T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/612 Esas KARAR NO : 2026/115 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI: 2021/37 Esas, 2021/999 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/612 Esas KARAR NO : 2026/115 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI: 2021/37 Esas, 2021/999 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... .......A.Ş.'nin 2001 yılında .... ve ...A.Ş., ... Limited, ..., ...... ve ......... arasında kurulduğunu, ....... Depolamanın kurucularından.......'ın ... sektöründe tanınan yoğun bir ticari ilişki ağı olan bir kişi olduğunu, ...kuruluşundan itibaren yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ve başkanvekili olarak tayin edildiğini, bu sayede şirketin kurumsal yapısı ve kadrolarının geliştirilmesi, müşteri portföyünün oluşması ve Türkiye'de tanınırlığa ulaşması için yoğun emek harcayarak çalıştığını ve ....Depolamayı belli bir seviyede bir ticaret hacmine kavuşturduğunu, .........'ın bu başarısı üzerine ve ancak.....'in 2001 krizi sonrasında yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle, ... ait tüm hisselerin 2002 yılında .......'ya satıldığını, ancak bu pay karşılığında hiç bir bedel alınmadığını, bunun yerine dava dışı ...... ile ... arasında hem taraflar arasında danışmanlık ilişkisi kurulmak üzere hem de ......'ın paylarının devir bedeli yerine geçmek üzere ....03.2002 tarihli bir danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, diğer bir deyişle ..., ......'a toplu bir pay devir bedeli ödemek yerine, şirketin gelecekteki karlarından sürekli olarak % 5 danışmanlık ücreti ödemeyi kabul ettiğini, bu durumun ... şirketinin globaldeki başkan yardımcısı ...'in ......'a gönderdiği anlaşma teklif şartlarını düzenleyen metinden de açıkça anlaşıldığını, tarafların anlaşmasının da teklifteki gibi olduğunu, bu nedenle tarafların sözleşmeyi süre ile sınırlamadıklarını aksine süresiz olduğunu düzenlediklerini, sözleşmenin doğasının, sona ermeksizin feshedilmeksizin ......'ın bir ortak gibi her yıl pay alması üzerine kurulu olduğunu, 2006 yılında ...tasfiyesine karar verildiğini, ...kurucularından .....'in 2000 yılında ... A.Ş. Adında bir şirket daha kurduğunu, bu şirketin ünvanının 2002 yılında ......... Hizmetleri olarak değiştiğini,..... ..'inde 2006 yılında........ A.Ş, olarak değiştiğini, .... Grubunun,...... Grubunu tüm aktif ve pasifleriyle bünyesine kattığını, Türkiye özelinde ise bu durumun unvan değişikliği ile gerçekleştiğini, davacı ....... ... şirketinin .... ..... adalarında yerleşik olduğunu, davacının, ......11.2004 tarihinde Türkiye'de yerleşik ......'a tüm yönetim yetkilerini içerir vekaletname verdiğini, ...... ile ... arasındaki ....03.2002 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi feshedilerek ....... ... arasında önceki danışmanlık sözleşmesi ile tamamen aynı içerikte ....12.2004 tarihli bir danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, ...tasfiyesi sonrasında tüm personel ve ticari ilişkilerin ....... kaydırıldığını, ......'ın sözleşmede düzenlenen ve davalı tarafından talep edilen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı taraf sözleşmenin pasif bir şekilde yürürlükte kaldığını ve müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ifa etmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 4. Maddesinde sözleşmenin süresiz olduğunun belirtildiğini, aynı zamanda taraflardan birinin temerrüde düşmesi halinde yazılı bildirim üzerine 30 gün içinde temerrüdün giderilmemesi halinde sözleşmenin feshedilebileceğinin düzenlendiğini, davacı müvekkili şirkete veya ......'a herhangi bir temerrüt ihtarı yapılmadığını, aksine davalının 2014 yılından bu yana danışmanlık