T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2734 - 2025/2894 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2734 KARAR NO : 2025/2894 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 NUMARASI : 2022/717 Esas 2022/1218 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil veya Bedel Ankara Batı 1. Asliye Ticaret …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2734 - 2025/2894 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2734 KARAR NO : 2025/2894 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 NUMARASI : 2022/717 Esas 2022/1218 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil veya Bedel Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2022 tarihli, 2022/717 Esas, 2022/1218 Karar sayılı kararına karşı davacı ve davalılar tarafından duruşmalı olarak istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talebi 6100 sayılı HMK'nin 353. maddesi uyarınca yerinde görülmediğinden dosya incelendi. K A R A R Davacı, kayden maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazın haberi olmadan Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2018/11605 Esas sayılı dosyasında satışının yapıldığını, borçlu davalı ... Konut Yapı Kooperatifine ait olmadığı halde İskenderun İcra Dairesinin 2016/63129 Esas sayılı icra dosyasında yazılan talimat sonrası satış işleminin gerçekleştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, dava konusu taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulduğu dönemde ilgili tapu müdürlüğünce adına kayıt edilmesi gerekirken taşınmazın sehven davalı SS. ... Konut Yapı Kooperatifi adına tescilinin yapıldığını, sonrasında cebri ihaleye yerin konu edildiğini, icra dosyasında borçlunun malvarlığının araştırıldığını ve TAKBİS sisteminde borçlu kooperatif adına kaydın çıktığını, icra dosyası alacaklılarının haciz talebi sonrası satışın yapıldığını, davalı kooperatifin isim benzerliğini fark edip, maliki olmadığı yerin satışına cevaz vermesinin kötü niyetli olduğunu, kendisi ile davalı kooperatifin ayrı olduklarını, yolsuz tescile konu taşınmazı ihaleden davalı ... Yatırım Danışmanlık AŞ'nin satın aldığını, emlak sektöründe çalışan davalı şirkete düşük bedelle ve muvazaalı satışın yapıldığını ileri sürerek yolsuz tescil nedeniyle tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın gerçek değerinin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle ya da yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Yatırım Danışmanlık AŞ, tapu sicilinde meydana gelen bir yanlışlık sonucu oluşan tapu kaydına konu taşınmazı icradan yapılan ihale ile satın aldığını, gerçek hak sahibinin davacı kooperatif olduğunu eldeki dava ile öğrendiğini, iyi niyetli 3. kişi olup tapu kaydına güvendiğini, borçlu kooperatif ile bir ilgisi olmadığını, TMK’nin 1023. maddesi uyarınca iyi niyetinin korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., tapu iptali ve tescil davasında taraf olmasının söz konusu olmayacağını, kayıt maliki olmadığını, TMK’nin 1007. maddesine dayalı bir talep olduğunda anılan isteğin dava dilekçesinde açıkça yazılması gerektiğini, dava dilekçesinde bu yönde bir talep de olmadığını belirterek husumetten davanın reddini savunmuştur. Davalı SS ... Konut Yapı Kooperatifi, dava konusu taşınmazın adına kayıtlı olduğunu icra dosyasında haciz işlemi ile öğrendiğini, kooperatif yetkililerinin taşınmazın bulunduğu Ankara iline teyidin yapıldığını, kıymet takdirine usulen itiraz ile satışın gerçekleştiğini, 1996 yılına ait bilgilerin kooperatif bünyesinde olmadığını, yatırım amaçlı önceden yerin alındığının düşünüldüğünü, kötü niyetin olmadığını, satıştan kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, satış bedelinin davalı şahıslara ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar, taşınmazın davacıya aidiyetini dava dilekçesi ile öğrendiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Dava ihbar olunan ..., işlemin zaman aşımına uğradığını, ceza soruşturması sonucunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın tapu sicilinin yanlış tutulması sebebiyle başka bir kooperatif adına kaydedilip icra marifetiyle satılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkin olduğu, davalı borçlu S.S. ... Konut Yapı Kooperatifinin tapu kaydındaki yanlışlıktan haberdar olmadığını ileri sürse de Ankara Batı İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/216 esas sayılı dosya kapsamı ile davaya konu taşınmazın kıymet takdirine davalı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifince itiraz edildiği, TTK hükümlerine göre tacir olan Kooperatifin borcuna karşılık satılan bir taşınmazın kendisine ait olup olmadığını bilmemesinin ticari hayatın gerekleri ile hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davalı Hazinenin de yukarıda belirtildiği üzere Tapu Sicilinin doğru tutulmasından sorumlu olup bundan kaynaklanan zararları gidermekle yükümlü olduğu, bu kapsamda dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 1.762.474,00TL olduğunun tespit edildiği, davalı ... Yatırım AŞ’nin çekişmeli yeri cebri icra yoluyla tapu kaydına güven ilkesine dayalı satın alan taraf olduğu, anılan davalı şirketin tapuda yapılan yanlışlığı bilecek durumda olmadığı, ancak diğer davalıların davacıya ait taşınmazın hiç borçlu olmadığı halde cebri icra yoluyla satılmasında kusurları olduğu gerekçesiyle davanın bedel istemi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesini tekrar ederek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ihale alıcısının iyi niyetli kabul edilmesinin hatalı bulunduğunu, tapu iptali ve tescil kararı verilmesi gerektiğini, taşınmazın bedelinin düşük belirlendiğini, icra dosyası borçlusu olan kooperatifin kendisine ait taşınmaz bilgisini bilmemesinin imkansız olduğunu, delillerin takdirinde yanlışlık yapıldığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ..., cevap dilekçesini tekrar ederek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, TMK'nin 1007. maddesi anlamında gerçekleşen bir zararın mevcut olmadığını, davanın zamanaşımının dolduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, tapu memuru eylemi ile zarar arasında illiyet bağının icra müdürünün ağır kusuruyla kesildiğini, tashih şerhinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ...'in 06.02.2023 Şubat depreminde enkaz altında kalıp öldüğünü, 01.05.2023 tarihine kadar sürenin avukatlar yönünden bu bölge için durduğunu, davalı ...'