TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/12/2024 NUMARASI: 2021/812 Esas, 2024/870 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/405 KARAR NO: 2026/304 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/12/2024 NUMARASI: 2021/812 Esas, 2024/870 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için başlatılan icra takibine itirazın iptali ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davacı ile .... Şti. arasında aktedilen 10.06.2016 tarihli sözleşme kapsamında, davalı ....Şti.'nin müteahhidi olduğu "......... Hastane Projesi"nin 1,2,6,7 ve 8 nolu katların alçıpan duvar ve tavan imalatı faz 2 işlerini alt yüklenici olarak davacının üstlendiğini, davalının sözleşme uyarınca kendi uhdesindeki edimlerini yerine getirmeyerek sözleşmeye bağlılık ilkesine aykırı davrandığını, davalıya .... Noterliğinden gönderden ..03.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedilmesi suretiyle fesih tarihine kadar yapılan imalatlar nedeniyle tahakkuk eden hakediş bakiyesi, KDV ve teminat kesintisi iadesinin talep edildiğini, sözleşme uyarınca işin birim fiyat bedeli olarak 2.335.996,25 TL + KDV, işin bitim tarihi olarak ise 31.12.2016 tarihinin kararlaştırıl-dığını, davacının taahhüdü altındaki alçıpan duvar işlerini, kusuru dışında iş programında gecikmeler yaşamış olsa da yüzde doksanını tamamlandığını, alçıpan tavanın, imalata uygun yer tesliminin yapılmadığınıdan başlanamadığını, metal asma tavan imalatında kullanılacak malzemenin tespit ve tayini için ilgili numunelerin davalıya beş kez sunulmasına rağmen davalı şirket yetkililerince tedarikçi firma onayının da verilmediğini, şantiye yetkililerince gerek ataşmanların geç imzalanması gerekse hakediş onay prosedüründe inceleme komisyonunca sürekli olarak pürüzler çıkarılmak suretiyle iş bedelinin ödenmesinin geciktirilme sinden dolayı sözleşmenin katlanılmaz hal aldığını, .... Noterliği vasıtasıyla ..02.2017 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtarnamenin davalıya 24.02.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak katlanılmaz hal alan eylemlerine son verip kendisinden istenilen edimlerin ifasına yanaşmadığı, uyuşmazlık konusu hadiseleri çözüme kavuşturmayacağının anlaşıldığını, fesih tarihi itibarıyla davacı şirketin bakiye alacak tutarının 401.250,88 TL olduğunu, mart 2017 hakediş tutarı olan 307.999,23 TL'nin ödemesi yapılmadığından faturasının düzenlenmediğini, davalılar aleyhine ..... İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirterek, davalılar tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile ihtarname gideri dahil 401.619,70 TL asıl alacak ve 321,55 TL işlemiş faiz yönünden takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ..... Şti vekili, davalının ".....Hastane Projesi"nin müteahhidi olduğunu, sözleşme kapsamında işin ifası devam ederken projenin yeterince kârlı olmadığına karar veren davacının sözleşmeyi feshetmek amacıyla birtakım bahaneler yaratma çabasına girdiğini, iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini ifa etmediği gibi, temerrüde düştüğü ve sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, davacının iddialarının hiçbir delil ya da belgeye dayanmadığını, davalının yer teslimini zamanında yaptığı ile ilgili ispatın e-posta yazışmaların olduğunu, davacı tarafca metal asma tavan imalatında kullanılacak malzemenin tespiti ve tayininin 25.10.2016 tarihinde firmalara ait malzeme onay süreçlerinin davacı da dahil olmak üzere toplu olarak yayınlandığını, davacının 25.10.2016 tarihinde verilmiş onaya rağmen, Şubat 2017'de davalıya onay verilmediği hususunu ihtar ettiğini, sözleşmenin 13.3 maddesinde hakediş süreçlerinin belli bir takvime bağlandığını, hakedişlerin başlangıcı için tüm evrak ve ataşmanların tam olması gerektiğinin belirtildiğini; (2) nolu hakedişin iddia edildiği gibi oyalanmadığını, aksine atıf yapılan sözleşme hükmü uyarınca, davacıdan kaynaklanan hatalar nedeniyle uzadığını; hakediş incelemesinin yapılması için davacı tarafından sunulan ataşmanlardaki hatalar ve metraj hataları nedeniyle evrakların eksiklikler giderilmek