T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/606 - 2025/1699 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/606 KARAR NO : 2025/1699 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2022/862 Esas - 2024/70 Karar DAVACI : POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI A.Ş. ... VEKİL…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/606 - 2025/1699 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/606 KARAR NO : 2025/1699 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/02/2024 NUMARASI : 2022/862 Esas - 2024/70 Karar DAVACI : POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI A.Ş. ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 18/10/2022 KARAR TARİHİ : 13/10/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 16/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetlerini içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmetleri, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılığı, elektronik ortam dahil her türlü tebligat ve telgraf hizmetine ilişkin faaliyetler ile esas sözleşmesinde belirlenen diğer faaliyetleri yürüttüğünü, bu kapsamda davacı şirket ile davalı ... arasında 30/05/2018 tarihinde posta taşıma hizmeti konulu sözleşmenin akdedildiğini, 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden anılan şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10’unun sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamının anılan şirkete ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenmek durumunda kaldığını, dava konusu KDV tutarının vergi dairesine ödenmesi üzerine adı geçen yükleniciye yazılan 25/02/2021 tarihli ve 6623 sayılı yazı ile; davacı şirketin KDV tevkifatı uygulamasında faturadan doğan KDV üzerinden kesinti yaparak davalı şirket adına sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemekle yükümlü iken, davalı şirketin de KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Belge Düzeni” başlıklı (I/C-2.1.3.4.2.) bölümü kapsamında şirketlerine tevkifat tutarını göstermek suretiyle (tevkifatlı) fatura düzenlemek ve “Satıcıların Beyanı” başlıklı (I/C-2.1.3.4.3.2.) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde bu tevkifatlı işleme uygun şekilde 1 No.lu KDV beyannamesi vermekle yükümlü olduğunu, ancak davalı ... tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV’nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle davacı şirketin üzerinde kaldığını, bu nedenle anılan iş ortaklığında sebepsiz zenginleşme yaratan bir durum oluştuğunu, davacı şirketçe adlarına vergi dairesine yatırılan 54.274,84-TL alacağın davacı şirkete iade edilmesi gerektiğini, KDV tevkifat tutarının iade edilmesine müteakip, ödemeyi tevsik eder belgeye dayanarak, davalı ...'nın ilgili dönemlere ilişkin 1 No.lu KDV Beyannamesinde düzeltme yapabileceğini ve buna bağlı olarak KDV Genel Uygulama Tebliğinde belirlenen usul ve esaslar dairesinde, varsa vergi dairesine ödediği tutarları ve/veya sonraki döneme devreden KDV tutarlarını iade/düzeltmeye konu edebileceğini, bu işlemlerin KDV mevzuatında yer alan düzenlemeler çerçevesinde, davalı ... ile vergi dairesi arasında tesis edilmesi/tekemmül ettirilmesi gereken işlemler olduğunu, kendilerine fuzulen ve fazladan ödenen tutarların iade edilmesinin ihtar edildiğini ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade/düzeltme konusu edebileceğini, ancak davalı ...'nın bugüne kadar söz konusu alacağı davacı şirkete ödemediğini, dolayısıyla davalı ... aleyhine yasal yoldan tahsile dair dava açmak zorunluluğunun hasıl olduğunu, işlemlerinin sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirket alacağının işlemiş avans faiziyle birlikte yasal yoldan tahsilinin gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı şirketçe ödenen toplam 54.274,84-TL'nin davacıdan yasal yoldan tahsilinin temin edilmesini, 54.274,84-TL'nin temerrüt tarihi olan 08/03/2021'den itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bir alacak iddiasında bulunduğunu, hem de işbu alacak hakkının hizmet sözleşmesinden kaynaklandığını iddia ettiğini, ancak işbu iki durumun aynı anda ileri sürülmesinin yüksek yargı kararları neticesinde mümkün olmadığını, davacı vekilinin alacak talebinin hukuki olarak TBK md. 77 sebepsiz zenginleşme hükümlerinden mi yoksa sözleşmeden mi kaynaklandığının açıkça belirtilmediğini, davada sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre inceleme yapılacak ise sebepsiz zenginleşmeden doğacak alacak talepleri için kanunun öngördüğü zamanaşımı