TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/01/2023 NUMARASI : 2022/352 Esas, 2023/5 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak DAVA TARİHİ: 03/01/2022 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/12/2025 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2897 KARAR NO : 2025/2775 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/01/2023 NUMARASI : 2022/352 Esas, 2023/5 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak DAVA TARİHİ: 03/01/2022 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/12/2025 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya 10.10.2019 tarihli 20.000 TL, 17.10.2019 tarihli 5.000 TL ,17.10.2019 tarihli 15.000 TL borç para verdiğini, verilen borcun müvekkiline ödenmediğinden alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğinden icra takibinin durduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının borcunu ödeme yerine icra takibine itiraz ettiğini belirterek 40.000,00 TL alacağının icra takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: her ne kadar dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış olsa da taraflar tacir olduğundan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında bir eser sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin davacı ... tarafından gereği gibi ifa edilmemesi üzerine tarafınca İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2021/418 Esas sayılı davasının açıldığını, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2021/418 Esas sayılı dava yargılamasında vergi dairelerine yazılan müzekkereler sonucunda taraflar tacir oldukları için ticaret mahkemesinin görevli mahkeme olarak davaya devam ettiğini, müvekkilinin kazancı esnaf için öngörülen sınırın üzerinde olup 1.sınıf tacir olduğunu, keza davacı ...'nun da tacir olduğunu, işbu davada davacının, davalı müvekkiline 40.000,00TL borç verdiğini iddia ederek, bu borç ödenmediği için takibe itirazın iptalini talep ettiğini, sunulan dekontlara bakıldığında işbu dekontlardaki ödemelerin tarafınca İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2021/418 Esas sayılı davada konu edilerek mahsubu talep edilmiş ödemeler olduğunu, dava konusu olayda ...'nun, esasında müvekkili ile olan arasındaki sözleşmeden doğan ek maliyetleri ödemekteyken kötü niyetli olarak açıklama kısmına "borç veriyorum" şeklinde yazmışsa da derdestliğe ilişkin açıklamalarda detaylıca değinileceği üzere bu ödemeler taraflar arasındaki ticari işten kaynaklanmakta olduğundan, tacirin borçlarının ve işlemlerinin de ticari olduğu karinesi ile beraber bu davanın da TTK 3 gereği asliye ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, bu nedenle mahkeme görevli olmadığından görevsizlik kararının verilmesi gerektiğini, dosya görevli mahkemeye gönderilse dahi derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık için İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2021/418 Esas sayılı dosyası halen görülmekte olup, davacının talep ettiği 40 bin TL'nin de tarafınca dava konusu yapıldığını, Asliye ticaret mahkemesindeki derdest davaya konu sözleşme akdedildikten sonra, ..., taraflar arasındaki sözleşmede belirlenenden ve ilk bloka yapılandan daha kaliteli olan malzemenin kullanılmasını müvekkilinden talep ettiğini, müvekkilinin de lüks malzemelerin ek maliyet gerektirdiğini davacıya ilettiği, davacının da bu durumu kabul ettiğini, davacının, müvekkiline aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan ek maliyet borcu dışında ayrıca kredi iade borcu da bulunmakta olup davacı tarafından bu borçlar ödenmediği için müvekkil mağdur olduğundan müvekkilinin ısrarları sonucunda davacının müvekkiline banka kanalıyla parça parça toplamda 80.500,00TL ödeme yaptığını, tarafınca asliye ticaret mahkemesinde açılan davada, davacının müvekkiline yapmış olduğu ve işbu davaya konu edilen ödemelerin dekontları da eklenmek suretiyle bu bedellerin müvekkilinin alacaklarından mahsup edilmesinin istendiğini, müvekkilinin dürüst çalışan bir iş erbabı olduğundan bizzat kendi açtığı davada, davacının işbu davaya konu ettiği ödemelerin alacağından çıkarılmasını talep ettiğini, ancak davacının kötüniyetli olarak müvekkiline karşı İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı icra takibini başlattığını, yapılan ödemelerin müvekkiline borç olarak değil davacının müvekkiline olan borcu nedeniyle gönderildiğini, her ne kadar derdestlik nedeniyle davanın doğrudan usulden reddi gerekmekteyse de esasa ilişkin olarak da şu hususu açıklamakta fayda olduğunu, davacı taraf işbu davaya konu ettiği ödemeleri bankadan "borç veriyorum" şeklinde göndermişse de bu durumun doğru olmadığını, müvekkilince dekontlar kontrol edilmediğinden fark edilememişse de aslında davacı taraf kendi borcu nedeniyle müvekkiline yaptığı ödemeleri kötü niyetli bir şekilde müvekkiline borç veriyormuş gibi gösterdiğini, taraflar, 12.03.2019 tarihinde bir eser sözleşmesi akdediliğini, müvekkilinin sözleşmede yüklendiği edimleri eksiksiz şekilde yerine getirdiği ancak davacının müvekkiline ek maliyet masrafları, müvekkilin sözleşmeden doğan karşı edimi olan daire devir borcu ve konut kredisini devri borcunu yerine getirmediğini, dolayısıyla asıl davacının müvekkiline bu tarihlerde işbu davaya konu edilenden kat be kat fazla borcu olduğunu, yapılan ödemelerin borç verme şeklide yapıldığı yönünde bir kabulün TMK m.2'ye ve hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacının davaya konu ettiği 3 farklı ödemenin 10.10.2019 ve 17.10.2019 tarihlerinde gerçekleştiğini, bunun yanında davacının müvekkiline 17.02.2020 tarihinde "186/20 iç kapı ve mufak dolabı" açıklamasıyla 10.000,00TL, 20.02.2020 tarihinde "186/20 parsel küpej ve işçilik bedili" açıklamasıyla 20.500,00TL para gönderdiğini, borç olarak verildiğini ileri sürdüğü paraları "bir aya borç" açıklamalarıyla gönderen davacının, aradan 4 ay geçtikten sonra müvekkiline sözleşme ile ilgili borçlarını ödemesi de savunmalarının doğru olduğunun ispatı olduğunu, herkesin haklarını ve borçlarını kullanırken dürüst davranmakla yükümlü olduğunu, davacının haksız davasının reddi gerektiğini belirterek mahkemece re’sen dikkate alınacak hususlar karşısında görevsizlik ve derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, esasa girilmesi halinde de davanın esastan reddine karar verilmesini, davacı açıkça kötü niyetle hareket ettiğinden davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmil edilmesini karar verilmesini talep etmiştir.Eldeki dosyanın önce İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/2 Esas sırasına tevzi edildiği, mahkemece verilen 29/03/2022 tarihli 2022/195 Karar sayılı görevsizlik kararı ile, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiği, kararın kesinleşmesini takiben mahkemenin yukarıdaki esas sırasına tevzi edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın REDDİNE..