T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2683 - 2025/3393 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2683 KARAR NO : 2025/3393 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2025 NUMARASI : 2022/786 Esas 2025/308 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil veya Tazminat Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesini…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2683 - 2025/3393 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2683 KARAR NO : 2025/3393 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/04/2025 NUMARASI : 2022/786 Esas 2025/308 Karar DAVANIN KONUSU : Tapu İptali ve Tescil veya Tazminat Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17/04/2025 tarihli, 2022/786 Esas 2025/308 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya incelendi. K A R A R Davacı, 26458 ada 11 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3 No.lu bağımsız bölümü Ankara 27. İcra Dairesinin 2012/13017 Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibi sonucunda 02.12.2013 tarihli cebri ihaleden davalı şirketin değerinin çok altında bedelle satın aldığını, 10 yıldır davalı banka müşterisi olup 2012 yılında borca batık hale gelince davalının nakit kredi alacağına istinaden Ankara 27. İcra Dairesinin 2012/13482 Esas sayılı dosyasında ve 2012/13017 Esas sayılı dosyasında 804.148,78 TL alacağın tahsili için takip başlattığını, ipotek limiti 690.000,00 TL olup şirketin merkez ofisi olan yeri 02.12.2013 tarihinde ihaleden 275.000,00 TL bedelle edindiğini, 25.06.2014 tarihinde 2. ipotek satışından 90.100,00 TL daha ödeme yapıldığını, daha sonra aynı takip borcunun ödenmesi için Ankara 3. İcra Dairesinin 2011/2174 Esasında davalıya 585.000,00 TL bedelle temlik verildiğini, bu temlik bedelini 22.07.2016 tarihinde tahsil ettiğini, 19.06.2018 tarihinde aynı dosyadan icra müdürlüğünce fazladan 250.057,85 TL daha ödeme yapıldığının sabit olduğunu, davalının her iki takip dosyasından yaptığı tahsilatları 2012/13017 Esas sayılı kambiyo takip dosyasına 06.03.2018 tarihinde bildirdiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilamında da açıklandığı üzere elinde kambiyo senedi olan alacaklının tercihini ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yönünde kullandığında, aynı borca ilişkin olarak kambiyo senetlerine mahsuz haciz yoluyla takip yapamayacağını, davalının hukuka aykırı mükerrer takibinin iptali için açtığı davada Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 14.12.2018 tarih, 2018/832 Esas 2018/1064 Karar sayılı kararı ile Ankara 27. İcra Dairesinin 2012/13017 Esas sayılı takibin iptaline karar verildiğini, takibin iptali nedeniyle 2013-2014 yıllarında taşınmaz satışları ile tahsil edilen 377.100,00 TL'nin İİK'nin 361. maddesi gereğince 24.07.2020 tarihinde davacının bir şubesine hacze gidilerek geri alındığını ileri sürerek iptal edilen takipte satışı yapılan 3 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde zararına karşılık fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.681.400,00 TL'nin temerrüt faizi ve munzam zarar karşılığı olarak şimdilik 5.000,00 TL'nin reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2012/13017 Esas sayılı dosyası ile 30.09.2009 tanzim, 24.10.2012 vade tarihli 3.500.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak toplam 804.148,78 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi ile teminatta bulunan taşınmazların paraya çevrilmesi için de ipotek limiti olan 690.000,00 TL alacağın tahsili için tahsilde tekerrür etmemek üzere Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2012/ 13482 Esas sayılı ipotek takibi başlattığını, ipotekli gayrimenkullerin satışından harçlar düşüldükten sonra toplam 365.100,00TL, borçlunun uzlaşma tutanağı kapsamında 12.000,00 TL, temlik edilen alacağın konu edildiği icra dosyasından mahkeme kararları ile kesinleşmiş sıra cetveline istinaden temlik kapsamında harçlar düştükten sonra 550.150,96 TL tahsilat yapıldığını, davacının açmış olduğu önce banka aleyhine karar verilen sonra istinaf incelemesinde kaldırılan hukuka aykırı kararlar neticesinde haciz tehdidi altında 377.100,00 TL de borçluya iade edildiğini, davacının bankaya kredi nedeniyle borcu devam ettiği gibi haciz tehdidi ile ödenen 377.100,00 TL için de ayrıca alacak bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dosya kapsamı ile verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacının ... Mahallesinde yar alan çekişme konusu taşınmazın davalı ... AŞ adına olan tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tescili, olmadığı takdirde uğranılan