İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin haksız ihtiyati haciz kararı sebebiyle uğramış olduğu zararların değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 2015 yılının 8. ayına…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2910 KARAR NO : 2025/3742 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/12/2024 NUMARASI : 2017/2 Esas - 2024/470 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin haksız ihtiyati haciz kararı sebebiyle uğramış olduğu zararların değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 2015 yılının 8. ayına kadar asgari zarar olarak tespit edilen (20/5 yılının 9. ayından 11.11.2016 tarihine kadar olan alacaklara ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla) USD. 53.583,33 maddi tazminat talebinin haksız ihtiyati haczin gerçekleştirildiği 16.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca Amerikan Dolarına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte aynen veya fiili ödeme gününde cari olacak Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak davalıdan tahsilini, davalının İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/12 D. İş sayılı dosyasına sunmuş olduğu 36.350,00 TL bedel ve ... seri numaralı teminat mektubunun işbu dosyanın davalısına iade edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı ittihaz edilmesini, “...”in üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları da dâhil olmak üzere borcu karşılamaya yeter tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı “...” aleyhine, gemi üzerine haksız haciz uyguladıklarından bahisle, seferden men edildiği tarihler arasındaki gemiye yapılan masraflar ile kazanç kaybına yönelik Davacı ... Td. tarafından, tazminat davası açıldığını, bu davanın haksız olduğunu, gemi üzerinde haksız ihtiyati haciz kararı uygulanmadığını, Mahkeme tarafından verilen kararın tatbik edildiğini, bir usulsüzlük yapmadıklarını, “...” gemisinin 24/02/2015 tarihinde Beyrut limanından Tuzla liman sahası kabul edilen ve sefere gitmeyen / bekleyen gemilerin demirleme yeri olan ... bölgesine gelerek demirlediğini, demir yerinde içinde personel olmadan armatör talimatı ile beklediğini, ... ... olarak 16/03/2015 tarihinde seferden men kararı alındığını ve 29/02/2016 tarihinde de itiraz sebebiyle haczin kaldırıldığını, ayrıca ... Ltd. tarafından delil olarak sunulan ... faturalarının bir geçerliliği olmadığını, başka firmaların da “...” gemisi aleyhine haciz kararları aldırdığım, Konu gemi aleyhine aşağıda belirtilen hacizlerin uygulandığını, Konu gemiye tatbik edilen ihtiyati haciz kararından çok önce ... bölgesinde demirlediğini, dava konusu geminin üzerindeki haczin kaldırılmasının davacı vekilinin iddia ettiği tarihten çok önce gerçekleştiğini, ayrıca ihtiyati haczin, bir mahkeme kararına dayandığını, haksız olmadığı gibi ... Ltd, firmasına menfi bir etkisi de bulunmadığını, Tazminat talep etmek için zarar ile ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir kararı arasında uygun bir illiyet bağının bulunması gerektiğini, halbuki zarar ile alınan ihtiyali haciz ya da tedbir kararı arasında bir bağlantı bulunmadığını, başka bir deyişle, zararın kökeni, bu haciz kararından ayrı bir hukuki nedene dayandığı lakdirde, tazminat ile sorumlu tutmak mümkün olmayacağını, illiyet bağının bulunduğunu ispat yükünün, davacıya ait olduğunu, tüm bu sebeplerle haksız davanın reddini, bunun yanında işbu dava ile “...” tarafından açılan İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/22 E. sayılı davanın konusunun, dayandığı vakalar birbiri ile aynı olduğundan sonucu itibariyle birbirini etkileyeceğini, bu nedenle birleştirme talep ettiklerini beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "... Dava, davacıya ait ... isimli gemiye davalının talebi üzerine