T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/218 Esas KARAR NO : 2025/1331 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/11/2021 NUMARASI : 2021/1 Esas, 2021/737 Karar DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davac…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/218 Esas KARAR NO : 2025/1331 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/11/2021 NUMARASI : 2021/1 Esas, 2021/737 Karar DAVA: ALACAK (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, müvekkili şirket yetkilisinin oğlunun düğün organizasyonun gerçekleştirilmesi hususunda 22.02.2020 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre 26.09.2020 tarihinde yapılması kararlaştırılan düğün organizasyonuna 400 davetli katılacağını ve davetlilere ikram ve yemek sunulacağını, müvekkilinin sözleşme bedeli 60.000,00 TL'den 15.000,00 TL'yi depozito olarak ödediğini, ancak covid-19 salgını nedeniyle düğün ve nikahların en fazla bir saatte tamamlanmasının gerekmesi, toplu yemek ikramına izin verilmemesi ve sosyal mesafe kuralları nedeniyle belirtilen davetli sayısının salona yerleştirilmemesinin mümkün olmaması nedeniyle sözleşmeyi 14.09.2020 tarihinde mücbir sebeple feshettiklerinden ve davalının ifa etmekle yükümlü olduğu edimleri yerine getirmesi mümkün olmadığından alınan depozitonun da iadesi gerektiğini, arabulucuyu başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek 15.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevabında; bir durumun mücbir sebep sayılabilmesi için ifa imkansızlığına sebep olması gerektiğini, oysa ilgili dönemde birçok düğünün genelgeler kapsamında yapılabildiğini, müvekkilinin de kararlaştırılan günde hizmeti ifa edebilecek durumda olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye bağlı kalarak, davalıya tahsis ettiği gün için gelen organizasyon taleplerini reddettiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmayarak düğüne az bir süre kala 14.09.2020 tarihinde iptal talebini ilettiğini, yerin başkası tarafından tutulması engellendiği için depozitonun iade edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; sözleşmenin düzenleme tarihinde öngörülmesi mümkün olmayan pandemi süreci ile birlikte alınan koruyucu ve önleyici tedbirler kapsamında sözleşmede düzenlenen şartlarda düğün organizasyonun yapılmasının mümkün olmadığı, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguların, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olduğu, bu hali ile dürüstlük kuralı ve hakkaniyet ilkeleri gereğince davacıyı sözleşme ile bağlı tutmanın mümkün olmadığı, bu nedenle davacının sözleşmeden dönme hakkına haiz olup, depozito bedelinin iadesi isteminde bulunulabileceği, bununla birlikte dürüstlük kuralı ile tarafların hak ve menfaatlerine yönelik dengenin korunması ışığında değerlendirme yapılması gerektiği, buna göre sözleşmeden dönme beyanının kararlaştırılan düğün tarihine yakınlığı, düğün organizasyonlarının koruyucu /önleyici tedbirler ve kısıtlamalar kapsamında sınırlı dahi olsa icra edilebilmesi, davalının düğün yerini başka bir organizasyon için kiralaması mümkün iken tarih aralığı nedeni ile menfi etkisine yönelik olgular karşısında davaya konu 15.000TL peşinat ödemesinin taktiren 1/2'sinin talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.500,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmenin akdedilmesinden sonra ortaya çıkan salgın hastalıkta düğünün taraflarından çok sayıda kişinin hastalandığını ve hatta öldüğünü, bu nedenle düğünün iptal edildiğini, kişilerin hayatındaki en önemli günü kabul edilebilecek düğünün pandemi koşullarında gerçekleştirilmesini beklemenin kabul edilemez olduğunu, davalının iptal nedeniyle zarara uğradığına dair delili bulunmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; organizasyon tarihinde hizmeti verebilecek durumda olduklarından mücbir sebep şartlarının oluşmadığını, organizasyon tarihine bu kadar yakın bir tarihteki iptal nedeniyle sözleşmenin 4. maddesi gereği sözleşme bedelinin % 50'si talep edilebilecek iken, depozitonun iade edilmemesi ile yetindiklerini, sözleşmede depozitonun iade edilmeyeceğinin düzenlendiğini, davacının düğün tarihini değiştirmek yerine direk iptal yoluna gittiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, düğün organizasyonun iptali nedeniyle ödenen depozito ücretinin iadesi istemine ilişkindir.