TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2023 NUMARASI : 2023/94 Esas, 2023/1065 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlend…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/182 KARAR NO : 2025/1324 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2023 NUMARASI : 2023/94 Esas, 2023/1065 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında 14.01.2013 tarihli araç takip ve filo yönetim sistemidüzenlendiğini, sözleşmenin 5. Maddesinde davacı şirketin hizmetlerine karşılık davalı şirketin ödeme yapacağının düzenlendiğini, davacının edimini yerine getirdiğini, ancak davalının düzenlenen faturalara rağmen ödeme yapmaması sebebiyle icra takibine başladıklarını, davalı tarafından icra takibine haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, alacak miktarının 12.03.2014 tarih 639147 nolu 8.880,02 TL bedelli kesilmiş faturadan kaynaklandığını belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kiralama sözleşmelerinden kaynaklı davalarda dava değeri ve taraflara bakılmaksızın görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacıya davaya konu faturalara dayalı borçlarının bulunmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturaları kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2017/1077 esas sayılı dosyada davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 14.01.2013 tarihli araç takip filo yönetim sistemi kiralama sözleşmesi gereğince edimlerini yerine getirdiklerini davalının ihtarnameye rağmen 15/04/2013 tarihli 637117 nolu 3.334,15 TL bedelli, 24/05/2013 tarihli ... nolu 3.334,15 TL bedelli, 18/02/2013 tarihli 637080 nolu 384,05 TL bedelli faturaları ödemediğini, başlatılan icra takibine itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen dosyada davalı vekili, kiralama sözleşmesinden kaynaklı davalara bakma yetki ve görevinin Sulh Hukuk mahkemesine ait olduğunu, faturaya dayalı olarak davacı şirkete borçlarının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2017/1078 esas sayılı dosyada davacı vekili, 14/01/2013 tarihli araç takip filo yönetim sistemi kiralama sözleşmesi gereğince davacının tüm edimlerini yerine getirdiğini, buna karşın davalı şirketin ihtarlara rağmen sözleşme bedeline ilişkin 14/10/2014 tarihli 840698 nolu 10.744,01 TL bedelli faturayı ödemediğini, İstanbul Anadolu 17. İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalının itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamıne %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Birleşen dosya davalı vekili, kiralama sözleşmelerinden kaynaklı davalara dava değeri ve taraflara bakılmaksızın görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, faturadan kaynaklı davacıya borçlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında araç takip ve filo yönetim sistemi kiralama sözleşmesinin akdedilmiş olduğu, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu araç izleme kayıtları üzerinden yapılan inceleme sonucunda davacının sözleşmeye konu hizmetin kapsamında araç takip cihazları ve ek bileşenlerinin montajının, gerekli yazılım ve entegrasyonlarının, data hatlarının aktifleştirilerek sözleşmeye konu olan araç takip hizmetinin başlatıldığı, bu hizmetin fiilen en ez bir yıl sürdürülmüş olması sebebiyle davacının edimlerini yerine getirmiş olduğu gerekçesiyle; 2017/1076 esas sayılı asıl davada, davanın kabulü ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren aylık % 2 oranında faiz uygulanmasına, 8.880,02 TL asıl alacağın %20'si oranında (1,776.04 TL) icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine; birleşen 2017/1077 esas sayılı dosyada davanın kabulü ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi itibari ile aylık % 2 oranında faiz uygulanmasına, asıl alacağa (7.052,32 TL) % 20 oranında (1.410.464 TL) icra inkar tazminatına hükmedilmesine; birleşen 2017/1078 esas sayılı dosya açısından; davanın kabulü ile, davalı borçlunun İstanbul Anadolu 17.