ın 21.02.2023 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçe ile avukatın ölümünü bildirdiğini, kendilerine husumet düşmeyeceğini, aleyhlerine bedel ve vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuşlar, 17.05.2023 tarihinde depremzede olduklarını, adli yardımdan faydalanmak istediklerini bildirmişlerdir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacı adına kayıtlı dava konusu 313 parsel sayılı taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak 161 ada 1 parsel olarak davacı ... ... Konut Yapı Kooperatifi adına tescilinin öngörüldüğü, ancak taşınmazın tapu kütüğüne tescili sırasında isim benzerliği nedeniyle davalı SS ... Konut Yapı Kooperatifi adına 22/07/1996 tarihinde tescilinin yapıldığı, alacaklı davalı şahıslar tarafından borçlu davalı SS ... Konut Yapı Kooperatifi aleyhine başlatılan İskenderun 2. İcra Dairesinin 2014/1213 Esas sayılı icra takibi nedeniyle borçlu davalı kooperatifin TAKBİS sisteminde adına kayıtlı görülen taşınmazın tapu kaydına 25/01/2016 ve 20/11/2017 tarihlerinde haciz şerhlerinin konulduğu, Ankara Batı İcra Dairesinin 2018/11605 Talimat sayılı dosyasında yapılan cebri ihalede yerin 11/09/2019 tarihinde davalı ... Yatırım Danışmanlık AŞ’ye 821.000,00 TL bedelle satışının yapıldığı, ihalenin kesinleşmesi sonrasında 30/09/2019 tarihli tescil istem belgesi ile taşınmazın davalı ... Yatırım Danışmanlık AŞ adına tescilinin yapıldığı, davacının maliki olduğu çekişme konusu taşınmazın borçlu davalı kooperatif adına tescilinin yolsuz olduğunu, anılan taşınmazın borçlu sıfatıyla yer almadığı icra takibi sonucunda davalı ... Yatırım Danışmanlık AŞ adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemiyle davanın asliye hukuk mahkemesinde açıldığı, Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/02/2022 tarih, 2019/421 Esas, 2022/41 Karar sayılı kararı ile davacı ve davalı kooperatiflerin tacir olması nedeniyle davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği benimsenerek görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmeden 21/06/2022 tarihinde kesinleştiği, süresinde Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gelen davada işin esası incelenerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nin "Adli yardımdan yararlanacak kişiler" başlıklı 334/1. maddesinde "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerinin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 336/3. maddesinde "Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır." düzenlemesi yer almıştır. Somut olayda, hükme karşı davalılar ..., Ş... tarafından adli yardım talepli olarak istinaf başvurusunda bulunulduğu, 6100 sayılı HMK'nin 334. ve devamı maddeleri uyarınca yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda davalılar ..., ... dosya kapsamı gözetildiğinde istinaf harç ve yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadıkları, talebin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı anlaşıldığından adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek davalılar ..., ... ile davacı ve davalı Maliye Hazinesinin istinaf taleplerinin incelemesine geçilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Öte yandan bilindiği üzere 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'nun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davacının yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istekli olarak eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK’nin hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, böylece davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Öyleyse, mahkemece davanın niteliği itibariyle genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm tesis edilmiş olması doğru olmadığı gibi kabule göre de davacının tapu iptali ve tescil istemi bakımından bir değerlendirme yapılmadan terditli talebe ilişkin hüküm tesisi isabetsizdir. Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davacı, davalı ... ve davalılar ...’in istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına, davaya bakmaya Mahkemenin görevli olmadığından gerekli kararın verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1- Davacı, davalı ... ve davalılar ...’in istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2022 tarih, 2022/717 Esas, 2022/1218 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda açıklanan nedenlerle usule ilişkin gerekli karar verilmek üzere dosyanın kararı veren Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 4-Yargılama sırasında tehiri icra kararı verilmiş olması halinde alınan teminatın iadesine, 5- Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilgilisine iadesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince nazara alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025 Başkan Üye Üye Katip