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu dekont ve banka kayıtlarında görüldüğü üzere borçluya gönderilen 10.10.2019 tarihli 20.000 TL havalede BİR AYA BORÇ VERDİM, 17.10.2019 tarihli 5.000 TL havalede "BİR AYA KADAR BORÇ VERİYORUM", 17.10.2019 tarihli 15.000 TL havalede "BİR AYA BORÇ" ibareleri yer aldığını, müvekkilinin bu banka havalelerini borç olarak verdiğini, ödemenin niçin yapıldığı, yani borç ödemesi olmayıp borç olarak gönderildiğinin tarafınca ispat edildiğini, banka havale dekontlarında havale sebebi belirtildiğinden aksini ispat külfeti karşı tarafta olmasına rağmen tarafına yemin teklifi içi süre verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında görülmekte olan İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/418 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin dosya davalısından 171.500-TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, iş bu nedenlerden dolayı eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı olarak verilen ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun duruşmalı olarak incelenmesine, tehir-i icra kararı verilmesine, İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.01.2023 tarih 2022/352 Esas, 2023/5 Karar sayılı kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun ve soyut iddialarına ilişkin istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinin reddine, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/352 E. , 2023/5 K. Karar sayılı ilamının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Değerlendirme:Dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince; davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.İstinaf isteminin değerlendirilmesi; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m.386 "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu Karz akdi başlıklı 306. vd. maddesindeki yasal düzenlemeye göre "Karz, bir akittir ki onunla ödünç veren, bir miktar paranın yahut diğer bir misli şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bu kimse dahi buna karşı miktar ve vasıfta müsavi aynı neviden şeyleri geri vermekle mükellef olur." şeklindedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 102. maddesinde de "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu icra takibine dayanak banka dekontunda borç/ödünç olarak verildiğine ilişkin hiç bir açıklama ve şerh bulunmaması halinde banka havalesi ile gönderilen havalenin 6098 s.TBK.nun 102.m.si hükmü uyarınca bir borcun ödemesi olarak gönderildiği kanuni karinedir. Sözlük tanımında havale, bir kimsenin kendi hesabına, başka birine para ya da değerli belge ya da başka misli şeyler vermeye bir üçüncü kişiyi yetkili kılmasından doğan sözleşmelerdir. (Türk Hukuk Lügatı, s. 475).6098 sayılı TBK'nun 555. ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi) bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Yargıtay 3. Hukuk Daire Başkanlığının 2015/17841 Esas, 2016/11709 Karar sayılı ilamı)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 187/1. maddesi;“İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” şeklinde düzenlenmiştir.Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK’nın “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.Davaya dayanak 10/10/2019 tarihli 20.000,00 TL bedelli havale dekontunda havale açıklamasının "bir aya borç verdim",17/10/2019 tarihli 5.000,00 TL bedelli havale dekontunda havale açıklamasının "bir aya kadar borç veriyorum",17/10/2019 tarihli 15.000,00 TL bedelli havale dekontunda ise havale açıklamasının "bir ayına borç" şeklinde olduğu görülmektedir.Somut olayda, davacı davalıya borç verdiği iddiasında bulunmakta olup, davalı ise kendisine gönderilen paraların, esasen bir borç ödemesi olduğu, davacıya bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Bu hali ile davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı delil olarak banka havale dekontuna dayanmıştır. Davaya konu dekontlarda "bir aya borç verdim", aya kadar borç veriyorum", "bir ayına borç" açıklaması bulunmakta olup, kural olarak Yargıtayın ve Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca davacının havale işlemine ilişkin karinenin aksini, eş söyleyişle davaya konu paraları davalıya borç olarak gönderdiğini ispatladığının kabulü gerekir ise de; tarafların usulüne uygun tasdiki yapılmış ticari defter ve kayıtlarının yapılan incelemesinde, davalının ticari defterlerinde söz konusu havalelerin kayıtlı olmadığı, davacının ticari defterlerinde ise ödeme olarak kayıtlı olduğu görülmekle, yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkün olduğundan ve eldeki somut davada da davalı hesabına yapılan dava konusu havalelerin ödeme niteliğinde olduğu kesin delil niteliğindeki ticari defterlerle ispatlandığından, davacı tarafça ödünç iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı tarafın istinaf talebinin reddi gerekir. Bu itibarla; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde yapılan incelemesi neticesinde; davacı vekilinin istinaf talebinin HMK/353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 3-Alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 29/12/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.