olayda bir eser sözleşmesinin söz konusu olduğu, davacının ayıptan dolayı iş sahibine karşı sorumlu olduğu, davalı iş sahibinin ceza bedelleri kesilmesinden dolayı uğramış olduğu zararın tazminini talep edebileceği, ceza koşulunun da talep edilmesinin mümkün olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/01/2021 tarihli 1. ek raporda; 17/05/2012 tarihli sözleşmenin 4.13 maddesine aykırı davranması sebebiyle oluşabilecek maddi zararlardan dolayı sunucunun, yapımcıya, yapımcının ise TV kanalına karşı sorumlu olacağının söylenebileceği, sözleşmenin 4.22 maddesi ile sunucunun garantörlüğünü üstlenmesi sebebiyle davacının, sunucunun edimlerinden sorumlu olmayı kabul ettiğinin anlaşıldığı, RTÜK cezaları ile ilgili olarak alınan uzman görüşlerinde programın detaylıca incelenip değerlendirildiği, buna göre programın ceza yemesinin sebebinin sunucudan kaynaklanmış olduğu, bu sebeple RTÜK tarafından adı geçen yayıncı kuruluşlara idari para cezası kesildiği, yayıncı kuruluşların da ya cezayı ödeyip yapımcısının alacaklarından mahsup ettiği yada direk yapımcısına fatura ettiği, televizyon yayıncılığı ve sektörün dinamikleri göz önünde bulundurulduğunda canlı yayınlanan bir programda yaşanabilecek bir olay karşısında programın sunucusu, yönetmeni ve program yapımcısının sorumlu tutulabileceği, ancak bahse konu programın bir dış yapım olması, canlı yayınlanıyor olması ve sunucusundan da her hangi bir direktif gelmemiş olması sebebiyle yönetmenin yayına müdahale etmemiş olabileceği, zira dış yapımlarda çok istisnai bir durum olmadığı sürece programın yönetmeninin programa müdahale etme zorunluluğunun da olmadığı, diğer taraftan programın yapımcısının ise her an her saniye çekim yapılan yerde olamadığı, olsa bile yayına müdahale şansının olamayacağı için yapımcıların, sunucular ile çeşitli isimler altında sözleşmeler imzaladığı, bahse konu cezalar sebebiyle, davalı yapımcının hem TV kanallarından, hem de dava dışı diğer yapımcı ... Medya'dan alacaklarını tahsil edememiş olmasından zarar etmiş olabileceği kanaatinin oluştuğu, dava konusu edilen para cezaları direkt davalıya kesilmemiş olması ve davalı tarafından nakdi olarak ödenmemiş olup hakkedişlerinden kesilmesi nedeniyle davalı tarafın elinde ödeme makbuzlarının olmamasının doğal olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/06/2021 tarihli 2. ek raporda; sektörel açıdan incelendiğinde cezai şartın oluşmasının ön koşulunun, sunucunun sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve/veya sözleşmedeki maddelerden birine aykırı davranması ve/veya sözleşmeyi ihlal ederek feshe neden olması olduğu, dosya kapsamından davacının garantör sıfatıyla dava dışı sunucunun RTÜK cezalarından sorumlu olduğu anlaşıldığından, 17/05/2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin 4.13 maddesinin ve davalı ... ... ile dava dışı ... Medya arasında imzalamış olan 17/09/2012 tarihli sözleşmenin 3.11 maddesinin sunucu tarafından ihlal edildiğinin söylenebileceği, taraflar arasında sözleşmenin 8. maddesi ile TBK'nun 179. maddesi anlamında bir ceza koşulu kararlaştırıldığı, bu ceza koşulunun seçimlik ceza koşulu niteliğinde olmadığı, zira sözleşme maddesine göre ceza koşulunun seçimlik olarak talep edilecek şekilde kararlaştırılmadığı, zarar yanında ceza koşulunun da talep edilebileceğinin açıkça düzenlendiği, diğer bir deyişle uğranılan zarar yanında ceza koşulunun talep edilmesi mümkün olmakla beraber TBK m. 180/f. 2 uyarınca ceza koşulunu aşan zarar kısmının talep edilebileceği, sözleşmenin 4.22 maddesi uyarınca, taraflar arasında ifa yardımcısının borca