9. Hukuk Dairesi 2016/15877 E. , 2020/4478 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... bünyesinde Park ve Bahçeler Müdürlüğünde …
**9. Hukuk Dairesi 2016/15877 E. , 2020/4478 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... bünyesinde Park ve Bahçeler Müdürlüğünde kadrolu işçi olarak 09.07.1986 tarihinde çalışmaya başladığını, davalı belediyenin 28.07.2010 tarih 36595 sayılı işlemiyle, İstanbul Çevre ve Orman İl Müdürlüğüne atanarak, 25.08.2010 tarihinde ilişiğinin kesildiğini, davacının bu işleme karşı açmış olduğu dava neticesinde; İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 2010/1992 Esas, 2012/291 Karar sayılı kararıyla atama işleminin iptal edildiğini, kararın Danıştay 5. Dairesinin 2012/4886 Esas ,2013/8136 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, iptal kararı sebebiyle 01.05.2012 tarihinde tekrar davalı ... bünyesinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin iş akdinin davalı elediye tarafından 4857 Sayılı Yasa'nın 25/II(h) fıkrası ve 1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesi gerekçe gösterilerek 14.07.2014 tarihinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmek sureti ile feshedildiğini, davalı işverenlikçe kıdem ve ihbar tazminatının yanlış ve eksik hesaplandığını, fesih tarihi 14.07.2014 olmasına rağmen 2014 yılı ilk yarısına ait kıdem tavanı üzerinden hesaplama yapıldığını, toplu iş sözleşmesi hükümleri yanlış ve hatalı uygulanarak eksik ödeme yapıldığını, kıdem tazminatı hesabında iptal edilen atama kararı gereği müvekkilinin 25.08.2010 - 01.05.2012 tarihleri arasında İstanbul Orman İşletme Müdürlüğü'nde çalıştığı dönemin dikkate alınmadığını, davalı belediyenin 13.08.2014 tarih 23019 sayılı yazısı ile bu döneme ait ödeme talebinin reddedildiğini, bunun üzerine Orman İşletme Müdürlüğüne yapmış olduğu müracaatı üzerine 20.08.2014 tarih 11160424 sayılı yazısı ile "kişinin tüm emeklilik haklarının son kamu kuruluşunca" ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; fark kıdem ve ihbar tazminatı alacakları olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti: Davalı vekili; davacının 14.07.2014 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi II. bendi h fıkrası ve geçici 6. maddesi ile müvekkili belediye ile ... Genel İş Sendikası arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’nin 29. maddesine istinaden kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmek üzere iş akdinin feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının 05.08.2014 tarihinde ödendiğini, ayrıca davacının Orman ve Su İşleri Müdürlüğünde geçen sürelerine ait kıdem tazminatının ödenmesi için dilekçe verdiğini, 13.08.2014 tarih ve 1173 sayılı yazıyla “1475 sayılı İş Kanununa göre çalışanlara belirli şartlarda kıdem tazminatı ödendiği ve buna göre aynı işverene bağlı çalışma süresinin en az 1 yıl olması ve 2 yıla yakın bir süre Orman ve Su İşleri Müdürlüğünde görev yapması nedeniyle kıdem tazminatının ilgili kurumdan talep etmesi gerektiğinin” bildirildiğini, ancak daha sonra Orman ve Su İşleri Müdürlüğüne yapmış olduğu başvuruya gelen cevapta kıdem tazminatının çalıştığı son kamu kuruluşundan talep etmesi gerektiği bildirildiği için davacının 28.08.2014 tarihli dilekçesine istinaden müvekkili idare tarafından Orman ve Su İşleri Müdürlüğünde geçen hizmet sürelerine ait kıdem tazminatının 02.10.2014 tarihinde ödendiğini, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 03.01.2014 tarih ve 54 sayılı genelgesinde kıdem tazminatı tavanının 01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arası 3.438,22 TL. olduğu belirtildiğinden ve 2014 yılı ikinci döneminde tazminat tavanında artış olmadığından davacının hiçbir hak kaybına uğramadığını belirterek açılan davanın reddini savunmuştur. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacı lehine fark kıdem tazminatının kabulüne , ihbar tazminatının reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar süresinde davacı ve davalı vekilince temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta ; dava değeri 2000 TL olup mahkemece kıdem tazminatı farkı olarak 59,59 TL hüküm altına alınmış , ihbar tazminatı talebi reddedilmiştir. Hüküm altına alınan miktar karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında olsa da kararın hüküm fıkrasında davalı aleyhine 2.869,54 TL harca, 1754,88 TL yarğılama giderine , 7.231,55 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup bu durum , kararın başka bir dosya ile karıştırıldığı izlenimi vermektedir. Bu husus aynı zamanda belgelendirmeyi de bozucu nitelikte olduğundan hatalıdır. Hüküm dosyaya özgü oluşturulmalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, bozma nedenine göre her iki tarafın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.