9. Hukuk Dairesi 2026/315 E. , 2026/842 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/93 E., 2025/224 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dil…
9. Hukuk Dairesi 2026/315 E. , 2026/842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/93 E., 2025/224 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İşçileri Sendikası (... Sendikası) üyesi olduğunu, davalı bünyesinde çalışırken 30.12.2016 tarihinde emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, akabinde 09.01.2017 tarihinde tekrar işe girişi yapılarak çalışmasına ara vermeksizin devam ettiğini, ancak bu tarihten sonra müvekkilinin sendika üyeliği devam etmesine rağmen davalı ile ilgili sendika arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığını, 2018 yılından sonra müvekkilinin ünvanının usta öğretici olarak değiştirildiğini ve kapsam dışı personel arasına alınarak toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının engellendiğini, fazla çalışma alacağı ile ek ödeme ve sosyal yardım alacaklarının belirsiz alacak davası olarak, diğer taleplerin ise kısmi dava olarak açıldığını belirterek fark ücret, fazla çalışma ücreti, ek ödeme ve sosyal yardım (ikramiyeler, sendikal izinler, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, elektrik yardımı, bakım tazminatları, vardiya tazminatları, vardiya dönüşleri, iş güçlüğü tazminatları ve sair haklar), giyim yardımı ile aile yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak ya da kısmi dava olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının toplu ödeme almak için 30.12.2016 tarihinde iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdirmek istediğini, davacının iş sözleşmesinin sona erdirilmesinden sonra yeni bir görev tanımı, yeni bir ünvan ve yeni bir iş sözleşmesi ile çalışmak istediğini müvekkili Şirkete bildirdiğini, sendika üyesi olarak faaliyet göstermeyeceğini belirterek adına sendika aidatı yatırılmamasını istediğini, davacının talebi üzerine ustabaşı ünvanı ile müvekkili Şirkette işe başlatıldığını, 09.01.2017 tarihinde davacı ile 1 yıllık ve takip eden yılda 1 yıllık daha olmak üzere belirli süreli iş sözleşmelerinin imzalandığını, 09.01.2017 tarihi itibarıyla davacının talebi üzerine adına sendika aidatı ödenmediğini, davacının da kendi adına herhangi bir sendika aidatı ödemesinde bulunmadığını, davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararı ile; davacının ... Sendikasına 04.03.1986 tarihinde üye olduğu, bu tarihten emekli olduğu 30.12.2016 tarihine kadar üyeliğinin devam ettiği, emekli olduğu tarihten kısa bire süre sonra 09.01.2017 tarihinde çalışmaya devam ettiği, bu tarihte sendika üyeliğinin de yenilendiğinin anlaşıldığı, davacının sendika üyeliğinin devam ettiği, gerekli şartları sağlaması hâlinde işyerinde geçerli toplu iş sözleşmesinden faydalanması gerektiğinin anlaşıldığı, davalı işyerinde davacı gibi emekli olup çalışmaya devam eden işçilere işveren tarafından emekli usta öğretici sıfatı verildiği, davacının çalışmalarına bu ünvanla devam ettiği, bu işçilerin böylelikle toplu iş sözleşmesi uyarınca kapsam dışı bırakıldığının anlaşıldığı, ... Bakanlığı ile yapılan yazışmalar neticesinde davacının resmî olarak herhangi bir usta öğreticilik başvurusunun bulunmadığı, davacının herhangi bir usta öğreticilik eğitimi bulunmadığı ve herhangi bir usta öğreticilik belgesi veya sertifikası bulunmadığının anlaşıldığı, dosya kapsamı uyarınca davacının emekli olduktan ve emekli usta öğretici olarak anılmaya başladıktan sonra, emekli olmadan önce yapmış olduğu işi yapmaya devam ettiği, işyerinde usta öğreticilik için belge şartının bulunmadığı, ilgili kısım müdürlerinin eski ve tecrübeli işçiler arasından usta öğreticileri seçtiği, davacının da bunlardan biri olduğu, buna göre davacı işçinin emeklilik sonrası fiilî olarak yapmış olduğu işte herhangi bir değişiklik olmadığı, resmî olarak herhangi bir usta öğreticilik eğitimi almayıp sertifika sahibi olmadığı, bu sıfatın işverenin inisiyatifiyle bir işletmesel karar neticesinde verildiğinin anlaşıldığı, ancak aynı işi yapan işçilerden emekli olanlar arasından seçilen işçilerin emekli usta öğretici olarak anılmaya başlanması, bu işçilerin bu şekilde kapsam dışı bırakılması hususunun 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca eşit davranma ilkesine aykırılık oluşturduğu, davacı işçinin sendika üyeliğinin devam ediyor olması ve kapsam dışı personelden olmaması sebebiyle, işyerinde geçerli toplu iş sözleşmelerinin parasal hükümlerinden de faydalanması gerektiği, dava dilekçesinde ek ödeme ve sosyal yardımlar adı altında sekiz ayrı alacak kalemi için toplam 5.000,00 TL talep edildiği, bu taleplerden her birinin aksi anlaşılamadığından 625,55 TL olarak kabulü gerektiği, dosya kapsamına göre davacının ücret alacaklarının eksiksiz bir şekilde banka hesabına davalı tarafından yatırıldığının saptandığı, ustabaşı olarak çalışan davacının toplu iş sözleşmeleri uyarınca bakım tazminatına hak kazanan personel arasında sayılmadığının görüldüğü, ayrıca sendika üyesi olan davacının sendikal faaliyetlere katılması için sendika yahut sendika şubesi tarafından herhangi bir yazılı talep dosya içerisinde bulunmadığından, davacının fark ücret alacağı, sendikal izin alacağı, vardiya dönüşü alacağı ve bakım tazminatı taleplerinin reddi gerektiği, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücretlerin ödendiğinin ispatı noktasında davalı Şirketin dosyaya sunmuş olduğu deliller dikkate alındığında davacının toplu iş sözleşmesinden kaynaklı sosyal yardım alacakları taleplerinin kısmen kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 12.02.2025 tarihli kararı ile; dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, kanuna uygun gerektirici nedenlere, taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; fazla çalışma ücreti alacağının belirsiz alacak davasına konu edilebileceğine ilişkin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, bununla birlikte, dava konusu edilen toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ek ödeme ve sosyal yardım alacaklarının (ikramiyeler, sendikal izinler, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, elektrik yardımı, bakım tazminatları, vardiya tazminatları, vardiya dönüşleri ve iş güçlüğü tazminatları ve sair haklar) belirsiz alacak davası ile talep edilmesi söz konusu olmayacağından belirtilen alacaklar yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, kabule göre de davacıya davasını somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde dava dilekçesinin açıklattırılması, hangi alacak kaleminin ne tutarda dava konusu yapıldığının belirtilmesinin istenilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sendika üyeliğinin devam ettiği, kapsam dışı personel statüsünde olmadığı, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklarının kısmen ödenmediğinin anlaşıldığı, davacının iş sözleşmesinin geçerli olduğu süre ve alınan ücretlere ilişkin hizmet döküm belgeleri ve özlük dosyasına göre hazırlanan denetime elverişli bilirkişi raporlarına değer verilerek, davacının talep ettiği ikramiyeler, sendikal izinler, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, elektrik yardımı, bakım tazminatı, vardiya tazminatı vardiya dönüş tazminatı ve iş güçlüğü tazminatı taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-(h) hükmü uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verildiği, kısmi olarak açılan giyim yardımı, aile ve sosyal yardım alacağı ile belirsiz alacak davası olarak açılan fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının varlığını iddia ettiği alacakların hesaplanabilir nitelikte olup kısmi dava ya da belirsiz alacak davası şeklinde bir dava ile talep edilemeyeceğini, 2. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. Davacının kapsam dışı sayılan personelden olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacının sendika üyeliğinin devam ettiği değerlendirilse dahi, davacının toplu iş sözleşmesinde sayılan kapsam dışı personelden olup ünvanının bu sözleşmeden yararlanacak ünvan grupları arasında sayılmadığını, dolayısıyla sendikal hak ve alacaklardan yararlanmasının mümkün olmadığını, 4. Davacının tüm alacaklarının banka kanalı ile ödendiğini, davacının müvekkili Şirketten talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık;toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar yönünden davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı ile dava konusu ek ödeme ve sosyal yardımlar talepleri bakımından somutlaştırma yükünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.