mahkememizin 2015/31 D. İş. Sayılı dosyasında uygulanan haksız ihtiyati haciz kararı nedeni ile oluşan zararların tahsili taleple başlatılan belirsiz alacak davası olup, uyuşmazlığın; gemi üzerine uygulanan ihtiyati haczin haksız olup olmadığı, haciz nedeni ile davacı zararının bulunup bulunmadığı ve varsa tazmini gereken davacı zararının tespiti hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa konu edilen mahkememizin 2015/31 D. İş sayılı dosyasında alınan ihtiyati haciz kararının İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esasa sayılı icra takip dosyası ile takibe konulduğu, borçlu itirazı üzerine duran takibin devamı için mahkememizde 2017/22 Esas sayılı davanın açıldığı, yargılaması devam ederken 22/03/2017 tarihli 2017/62 Karar sayılı ilam ile dosyanın eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, ardından hakimliğimizce TTK 1361/2 maddesi gereğince ihtiyati hacze konu alacak davasının karara çıkarak kesinleşmesi eldeki dava bakımından ön sorun olarak görülmüş olduğundan 11/02/2019 tarihli celse ara kararı ile dosyaların tefrikine karar verildiği, hacze konu alacak davasının 2019/34 Esas sayılı dosya üzerinden devam ettiği, eldeki uyuşmazlık bakımından da bu dosyanın kesinleşmesinin beklendiği anlaşılmıştır.Mahkememizin 2019/34 Esasa sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde mahkemece 25/04/2019 tarihli 2019/211 Karar sayılı ilam ile "Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİ'ne, takibine 3.500 EURO üzerinden devamına, bu bedele takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına, fazlaya dair davanın reddine" karar verilmiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 02/12/2021 tarihli 2019/1437 Esas ve 2021/1819 Karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararının kaldırılarak, "İtirazın kısmen iptaline, 3.299,08-Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek devamına,fazla istemin reddine, Asıl alacağın %20 si oranında hesaplanan 1.836,42-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine , Koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine " dair verilen kararın Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/1261 Esas ve 2022/1835 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı vekilil tarafından dava dilekçesi ile birlikte müvekkilinin 53.583,33 ABD Doları tutarındaki alacağının teminat altına alınmasını teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmişse de, mahkememizin 31/01/2017 tarihli arar kararı ile "Davacı vekilinin ... ... ve Ticaret Ltd Şti nin üçüncü kişiler nezdinde ki hak ve alacakları da dahil olmak üzere borcu karşılamaya yeter tam mal varlığına ihtiyatı tedbir konulması talebinin alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmekle şartları oluşmayan tedbir talebinin HMK nun 389. ve İİK nun 257. ve devamı maddeleri gereğince REDDİNE," karar verilmiştir. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen 01/02/2018 tarihli raporda; Haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat sorumluluğunun kusura dayanmadığı koşullarının fa) ihtiyati haciz kararının icra edilmiş olması, (bl ihtiyati haczin haksız olduğunun anlaşılmış olması, (e) zararın haksız. ihtiyati hacizden kaynaklanması olduğu,» Uyuşmazlıkta ... Denizciliğin “...” gemisi adı ve hesahına acente olarak hareket ettiği, resmi belgeler değerlendirildiğinde, ... Denizciliğin 2/10/2013 tarihi itibarıyla “...” gemisinin acentesi olarak hareket ettiği, yine resmi kayıtlara göre bu ilişkinin 17/10/2014 tarihine kadar devam ettiği, ... Denizciliğin resmi kayıtlara göre “...” gemisi adına son işlemini 13/10/2014 tarihinde gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı, ... Acente ücreti olarak acentelik ilişkisinin sona erdirilmesinden hemen önce “...”in 14.10.2014 tarihinde gönderdiği cevapta, "..." gemisine ilişkin olarak verilen hizmetleri sonucunda hak kazanılan acenlelik ücreti toplamda USR. 3.500,- olarak belirtildiği, huzurdaki davanın konusunu oluşturan Tuzla Tersane acenteliğine ilişkin olan kalemin ise USD. 1.060,- olarak bildirildiği, bu bedelir bir ay sonrasında FURO. 39.600.