üzere defalarca davacıya iade edildiğini, tam istendiği gibi olmasa da iyi niyet gereği ataşmanların ve hakedişin kabul edildiğini, hakediş için avans ödemesi yapıldığını, davacı şirketin bizzat yanlış hakediş hesaplamaları sunduğunu, ataşmanların eksik olduğunu ve bu durumun kendi personelinden kaynaklandığını kabul ettiğini, davacının dava konunu edilen tutarda alacağı olmamakla beraber, haksız fesih nedeniyle sözleşme kapsamında hiç başlanmamış ve yarım kalan imalatların bakiye hakedişten mahsup edildiğini, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/..... D. İş nolu dosyası ile, davacının hiç başlamadığı imalatlar ile yarım bıraktığı imalatların tespit edildiğini, yapılmış imalatlar içinde de eksik, kusur ve ayıp olduğunun tespit edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin "yüklenicinin nam ve hesabına iş yapılması" başlıklı maddesi uyarınca, davalının davacı yüklenicinin haksız şekilde sözleşmeyi feshederek işi terk etmesi nedeniyle kalan işin maliyetinin %15 fazlası ile tazmin edilebilmesinin sözleşme kapsamında mümkün olduğunu, sözleşme kapsamında %15 fazlası ile tahsil edebileceği tutar 116,495,45 TL olduğundan davalının davacıdan 28.695,62 TL tutarında alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalılardan ..... A.Ş vekili; davada taraf sıfatlarının bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket olarak davaya konu icra takibinde belirtilen alacak kalemlerinden sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, davaya konu icra takibine ilişkin gönderilen ödeme emrinde de açıkça belirtildiği üzere alacak kalemleri ‘hak edişe konu imalat tutarı, nakit teminat kesintisi ve KDV tutarı’ olarak belirtilmiş olup, tüm bu alacak kalemlerinin davacı şirket ile diğer davalı şirket arasında imzalanan 10/06/2016 tarihli sözleşmeye ilişkin olduğunu, sözleşmede taraf olmayan, sadece arsa maliki olan davalı şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 21/02/2019 tarihli karar ile, davalı......... A.Ş'ye ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı .... Şti. yönünden davanın kabulü ile; .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 401.250,87TL (faturaya bağlanmamış 307.999,23TL yönünden KDV dahil 363.439,09TL üzerinden davacı tarafça davalıya fatura keşide edilmek kaydıyla) asıl alacak ile 368,82TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 401.619,70TL üzerinden itirazın iptaline,Bu miktara takipten itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, Alacak likit olmadığından ve yargılama ile belirlendiğinden yerinde görülmeyen icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermiştir. Yerel mahkeme kararı davalı yanca istinaf edilmiştir. Dairemizin 03/11/2021tarih 2019/1137 - 2021/2047 karar sayılı ilamıyla, mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde, davalı .... . .. .... Şti. yönünden davanın kabulü ile; .... İcra Müdürlüğü'nün .....esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 401.250,87TL (faturaya bağlanmamış 307.999,23TL yönünden KDV dahil 363.439,09TL üzerinden davacı tarafça davalıya fatura keşide edilmek kaydıyla) asıl alacak ile 368,82TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 401.619,70TL üzerinden itirazın iptaline, davalı ... Anonim Şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir. Mahkeme tarafından dosya bütün halinde mahallinde keşif yapılmadan bilirkişi heyetine teslim edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından dosya üzerinden rapor hazırlanarak mahkemeye sunulmuştur. Oysa ki, mahkemece mahallinde konusunda uzman bilirkişilerle birlikte bizzat keşif yapılmak suretiyle sözleşme gereğince davacı tarafından yapılan imalatlar tespit edilerek, davalı tarafından yapılan ödemeler düşülmek suretiyle bakiye alacağın bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar vermesi hatalı olmuştur. Öte yandan, kabule göre de, mahkeme tarafından verilen kararın 2 nolu bendinde "faturaya bağlanmamış 307.999,23TL yönünden KDV dahil 363.439,09TL üzerinden davacı tarafça davalıya fatura keşide edilmek kaydıyla" karar verildiği anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki ticari ilişkide faturanın düzenlenip düzenlenmemesi alacağın varlığını ve muacceliyet ile temerrüt hususlarını etkileyen bir unsur olmayıp, tamamen vergi idaresi ile mükellef arasındaki vergi hukuku ilişkisini ilgilendirdiğinden, mahkeme kararında faturaya bağlanmamış alacak kısmının tahsili için fatura düzenlenmesinin şart koşulması da hatalı olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. Mahkemece, Davacının Davalı .... Şti. Aleyhine açtığı dava yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 401.250,81 TL asıl alacak ile 368,82 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 401.619,63 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin asıl alacak 401.250,81 TL'sine takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle ve takip talebindeki diğer kayıt ve şartlarda aynen devamına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, icra inkar tazminat taleplerinin reddine, davanın ... AŞ yönünden daha önce verilen mahkememizin 2017/.... - 2019/.. sayılı dosyasında pasif husumet yönünden reddine ilişkin kararın kesinleştiği görülmekle, yeniden karar tesisine yer olmadığına karar vermiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, yerel mahkemece bilirkişi raporu hükme elverişli bulunmuşsa da itirazımızın temelinde yer alan davacının kendisinden beklenen işi yapmadığına dair değerlendirmelerin bulunmaması hükmün hukukiliğine gölge düşürdüğünü, davacının hak kazandığı ödeme miktarının belirlenmesinde yapmış olduğu imalat miktarı önem arz etmekte olup açıkça sebepsiz zenginleşme hükümlerine sebep olacak şekilde tüm imalat üzerinden hesaplamalar her iki raporda da yapılmış ve itirazlarının dikkate alınmadığını, yerel mahkeme tarafından da bilirkişilerin teknik inceleme ve keşfi beklenen şekilde yerine getirilmemesine dair bir eyleme geçilmemesi de ayrı bir soru işareti olarak istinaf sebeplerimize dahil edildiğini, tarafımızca yeni delil sunulmadığından bahisle bilirkişi ek raporunda değerlendirme yapılmamış tabiri caiz ise kolaya kaçıldığını, kendisinden beklenen bilirkişilik görevini layıkıyla yerine getirmeyen bilirkişiler sebebiyle müvekkil şirketin bu tarz bir hak kaybına uğradığını, davacının hak etmediği, ayıplı ve eksik imalatları sanki tam teşekküllü teslim etmiş gibi kestiği ve hatta kesmediği faturaların dikkate alınması ve davacının bir alacağı olduğuna soyut dayanaklar oluşturan raporlarla hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, davacı bir kısım alacağı için fatura kesmişse de, bir kısım alacağı için fatura kesmediğini, bu alacak için davanın kabulüne karar verilmişse de temerrüt oluşmadığından faiz işletilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilimiz, dosya kapsamında değerlendirmelerde bulunan ancak nasıl hesaplandığına dair bir netlik olmayan, sadece davacı beyanlarına dayanarak bir hesaplama yapılmış gibi görünen raporlar ile 401.435,56-TL ödeme durumunda bırakılmakta olup ne vicdanen ne hukuken bu durum kabul edilebilir olmadığını, bilirkişilerin hukuki görüş bildirmesi yasak olsa dahi yerel mahkemece davacının alacağının olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaksızın sadece raporlar doğrultusunda hüküm kurulması da yargı nezdinde isabetsiz bir karar olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici, davalı ise yüklenicidir.Davacı alt yüklenici ..., davalı ana yüklenici ......... Şti. ile 10.06.2016 tarihli sözleşme uyarınca..........Devlet Hastanesi Projesi’nin 1, 2, 6, 7 ve 8 numaralı bloklarında alçıpan duvar ve asma tavan imalatlarını üstlendiğini, işin yürütülmesi sırasında davalının sözleşmeye aykırı davranarak imalat sürecini aksattığını ve hakediş onaylarını geciktirdiğini, bu nedenle ...... Noterliği’nin ....03.2017 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, fesih tarihine kadar gerçekleştirilen imalatlar karşılığı düzenlenen ve düzenlenmesi gereken hakediş bedelleri ile %5 nakit teminat kesintilerinin ödenmediğini, davalı tarafça yapılan itiraz nedeniyle ..... İcra Müdürlüğü’nün ......Esas sayılı takip dosyasının durduğunu, yapılan imalatlar, kesintiler ve cari hesap mutabakatı sonucunda KDV dahil 401.250,81 TL asıl alacak ve ihtarname gideri ile birlikte toplam 401.619,63 TL alacağın bulunduğunu ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin aynı koşullarla devamına, alacağın ticari avans faizi ile tahsiline ve davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ana yüklenici .......