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın 10.744,01 TL açısından iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihi itibari ile aylık % 2 oranında yasal faiz uygulanmasına, asıl alacağa (10.744,01 TL ) % 20 oranında (2.148,802 TL) icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkemece verilen karar davalı yanca istinaf edilmiştir. Dairemizin 20/12/2022 tarih 2020/247 esas 2022/2068 karar sayılı ilamı ile, dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK’nın 5/1 maddesi uyarınca, ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür. TTK'nın 5/3. Maddesine göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 14.01.2013 tarihli araç takip ve filo yönetim sistemleri kiralama sözleşmesi gereğince davacı yüklenicinin araç takip cihazları ve ek bileşenlerinin montajının yapılması işi ile birlikte gerekli yazılımların kurulması, entegrasyonun kurulup aktif hale getirilmesi işi üstlenilmiş olup, taraflar tacir ve yapılan iş de ticari nitelikte olduğundan davaya bakma yetki ve görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, yerel mahkemece, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar vermiş ise de davalı vekili tarafından istinaf dilekçesi ekinde tarafların arasındaki sözleşmenin 02.02.2013 tarihinde fesih edildiğine ilişkin yazısı, e-mail ile gönderildiği belirtilen taahhütname ve 30.01.2013 tarihinde ilave olarak yapıldığı belirtilen ek anlaşma belgeleri sunulmuş olup, sunulan belgelerin niteliği itibariyle borcu sona erdiren belgelerden olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih edilip edilmediği, takip edilen bedellerin istenip istenemeyeceği hususlarında sözleşme ve sunulan belgeler ile dosya kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemece, basit yargılama usulüne tabi davalarda savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesi ile başladığı, yine davalının cevap dilekçesinde savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları açıkça yazması gerektiği, aksi takdirde (cevap dilekçesinin sunulmasından sonra) ileri sürülecek vakıaların savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına tabi olacağı, yine ispatın konusunu mahkeme önüne usulüne uygun ve süresinde getirilen çekişmeli vakıaların oluşturduğu, her ne kadar borcu sona erdiren vakıalar itiraz niteliğinde ve bunlara ilişkin delillerin mahkemece resen dikkate alınacağı gibi taraflarca her zaman ileri sürülebileceği mümkün olsa da, bu delillerin ancak bu vakıanın yargılamada yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alındığında ileri sürülmesi durumunda ispat vasıtası olabileceği, aksi takdirde yargılama sırasında ispatı istenen bir vakıa ileri sürülmemiş ise bunun ispatının tartışılmasının ve hükme esas alınmasının da usule aykırı olacağı, başka bir deyişle somut olayda davalının istinaf aşamasında sunmuş olduğu delillere ilişkin herhangi bir vakıa getirmediği, davalının savunmasına konu vakıaların "borca yönelik düzenlenen irsaliye bulunmadığı gibi davalı şirketin buna ilişkin imzası da bulunmamasından kaynaklı borcun bulunamaması" şeklinde olduğu, davalının dava tarihinden önce gerçekleştiği anlaşılan davacının edimini ayıplı ifa etmesi nedeniyle gerçekleştiği fesih beyanı veya sözleşmenin taraflarca sözleşme yapılarak sona erdirildiği yönündeki vakıaları cevap dilekçesi ile sürmediği, bu vakıaların savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olduğu, davacının bu vakıaların ileri sürülmesine açıkça muvafakat etmediği, bu sebeple bu yönde bir delil bulunsa bile bunların eldeki yargılamada tartışılmasının açıklanan sebeplerle usule aykırı olduğu, hal böyle olsa da istinaf ilamının mahkememiz açısından usulen bağlayıcı olması nedeniyle mahkememizce yine de davalı tarafından istinaf aşamasında sunulan belgelerin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve borcu sona erdirici nitelikte olup olmadığının tartışılması gerektiği, davalının borcunun sözleşmenin geçerli bir fesih (dönme) ile veya tarafların sözleşme