T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/09/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/09/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/03/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; borçlu davalının ... Gıd. Tic. Ltd. Şirketi hakkında 28.06.2021 tarihinde Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla ilamsız takibe geçildiğini, borçlunun 7 günlük yasal süresi içinde 13.07.2021 tarihinde yetkiye ve borca itiraz etmiş olup Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün 13.07.2021 gün ve ... Esas sayılı ilamsız takibe itiraz ve karar tensip tutanağıyla “Borçluya gönderilen ödeme emrinin 08.07.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olmakla, borçlunun tebliği müteakiben yasal süresi içinde yetkiye, borca ve takibe itiraz etmiş olması nedeniyle takibin İİK'nun 62-66. md. gereğince durdurulmasına karar verilmiştir.” denilerek takibin durdurulduğunu, müvekkilinin, davalı ile ticari iş yapmak, ondan 200 metre küp kereste almak için anlaştığını, aradaki anlaşmaya binaen kerestenin “bedeli olarak kararlaştırılan 170.000,00 TL'yi davalının hesabına yatırdığı ancak bedeli peşin ödenen 200 metreküp kerestenin müvekkiline teslim edilmediği gibi defalarca sözlü başvuru yapılmasına rağmen, kereste bedeli olarak davalıya baştan peşin olarak ödenen 170.000,00 TL'nin müvekkiline iade edilmediğini, arabulucuya da başvuru yapıldığını ancak davalı tarafın, göndermediği kereste bedelini uhdesinde tutmaya devam ettiğini, haksız yere üzerinde tuttuğu bu bedeli müvekkiline geri iade etmeye yanaşmadığını, taraflar arasında daha önce alım satımı kararlaştırılmış olan 200 m³ kerestenin (ödeme tarihi olan 05.05.2020 tarihi itibarıyla o günkü dolar kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilemek suretiyle tespit edilen bedeli olarak müvekkilince davalı borçluya 170.000,00 TL peşinat ödenmiş olmasına rağmen, davalı borçlunun edimini yerine getirmemesi, 200 metreküp ladin keresteyi müvekkiline teslim etmemesi, defalarca parayı iade etmesi için başvurulmuş olmasına rağmen parayı da iade etmemesi nedeniyle, 'bu 200 metreküp ladin kerestenin satış bedeli olarak davalıya en baştan peşin ödenen paranın "ödeme belgesine” istinaden geri iadesi için borçlu hakkında, denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takibe geçilmesinden, davalı borçlunun bu takibe itiraz etmesinden kaynaklandığını bu bağlamda, kerestecilik işiyle iştigal eden davalı borçlunun, daha önce aralarında kararlaştırılmış olduğu halde ve hatta bu işe mahsuben 170.000,00 TL'de müvekkilince ödendiği halde, 200 metreküp ladin kerestesini müvekkiline göndermediği ve teslim etmediğini, davalı borçlunun itirazına bakıldığında, müvekkili şirket tarafından, davalı şirket hesabına “200 m³ ladin kereste bedeli” açıklamasıyla gönderilen 170.000,00 TL parayı almadığına, taraflarınca dosyaya sunulan dekontun geçerli olmadığına yönelik bir itirazının olmadığını, davalı borçlunun itirazında yalnızca “borcu kabul etmediğini, böyle bir borcu olmadığını” söylediğini, bundan başka bir itirazının olmadığını, somut olayda ise davalı borçlunun, icra dairesine itiraz dilekçesi ekinde söz konusu keresteyi teslim ettiğine ilişkin resmi bir belge görülmediğini, bu bağlamda borçlunun müvekkilinden "bu işin bedeli olarak 170.000,00 TL'yi aldığı ancak üzerine düşen ifa teslimat edimini yerine getirmediğinin açık olduğunu, dolayısı ile davalının borca itirazının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olup, ret edilmesi gerektiğini, borçlunun borca itiraz ederken ayrıca ve açıkça dayanak dekontlarına ilişkin bir itirazda bulunmadığını, sadece takip nedeniyle bir borcu olmadığını savunduğunu ancak dekonta yer alan 170.000,00 TL'yi ise almadım dediğini, alacağını ödememiş olduğundan alacaklının ikametgahının icra dairesinin bu anlamda da yetkili olacağını, davalının icra dairesinin yetkisine yönelik yaptığı soyut ve mesnetsiz itirazına da itibar edilmemesi gerektiğini, dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olan yetkiye ve borca itirazının iptalini, davaya konu Denizli 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin, (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 170,000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalının takip konusu borç ve asil alacağın 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahküm edilmesine, her türlü yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davanın itirazın iptali davası olup, itiraza konu Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas mumaralı takip dosyası incelendiğinde, icra dosyasında süresi içerisinde önce yetki itirazında bulunduklarını ve akabinde borca itirazda bulunduklarının sabit olduğunu, itirazları üzerinede İcra Müdürlüğünce takip, yetkiye, borca ve takibe itiraz nedeniyle durdurulduğunu, bu nedenle takibin yetkisiz İcra