süresi iki yıl olduğunu, davacının alacağı hakkında zamanaşımının def'inde bulunulduğunu ve davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesinden doğan en son tarihli faturanın 2019 yılına ait olduğunu, davacı şirketin "08.04.2020 tarihli 13.toplantısında alınan 073 no lu karar ile Ana Posta Hattı Hizmet Alımları ile Tali Posta Hattı Hattı Hizmet Alımları kapsamında 2015-2016-2017-2018 yılına ait tüm KDV-2 beyannamelerinin ve 2019 yılı Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül-Ekim KDV-2 Beyannamelerinin usulünce düzeltilmesini ve düzeltme sonucu ödenecek tutarların ilgili şirketlerden tazminine karar verilmiştir." şeklinde karar aldığını, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğuna dair karar verildiği tarihin 08.04.2022 tarihi olduğunu, dolayısıyla işbu davanın zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacı PTT A.Ş. ile davalı ... - Balcılar Nakliyat arasında düzenlenen hakediş faturalarında sorumlu sıfatıyla kurum tarafından KDV tevkifatı yapılmadığını, ancak davalı ... tarafından ve vergi sorumlusu alıcılar tarafından tevkifat yapılmayan KDV’ler ile ilgili dönem beyannameleriyle süresi içinde vergi dairesine beyan edilip ödendiğini, PTT A.Ş ile davalı ... arasında düzenlenen hakediş faturalarında sorumlu sıfatıyla kurum tarafından KDV tevkifatı yapılmadığını, davalı ... tarafından vergi sorumlusu ve alıcılar tarafından tevkifat yapılmayan KDV’ler ile ilgili dönem beyannameleriyle süresi içinde vergi dairesine beyan edilip ödendiğini, dolayısıyla vergi dairesine beyan edilen bu tutarların davalı ...'nın kurumların uhdesinde kalmadığını, iş bu nedenle sebepsiz zenginleşmeden de bahsedilmesinin mümkün bulunmadığını, kurum tarafından cezai sorumluluktan kurtulmak için söz konusu tutarların pişmanlık talebi ile beyan edilip ödendiği dikkate alındığında hazineye fazladan mükerrer KDV ödenmesinin anlaşıldığını ve Bakanlığın özelge ile verdiği görüş dikkate alındığında düzeltme beyannamesi verilmesine gerek bulunmadığının açık olduğunu, ayrıca söz konusu tutarların kuruma ödenmesi halinde davalı ...'nın ikinci kez mükerrer KDV ödeyeceğinin anlaşıldığını, Katma değer vergisi kanun ve tebliği incelendiğinde söz konusu tutarların PTT A. Ş.'ye ödeneceğine ilişkin herhangi bir hüküm de bulunmadığını, dolayısıyla davacı kurum tarafından yapılan ödemenin rakamsal anlamda da yanlışlık içerdiğini, davacı kurum ile davalı ... arasında gerçekleşen tüm hakedişler üzerinden vergilendirme işlemi yapılmasının doğru olmadığını, sözleşmeler incelendiğinde; sözleşmede tanımlanan iş ve hizmetlerin davalı ... tarafından tamamen kendi sorumluluğunda ve kendi personeli ile sağlandığı, işçilerin bilfiil sevk ve idaresinin müvekkil şirkette olduğu açık olmasına rağmen PTT A. Ş. Tarafından KDV Genel Uygulama tebliği gerekçe gösterilerek davalı ... “Gönderilerin Toplaması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetlerinin Yürütülmesi” kapsamındaki sözleşmelere ilişkin kesilmiş 2015/Haziran ile 2016/Nisan arasındaki döneme ait tüm faturalara 03.11.2020 tarihinde düzeltme beyanı verilmek suretiyle hukuka, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa, KDV Genel Uygulama Tebliğine ve taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı şekilde 9/10 oranında KDV tevkifatı uyguladığını, PTT A. Ş. tarafından, 03.11.2020 tarihinde düzenlenen faturalarla ilgili, sorumlu sıfatıyla 2 No’lu KDV düzeltme beyannameleri gereğince; 1.484.981,33 TL KDV tevkifatı 17.726,43 TL pişmanlık zammı ile birlikte vergi dairesine yatırıldığını, Nisan-Kasım 2016 dönemleri arasındaki faturalarla ilgili 03.11.2020 tarihinde sorumlu sıfatıyla 2 no’lu KDV düzeltme beyannameleri gereğince 1.484.981,33 TL vergi aslı 17.726,43 TL pişmanlık zammı ile birlikte vergi dairesine ödendiğini, davalı ... lehine sebepsiz zenginleşme yarattığı iddia edilen durum karşısında yapılan ödemelerin PTT A.