ilişkisini ortadan kaldıran bir sözleşme (ikale sözleşmesi) ile sona erebileceği, davanın her iki tarafının da tacir olduğu, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerektiği (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 18/3), bir fesih (dönme) beyanının hukuken hüküm ve sonuç doğurabilmesi (sözleşmeyi ve eser bedeli ödeme borcunu sona erdirici etkiye sahip olabilmesi) için beyanın geçerli bir fesih/dönme sebebine dayanması, fesih/dönme prosedürünün takip edilmesi ve fesih beyanının şekle uygun olarak yönetilmesi gerektiği, somut olayda fesih/dönme beyanının ayıplı ifa sebebine dayandığı, davalı tarafça sunulan belgeler dikkate alındığında eserin en başta ayıplı ifa edildiğinin ve davalının davacıya süresi içerisinde ayıp bildiriminde bulunmuş olduğunun kabulünün gerektiği, ancak davacının eserdeki ayıbın giderilmesi halinde sözleşme ilişkisinin sona erdirileceği yönündeki taahhüdünden (22/01/2013günü) sonra ve fesih beyanından (02/02/2013 günü) önce ayıbın giderilip giderilmediği hususunda davalının bir savunması olmadığı gibi, bu yönde herhangi bir ihbar veya ispat faaliyetinin de bulunmadığı, bu sebeple fesih tarihi itibariyle eserin ayıplı olduğu hususunun davalı tarafça (ileri sürülmediği gibi) ispat da edilemediği, yine fesih beyanının yönetilmiş olup olmadığı anlaşılmadığı gibi fesih beyanının tacirler arasında kanunen öngörülen şekle uygun olarak yapılmadığı, bu sebeplerle fesih beyanının geçerli bir sebebe dayanmadığı ve kesin hükümsüzlükle butlan olduğu ve hukuken sözleşmeyi sona erdirici etki taşımadığı, yine taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sözleşme ile (ikale sözleşmesi) kaldırılmış olduğunun da istinaf dilekçesi ekinde sunulan belgelere göre kabul edilemeyeceği, bu hususta taraflar arasında birbiri ile uyumlu irade beyanından (icap ve kabul) bahsedilemeyeceği, zira davacının ayıpların giderilememesi halinde sözleşmenin sona erdirileceğini ve alacak talep etmeyeceğini taahhüt ettiği, taahhüdün şartlı olduğu (ayıbın giderilememesi şartı), şartın yerine getirilmediğinin belirtildiği gibi davalı tarafça (ileri sürülmediği gibi) ispat da edilemediği, tüm bu sebeplerle davalı tarafça sunulan belgelerin borcu sona erdirici nitelikte olmadığı, istinaf kaldırma ilamı önceki yapılan bilirkişi tespitleri ve mahkeme gerekçeleri dikkate alınarak davacının asıl ve birleşen davalarının açıldığı tarih itibariyle tamamen haklı olduğu, tüm bu sebeplerle davalının dava konusuz kalmış olsa dahi icra inkar tazminatına ve yargılama giderlerine mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılarak 2023/94 Esas sayılı asıl, 2017/1077 Esas sayılı birleşen ve 2017/1078 Esas sayılı birleşen davalarının konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 2023/94 Esas sayılı asıl davası yönünden; 8.880,02 TL asıl alacağın %20 si oranında (1,776.04 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2017/1077 Esas sayılı birleşen davası yönünden; 7.052,32 TL asıl alacağın % 20 oranında (1.410.464 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2017/1078 Esas sayılı birleşen davası yönünden; 10.744,01 TL asıl alacağın % 20 oranında (2.148,802 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davanın en başından beri borcun olmadığı iddialarının var olması vakıalar açısından iddia ve savunmalarımızı genişletmediğimizin göstergesi olup borcun neden var olmadığına yönelik delillerin sunulması da yargıtay içtihatlarında yargılamanın her aşamasında mümkün olması sebebiyle davalı müvekkilin borcu sona erdiren fesih bildirimi, davacının imzalamış olduğu 'problemin çözüme ulaştırılamaması halinde herhangi bir ücret talep etmeyeceklerine' dair taahhütname, taraflar arasındaki mail yazışmaları, ilave sözleşme istinaf aşamasında sunulduğunu, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında davanın her iki tarafının da tacir olması halinde sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların ttk m.18/3'e göre yapılması gerektiğini