(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/4203 E. , 2008/3467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında temyize konu 421, 422, 434, 435, 436 ve 437 parsel sayılı 38200, 18900, 27500, 49900, 52700 ve 29000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 421 ve 422 nol
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2007/4203 E. , 2008/3467 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında temyize konu 421, 422, 434, 435, 436 ve 437 parsel sayılı 38200, 18900, 27500, 49900, 52700 ve 29000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 421 ve 422 nolu parseller vergi kaydı nedeniyle, 434 nolu parsel 420 nolu parsele, 436 nolu parsel 419 nolu parsele, 437 nolu parsel 425 nolu parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak, 435 nolu parsel de 427 nolu parsele uygulanan vergi kaydının yüzölçümü fazlası olması sebebiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Kadastro Komisyonunca davalıların itirazının kabulüne taşınmazların davalılar adına tespitine karar verilmiştir. Davacı ..., çekişmeli 421 ve 437 nolu parsellerin kanunları gereğince Hazineye intikal eden taşınmazlardan olup zilyetlikle kazanılamayacağı, 434, 435 ve 436 nolu parsellerin de bu taşınmazlarla öncesinde bir bütün olan parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının miktar fazlası olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin ..., ..., ... ve ... adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu parsellerin kaçak ve yitik şahıslarla ilgisinin bulunmadığı, davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı içinde kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı kabul edilerek Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli değildir. Davalı tarafın komisyona yaptıkları itiraz sırasında dayandığı tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip keşif sırasında zemine uygulanmamış, fen bilirkişisinin dosya üzerinden yaptığı uygulama ile yetinilmiştir. Eksik inceleme ve uygulamaya dayanılarak karar verilmez. Doğru sonuca ulaşabilmek için davalı tarafın çekişmeli parseller hakkında komisyona yaptığı itirazı sırasında dayandığı tapu ve vergi kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek, mahallinde yaşlı, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri marifetiyle keşif yapılmalı, çekişmeli parsellerle tespit sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı tarafın itiraz sırasında dayandığı tapu vergi kayıtları tedavülleri ile birlikte her bir taşınmazın başına tek tek gidilerek uygulanmalı, yerel bilirkişiler tarafından bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve bu parsellere uygulanan kayıtlar yardımıyla denetlenmeli, davalı tarafın çekişmeli 421, 422, 434 ve 435 sayılı parseller hakkında dayandığı 21.7.1973 tarih 20 sıra nolu tapu kaydı ve tedavüllerinin kök kaydında 1 dönüm olan yüzölçümünün Hazinenin taraf olmadığı miktar artırımı davası sonucu 145922 metrekareye çıkartılmış olması nedeni ile ilamda taraf olmayan Hazine'yi bağlamayacağı düşünülmeli, gayri sabit hudutlu kayıtlar yönünden kayıt miktar fazlası bölümler üzerinde davalı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı, davalıların murisleri Mithat’tan intikal eden hakka dayanmış olmaları nedeni ile 1973 yılında ölen Mithat’ın terekesinin tutanaklarda belirtildiği gibi müşterek mülkiyete tabi olduğu kabul edilse bile ölüm tarihi ile kadastro tespitinin yapıldığı 1983 tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmemiş olduğu gözönünde bulundurularak diğer koşulların varlığı halinde davalıların aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik yolu ile kazanabilecekleri miktarın 100 dönümü geçemeyeceği göz önünde bulundurulmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetsiz olup davacı ... temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.5.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.