ücretini ödemeyerek temerrüt halinde olduğunu, davalının TBK 123'e göre müvekkiline uygun bir süre vermeden sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle feshin geçersiz olduğunu ve sözleşmenin ayakta olduğunu belirterek davalının feshinin geçersiz olduğunun tespitini, HMK 107 maddesi uyarınca 2005-2013 yılları arasındaki danışmanlık ücretinin hesaplanarak şimdilik 1000 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile müvekkiline ödenmesini, 2014 -2019 yılları danışmanlık ücretinin hesaplanarak şimdilik 1000 TL'nin temerrüt tarihi olan 13.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte hesaplanması ve tamamının müvekkiline ödenmesini, 2020 yılı danışmanlık ücretinin hesaplanarak şimdilik 1000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 19.01.2011 tarihi öncesine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taarflar arasında akdedilen ...2004 tarihli sözleşmenin hukuki niteliğinin hizmet sözleşmesi olduğunu, TBK 146 uyarınca dava tarihinden 10 yıl öncesine ilişkin alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.4 maddesi gereğince sözleşmenin imza tarihinden itibaren 5 gün içerisinde davacı tarafından danışman listesinin sunulduğunu ve müvekkilinin ......'ı danışman olarak tayin etmiş olsa da davacı tarafından müvekkiline çok uzun süredir bir danışmanlık hizmetinin verilmediğini, bu kapsamda müvekkilinin atadığı danışmanın iş bu dava tarihi itibariyle davacı nezdinde danışman olarak çalışıp çalışmadığı hakkında herhangi bir somut delil dosyaya sunulmadığını, arabuluculuk görüşmelerine dahi davacıyı temsilen ......'ın katıldığını, ......'ın davacı şirketi temsile yetkisinin olduğunu gösterir güncel belgelerin dosyaya celbini talep ettiklerini, davacının halihazırda aktif bir şirket olup olmadığı ve 2014 yılından itibaren ticari faaliyetlerde bulunup bulunmadığının belli olmadığını, davacının ticari defter ve kayıtları celbedilğinde davacının esasen danışmanlık faaliyetinin bulunmadığını, dolayısıyla müvekkiline danışmanlık hizmeti vermediğinin görüleceğini, ...... ve ..., ....... ve ......'a ait hisselerin 2002 yılında ......'e satıldığını ve .......'ın şirketin tek hissedarı olduğunu, taraflar arasında imzalanan hisse alım satım sözleşmesinde de görüleceği üzere .... ve aile mensuplarının hisselerine tekabül eden ücretin eski hissedarların şirkete ve .......'e olan borçlarından (340.000,00 Amerikan Doları) mahsup yoluyla ödendiğini, .........'in tüzel kişiliğinin ..... Depolamadan farklı olduğunu, ... ve/veya ..., ..... ve ......'ın.. ... (eski ünvanı .....Depolama) nezdinde hiçbir zaman hissedar olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğunu, davacının arka planındaki iradeye ilişkin iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu sözleşmenin davacı ile ..... ... arasında .....12.2004 tarihinde imzalandığını, davacının vekil sıfatıyla iş göreni olduğu iddia edilen dava dışı ......'ın iş bu sözleşmede taraf olmadığını, davacının fiili hizmet dönemine ilişkin sözleşmeden doğan alacaklarının müvekkili tarafından zamanında ve eksiksiz olarak ödendiğini, davacının 2005-2013 yıllarına ilişkin taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının iddialarının ikrarı anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının haklı olduğu varsayıldığında dahi müvekkili şirkete ait yıllara göre kümülatif kar/zarar bilançosu uyarınca müvekkili şirketin 2014 yılında itibaren kar etmediğini, .. sebeple davacı lehine herhangi bir ücret tahakkuk etmediğini, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle ve derhal feshedildiğini, davacının feshin geçersizliği iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının sözleşmeye gerçekle