aykırı davranıp davranmadığı konusunda ihtilaf olmasına rağmen davacının ilk talepte davalı şirketin sözleşmeden doğan hak ve alacaklarını ödemeyi taahhüt ettiği dikkate alındığında davalı şirketin ceza koşulu alacağını mahkeme kararı olmaksızın talep edebileceğinin görüldüğü, bu durumda ceza koşulu alacağı ile davacının alacağının takas edilebilmesinin mümkün olduğu, asıl dava bakımından, davalı tarafından davacıya kesilen toplam 1.736.800,00 TL bedelli 3 adet RTÜK ceza yansıtma faturalarının mahsubu neticesinde davacının, davalıdan takip tarihi itibarıyla 202.500,00 TL, dava tarihi itibarıyla ise 4.500,00 TL talep edebileceği, ancak 5.000.000,00 TL ceza koşulu alacak tutarının davalı tarafından takas/mahsup edilebilmesinin mümkün olduğu yönünde yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, asıl dava bakımından dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olmadığı, birleşen dava bakımından, davaya konu toplam 1.139.585,00 TL bedelli 2 adet faturanın davacı ve davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alındığında davacı şirketin, davalı şirketten bu miktarı talep edebileceği, ancak 5.000.000,00 TL ceza koşulu alacak tutarının davalı tarafından takas/mahsup edilebilmesinin mümkün olduğu yönünde yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, asıl dava bakımından dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olmadığı, takdiri mahkemeye ait olmak üzere ek sözleşmenin 3.2 maddesinin borca aykırılıklardan dolayı da tarafların birbirlerine karşı yükümlülükleri bulunmadığı şeklinde anlaşılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumda eğer borca aykırılıktan kaynaklanan bir borç, ibra anlaşması ile ortadan kaldırılmak istenseydi bunun sözleşmede açıkça belirtilmesinin gerektiği, bu nedenle sözleşmenin 3.2 maddesine dayanarak takas yapılamayacağı iddiasının kabulünün mümkün bulunmadığı bildirilmiştir.Somut olayda, davacı ve davalı şirket ile dava dışı... ... arasında imzalanan 17/05/2012 tarihli sözleşmeye göre, ... ...'in, davalı şirketin yapımcılığını üstlendiği evlilik programının sunuculuğunu yapacağı, davacı şirketin ise, sunucunun sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini eksiksiz ve zamanında aynen ifa etmesini garanti ettiği, aksi halde yapımcının uğrayacağı her türlü zarar ve ziyan ile sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacaklarını derhal karşılayacağını kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin ilk yayın dönemi 2012 Eylül - 2013 Haziran olmak üzere devam eden 2 yayın dönemi için yapıldığı, sözleşme bedelinin ilk yayın döneminde her ay için 450.000,00 TL, ikinci yayın döneminde her ay için 550.000,00 TL ve üçüncü yayın döneminde her ay için 600.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, hafta içi 5 gün olmak üzere yayınlanacak programın sunuculuk görevinin yerine getirilmesi şartıyla davacı tarafından düzenlenen fatura mukabilinde davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeme yapılacağı, sunucunun, ödemelerin davacı şirkete yapılmasını kabul ettiği, bu anlamda yapımcı ve yayın kuruluşundan herhangi bir nam altında hak ve/veya alacak talep etmeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt ettiği, yapımcının, sözleşmede belirtildiği şekilde görev alacağı uygulamaların (reklamlar) her biri karşılığında sunucuya 3.500,00 TL ödeyeceği ve her ay için 20 adet uygulama karşılığında 70.000,00 TL ödeme garantisi verdiği, davacı şirketin bu ödemelerin sunucuya yapılmasını kabul ederek yapımcıdan herhangi bir hak ve/veya alacak talep etmeyeceğini taahhüt ettiği, taraflar arasında