Şti., davacı alt yüklenici ... ile imzalanan 10.06.2016 tarihli sözleşme kapsamında üstlenilen alçıpan duvar ve asma tavan imalatlarının davacı tarafından sözleşmeye uygun, eksiksiz ve süresinde yerine getirilmediğini, iş programına uyulmadığını, imalatların geciktirilmesi ve hatalı metrajlar nedeniyle hakedişlerin sağlıklı düzenlenemediğini, davacının işi yarım bırakarak şantiyeyi terk ettiğini ve bu nedenle kalan işlerin üçüncü kişilere daha yüksek bedelle yaptırılmak zorunda kalındığını, sözleşme hükümleri uyarınca ortaya çıkan maliyet farkı ve zararların davacıdan talep edilebileceğini, davacının sunduğu hakediş ve cari hesap kayıtlarının tek taraflı ve gerçeği yansıtmayan veriler içerdiğini, davacının alacaklı olmayıp aksine kusurlu davranışı nedeniyle sorumlu olduğunu savunarak icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunun tespitini ve davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, davacı alt yüklenici ... ile davalı ana yüklenici....... Şti. arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta, davacının sözleşme kapsamında fesih tarihine kadar gerçekleştirdiği imalatların bulunduğu, hakediş ve ticari defter kayıtları ile bilirkişi incelemeleri birlikte değerlendiril diğinde davacı lehine bakiye alacak doğduğu, davalının eksik iş ve kusur iddialarının alacağın varlığını ortadan kaldıracak ölçüde ispatlanamadığı, davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve delil niteliği taşıdığı, kalan iş bedeline ilişkin davalı savunmasının maliyet artışının olağan ve zorunlu olduğunu göstermediği, alacağın yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenmiş olması nedeniyle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ......Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 401.250,81 TL asıl alacak ve 368,82 TL ihtarname gideri yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkâr tazminatı isteminin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrasında mahallinde yapılan keşif sonrasında bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetince sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda, dairemiz kaldırma ilamı sonrası mahallinde keşif yapılarak düzenlenen kök bilirkişi raporunda, dava konusu hastane yapısının faal olarak kullanılması ve imalatların üzerinin kapatılmış olması nedeniyle yapılan işlerin yerinde ayrıştırılmasının teknik olarak mümkün olmadığı, bu nedenle hesaplamanın sözleşme kapsamı, metrajlar, hakediş belgeleri, tespit dosyaları ve taraf ticari kayıtları esas alınarak yapılması gerektiği, sözleşme kapsamındaki alçıpan duvar ve asma tavan imalatlarının toplam bedelinin 2.335.996,25 TL + KDV olduğu, davacının fesih tarihine kadar gerçekleştirdiği imalat tutarının 1.768.652,89 TL + KDV olarak belirlendiği, buna göre kalan iş bedelinin 567.343,36 TL olduğu, davalı tarafından kalan işin üçüncü kişilere yaklaşık 1.558.448,78 TL bedelle yaptırıldığı ve bu tutarın yaklaşık 2,75 kat maliyet artışı oluşturduğu, söz konusu artışın piyasa koşullarıyla açıklanabilir nitelikte bulunmadığı, hakedişlerden yapılan bazı şantiye ve benzeri kesintilerin sözleşmesel dayanağının bulunmadığı, yapılan imalatlar ve kesintiler birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine bakiye alacak doğduğu tespit edilmiş; taraf itirazları üzerine alınan ek raporda ise imalatların kullanım ve kaplama nedeniyle teknik ayrıştırmasının mümkün olmadığı yeniden vurgulanmış, bu nedenle belge ve kayıt esaslı hesap yönteminin zorunlu olduğu açıklanmış, kök rapordaki hesaplama yöntemi ve sonuçlarının yerinde olduğu belirtilmiş ve davacının talep edebileceği alacağın KDV dahil 401.250,87 TL olduğu, ihtarname tebliğini izleyen sürede temerrüt oluştuğu ve