bağdaşmayacak anlamlar yüklemeye çalışarak müvekkiline danışmanlık hizmeti verilmemesi karşısında haksız ve kötüniyetli taleplerini meşru bir zemine oturtmaya ve sözleşmeyi ayakta tutmaya çalıştığını, müvekkilinin sözleşmenin 4. Maddesindeki şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde derhal fesih hakkının bulunduğunu, ihlalin giderilmesi için bildirim yükümlülüğünün bulunmadan sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilebileceğini, 2014 yılından itibaren davacı ile yetkili olduğu iddia edilen ...... tarafından müvekkiline herhangi bir danışmanlık hizmeti verildiği de dosyaya sunulan belgeler ile ispat edilemediğinden müvekkili tarafından sözleşmenin feshinin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında Danışmanlık Sözleşmesi'nin akdedildiği, sözleşme kapsamında tedarik zincirleri hizmetlerinin sağlanması konusunda davacının danışman olarak atandığı, sözleşme kapsamında davacının danışmanlık ve planlama, pazar araştırması, reklam, ürün yönetimi konularında davalıya hizmet verme yükümlülüğünü üstlendiği, sözleşmenin 2.1 maddesinde davacı tarafından sunulan hizmetlerin karşılığı olarak sözleşmenin 2.2 maddesinde belirtilen danışmanlık ücretinin davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2.2 maddesinde davalının, işbu sözleşmenin devamı süresince .........Şirketin Türkiye'deki Faaliyetlerinden elde ettiği faiz sonrası işletme karının (“....”) %5'i tutarında brüt ücret ödeyeceği, şirketin faiz sonrası İşletme karının (........I) Ek 1'de belirtilen yönteme göre ve Türkiye'de uygulanan Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerine uygun olarak hesaplanacağı ve her yıl mart ayında Şirket tarafından finansal sonuçların (tabloların) ilan edilmesinin ardından, ...... tarafından sunulacak uygun fatura karşılığında ...'a ödeneceğinin düzenlendiği, bu kapsamda davacı tarafından fatura düzenlendiği, bilirkişi incelemesinde davacının 2005-2013 yılı alacaklarını tahsil ettiğinin tespit edildiği, davacı tarafından eksik ödemenin kanıtlanmadığı, finansal tablolar açıklandıktan sonra fatura kesildiği, faturaların karşılığını aldığı, bu dönem içerisinde somut bir itirazda bulunulmadığı ve çekince konulmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının bu döneme ilişkin bakiye alacağı kaldığının ispat edemediği, dolayısıyla davacının talebinin yerinde olmadığı, sözleşmenin 2.3 maddesinde, sözleşmenin 4. maddesi kapsamında feshedilmesi/sona ermesi halinde, ...'a ödenecek danışmanlık ücretinin, fesih tarihine kadar verilen hizmet süresine oranla hesaplanacağı ve orantılı olarak düşürüleceği, sözleşmenin 4. Maddesinde, sözleşmenin sınırsız süre için yapıldığı, (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen hallerde yazılı fesih bildiriminde bulunulması suretiyle davalı tarafından her zaman sözleşmenin feshedilebileceği, bu fesih bildiriminin derhal sonuç doğuracağının düzenlendiği, sözleşmenin 4. maddesinin (c) bendinde sözleşme kapsamındaki hizmetlerin 4 aylık dönem içerisinde kesintisiz 90 gün veya daha uzun bir süre için engellenmesi halinde sözleşmenin davalı tarafından derhal yazılı bildirimde bulunarak feshedilebileceğinin düzenlendiği, davacı tarafından 2014 yılından beri danışmanlık hizmetinin verilmediği dikkate alındığında davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin sözleşmenin 4. maddesinin (c) bendi kapsamında hukuka uygun olduğu, danışmanlık hizmetinin verilmemesi ve sözleşmenin davalı tarafça haklı olarak feshedilmesi nedeniyle davacının yukarıda belirtilen sözleşme hükümleri kapsamında danışmanlık ücreti talep edemeyeceği, davacı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hem danışmanlık hizmeti verilmesine hem de hisse devir