- gibi bir rakama yükselmesinin olağan olmadığı, yanı sıra “...”in yapılanı masraflara ilişkin olarak açıklayıcı ve taleplerini destekleyici hiçbir veriye rastlanmadığı, ... Denizciliğin resmi belgelerdeki acentelik hizmetlerini “...” gemisi adına verdiğinin sabit olduğu, bu hizmetler için ücrete hak kazanması gerektiği, ancak gün bazında acente ücreti isteyen ...'in resmi belgelerde sayılan 3 işlemden başka hangi işlemleri yerine getirdiğinin anlaşılamadığı bu sebeple 39.600 EURO'luk istemin dayanağının ispat edilemediği, Uyuşmazlığa konu isteme ilişkin verilen ihtiyati haczin haksız olup olmadığı Sayın Mahkeme'nin takdirine arz olunduğu, Haksız görülmesi hâlinde bir geminin seferden alıkonulduğu süre zarfında günlük dolaylı giderleri ödemek zorunda olduğu gibi kazanç kaybına uğramasının kaçınılmaz olduğu, ancak yoksun kalınan kazancın her gemi için değişiklik gösterdiği, geminin tonajı, yaşı, navlun piyasası, boş kaldığı süre (aram süresi), sefer yaptığı saha ve zamanın bu “ kazancı belirlediği, bu bakımdan dava konusu geminin kazanç kaybının fiili miktarının, tahminler ile değil, davacı/karşı davalının ticari defter ve kayıtları incelenerek bulunabileceği, Acentelik ücreti olarak düzenlenen faturanın davalı-b.d. davacı kayıtlarına alındığı, defter kayıtlarına göre; davacı-b.d. davalı şirketin anılan fatura sebebiyle 31.12.2014 tarihi itibariyle 39.600,- EUR karşılığı 111.699,72 TL borçlu olduğu, kanaatine varılmıştır.Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen 12/09/2018 tarihli ek raporda; Gemi Acenteleri Hizmet Tarifesine İlişkin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın 2008/1 sayılı Tebliği çerçevesinde hesaplama yapıldığında 380 günlük acente ücretinin 38.700 Euro'ya karşılık geldiği, değerlendirmenin Sayın Mahkeme'nin takdirine arz olunduğu, Dosyada seferden men edilmiş gemi için yapılan ye yapılması gereken belgelendirilmiş masrafların 53.583,33 USD olduğu, mevcut deliller çerçevesinde kâr kaybı hesabı yapma imkânına sahip olunmadığı,Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen 26.05.2023 tarihli raporda;İhtiyati haciz kararı sebebiyle geminin seferden men edilmesine karar verilen 16.03.2015 tarihi ile davacı vekilinin talebi doğrultusunda 2015 yılı Ağustos ayı sonuna kadar ve alternatifli olarak 07.08.2015 tarihine kadar mevcut personel ve klas durumuna göre sefer planlama imkanının bulunmadığı, davacının muhtemel kar- kazanç kaybının olmadığı, sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ... tarafından tanzim edilen 14.02.2024 tarihli ek raporda;Kök raporda varılan kanaatlerden farklı olarak bir sonuç ve kanaate ulaşılmadığı, kök raporda yer verilen kanaatlerimizin muhafaza edildiği, sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.Davacının Marshall Adaları'nda mukim olduğu anlaşılmakla, mahkemece ülkemiz ile Marshall Adaları arasında MÖHUK 48 maddesi gereğince yatırılması lazım gelen yabancılık teminatından muafiyete ilişkin bir anlaşma yahut fiili mütekabiliyet bulunup bulunmadığı hususunda Adalet Bakanlığı ile gerekli yazışmalar yapılmış olup, ülkemiz ile Marshall Adaları arasında muafiyete ilişkin bir anlaşlma bulunmadığının tespiti sonrası mahnkemece 01/06/2017 tarihli celse 4 numaralı ara kararı ile davacının MÖHUK 48 maddesi gereği 5.358 USD teminatı yatırmasına karar verilmiş olup davacı tarafından teminatın 15/06/2017 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır. Davaya konu edilen mahkememizin 2015/31D. İş