belirtmiş ise de sundukları sözleşmeden dönmeyi gösteren yazı elektronik posta aracılığıyla ve faksla davacı tarafa ulaştırılmış ve davacı taraf ulaştırılan maile cevap vererek yazışmanın içeriğini kabul ettiğini, bu durumda icap ve kabul gerçekleşmiş olmakta ve davacı bu kabul beyanıyla bağlı olduğunu, söz konusu şartlı taahhütnamenin 22.01.2013 tarihli olup 30.01.2013 tarihine kadar problemin çözüme ulaştırılamadığı takdirde herhangi bir ücret talep etmeyecekleri ve sözleşmenin iptal edileceği kaydını içerdiğini, 02.02.2013 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, davacı tarafın ise feshedilmiş bir sözleşmeye göre 2014-2015 yıllarında sanki sözleşme ayaktaymış gibi fatura kesmeye devam ettiğini, yerel mahkeme tarafından davanın konusuz kalma kararı verildiği halde, dava, borçlu aleyhine sonuçlanmamış olacağından, inkâr tazminatına hükmolunamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Taraflar arasında 14.01.2013 tarihli araç takip ve filo yönetim sistemleri kiralama sözleşmesi imzalanmıştır. Asıl davada davacı, taraflar arasında imzalanan 14.01.2013 tarihli araç takip filo yönetim sistemi kiralama sözleşmesi kapsamında, davacının edimlerini yerine getirdiklerini, fatura düzenlediklerini, ancak davalı hizmet bedelini ödemediğini, girişilen icra takibine itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Asıl davaya cevap dilekçesinde, sözleşme kapsamında yapılan cihazların sürekli arızalı olduğunu, hizmetin hiç veya ayıplı biçimde yerine getirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen 2017/1077 esas sayılı davada davacı, sözleşme kapsamında düzenlenen edim bedeline ilişkin faturaların ödenmediğini, girişilen icra takibi itiraz üzerine durduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, faturaların hizmet verilmeden düzenlendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen 2017/1078 esas sayılı davada davacı, taraflar arasında düzenlenen 14.10.2014 tarihli 840698 numaralı fatura bedeli olan 10.744,01 TL ödenmediğini, girişilen icra takibine itiraz ile durduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Birleşen dava davalı vekili, hizmetin hiç verilmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında 14.01.2013 tarihli araç takip ve filo yönetim sistemi kiralama sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin davacı tarafından ifa edilerek sistemin faal hale getirildiği, cihaz montajının yapıldığı, hat aktivasyonlarının gerçekleştirildiği, hizmetin fiilen sunulduğunu, davalı tarafın 30.01.2013 tarihli e-posta yoluyla bildirdiği fesih beyanının hizmetin ifasından sonraya denk geldiği, bu sebeple geriye etkili sonuç doğurmadığı, fesih bildirimi borcu ortadan kaldırmadığı, hizmetin ayıplı veya hiç ifa edilmediği, yargılama aşamasında yargılama konusu alacak ödendiğini belirterek, asıl ve birleşen dava dosyaların konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, asıl ve birleşen dava dosyalarında takip konusu alacak likid olması sebebiyle her bir dosya için ayrı ayrı %20 icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle, tarafların kabulü ve mahkemenin de vermiş olduğu karar itibariyle, asıl ve birleşen dava dosyasındaki dava konusu alacak davalı tarafından ödenmek suretiyle, dava konusu alacak konusuz kalmıştır. Davanın konusuz kalmasına yönelik mahkeme kararı doğru olmuştur. Dava dosyasında takip konusu alacak itibariyle, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında düzenlenen faturaya dayalı olması sebebiyle alacak talebi likittir. Dava tarihinden sonra davalı tarafından borcun ödendiği ve davacının davanın açılmasında haklı olması sebebiyle icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih ve 2023/94 Esas, 2023/1065 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 1.846,2 TL maktu istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 809,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.036,65 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.