zararların tazmini isteminin yerinde olup olmadığının ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşabileceği, ancak bilirkişi inceleme giderinin yatırılmadı, dosyadaki mevcut delillerin de yeterli olmadığını, iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesini tekrar ederek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin toplanıp incelenmediğini, usule aykırı gerekçelerle HMK.nin 324. maddesine aykırı olarak davanın reddinin isabetsiz olduğunu, mevcut delillerle davanın kanıtlanabileceğinin sabit olduğunu, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağını ve delil avansının yatırılmadığını ancak yatırılmayan delil avansından dolayı davanın reddinin gerekmediğini ve dayandığı delilden vazgeçmiş sayılacağının dikkate alınmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya içeriğine göre Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 14/11/2018 tarih, 2018/832 Esas, 2018/1064 Karar sayılı kararı ile davacı ... İnş. Taah. Tic. AŞ’nin davalılar ... AŞ ile Ankara 27. İcra Müdürlüğü aleyhine açtığı davanın yapılan yargılaması sonucunda aynı ilişkinden kaynaklanan borcun tahsili için kambiyo senedine mahsus ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla iki ayrı takip yapıldığı, İİK’nin 45/1 ve 167. maddeleri uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin önce yapılması gerektiği gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği, Ankara 27. İcra Dairesinin 2012/13482 Esas sayılı dosyasında dava konusu 26458 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki 3 No.lu bağımsız bölümün 02/12/2011 tarihinde alacağına mahsuben davalı ... AŞ’ye ihale olunduğu, taşınmazın davalı adına tescilinden sonra ... parseldeki 3 No.lu meskenin satış suretiyle 15/11/2022 tarihinde ... adına tescilinin yapıldığı, davacının davalının yaptığı mükerrer takip nedeniyle kayden maliki olduğu ipotekli taşınmazın davalıya satışının yapıldığını, cebri ihaleye konu takibin ise daha sonra mahkeme kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde zararının tazmini istemiyle eldeki davayı asliye hukuk mahkemesinde açtığı, Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/11/2021 tarihinde tacirler arasında görülen davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, anılan kararın istinaf edilmeden 01/02/2022 tarihinde kesinleştiği, süresinde asliye ticaret mahkemesine gelen dosyada mahkemece bilirkişi ücreti yatırılmadığı, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidildiği anlaşılmaktadır. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Öte yandan bilindiği üzere 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, asliye ticaret mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye ticaret mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda açıklandığı üzere somut olayda, davacının kayden maliki olduğu taşınmazın davalının yaptığı mükerrer takip nedeniyle davalıya satışının yapıldığını, cebri ihaleye konu takibin ise daha sonra mahkeme kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde zararının tazmini isteğinde bulunduğuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri, 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olup ticaret mahkemesinin görev kapsamı dışında kalmaktadır. Bu durumda mahkemece davada genel mahkemenin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de dava konusu taşınmaz yargılama sırasında dava dışı kişiye temlik edilmiş olduğu halde HMK’nin 125. maddesi hükmü gözetilmeden, dava tarihi değerine göre harcın ikmali sağlanmadan ve davanın açıklanan niteliğine göre bankacı bilirkişiden rapor alınması gereği bulunmadığı halde yazılı şekilde ara karar tesisi ile sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir. Hal böyle olunca açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istekli eldeki davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak gerekli kararın verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/04/2025 tarih, 2022/786 Esas, 2025/308 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a-3. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Açıklanan hususlarda usule ilişkin gerekli kararın verilmesi için dosyanın kararı veren Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4- Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının ilgililerine iadesine, 5-Yargılama sırasında tehiri icra kararı verilmiş olması halinde alınan teminatın iadesine, 6-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince nazara alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11.12.2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/01/2026 Başkan Üye Üye Katip