sayılı dosyasında 16/03/2015 tarihinde davaya konu geminin 39.600 Euro alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyaten haczine dair karara karşı eldeki dosya davacı vekili tarafından 20/05/2015 tarihli itiraz dilekçesi ile itiraz edildiği, mahkemece 25/06/2015 tarihli ek karar ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın eldeki dosya davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 18/11/2015 tarihli 2015/12316 Esas ve 2015/12184 Karar sayılı ilamı ile ihtiyati haciz kararı için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği gerekçesi ile, mahkemenin ihtiyati haciz kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine, mahkemece 29/02/2016 tarihli 2016/12 D.İş 2016/51 Karar sayılı karar ile ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır. Dosyaya Tuzlu Bölge Liman Başkanlığı'ndan 23/02/2023 tarihinde celp edilen celp edilen davaya konu ... isimli geminin takyidatlı sicil kaydı üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davaya konu haciz karanının 11/11/2016 tarihinde kaldırıldığı görülmüş olup, esasen yukarıda açıklandığı hali ile ihtiyati haciz kararının mahkemece 29/02/2016 tarihinde kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür, ancak davaya konu 16/03/2015 tarihli uyuşmazlık konusu ihtiyati haciz kararı sonrasında 07/08/2015 ve 19/10/2015 tarihlerinde başkaca ihtiyati haciz kararları nedeni ile seferden men kararlarının alındığı bu kararların ise 08/03/2019 tarihinde kaldırıldığı görülmüş olmakla, davacının davaya konu ihtiyati haciz kararı nedeni ile ancak 07/08/2015 tarihine kadar sefer yapamayacak durumda olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar ihtiyati hacze konu alacağın tahsili talepli yapılan yargılama neticesinde davanın tamamıyla reddedilmediği 3.299,08-Euro alacağın varlığının sabit olduğundan bahisle alınan ihtiyati haciz kararının haksız olmadığı savunulmuşsa da; İİK 259 maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı alan alacaklının ihtiyati haczin haksız çıkması durumunda borçlu ve üçüncü kişinin uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olduğunu düzenlemiş olup, ayrıca alacaklının kusurlu olmasından bahsedilmediği gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2017 tarihli 2016/7881 Esas ve 2017/5130 Karar numaralı ilamında bahsedildiği hali ile, haksız ihtiyati hacizden doğan maddi zarara dayalı sorumluluk, kusursuz sorumluluktur. Haksız olarak ihtiyati haciz uygulayan alacaklının sorumluluğunun kusura dayanmadığı konusunda gerek uygulamada ve gerekse öğretide görüş birliği mevcut olup, bu açıdan alacaklının ihtiyati haciz kararının hükümden düşmesinden sonra açacağı dava veya yapacağı takipte haklı çıkmasının da neticeye müessir bulunmadığı gibi, bu bakımdan alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili değildir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Haksız ihtiyati haciz nedeni ile sorumluluğun koşulları ihtiyati haciz kararının icra edilmiş olması, ihtiyati haczin haksız olduğunun anlaşılması ve zararın ihtiyati hacizden kaynaklanmış olması olarak açıklanabilir. Bu hali ile talebe konu ihtiyati haciz kararının 39.600 Euro alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere gemi üzerinde uygulandığı ancak neticede davalının 3.299,08-Euro alacağı bulunduğunun anlaşılması nedeni ile uygulanan ihtiyati haciz kararının aradaki fark oranında haksız olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen dava dışı ... Nakliyat ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Tarafından davacı adına düzenlendiği görülen 104/2015, 17/05/2015, 20/06/2015, 12/07/2015 ve 26/08/2015 tarihli proforma faturalarda gemi adamları için ödenen ücretlerin, yakıt-su masraflarının ve gemiye yapılan motor servislerine ilişkin kalemlerin yer