(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/4217 E. , 2008/669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davacının dayandığı tapu kaydının malikleri ... ve ...’ın kaçak ve yitik kişi olmadığı İzmit Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.03.1927 tarih 1926/16
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/4217 E. , 2008/669 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Yargıtay bozma ilamında özetle; "Davacının dayandığı tapu kaydının malikleri ... ve ...’ın kaçak ve yitik kişi olmadığı İzmit Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.03.1927 tarih 1926/164-40 sayılı kesinleşen kararı ile sabit olduğu, 1937 yılında infaz edilip tapuya şerh verildiği, bu nedenle kayıt maliklerinin kaçak ve yitik kişi olmadığının mahkemece kabulünün isabetli olduğu, ancak hukukumuzda Hazine’nin zilyetlik yoluyla taşınmaz iktisabının mümkün olmadığı, Hazine yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c şartlarının oluştuğunun yasal dayanağı bulunmadığı, davacının dayandığı tapu kayıtlarının ayrı ayrı ve usulen uygulanması, sınırlarının belirlenmesi, kayıtların kapsamı belirlenirken Hazine tarafından temlik edilenler ve kamulaştırılan taşınmazların gözönüne alınması, tapu kayıtlarının revizyon durumunun araştırılması, taşınmazlara kimin zilyet olduğu, başlangıç ve sürdürülüş biçimi, taşınmaz üzerinde muhdesat olup olmadığının belirlenmesi, tapu kayıtlarının taşınmazları kapsadığı ve hukuki geçerliliğini koruduğu belirlendiği takdirde, kapsamında kalan bölümlerinin tapu kayıt malikleri veya mirasçıları adına, üzerinde bulunan muhtesatların beyanlar hanesinde gösterilmesine, hukuki geçerliliğini kaybeden tapu kayıtları ile zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu saptanan taşınmazların zilyet olan kişiler adına, oluşmayanların Hazine ve kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edilen taşınmazlar var ise Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parsellerin davacı ... adına tesciline ve 48 ada 30 parsel sayılı taşınmazın Kadastro Bilirkişisi tarafından düzenlenen krokide “1” rakamı ile gösterilen tek katlı kargir evin 1958 yılında ... tarafından yaptırıldığının beyanlar hanesinde muhtesat olarak yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesap hak oluşacağından bozma gereklerinin tam ve usulen yerine getirilmesi zorunludur. Davacı taraf T.Evvel 1324 tarih 355 ila 394 sayılı ... Çiftliğine ait değişik miktar ve değişik hudutlu tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Bozma sonrası mahallinde yapılan keşfe katılan bilirkişi ve tanıklar davacı tarafça çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğe işaret etmedikleri gibi yapılan kayıt uygulaması ile alınan uzman bilirkişi raporu da hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Bozma ilamında, davacı taraf dayanağı tapu kayıtlarının sınırları tek tek okunmak suretiyle yerlerinin belirlenmesine ve çekişmeli taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının kapsadıkları alanlar içinde kalıp kalmadıklarının saptanmasına işaret edildiği halde, bu husus yerine getirilmeden çekişmeli taşınmazların 1955 tarihli memleket haritasında ... Çiftliği olarak gösterilen bölgede kaldığı, dayanak tapu kayıtlarının da aynı çiftlik içindeki diğer taşınmazlarla birlikte nizalı taşınmazları da kapsadığı, dava konusu taşınmazların bu kayıtlardan T.evvel 1324 tarih 366 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının kabulünde isabet bulunmamaktadır. Zira; davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtları ve dosya içindeki mevcut krokinin incelenmesinde tapu kayıtlarının bir bölgenin tamamını kapsar şekilde değil, bir bölge içindeki bazı bölümleri kapsar şekilde tesis edildikleri anlaşılmaktadır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile ve taraflar arasında bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli müktesap haklar bertaraf edilerek hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde usulen belirlenecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, davacı tarafın dayandığı tüm tapu kayıtları ve önceki keşiflerde dava konusu taşınmazları kapsadığı belirtilen T.evvel 1324 tarih 366 numaralı tapu kaydının tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmalı, tapu kayıtlarına miktarlarınca kapsam tayin edilmeli, çekişmeli taşınmazların kısmen veya tamamen dayanak kayıtlardan bir veya bir kaçının kapsamında kalıp kalmadığı usulen belirlenmeye çalışılmalı, mahalli bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama imkanı sağlanmalı, uygulamada eski tarihli memleket haritaları, komşu parseller tutanak ve dayanak belgeleri ile demiryolu ve karayollarıyla ilgili kamulaştırma belge ve haritalarından da yararlanılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli ve uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı takibe ve denetlemeye olanak verir, dayanak tapu kayıtlarının sınırlarının belirtir rapor alınmalıdır. Bundan sonra, çekişmeli 48 ada 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazların kısmen veya tamamen davacı tarafın dayandığı bir veya birkaç tapu kaydı kapsamında kesin olarak kaldığının belirlenmesi halinde tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin davacı taraf adına tesciline, tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlenen yerlerin davalı Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulamayla hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.