ayrıca 17/09/2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 05/12/2013 tarihinde işbu ana sözleşmeye bağlı ek sözleşme imzalandığı, ek sözleşmeye göre, birinci yayın döneminde programın yapımcılığını ... Prodüksiyon ... Reklam ve Tanıtım Pazarlama Tic. Ltd. Şti.'nin gerçekleştirdiği, bu yayın dönemi için belirlenen bedelin, her bölüm için 20.000,00 TL + KDV olarak değiştirildiği, davalı şirketin ise bölüm sayısına göre bu miktar üzerinden hesaplanacak aylık tutarı Stilmedyadan tahsil ederek davacı şirkete fatura mukabilinde ödeyeceği, ... tarafından davalı şirkete ödeme yapılmasa dahi davalı şirketin belirtilen aylık tutarı davacı şirkete ödemekle yükümlü olduğu, işbu ek sözleşme ile ana sözleşme ve programın bir yayın dönemi daha aynı hüküm ve koşullarla uzatıldığı, ayrıca davalı şirkete, 2016 yılı Ocak ayı içinde sunucuya tek taraflı yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla taraflar arasındaki sözleşmeler ve programı iki yayın dönemi daha aynı hüküm ve koşullarla uzatma hakkı tanındığı anlaşılmıştır. Programın ilk yayın döneminin yapımcılığının ... Prodüksiyon ... Reklam ve Tanıtım Pazarlama Tic. Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirilmesine ilişkin bu şirket ve davalı şirket arasında 17/09/2012 tarihli sözleşme ve 15/10/2012 tarihli ek sözleşme imzalanmıştır.Davacı tarafından keşide edilen Kadıköy 6. Noterliğinin 08.04.2015 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnameler ile faturalar ve faturalardan kaynaklı KDV bedellerinin ödenmesinin talep edilmesi üzerine, davalı vekili tarafından keşide edilen Beşiktaş 25. Noterliğinin 17.04.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile, RTÜK tarafından kesilen cezalar sebebiyle yapılan mahsup işlemi neticesinde ihtarname tarihi itibariyle davacıya 735.510,00 TL, sunucuya ise 45.500,00 TL ödeneceği ve bunun neticesinde cari hesaplarda herhangi bir borçlarının kalmayacağı bildirilmiştirDavacı vekili tarafından keşide edilen Kadıköy 6. Noterliğinin 24.04.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi, davalının ödemelerini süresinde yapmadığı gibi haksız şekilde mahsup savunmasına sığınarak ödeme yapmaktan da imtina ettiği, davalının sözleşmeye aykırı davranışları ile müvekkilinin zarara uğradığı, davalının, ...'un kişilik haklarına ve marka değerine karşı haksız ve zarar verici davranışları ve ihtara verdiği cevaplarla tutumunu değiştirmeyeceği gerekçe gösterilerek TBK'nun 124/b maddesi uyarınca süre verilmesinin etkisiz olacağından bahisle taraflar arasındaki ana ve ek sözleşmenin ileriye etkili olarak 3. yayın döneminin sonundan itibaren tek taraflı olarak feshedildiği bildirilmiş olup ayrıca "RTÜK idari para cezası yansıtması" açıklaması ile davalı tarafından davacıya düzenlenen 17/04/2015 tarihli 3 ayrı fatura da (1.216.000,00 TL, 272.380,50 TL ve 248.419,50 TL bedelli) bu ihtarname ile iade edilmiştir.Sunuculuğunu... ...'in yaptığı evlilik programının ...'de yayınlandığı dönemde programa ilişkin RTÜK'ün 10/04/2013 tarihli, 2013/23 sayılı toplantısında alınan 2 no.lu kararı ile 11.886,00 TL; 15/05/2013 tarihli, 2013/30 sayılı toplantısında alınan 30 no.lu kararı ile 917.204,00 TL; 17/07/2013 tarihli, 2013/43 sayılı toplantısında alınan 9 no.lu kararı ile 460.164,00 TL; 17/07/2013 tarihli, 2013/43 sayılı toplantısında alınan 10 no.lu kararı ile 11.886,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, söz konusu programın ... TV'de yayınlandığı dönemde programa ilişkin RTÜK'ün 30/12/2014 tarihli, 2014/65 sayılı toplantısında alınan 78 no.lu kararı ile 331.226,00 TL; 04/02/2015 tarihli, 