takip tarihine kadar işlemiş ticari faizin 214,37 TL olarak hesaplandığı, ayrıca 368,82 TL ihtarname giderinin talep edilebileceği, böylece toplam alacak miktarının 401.465,18 TL seviyesinde bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ilk derece mahkemesince toplanan deliller, bilirkişi kök ve ek raporları ile istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler birlikte değerlendirildiğinde; davacı alt yüklenici ile davalı ana yüklenici arasında 10.06.2016 tarihli sözleşme uyarınca hastane yapım işine ilişkin alçıpan duvar ve asma tavan imalatlarının davacı tarafından üstlenildiği, işin ifası sürecinde taraflar arasında uygulamaya yönelik uyuşmazlıklar çıktığı, davacı tarafından sözleşmenin ihtarname ile feshedildiği, fesih tarihine kadar gerçekleştirilen imalatlar karşılığı hakediş bedellerinin ödenmediği iddiasıyla icra takibi başlatıldığı ve itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Dairemizin önceki kaldırma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla mahallinde keşif yapıldığı, inşaat mühendisi, mimar ve finans uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden kök ve taraf itirazlarını karşılayan ek rapor alındığı, yapı kullanımda olduğundan imalatların yerinde ayrıştırılmasının teknik olarak mümkün olmadığı hususunun gerekçeleriyle açıklandığı, bu nedenle sözleşme kapsamı, metrajlar, hakediş belgeleri, tespit dosyaları ve ticari kayıtlar esas alınarak hesaplama yapıldığı, davacının fesih tarihine kadar sözleşme kapsamındaki imalatların önemli bir bölümünü gerçekleştirdiğinin belirlendiği, kalan iş bedelinin hesaplandığı, davalı tarafından kalan işlerin üçüncü kişilere yaptırılması sonucu ortaya çıkan maliyet artışının piyasa koşullarıyla açıklanabilir nitelikte bulunmadığı, hakedişlerden yapılan bazı kesintilerin sözleşmesel dayanağının bulunmadığı ve davacı lehine bakiye alacak doğduğunun tespit edildiği görülmektedir.İstinaf dilekçesinde bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu ileri sürülmüş ise de, bozma ilamı sonrası yerinde keşif yapılarak teknik uzmanlardan oluşan heyetten ayrıntılı rapor alındığı, ek rapor ile itirazların değerlendirildiği ve raporların denetlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Davacının işi eksik ve kusurlu bıraktığı, sözleşmeyi haksız feshettiği ve kalan işlerin daha yüksek bedelle yaptırılması nedeniyle doğan farkın davacıdan talep edilmesi gerektiğine ilişkin savunmalar yönünden ise, davacının gerçekleştirdiği imalatların teknik olarak tespit edildiği, bakiye iş bedelinin hesaplandığı, maliyet artışının olağan ve zorunlu olduğunun kanıtlanamadığı ve davalı zararının ispatlanamadığı anlaşıldığından bu iddiaların alacağı ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Hakediş ve hesaplamaların hatalı olduğu ile davacı ticari defterlerinin delil olarak kabul edilemeyeceğine yönelik istinaf sebepleri bakımından, mahkemece hesaplamanın yalnızca davacı kayıtlarına dayanılmayıp hakediş belgeleri, metrajlar ve tespit dosyaları ile birlikte değerlendirildiği, davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve HMK 222 ile TTK hükümleri uyarınca delil niteliği taşıdığı anlaşılmıştır. Faturaya bağlanmayan alacak için faiz yürütülemeyeceğine yönelik itiraz yönünden ise, ticari iş niteliği bulunan uyuşmazlıkta ihtarname ile temerrüt oluştuğu ve faiz uygulanmasının hukuka uygun olduğu görülmüştür.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda eksik incelemenin giderildiği, bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacının fesih tarihine kadar gerçekleştirdiği imalatlara ilişkin bakiye alacaklı bulunduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu, davalı savunmalarının alacağın varlığını ortadan kaldıracak düzeyde ispatlanamadığı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin../12/2024 tarih ve 2021/... Esas, 2024/. Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 27.434,64 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 7.474,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.960,58 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.