Müdürlüğünde açılmış olması nedeniyle, Mahkemece İcra Dairesinin yetkisizliği konusunda bir karar verilmesi gerektiğini, Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebileceğini, mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması sonuca etkili olmadığını, başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkemenin öncelikle tetkik merciinin (İcra Hukuk Mahkemesinin) yerine geçerek, İcra Dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmasını, bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkemenin kendisinin yetkisinin olup olmadığını da belirlemiş olacağını, davacı vekilince yetkisi itirazı kaldırılmadan veya yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmadan itirazın iptali davası açıldığını, bu durumda ortada geçerli ve yetkili yer icra müdürlüğünde yapıldığını, icra takibi bulunmadığından koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, yetki itirazlarının ve bu konudaki takibin yetki itirazı nedeniyle durdurulması işlemi hukuka uygun olup davanın bu yönüyle reddi gerektiğini, davacının alacağını yetkili Artvin İcra Müdürlüğünden açması gerektiğini, bu nedenlerle İcra müdürlüğünün takibin yetki yönüyle durdurulması kararı hukuka uygun olup yargılamanın yapılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... davalı şirket ile davacı şirket arasında satım sözleşmesine dayalı ticari ilişkinin bulunduğu; bu ilişki neticesinde davacı şirketin davalıya "200 M3 LADİN KERESTE BEDELİ" açıklaması ile banka havalesi ile 170.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı; fakat davacının kerestelerin davalı tarafça davacıya teslim edilmediğini iddia ederek ödediği bedelin iadesini talep ettiği; davalı tarafın kerestelerin davacıya teslim edildiği yönünde bir iddiasının da bulunmadığı; her ne kadar davalı tarafça, bilirkişi raporu alındıktan sonra mahkememize sunulan 06/09/2022 tarihli dilekçede davacının dava dışı gerçek kişilerle adi ortaklık içinde olduğu ve adi ortaklık ilişkisinde çıkan sorunlar nedeniyle davalıdan mükerrer tahsilat yapılmaya çalışıldığı ve bu hususların araştırılması talep edilmiş ise de, davalı tarafın ilgili dilekçesinde belirttiği hususların savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olup dosya kapsamında, davacı tarafça, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesine açıkça muvafakat edildiğine ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığından mahkememizce davalı tarafça iddia edilen hususların araştırılmasına gerek görülmediği; davacı tarafın usulüne uygun tuttuğu defterlerin incelenmesinde kereste teslimine dair bir kayıt bulunmadığı ve davaya konu bedelin davalı hesabında borç olarak kayıtlı olduğu; davalı tarafça ise kanuna uygun tutulmuş defter ibraz edilmediği, bu nedenle davacının defter kayıtlarının aksi diğer kesin delillerle ispat edilemediği, bu durumda davacı tarafın incelenen defter kayıtlarının kesin delil niteliğinde olup, davalı tarafın iddialarını bu kesin delile karşılık kesin delille ispat edemediğinden taleple bağlı kalınarak davacının yalnızca asıl alacağa yapılan itirazın iptalini iş bu davaya konu ettiği nazara alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Davalı tarafın cevap dilekçesi süresinde olmadığından yemin delili hatırlatılmamıştır.) İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve 19-376 Esas 397 Karar sayılı ilamı). Dava satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek; davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde hem borca hem de yetkiye itiraz ettiklerini, yetki nedeniyle icra takibinin durdurulması halinde davacı alacaklı tarafından dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini talep etmesi gerektiğini, davacı alacaklının bu yönde bir talebi olmadığından takibin açılmamış sayılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Denizli İcra Müdürlüğü'nün ve Denizi mahkemelerinin yetkili olmadığını, Artvin İcra Müdürlüğü ve Artvin mahkemelerinin yetkili olduğunu, görevli mahkemenin İcra Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davacı tarafından gönderilen paranın aracı konumunda olan ...'e iade edildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının akdi ilişkiyi inkar etmediği, takip konusunun da para alacağı olduğu, TBK'nın 89. ve HMK'nın 10. maddesince davacı alacaklının adresinin bulunduğu Denizli İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğu, paranın davalıya gönderildiği ve malın da davacıya teslim edilmediğinin davalının kabulünde olduğu, davalının davacının talimatı doğrultusunda gönderilen parayı dava dışı ...'e gönderdiğini yazılı delille ispat edemediği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 11.612,70 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.903,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.709,53 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09/03/2026 ...