2015/06 sayılı toplantısında alınan 36 no.lu kararı ile 363.174,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği görülmüştür....ve Radyo İşletmeciliği AŞ. (...) vekili dosya kapsamında bulunan yazı cevabı ile; RTÜK tarafından uygulanan idari para cezalarının ...'ya fatura edildiği, ancak faturaların ... tarafından ödenmemesi sebebiyle bu şirket ile müvekkili şirket arasında İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/16 Esas sırasında kayıtlı davanın derdest olduğunu bildirmiştir. ... Radyo TV. AŞ. (... TV) vekili dosya kapsamında bulunan yazı cevabı ile; RTÜK tarafından uygulanan idari para cezalarının peşin ve indirimli olarak ödendiğini, ödenen tutarın davalı ... ... ...Reklamcılık Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.'nin uhdelerindeki alacaklarından mahsup edildiğini, bu sebeple 331.226,00 TL idari para cezası için 248.419,50 TL ve 363.174,00 TL idari para cezası için 272.380,50 TL yansıtma yapıldığını bildirmiştir.Asıl davaya konu takip tarihi itibariyle (22/05/2015) davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 1.939.300,00 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre davacıya 202.500,00 TL borçlu olduğu, takip tarihinden sonra 26/05/2015 tarihinde davalı tarafından yapılan 198.000,00 TL ödemenin her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, bu miktarın mahsubu neticesinde davacının, davalıdan 1.741.300,00 TL alacaklı; davalının ise, davacıya 4.500,00 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Taraf ticari defterleri arasındaki fark RTÜK tarafından uygulanan idari para cezaları sebebiyle davalı şirket tarafından 17/04/2015 tarihinde davacıya düzenlenen 272.380,50 TL, 248.419,50 TL ve 1.216.000,00 TL bedelli 3 adet faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması buna karşılık davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca birleşen davaya konu takip tarihi itibariyle (16/10/2015) her iki tarafın incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 1.139.585,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Buna göre, RTÜK tarafından uygulanan idari para cezaları sebebiyle davalı şirket tarafından düzenlenen 3 adet faturaya konu bedelin davacının alacağından mahsup edilip edilemeyeceği, ayrıca davalının iddia ettiği üzere davacı ve dava dışı sunucu... ...'in sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle cezai şart alacağı mevcut olduğundan bahisle davacının talep edebileceği bir alacağının bulunup bulunmadığı hususlarının tespiti gerekir."...Sözleşmenin tarafları aynı sözleşmeden doğan alacaklarını, açılan davada mahsup itirazı olarak ileri sürebilecekleri gibi ayrı dava yoluyla da isteyebilirler. Mahsup itirazında bulunabilmek için cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunlu olmadığı gibi karşı dava açılarak talep edilmesi de zorunlu değildir. Mahsup talebi itiraz niteliğinde olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mevcut delillere göre anlaşılması halinde mahkemece de kendiliğinden gözetilir. Somut olayda, davalı işsahibi cevap dilekçesi ile Kars Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğünün 05.12.2011 tarihli yazısında yüklenicinin heykeltıraş bulundurmadığından bahisle 110.900,00 TL para cezası kesildiğinden borçlu olduğu dikkate alınarak davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalının bu savunması, mahsup itirazı niteliğindedir..." (Yargıtay 6 HD'nin 2021/2944 Esas 2022/856 Karar sayılı ilamı)."