T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1569 Esas KARAR NO: 2026/22 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 17/09/2025 NUMARASI: 2025/245 Esas, 2025/633 Karar DAVANIN KONUSU: SIRA CETVELİNE İTİRAZ KARAR TARİHİ:08/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1569 Esas KARAR NO: 2026/22 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 17/09/2025 NUMARASI: 2025/245 Esas, 2025/633 Karar DAVANIN KONUSU: SIRA CETVELİNE İTİRAZ KARAR TARİHİ:08/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı Bursa İli, İznik İlçesi, ... Mah., 3215 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 18/09/2024 tarihinde ihale ile satılmasından sonra İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından düzenlenen sıra cetvelinde davalı bankanın sırasının ve alacağının miktarının hatalı olarak gösterildiğini, müvekkilinin, eşi ... ile birlikte ... A.Ş.'nin genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla bulunduğunu, şirketin konkordatosunun tasdik olduğunu, ... tarafından açılan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/816 Esas sayılı sırasında kayıtlı davada alınan bilirkişi raporunda davalının alacağının en fazla toplam 94.164,90 TL olabileceğinin belirtildiğini, bu nedenle davalının sıra cetvelinde 534.188,74 TL olarak gösterilen alacağı fahiş nitelikte olduğundan sıra cetveline şikayette bulunma zorunluluğunun doğduğunu, ayrıca söz konusu icra dosyasına karşı açtıkları İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sayılı sırasında kayıtlı davada yaklaşık olarak haklılıkları ispat edildiğinden bahisle paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiğini belirterek sıra cetvelinin eksik ve hatalı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İstanbul Anadolu 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 17/01/2025 tarih ve 2025/25 Esas 2025/38 Karar sayılı kararı ile, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş olup dosyanın tevzi edildiği İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/02/2025 tarih ve 2025/129 Esas 2025/141 Karar sayılı kararı ile, uyuşmazlığın bankacılık mevzuatından doğduğu gerekçesi ile dosyanın görevli İstanbul Anadolu 6. ve 7. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzisinin yapılmak üzere esasının kapatılmasına ve dosyanın gönderilmesine karar verildiği, akabinde ise dosyanın işbu eldeki uyuşmazlığa konu kararı veren mahkemeye tevzi edildiği anlaşılmıştır.Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinden sonra davalı banka cevap dilekçesi sunmuştur. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemece dava, alacak davası olarak nitelendirilmiş ise de, davanın sıra cetveline itiraz davası olduğunu ve icra dosyası borçlusunun sıra cetveline itiraz hakkı bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davaya alacak davası olarak devam edilmesi halinde ise zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, davacı tarafından açılan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sırasında kayıtlı menfi tespit davasının derdest olduğunu, anılan dosyada paranın ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş olsa da, davacı tarafından teminat yatırılmadığından tedbir kararının uygulanamadığını ve müvekkili bankaya ödeme yapıldığını, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/816 Esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilen tutar, anılan mahkeme dosyası kesinleşmiş gibi emsal olarak sunulmaya çalışılsa da, işbu dosya derdest olduğu gibi davacıları da işbu eldeki davanın davacısından farklı olduğundan emsal alınamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; aynı kredi sözleşmesine ilişkin olarak açıldığından ve aralarında fiili irtibat bulunduğundan dosyanın, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; icra dosyası borçlusunun sıra cetveline itiraz hakkı bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken borçlu tarafça açılan ve derdest olan menfi tespit davası ile birleştirmesine karar verilmesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, ayrıca dava mahkemece alacak davası olarak nitelendirilmiş olup zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacı ve dava dışı ... İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında borçlu sıfatı ile yer almakta olup davacı adına kayıtlı Bursa İli, İznik İlçesi, ... Mah., 3215 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 18/09/2024 tarihinde 3.251.000,00 TL bedel ile satıldığı ve 65.020,00 TL tapu harcı, 922,50 TL emlak vergisi ödendikten sonra kalan 3.185.057,50 TL sıra cetveli yapılmak üzere icra dosyasına gönderilmiştir. Düzenlenen 17/12/2024 tarihli sıra cetvelinde, 23.400,00 TL'nin 1. sıradaki rüçhanlı rehin alacağı olan ... Bankasına; 534.188,74 TL'nin 2. sırada yer alan davalı bankanın alacaklı olduğu İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına; kalan paranın ise 3. sıradaki İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına ödenmesine karar verilmiş olup artan para olmadığından diğer haciz alacaklarına pay ayrılmamıştır.Dava dilekçesinde davaların birleştirilmesi yönünde bir talebi bulunmayan davacı vekili duruşmada alınan beyanında, eldeki davanın, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiş olup buna karşılık davalı vekili ise, birleştirme yapılmamasını talep