Ş.’ye ödenmesinin talep edildiğini, akabinde ise anılan işlemin iptali ve yürütmeyi durdurma kararı istemli başvurularının 28/09/2022 tarihli dava dilekçesi ile Ankara 1. Vergi Mahkemesi 2022/1736 E. sayılı dosyası ve Ankara 2. Vergi Mahkemesi 2022/1895 E. Sayılı dosyaları ile derdest olduğunu, açılan davanın konusuz kaldığını ayrıca vergi mahkemesinde görülen davaların bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... -Davanın 6100 sayılı HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket ile ... arasında 30/05/2018 tarihinde posta taşıma hizmeti konulu sözleşme akdedildiğini, Maliye Bakanlığı, işgücü temin hizmetlerinde alıcılara 9/10 Oranında KDV tevkifat yapma zorunluluğu getirmiş olup davalı ... sebepsiz zenginleşmesi söz konusu bulunduğunu, zira, KDV mevzuatına yönelik açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davalının akdedilen sözleşme kapsamında müvekkil şirkete düzenlediği faturalarda yer alan KDV tutarının 9/10’luk kısmını müvekkil şirketten alma ve tahsil etme hakkı bulunmadığını, buna rağmen, yüklenici davalı tarafından faturaların yanlış düzenlenmesinin de etkisiyle müvekkil şirketin borçlu olmadığı KDV tutarlarına dair meblağlar sehven ve fazladan/fuzulen yükleniciye ödendiğini, davalının işlemleri sözleşme hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, KDV tevkifatı yapmaktan ve vergi dairesine ödemekten müvekkil şirket sorumlu olup, bu nedenle ödenen KDV ve cezasının rücuen davalı şirketten tahsili talebinin hukuka uygun bulunduğunu, ayrıca benzer hususlarda davacı müvekkil şirket lehine düzenlenen bilirkişi raporları neticesinde kabul kararları verildiği kararları ekte sunduklarını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması ile 54.274,84-TL’nin temerrüt tarihi 08/03/2021 itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin sebepsiz zenginleşmesi söz konusu olmadığını, öncelikle davacı PTT dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bir alacak iddiasında bulunmuş hem de işbu alacak hakkının hizmet sözleşmesinden kaynaklandığını iddia etmiş ancak daha önce de belirtildiği üzere bu iki durumun aynı anda ileri sürülmesi yüksek yargı kararları neticesinde mümkün olmadığını, davacı vekilinin alacak talebinin hukuki olarak TBK md. 77 sebepsiz zenginleşme hükümlerinden mi yoksa sözleşmeden mi kaynaklandığının açıkça belirtilmediğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre inceleme yapılacak ise sebepsiz zenginleşmeden doğacak alacak talepleri için kanunun öngördüğü zamanaşımı süresi iki yıl olup iki yıl geçtikten sonra açılan işbu davanın zamanaşımına uğradığını, davacı şirket zamanaşımına uğramış ve kurumun istemediği halde ödemiş olduğu miktarı müvekkilden rucuen tazminat istemekte olduğunu, bu durumun kanun tarafından korunmayacağını beyan ederek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 01/02/2024 Tarih - 2022/862 Esas - 2024/70 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; rücuen tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Davacı tarafından vergi mevzuatından kaynaklı davalının ihmalinden kaynaklı olarak fazla ödemek zorunda kaldığı 54.274,84 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini istemiştir. Davalı tarafından ise vergilendirme işleminin davacının kendi hatasından kaynaklandığını buna rağmen vergi ödemesinin tarafından yapıldığını, bu durumda kendisi tarafından kaynaklanan bir ihmal nedeniyle kurumun herhangi bir zararın bulunmadığını beyan etmiştir. Davacı tarafından davaya konu edilen ve sözleşmeye konu edilen 01.06.2018-30.09.2019 tarihleri arasını kapsayan 17 adet faturanın bulunduğu, faturalarda KDV dahil fiyat belirlendiği, ilgili fatura ve sözleşme bedellerinin davalıya hak ediş olarak ödendiği anlaşılmıştır. Davaya konu edilen 17 adet fatura ilgili Muş Vergi Dairesinin 06.11.2023 tarihli müzekkere cevabından KDV ödemelerin davalı ... tarafından yapıldığı bildirilmiştir. Davacı kurumun, davalı tarafından KDV ödemelerinin zamanında yapılmasından sonra KDV tutarlarını devlet hazinesine mükerrer olarak ödediği sabittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77-(1) maddesine göre; Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Yine aynı yasanın 78. maddesine göre ise; Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Şüphesiz ki, zenginleşmenin isteneceği kişi, malvarlığını haklı bir sebep olmaksızın alan kişidir. Somut olayda davacının vergi ödemesini mükerrer yapması nedeniyle davalının herhagi bir zenginleşmesinin olmadığı, sebepsiz zenginleşenin Maliye Hazinesi olduğu, davacının kendi mevzuatından kaynaklı yapmak istediği düzenlemelerin bu dava yolu ile gidermesinde hukuki yararı bulunmadığı bu nedenle mahkemenin gerekçesinin yerinde olduğu değerlendirilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 02/12/2024 tarihli 2023/1040 E., 2024/1733 K. ve 12/12/2024 tarihli 2023/1306 E., 2024/1811 K. sayılı ilamlarında da aynı uygulamanın benimsendiği ) Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,8-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/10/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*