9. Hukuk Dairesi 2021/595 E. , 2021/4658 K. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 01.09.1992 tarihinden itiba…
**9. Hukuk Dairesi 2021/595 E. , 2021/4658 K.** **"İçtihat Metni"** BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, 01.09.1992 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesini ağır sağlık sorunlarının baş göstermesi ve çalışmasını olumsuz etkilemesi, maaşının asgari ücrete kadar olan kısmının bankaya yatırılıp kalanının elden ödenmesi, fazla çalışma, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle haklı feshedeceğini 28.09.2017 tarihli ihtarname ile bildirmesine rağmen, iş sözleşmesinin işverence 29.10.2017 tarihinde haksız feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının asgari ücret ile istifleme kısmında çalıştığını, aylık brüt ücretinin 2.103,94 TL olduğunu, davacı tarafça gönderilen ihtarnamede ve dava dilekçesinde sağlık sorunları nedeni ile işyerinden ayrılacağı beyan edilmesi üzerine işsizlik maaşından yararlanabilmesi için iyiniyetli olarak karşılıklı mutabakat yapıldığını, işten ayrılmak isteyen tarafın davacı olduğunu, buna rağmen davacıya kıdem tazminatı olarak 32.800,00 TL ödeme yapıldığını, işyerinde haftalık 45 saati aşan bir çalışma olmadığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf dilekçesinde bildirilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir Temyiz: Karar yasal süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı temyizi yönünden aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan yönleri usul ve kanuna uygun görülmüştür. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının aylık ücret miktarı noktasındadır. Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde fiilen aldığı ücret miktarını bildirmemiş, bunun yerine ücretinin asgari ücrete isabet eden kısmının bankaya yatırıldığını kalanının ise elden ödendiğini ileri sürerek, emsal ücret araştırması yapılmasını ve aylık ücret miktarının belirlenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ücretinin bordroya yansıtılan miktar olduğunu savunmuş ise de, mahkemece bu savunmaya değer verilmemiş, tanık dinlenip emsal ücret araştırması yapıldıktan sonra davacının fiilen aldığı aylık ücret miktarının net 2.850,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, dava dilekçesi incelendiğinde davacının fiilen aldığı ücretin miktarını bildirmediği tespit edilmektedir. İddia olmadan, uyuşmazlığın mevcut olduğundan söz edilemez. İddia mevcut ise, bu iddia somutlaştırılmadan da sonuca gidilmesi yerinde olmaz. Davacının dava dilekçesinde ücretinin bir kısmının elden ödendiğini bildirerek emsal ücret araştırması yapılmasını istediği dikkate alındığında iddianın mevcut olduğu, ancak somutlaştırılmadığı kabul edilmeli, buna göre değerlendirme yapılmalıdır. Belirtilen sebeplerle davacıdan fiilen aldığı ücretin miktarı sorulmalı, iddia somutlaştırılmalı, buna göre davacının aylık ücreti belirlenmelidir. Belirtilmesi gereken bir diğer husus ise, dosya kapsamındaki emsal ücret araştırmasının yeterli olmadığıdır. Bölge Adliye Mahkemesince davacının yaptığı iş ve işyerindeki kıdemi, davacı tanıkları ile davalı ... Veli'nin anlatımları ve emsal ücret araştırması sonuçlarına göre davacının son aylık ücretinin net 2.850,00 TL olarak kabul edilmesi yerinde görülmüş ise de, emsal ücret araştırmasının yetersiz olduğu, davacının ücretinin belirlenmesi için sadece Cam Seramik Sendikasından emsal ücret sorulduğu anlaşılmaktadır. Tanıklarca davacının istifçi veya çavuş olarak çalıştığı belirtilmiş olup, öncelikle bu husus netleştirilmeli, davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek (sendika üyesi olması halinde) sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki "kazanç bilgisi sorgulama" kısmından da faydalanılabileceği göz önüne alınarak emsal ücret araştırması yapılmalı, bu araştırma sonucunda elde edilen verilerle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile aylık ücretin belirlenmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. 3-Uyuşmazlık davalı işyerinde yapılan işin mevsimlik iş olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş olarak değerlendirilir. İşçi mevsimlik işlerde çalışmış ise; mevsimlik çalıştığı sürelerin dikkate alınarak ve bu sürelere göre kıdem tazminatının ödenmesi gerekir. Başka bir anlatımla, işçinin askıda geçen süresi, fiilen çalışma olgusunu taşımadığından kıdemden sayılmayacaktır. 4857 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanamaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi İş Kanununun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, bu kural nispi emredici nitelikte olup, işçi lehine bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir. Bir işyerinde başlangıçta mevsimlik olarak çalıştırılan ve daha sonra devamlılık arz eden işte çalıştırılan işçinin, mevsimlik dönemdeki çalışması kıdeminde dikkate alınmasına rağmen, yıllık ücretli iznin hesabında dikkate alınmaz. Ancak bu olgu için işçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir. Yapılan iş mevsimlik olmayıp, işçi aralıklı olarak çalıştırılmış ise, mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürenin de izin hesabında dikkate alınması gerekir. Uygulamada tam yıl çalışılması gereken ve devamlılığı olan bir işte, işçilerin işlerine 1-2 ay ara vererek mevsimlik olarak çalıştıkları birçok olayda gözlemlenmektedir. Tam bir yıldan daha az sürmüş olan bu tür çalışmalarda, mevsimlik iş kriterlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, sırf bir yıldan az çalışma olduğu gerekçesiyle çalışmanın mevsimlik olduğunu kabul etmek doğru değildir. Bir işyerinde iş kolundaki faaliyeti yılın her dönemi yapılıyor, ancak bazı işçiler yılın belirli bir zamanında çalıştırılmakta ise, bu işçilerin aralıklı çalıştıkları kabul edilmelidir. Zira bu durumda yapılan işin mevsimlik iş olarak kabulü mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren tuğla fabrikası olan işyerinde faaliyetin mevsimlik olduğunu savunmuş, dosyaya buna dair yazı sunmuştur. Söz konusu yazıda, işyerindeki faaliyetin kışın belli aylarda duracağı ifade edilmektedir. Dinlenen tanıkların bir kısmı davacının istifçi olarak çalıştığını, bir kısmı çavuş olarak görev yaptığını beyan etmiş olup, dosya kapsamındaki Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında davacının özellikle 2007 yılından önceki çalışmalarının düzenli olarak yılın belli bir dönemini kapsadığı tespit edilmektedir. Mahkemece davalının savunması üzerinde durulmaması ve belirtilen yönlerden herhangi bir değerlendirme yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsizdir. Bu nedenle öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarındaki bildirimlerin sebebi araştırılmalı, gerekirse tanıklar da yeniden dinlenmek suretiyle davacının işyerinde ifa ettiği iş belirlenmeli, bu işin yılın belli bir döneminde yapılıp yapılmadığı açıklığa kavuşturulmalı, oluşacak sonuca göre dosya kapsamındaki tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilerek işyerinde yapılan işin mevsimlik iş olup olmadığı, davacının mevsimlik işçi olarak çalışıp çalışmadığı noktasında bir karar verilmelidir. Davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığının kabulü halinde, buna göre yeniden belirlenecek alacaklar hüküm altına alınmalıdır. Temyiz edilen kararın açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 23.02.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.