bedelinin ödenmesine ilişkin olduğunu iddia etse de sözleşmede hisse devir bedeline ilişkin olduğu yönünde bir düzenleme bulunmadığı, bu iddiayı kanıtlayan yazılı bir delil bulunmadığı, davacının bu iddia yönünden dayandığı .......başkan yardımcısı ... tarafından gönderilen .../01/2002 tarihli e-mail, teklif metni tercümesinde ise..... Grubu'nun .......Depolamada bulunan hisselerinin devir bedeline karşılık 340,000,00 USD ödeme yapılacağı, bu ödemenin grubun ortak girişime olan borçlarından mahsup edileceği ve ayrıca her yıl vergi öncesi karın %5'i oranında tazminat ödeneceği belirtilmişse de daha sonra .../12/2004 tarihinde akdedilen dava konusu Danışmanlık Sözleşmesi'nde ödenecek bedelin danışmanlık hizmeti verilmesi şartına bağlı danışmanlık ücreti olarak belirlendiği, ödenecek bedelin hisse devri kapsamında her yıl karşılıksız olarak ödenecek bir tazminat ödemesi olarak kararlaştırılmadığı, davacı tarafından sözleşmede yazılı hizmetlerin verilmesi şartına bağlı danışmanlık ücreti olarak kararlaştırıldığı, davacı tarafından bu şartın kabul edildiği, bu durumun tarafların e-mail ve teklif sonrasında bir araya gelerek farklı bir anlaşmaya vardıklarını gösterdiğini, nitekim sözleşmedeki esaslı unsurların ve düzenlemelerin farklı olmasının bu durumu teyit ettiği, dolayısıyla sözleşmenin hisse devir bedelinin parçası olarak akdedilmediği, Danışmanlık Sözleşmesi'nin aksini gösterir yazılı delil bulunmadığı dikkate alınarak davacının iddiasının yerine olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; 09.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda ihtilaf konusunun hatalı tespit edildiğini ve buna yönelik itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, iş bu davadaki taleplerinin usulüne uygun biçimde incelenip değerlendirilebilmesi için, davaya konu .....12.2004 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinin tümüyle yorumlanması gerektiğini, sözleşmenin yorumuyla birlekte hesaba katılması gereken diğer bir unsurun da sözleşmenin nitelendirmesi olduğunu, sözleşmenin nitelendirilmesinin hakimin işi olduğunu, ancak söz konusu durumda bu nitelendirmenin bilirkişi raporunda hukuka aykırı şekilde yapıldığını, huzurdaki davaya konu ....12.2004 tarihli sözleşmenin hem taraflar arasında bir danışmanlık ilişkisi kurmak üzere, hem de ...... ve ailesine ait hisse devir bedelleri ile ... şirketinde yıllarca süregelmiş bulunan emeğinin karşılığının tazmin edilmesi amacıyla akdedilen karma nitelikte bir sözleşme olduğu, müvekkili şirketin taraflar arasındaki sözleşme gereği davalının yıllık finansal sonuçlarını bildirmesinin ardından yapılacak hesaplama uyarınca fatura düzenleyeceği ancak davalı tarafın işbu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığı ve temerrüde düştüğünü, sözleşmeyi fesih hakkına sahip olanın hizmet vermesi engellenen müvekkili olduğunu, bu esasa aykırı biçimde davalı tarafça gerçekleştirilen feshin sözleşmeye, usul ve esasa aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin iki kişiden oluşmakta ise de HMK'nun 267. Maddesi gereğince tek sayıda kişiden oluşması gerektiğini, sadece bu sebebin varlığı dahi bilirkişi raporunun gerekçeli karara esas alınmaması için yeterli olduğunu, ... şirketin geçmiş yıllardaki ödemelerde şeffaf davranmadığını, müvekkilinin tutarları doğrulayacağı verileri paylaşmadığını, bu sebeple 2005-2013 ödeme yılları arasında müvekkilinin sözleşmeye uygun hakedişinin bilirkişi eli ile hesaplanması gerektiğini, Mahkemece ispat yükünün müvekkili üzerinde olduğunu belirtmiş ise de davalının mali verileri paylaşmaması nedeniyle müvekkilinin gerçekleştirilmiş olduğu hizmet karşılığında sözleşmeye uygun hakettiği bedeli alıp almadığının taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece yapılması gereken işin, 2005-2013 yıllarına ait finansal mali tabloların incelenip, davalı şirketin karının tespit edilip, söz konusu karın %5'inin müvekkiline kestirilen faturaya denk gelip gelmediğini, eksiklik bulunması dahilinde buna dair kabul kararının mahkemece verilmesi gerektiğini, bu tespit yapılmamış olmasına rağmen, mahkemece davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından işbu sözleşme tamamen göz ardı edilerek tanzim edilen, sadece müvekkil şirket tarafından kesilen faturaların davalının ticari defterlerine işlenip işlenmediğinin tespitinden ibaret dava konusu ile hiçbir alakası bulunmayan ....07.2021 tarihli raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, 2014-2019 arası ve 2020 tarihleri arasındaki talepleri bakımından bilirkişi raporunda sadece müvekkilinin fatura düzenleyip düzenlemediğine ilişkin bir değerlendirme yapıldığını, ......'ın verdiği danışmanlığın karşılığında ve hisse devir bedeline karşılık olarak her yıl şirket karının %5'inin sınırsız süreli bir vaziyette ... şirketine ödenmesi sözleşmenin konusu olduğunu, müvekkilinin verdiği hizmetlere dair tanıkların dinlenmesine dair yapılan taleplerine rağmen söz konusu tanıkların dinlenmediğini, bunun yanı sıra feshin geçersizliğinde herhangi bir haklı nedenin olmadığı, sözleşmede açık bir şekilde, 4 aylık süre içerisinde kesintisiz olarak 90 günlük hizmet verilmemesiyle davalının sözleşmeyi derhal feshedilebileceğinin belirtildiğini, somut davaya konu olan hususta bu sürenin geçmediğini ayrıca davalı tarafınca da müvekkiline herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, ilk derece Mahkemesinin davanın reddi kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle kurulduğu, dava hatalı biçimde ''taraflar arasında akdedilen danışmanlık sözleşmesinin davalı tarafından feshinin geçersizliğinin tespiti ile danışmanlık ücret alacaklarının davalıdan tahsiline''' olarak nitelendirilmiş olmasına rağmen, belirtilen dava türünün koşulları ile hiç bir alakası bulunmayan hukuki vakıalar gerekçe gösterilerek davanın reddine kararı verildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava; taraflar arasında akdedilen danışmanlık sözleşmesinin davalı tarafından feshinin geçersizliğinin tespiti ile danışmanlık ücret alacaklarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin geçerli olup olmadığı, davacının sözleşme kapsamında danışmanlık ücret alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır, 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 2014-2019 arası ve 2020 tarihleri arasında hizmet verildiğine ilişkin; davacının en son 2014 yılı son faturadan önceki tarihi kapsayan mail yazışması mevcut olup hizmet verildiğine ilişkin başkaca herhangi bir somut delil bulunmadığı, davacının bu tarihten sonra uzun bir süre sessiz kalması bu tarihe kadar düzenlenen faturalara bir itirazda bulunmaması, bu tarihten sonra da herhangi bir fatura düzenlememesi hususları da birlikte değerlendirildiğinde; davacının danışmanlık sözleşmelerinden kaynaklanan hizmet alacağının ispata muhtaç olduğu, Faturanın ve ticari defterlerin ispat kuvvetine ilişkin yasal hükümler de varılan sonucu desteklemekte olup ticari defterlerde yer aldığı şekliyle davacının alacağının bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde bilirkişi heyetinin tek sayıda kişiden oluşması gerekirken iki kişiden oluştuğunu, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağından kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Somut olayda da her ne kadar iki sayıda bilirkişi heyeti seçilmiş görünüyorsa da, bilirkişilerin uzmanlık alanları dikkate alındığında farklı uzmanlık alanından