aldığı görülmekle dosya kapsamında alınan 12/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda yapılan bu masrafların seferden men edilmiş bir gemi için yapılması gereken masraflar olduğu açıklanmıştır. Davacı vekil tarafından bu fatura bedellerinin ödendiğine ilişkin 17/04/2015, 20/05/2015, 25/06/2015, 17/07/2015 ve 28/08/2015 tarihli tahsilat makbuzları da dosyaya ibraz edilmiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesi ile bu fatura bedellerinin tamamının davalıdan tahsili talep edilmişse de yukarıda açıklandığı hali ile esasen talebe konu ihtiyati haciz kararı sebebi ile geminin, ancak 07/08/2015 tarihinde başkaca bir alacak nedeni ile uygulanan ihtiyati haciz kararı tarihine kadar seferden men durumunda kaldığının mahkemece kabulü nedeni ile 26/08/2015 tarihli faturadan kaynaklı alacak talebi bakımından davalının sorumluluğu bulunmadığı mahkemece kabul edilmiştir. Bu hali ile yalnızca davaya konu ihtiyati haciz kararı nedeni ile davacının katlanmak durumunda kaldığı ve yaptığı ödemeler ile sabit kabul edilen masrafların, 39.382,00USD olduğu ve davalının bu masraflar nedeni ile davacı zararının tazmini bakımından sorumlu olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Davacı vekilinin dava dilekçesindeki bir diğer talebi ise ihtiyati haciz süresince mahrum kalınan kara ilişkin olup bu kapsamda mahkemece dosyaya davaya konu ... isimli geminin teknik özelliklerine göre benzer gemilerin 2015-2016 yıllarında ortalama net karının ne olabileceği hususu Deniz Ticaret Odası'na yazılan müzekkere ile sorularak ilgili bilgiler celp edilmiş ayrıca davalı vekilinin beyanları doğrultusunda ihtiyati haciz kararı uygulanması öncesi ve sürecinde davaya konu geminin personel hareketlilik bilgileri celp edilmiştir. İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü müzekkere cevabına göre 16/03/2015 tarihinden evvel 02/03/2015 tarihinde gemiden 11 personelin ayrıldığı 07/08/2015 tarihine kadar ise gemiye katılan yahut ayrılan personelin 1-2 kişi ile sınırlı olduğu görülmüştür.Davaya konu ... isimli geminin ilgili klas sertifikalarının bir kısmının dosyaya ibraz edildiği görülmekle bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde; klas ve diğer mecburi sefer sertifikalarının arka sayfalarının dosyaya sunulmadığı, bu sebeple yıllık vizelerinin (endorsement) görülemediği, Geçici Emniyetli Yönetim Sertifikasının (Interim Safety Management Certificate) 23/04/2015 tarihinde süresinin dolduğu, Geçici Uluslararası Gemi Güvenlik Sertifikasının ( Interim International Ship Security Certificate) 23/04/2015 tarihinde süresinin dolduğu, Geçici ... İşgücü Sertifikasının (Interim Maritime Labour Certificate) 23/04/2015 tarihinde süresinin dolduğu, Radyo İstasyonu Geçici Lisansının (Radio Station Provisional Licence) 16/04/2015 tarihinde süresinin dolduğu, Geçici Tescil Belgesinin (Provisional Registry Certificate) 16/03/2015 tarihinde süresinin dolduğu, belirtilmiş, bunun yanı sıra bilirkişiler tarafından sea web üzerinden yapılan araştırmada gemi klasının ABS (...) tarafından 2015 Ekim ayında askıya alındığı, geminin bu kez 2019 Şubat ayında tekrardan BV (...) tarafından klaslandığı, bu tarihler arasında klasının olmaması, askıya alınması sebebiyle sefer yapamayacağı açıklanmıştır. Mahrum kalınan kazanç kaybının bulunup bulunmadığı ile varsa hesap yapılması hususunda bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde bilirkişiler tarafından; ihtiyati haciz tarihi olan 16/03/2015 tarihinden önceki bir tarih olan 02/03/2015 tarihinde gemiden 11 personelin ayrıldığ; dosyaya sunulmuş olan gemi asgari gemi adamı donatım (minimum safe manning) sertifikasına göre; gemi makine dairesi otomasyonun sertifikasına (unattended machinery space certificate) sahip olması sebebiyle , Kaptan, 2.Kaptan, 3. Kaptan, 3 usta gemici, 1 gemici, Baş Çarkçı, 2.