etmiştir. Mahkemece, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sayılı dosyası getirtilip incelenmemiş olup duruşmada alınan beyana göre her iki davanın da aynı kredi sözleşmesine ilişkin olduğu ve aralarında fiili irtibat bulunduğu gerekçesi ile birleştirme kararı verilmiştir.6100 sayılı HMK'nun "Kanun Yolları" başlıklı 168. maddesi "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez." hükmünü içermektedir.Yasa hükmü uyarınca, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararlarına karşı ancak hükümle birlikte istinaf yoluna gidilebilecek ise de, somut olayda, birleştirme kararı ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri arasında verildiğinden birleştirme kararının istinaf edilmesine bir engel bulunmamaktadır.6100 sayılı HMK'nun "Davaların birleştirilmesi" başlıklı 166. maddesinde "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır." denilmektedir.Yukarıda belirtildiği üzere, mahkemece, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sayılı dosyası getirtilip incelenmemiş olup davacı vekili eldeki davayı açarken dava dilekçesi ekinde anılan davada ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin mahkemece tesis edilen ara kararı sunmuştur. Anılan davanın tarafları işbu eldeki davanın tarafları ile aynı olup sunulan ara kararın, İİK'nun 72/3 maddesi gereğince, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu ara kararda özetlenen dava dilekçesi ve hükmedilen tedbirin niteliği gözetildiğinde davanın, İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası sebebiyle menfi tespit talebine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.İşbu eldeki dava sıra cetvelinin iptali; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sayılı sırasında kayıtlı dava ise menfi tespit istemine ilişkin olup yargılama usulleri ayrı olan her iki davanın birleştirilerek görülmesi mümkün değildir (Yargıtay 23. HD'nin 2016/8082 Esas 2020/1545 Karar sayılı ilamı). Zira her iki davanın da niteliği, dava şartları, dava sonunda tesis edilecek karar ve inceleme koşulları birbirinden farklı olduğundan mahkemece birleştirmeye yönelik tesis edilen karar usul ve yasaya aykırı olmuştur. Mahkemece tesis edilen birleştirme kararının usul ve yasaya uygun olmadığının tespitinden sonra eldeki dava bakımından mahkemenin görevli olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmiştir. Zira 6100 sayılı HMK'nun 1. maddesinde,mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu; 114. maddesinde, mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğu; 115. maddesinde ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece re’sen araştırılacağı düzenlenmiş olup bu hususta bir istinaf başvurusunun bulunmasına da gerek yoktur.İİK'nun 142/1 maddesinde, cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklının takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek sureti ile cetvel mündericatına itiraz edebileceği, İİK'nun 142/son maddesinde ise, itirazın, alacağın esas ve miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoluyla icra mahkemesine arz olunacağı düzenlenmiştir. Buna göre borçluya ait mahcuzun satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline itiraz, alacağın esas ve miktarına ya da hem sıraya hem alacağın esasına yönelikse dava yoluyla genel mahkemede (İİK'nun madde 142/1 maddesi), itiraz sadece sıraya yönelik ise şikayet yoluyla icra mahkemesinde (İİK'nun madde 142/son maddesi) ileri sürülmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/2244 Esas 2019/326 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı, tanzim edilen sıra cetvelinde davalı bankanın sırasının ve alacağının miktarının hatalı olarak gösterildiğini ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir. Dava dilekçesinde, davalının sırasının hatalı olduğuna yönelik bir sebep gösterilmemiş olup davacının esas itirazının, davalının sıra cetvelinde gösterilen miktarda alacağının bulunmadığına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Zaten davacının İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/790 Esas sayılı sırasında kayıtlı derdest menfi tespit davası da mevcuttur. O halde işbu uyuşmazlık bakımından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olup göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı şekilde birleştirme kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Kaldı ki davacının, davalının alacağının miktarı ile birlikte sırasına da itiraz ettiği kabul edilse dahi varılan bu sonuç değişmeyecektir. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/245 Esas, 2025/633 Karar sayılı ve 17/09/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-a)Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, b)6100 sayılı HMK'nun 20. maddesi uyarınca karar verildiği anda kesin olduğundan kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, c)İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, d) 6100 sayılı HMK'nun 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerin görevli mahkemece, davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davanın açıldığı mahkemenin dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, e)Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA, f)Sair işlemlerin yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-İstinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/01/2026