...Davalı itiraz ve cevap dilekçesinde davacının işi süresinde bitirip teslim etmemesi sebebiyle 2.350,00 TL cezai şart alacağı bulunduğunu belirterek, faiz oranıyla işlemiş faiz miktarına da itiraz etmiştir. Davalının cezai şart alacağı bulunduğuna ve asıl alacağın bu miktarına itiraz ettiklerine dair savunması mahsup itirazı olup ayrıca karşılık dava ile ileri sürülmesi zorunlu değildir. İtiraz niteliğinde olduğundan her zaman ileri sürülebileceği gibi dosyadaki kanıtlardan anlaşılması halinde mahkemece de kendiliğinden gözetilir. Bu durumda mahkemece davalının ifaya ekli cezai şart alacağıyla ilgili savunma ve itirazları incelenerek istenebileceğinin kabul edilmesi durumunda davacı alacağından düşülerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır..." (Yargıtay 15 HD'nin 2008/5767 Esas 2009/892 Karar sayılı ilamı).Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir. Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). (Yargıtay HGK'nın 2021/9-156 Esas 2022/1321 Karar sayılı ilamı). Mahsup işlemi için karşılıklı haklar arasında sıkı bir bağlantı bulunması zorunluluktur ve mahsup talebi savunmanın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/3507 Esas 2023/7688 Karar sayılı ilamı). Ayrıca mahsup savunmasının hakim tarafından resen nazara alınması da gerekmektedir.Taraflar arasındaki 17/05/2012 tarihli ana sözleşmenin 4.13 maddesi "Sunucu, işbu sözleşme ile üstlenmiş olduğu yükümlülüklerini, 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'a, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı mevzuatına, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması hususundaki ilkelere, Reklam Kurulu normlarına ve diğer her türlü mevzuata aykırı olmayacak biçimde ifa edeceğini, programa herhangi bir müeyyide kararı verilmemesi için gereken önlemleri alacağını, programın yayınında üçüncü kişilerin, kuruluşların haklarını ihlal etmeyeceğini, aksi takdirde yapımcı ve/veya yayıncı kuruluşun uğrayacağı her türlü zararı karşılayacağını kabul ve taahhüt eder. İşbu madde de belirtildiği üzere sunucunun gerekli önlemleri almasına rağmen meydana gelen olumsuz sonuçlardan sunucu sorumlu olmayacaktır." hükmünü; 4.22 maddesi "şirket, sunucunun işbu sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini eksiksiz ve zamanında aynen ifa etmesini temin edeceğini, sunucunun işbu sözleşmede belirlenen beyanlarının, kabullerinin, taahhütlerinin, tekeffüllerinin ve tüm sözleşme hükümlerinin kendisi içinde geçerli ve bağlayıcı olduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte şirket, sunucunun fiillerini taahhüt eden sıfatıyla, sunucunun işbu sözleşme hükümlerini eksiksiz ve zamanında aynen ifa edeceğini garanti ettiğini, sunucunun edimlerini aynen ifa etmemesi halinde, yapımcının uğrayacağı her türlü zarar ve ziyanı ve sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacaklarını, işbu sözleşme süresi ile sınırlı olmaksızın ilk yazılı talepte, herhangi bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın derhal karşılayacağını, kabul ve taahhüt eder." hükmünü içermektedir. Sözleşmenin "Cezai Şart" başlıklı 8. maddesinde ise, sunucu ve/veya şirketin (davacı), mücbir sebepler dışında sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sözleşmedeki maddelerden birine aykırı davranması, sözleşmeyi ihlal ederek feshe neden olduğu durumlarda, sunucu ve şirketin, yapımcının uğramış olduğu ve/veya uğrayacağı her türlü zararın, mahrum kaldığı kârın, yasadan ve işbu sözleşmeden kaynaklanan hak, takip ve alacaklarının yanında 5.000.000,00 TL tutarındaki cezai şart meblağını yapımcıya nakden, defaten ve aynen ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettikleri düzenlenmiştir.Taraflar arasındaki 05/12/2013 tarihli