İlk olarak İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinde açılan davada görevsizlik nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince, davacının ödediği depozitonunun 1/2'sini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının düğün organizasyonunu mücbir sebeple iptal edip etmediği, organizasyonun iptali nedeniyle davacının ödediği depozito bedelinin kendisine iade edilmesi gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır.Türk-İsviçre Borçlar Hukuku'nda mücbir sebep "kusurdan uzak, sezilemeyen, karşı konulamayan gerçek bir olay" olarak tarif edilmektedir. Bu tanıma göre mücbir sebebin unsurları;a) Kusursuzlukb) Sezilememezlikc) Karşı konulamazlık'tır.Mücbir sebebin mevcudiyeti için kusursuzluk şarttır. Eğer olayın doğumuna sebep olan bir kusur varsa, mücbir sebebin öteki unsurlarını araştırmaya gerek yoktur. Diğer taraftan, bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için sezilememiş, kestirilememiş, önceden tahmin edilememiş olması da lazımdır. Bu olayın aynı zamanda karşı konulamaz, yenilemez olması da zaruridir (Yargıtay 11. HD'nin 2015/14270 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararı).Mücbir sebepler kanun hükmü ve bu hükümlerin yorumlanıp somut olaya uyarlanmasından, uygulama kuralları ve emsal nitelikli mahkeme kararlarından ve sözleşmeden doğabilir. Özellikle tacirler açısından "basiretli tacir" ilkesi gereği, sözleşmelerde bulunan mücbir sebep hükümlerinin oldukça öngörülü düzenlenmesi gerekmektedir.Somut olayda davacı şirket yetkilisinin oğlu için 26.09.2020 tarihinde düğün organizasyonu düzenlenmesi hususunda taraflar arasında anlaşma yapılmış, sözleşme bedeli 60.000,00 TL'den 15.000,00 TL depozito olarak ödenmiştir. Davacı şirket salgın hastalık nedeniyle, organizasyona kısa bir süre kala, 14.09.2020 tarihinde sözleşmeyi feshetmiştir. Sözleşmenin 3.2 ve 4 maddelerinde ödenen depozito bedelinin hiçbir şekilde iade edilmeyeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 7.8 maddesi ise; "... kendi kontrolü dışında oluşan şartlar neticesinde taahhüt etmiş olduğu servisleri kısmen veye tamamen yerine getiremez durumda kalır, aksatır veya geciktirirse bu durumdan sorumlu tutulamaz. Örnek olup sınır getirmemek kaydıyla savaş, sıkıyönetim, olağanüstü hal, isyan, grev, salgın hastalık durumları ile hükümet, belediye veya adli-idari makamlarca verilen emirler sonucu OTEL'in kapasitesi üzerinde rezerve edilmiş duruma gelmesi vb. durumlar mücbir sebep olarak değerlendirilir" hükmünü düzenlemektedir. Sözleşmenin 3.2 ve 4 maddelerinde ödenen depozito bedelinin hiçbir şekilde iade edilmeyeceği kararlaştırılmış olup, 7.8 meddesinde belirtilen hususların (sınırlayıcı olmayacak biçimde) gerçekleşmesi ile hizmetin ifasının mümkün olmaması halinde davalının sorumluluk yüklenmeyeceği de ayrıca kabul edilmiştir. Bu durumda anılan sözleşme hükümleri doğrultusunda davacının ödediği depozito bedelini iadesini talep etmesi mümkün görülmemiştir. Bu nedenlerle Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1 Esas, 2021/737 Karar sayılı ve 03/11/2021tarihli kararının HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 256,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 359,24 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,e)Davalı tarafından yatırılan 256,17 TL bakiye karar harcının talep halinde davalıya İADESİNE, f)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden;4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 128,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 487,32 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Davalı tarafından yapılan 95,50 TL istinaf yargılama gideri ile 290,18 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 385,68 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/10/2025