Çarkçı, 2 Yağcı ve 1 Aşçı olmak üzere toplam 12 personel ile donatılmasının zorunlu olduğu, buna göre mevcut personel durumu itibarı ile ihtiyati haciz kararı öncesinde ve sürecinde sefer yapma imkanının bulunmadığı yine yukarıda açıklandığı hali ile sertifika vizelerinin yapıldığı hususunun davacı tarafından ispat edilememesi sebebiyle ve bahsi geçen sertifikaların sürelerinin ihtiyati haciz sürecinde sürelerinin durmuş olması sebebiyle de sefer yapma imkanının bulunmadığı, kaldı ki sefer planladığına ilişkin herhangi bir girişim ve ilgili makamlara başvurusunun da bulunmadığı gerekçeleriyle, davacının ihtiyati haciz kararının uygulandığı 2015 Mart ayı ile Ağustos ayları arasında ihtiyati haciz kararı bulunmaması halinde dahi sefer yapabilecek durumda olmaması nedeni ile mahrum kalınan kazanç kaybı hesabının yapılmadığı açıklanmıştır. Davalı vekili tarafından bilirkişilerce mahkeme görevlendirmesi gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesi ile alınan bilirkişi raporlarına itiraz edilmişse de; yargılamanın ekonomikliği ilkesi gereğince mahkemece dosyaya celp edilen kayıtlar ve bilirkişilerin değerlendirmeleri dikkate alınarak geminin mevcut personel ve klas durumu itibarı ile ihtiyati haciz kararının uygulandığı süre içerisinde sefer yapma imkanı bulunmadığı kanaati hasıl olduğundan, her ne kadar bilirkişiler tarafından alternatifli bir rapor düzenlenmemişse de alınacak ek bilirkişi raporunun sonuca etkisi olmayacağı, daha fazla yargılama gideri yapılamaması ve yargılamanın bekletici mesele varlığı nedeni ile geçirmiş olduğu süre de değerlendirilerek yargılamanın daha fazla uzamaması amacıyla yeniden rapor alınması gerek görülmemiştir. Mahkememizce 10/09/2024 tarihli celse ara kararı ile yeniden rapor alınması taleplerinin reddine karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından 24/09/2024 tarihli dilekçe talep artırım dilekçesi ile belirsiz olarak açılan mahrum kalınan kazanç kaybı talebinin 1.000 USD olarak talep edildiği, masraf taleplerinin ise 1.000 USD artırılarak neticede toplam 54.583,33 USD alacağın talep edildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle , taraflarca dosyaya ibraz olunan belgeler ve mahkemece celp edilen kayıtlar ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki tespitler de esas alınarak, neticede davalı tarafından alınan ve davaya konu gemi üzerinde uygulanan ihtiyati haciz kararının haksız olduğu kanaati ile, davacının 2015 Mart ve Ağustos ayları arasında yapmış olduğu sabit olan 39.382,00USD harcamalar bakımından zararının bulunduğu ve davalının bu zararı tazmin ile yükümlü olduğu ancak ihtiyati haciz süreci içerisinde ihtiyati haciz kararının bulunmaması halinde dahi sefer yapma imkanı bulunduğu hususunda mahkemede kanaat uyandıracak yeterli ispatın davacı tarafından sağlanamaması nedeni ile mahrum kalınan kar kaybı talepleri bakamından davalının sorumluluğu bulunmadığı kanaati ile neticede, davacı tarafından yapılan ödeme tarihlerinden itibaren faiz uygulanmak sureti ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hali ile karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:1-Davanın 39.382,00USD alacak talebi bakımından KISMEN KABULÜ ile,-9.950,00USD lik kısma 17/04/2015 tarihinden, -10.666,00USD lik kısma 20/05/2015 tarihinden,-11.233,00USD lik kısma 25/06/2015 tarihinden,-7.533,00USD lik kısma 17/07/2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD de ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizin UYGULANMASINA,2-Fazlaya dair talebin REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ... gemisi ihtiyati haciz kararının uygulandığı dönemde sefere elverişli ve klaslı olup bu hususun dosyada mübrez sertifikarla sabit olduğunu, 02.03.2015 tarihinde