ek sözleşmenin 3.2 maddesinde ise "İşbu ek sözleşmenin 3.1 maddesinde belirtilen ... ...'in, Şirkete ödeme yükümlülükleri dışında, tarafların 1. yayın dönemi ile ilgili birbirlerine herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Programın 1. yayın dönemi ile ilgili olarak ana sözleşmenin 4.19 maddesinde tanımlanan uygulamalar ve koşulları, sunucu ile 1. yayın dönemindeki TV kanalı (...) arasında belirlenmiş olup, ... ...'in 1. yayın dönemindeki uygulamalar ile ilgili herhangi bir hakkı ve yükümlülüğü kalmamıştır." hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, sunuculuğunu dava dışı... ...'in yaptığı evlilik programının ... ve ... TV'de yayınlandığı dönemde program sebebiyle RTÜK tarafından uygulanan idari para cezalarına ilişkin kararların içeriği ve sektör bilirkişilerinin tespitleri karşısında sunucunun yükümlülüklerini gerektiği gibi ifa etmemesi sebebiyle taraflar arasındaki 17/05/2012 tarihli ana sözleşmenin 4.13 maddesinin ihlal edildiği, aynı sözleşmenin 4.22 maddesi uyarınca dava dışı sunucunun sözleşme ile taahhüt ettiği yükümlülüklerinden ve borçlarından sorumlu olmayı kabul etmesi sebebiyle davacının da ihlalden kaynaklı ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğu, sözleşme hükümleri ve programın yayınlandığı kanallar tarafından verilen cevap içerikleri nazara alındığında bu sebeple zarara uğradığı anlaşılan davalının idari para cezalarına konu miktarları, davacıya yansıtma faturası düzenleyerek davacının alacağından mahsup etmesine bir engel bulunmadığı, bunun dışında sunucunun sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğünü ihlal etmesi sebebiyle sözleşmeye aykırı davrandığının kabul edilmesi sonucu davalının 17/05/2012 tarihli ana sözleşmenin 8. maddesi uyarınca belirlenen cezai şart alacağını talep etme ve dolayısıyla davacının alacağından mahsup etme hakkının bulunduğu, buna göre ise davacının, davalıdan talep edebileceği bir alacağının mevcut olmadığı, taraflar arasındaki 05/12/2013 tarihli ek sözleşmenin 3.2 maddesi kapsamında 1. yayın dönemine yönelik bir ibranın söz konusu olmadığı, söz konusu maddenin programın 1. yayın dönemine ilişkin "uygulamalar" olarak adlandırılan reklamlara ilişkin olduğu ve bu sebeple davalının bu yönüyle bir hak ve yükümlülüğünün bulunmadığının belirtildiği, 1. yayın dönemi için davacıya ödenecek ücretin davalı tarafından programın yapımcılığını üstlenen ... Prodüksiyon ... Reklam ve Tanıtım Pazarlama Tic. Ltd. Şti.'den tahsil edilerek davacı şirkete fatura mukabilinde ödeneceği, ... tarafından davalı şirkete ödeme yapılmasa dahi davalı şirketin belirtilen aylık tutarı davacı şirkete ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırılmasına göre istinaf dilekçesinde bahsi geçen 02/11/2014 tarihli e-mailde ...'nın ödemediği 1.216.000,00 TL'den kalan 778.000,00 TL'nin ödeme planına alındığının belirtilmesinin iddia edildiği üzere ikrar anlamına gelmediği, kaldı ki e-mail içeriğinde RTÜK ceza bedellerinden de bahsedilmediği hususlarının anlaşılmasına, ayrıca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve diğer delillerin dosya kapsamına uygun olması, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nun 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre Mahkemece tesis edilen karar isabetli olduğundan davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1011 Esas, 2021/570 Karar sayılı ve 10/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Asıl dava bakımından; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Birleşen dava bakımından; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2025