iki ayrı tek sayıda teknik bilirkişi seçildiği, bilirkişilerin uzmanlık alanı itibariyle bilirkişi raporunda ayrı değerlendirmelerde bulunulduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi isminde olduğunu, ancak sözleşmenin içeriği ve tarafların gerçek iradesinin hisse devir bedellerinin ödenmesi ve danışmanlık şeklinde olduğunu, 2005-2013 yılları arasında yapılan ödemelerin eksik olarak yapıldığını, 2014 yılından dava tarihine kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını davalının sözleşmeye aykırı feshinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ise taraflar arasındaki sözleşmenin danışmanlık sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin arka planındaki iradeye dair iddiaların kabul edilemeyeceğini, ......'ın 20.12.2004 tarihli sözleşmeye taraf olmadığı gibi .....Lojistikte hiç bir zaman hissedar olmadığını, ......'ın ... hisselerine karşılık bedel ifasında bulunulduğunu, davacıya fiili hizmet dönemine ilişkin sözleşmeden doğan alacaklarının ödendiğini, davacının 2014 yılından sonra müvekkiline verdiği bir danışmanlık hizmetinin bulunmadığını, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle ve derhal feshedildiğini savunmuştur. Davacı ile ......... A.Ş. Arasında 20.12.2004 tarihli Danışmanlık sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı her ne kadar ......'ın verdiği danışmanlığın karşılığında ve hisse devir bedeline karşılık olarak her yıl şirket karının %5'inin sınırsız süreli bir vaziyette .... şirketine ödenmesinin sözleşmenin konusu olduğunu ileri sürmüş ise de, 20.12.2004 tarihli sözleşmede dava dışı ......'ın taraf olmadığı ve sözleşmede ödenecek bedelin danışmanlık hizmeti verilmesi şartına bağlı danışmanlık ücreti olarak belirlendiğine ve ödenecek bedelin hisse devri kapsamında her yıl karşılıksız olarak ödenecek bir tazminat ödemesi olarak kararlaştırıldığına dair bir düzenleme yer almadığından davacı vekilinin bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde 2005-2013 yıllarına ait ödemelerin eksik yapıldığını, Mahkemece finansal mali tabloların incelenip, davalı şirketin karının tespit edilip, söz konusu karın %5'inin müvekkiline kestirilen faturaya denk gelip gelmediği araştırılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunda mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede, davalı defterlerinde, 2006-2014 tarihleri arasında davacının tanzim ettiği faturaların davacı alacağı olarak kaydedildiği ve karşılığında stopaj kesintileri ve iade faturaları ile ödemeler neticesinde borç/alacak bakiyesi kalmadığı, 2014 yılından sonrasında davacının faturası veya davalı ödemesinin mevcut olmadığının sunulan kayıtlar kapsamında tespit edilmiştir. Davacı her ne kadar davalının mali verileri paylaşmaması nedeniyle müvekkilinin gerçekleştirdiği hizmet karşılığında sözleşmeye uygun hakettiği bedeli alıp almadığının taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını, 2005-2013 yıllarına ait finansal mali tabloların incelenip, davalı şirketin karının tespit edilip, söz konusu karın %5'inin müvekkiline kestirilen faturaya denk gelip gelmediğinin araştırılması ve eksik varsa müvekkiline ödenmesini talep etmiş ise de, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı 2006-2014 tarihleri arasında yaklaşık olarak 9 yıl boyunca faturalarını düzenlemiş ve ödemeleri almıştır. Davacının bu dönemlere ilişkin mali veriler paylaşılmadığından eksik hizmet bedeli aldığına dair herhangi bir itirazı bulunmadığı gibi davalıya herhangi bir ihtarda da bulunmamıştır. Bu nedenle TMK 6 ve HMK 190 maddesi kapsamında iddiasını kanıtlamakla yükümlü olan davacının bu döneme ilişkin olarak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığı iddiası kanıtlanamamıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, 2014-2019 arası ve 2020 tarihleri arasındaki talepleri bakımından bilirkişi raporunda sadece müvekkilinin fatura düzenleyip düzenlemediğine ilişkin bir değerlendirme yapıldığını, ancak sözleşmenin hem hisse devir bedeli hem de danışmanlık sözleşmesini kapsadığını, müvekkilinin danışman ......... aracılığıyla danışmanlık hizmeti sunduğunu, destek ve danışmanlık hizmetinin sağlandığına ilişkin delil niteliğindeki e posta yazışmalarının dosyaya sunulduğunu ileri sürmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere davacının davalı ile yaptığı sözleşmede dava dışı ......'ın taraf olmadığı ve danışmanlık ücret bedelinin dava dışı ......'ın hisse devir bedeline kapsadığına dair bir düzenleme yer almadığından davacı vekilinin danışmanlık hizmet bedelinin dava dışı ......'ın hisse devir bedelini kapsadığından sınırsız süreli olarak ödenmesi gerektiği yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Davacı, 2014-2019 arası ve 2020 tarihleri arasında davalıya danışmanlık hizmetini sunduğunu ancak hizmet bedelinin ödenmediğini ileri sürmüş ise de davacının öncelikle hizmeti sunduğunu ve hizmet bedeline hak kazandığını kanıtlaması gerekir. Oysa dosyaya sunulan mail yazışmaları en son 2014 tarihlidir ve bu tarihten sonra davacının davalıya hizmet verdiği dosya kapsamına sunulan delillerle ispatlanamamıştır. Davacı, 2014 yılından sonra davalı tarafından veriler paylaşılmadığından hizmet faturasının düzenlenemediği iddia etmişse de, davalıya bu yönde bir ihtarda bulunduğunu da iddia ve ispat edememiştir. Yine işbu davanın mahiyeti gereği tanıkla ispatın mümkün olmaması sebebiyle davacının, tanıklarının dinlenmediğine yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir. Davalı tarafından Beşiktaş .... Noterliğinin ....01.2020 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... Aralık 2004 tarihli sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır. Davacı sözleşmenin usulüne uygun şekilde feshedilmediğini ve feshin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Fesih başlıklı 4. Maddesinde, sözleşmenin sınırsız süre için yapıldığı belirtilmiş, bu sözleşmenin (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen hallerde yazılı fesih bildiriminde bulunulması suretiyle davalı tarafından her zaman sözleşmenin feshedilebileceği, bu fesih bildiriminin derhal sonuç doğuracağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4. maddesinin (c) bendinde sözleşme kapsamındaki hizmetlerin 4 aylık dönem içerisinde kesintisiz 90 gün veya daha uzun bir süre için engellenmesi halinde sözleşmenin davalı tarafından derhal yazılı bildirimde bulunarak feshedilebileceğinin düzenlenmiştir. Davalı, Noterden gönderdiği fesih ihtarnamesinde, davacının uzun süredir yükümlülüklerini yerine getirmediği ve herhangi bir hizmet sunmadığını, sözleşmenin pasif şekilde yürürlükte kaldığından bahisle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Somut olayda davacı tarafından 2014 yılından beri danışmanlık hizmeti verildiği ispat edilemediğinden ve davalının fesih ihtarında da hizmetin uzun süredir verilmediğinden bahisle sözleşmeyi fesih ettiğini bildirildiğinden davalı tarafından sözleşmenin 4. maddesinin (c) bendi kapsamında feshedildiği anlaşılmış ve bunun için davalının davacıya ayrıca bir önelde bulunarak süre vermesine gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı tarafından yapılan fesih sözleşmeye göre uygun ve geçerli olduğundan davacının feshin geçersizliğine yönelik istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/... Esas, 2021/... Karar sayılı ve ../12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/01/2026