gemiden 12 personelin ayrıldığı iddiası da gerçeği yansıtmadığını, zira bu tarihli ayrılışlar hastalık, izin gibi geçici nedenlere dayalı olup yerel mahkemeye sunulmuş olan 17 kişilik güncel mürettebat listesi ile geminin sefer yeterliliğini sağladığı ve hatta asgari gerekliliği aştığı ortaya konduğunu, bilirkişi raporunda bu mürettebat listesi yalnızca “tarihsiz” olduğu gerekçesiyle dikkate alınmadığını; oysa bu belge doğrudan gemi tarafından onaylı olup içerdiği tüm kimlik bilgileriyle birlikte sunulduğunu, gemi üzerindeki seferden men kararıyla aylar boyunca haksız olarak seferine engel olunan geminin çalışmadığı süre içinde kumanya, gemi adamı ücret ve giderleri, günlük işletme giderleri karşılanmaya devam edildiğini, gemide asgari sayıda mürettebat istihdam etmesi zararı azaltma külfetine uygun davrandığının açık bir göstergesi olduğunu, mahrum kalınan kar kaybı talebi yönünden aralarında deniz hukuku alanın uzman üniversite öğretim üyesinin (Prof., Doç. Dr.) bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden kar kaybına ilişkin olarak dosyada mevcut ... Derneği cevabi yazısı ve piyasa ortalaması dikkate alınarak alternatif hesaplama içeren bilirkişi raporu alınmasını, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılması gerektiği sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Haklı bir alacağa istinaden verilmiş bir ihtiyati haciz kararı bulunmadığını, ... gemisi dava konusu ihtiyati haciz kararının geçerli olduğu 16.03.2015 ila 03.08.2015 tarihleri arasında sefere ve yüke elverişli olmadığını, 01.03.2015 ve 02.03.2015 tarihlerinde toplam 12 personelin gemiden ayrıldığını, sefer yapmaya elverişli olmayan, işletilmeyen ve personel bulundurmayan geminin yakıt, kumanya, gemi adamı ücret ve giderleri, günlük işletme giderleri (running cost) gibi giderlerinin olmayacağı, olsa dahi bunların ihtiyati haciz kararıyla hiç bir ilgisinin bulunmadığı nı, davacı tarafından bu giderlerin müvekkili şirketten talep edilmesi mümkün olmadığını, davacının zararı azaltma kültefine uygun davranmadığı sebeplariyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi tazminat talebine ilişkindir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Somut olayda; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/34 Esasa sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde 25/04/2019 tarihli 2019/211 Karar sayılı ilam ile "Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİ'ne, takibine 3.500 EURO üzerinden devamına, bu bedele takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına, fazlaya dair davanın reddine" karar verilmiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 02/12/2021 tarihli 2019/1437 Esas ve 2021/1819 Karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararının kaldırılarak, "İtirazın kısmen iptaline, 3.299,08-Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek devamına,fazla istemin reddine, Asıl alacağın %20 si oranında hesaplanan 1.836,42-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine , Koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine " dair verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/1261 Esas ve 2022/1835 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda takip alacaklısı davalının itirazın iptali davasında itirazının kısmen kabulüne karar verilmesinin ihtiyati haczi haksız hale getirdiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayıp taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/2 Esas 2024/470 Karar sayılı 03/12/2024 günlü kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.523,25 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.380,81 TL'nin mahsubuyla bakiye 7.142,44 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,7-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/10/2025