TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/09/2022 NUMARASI : 2021/1130 Esas, 2022/886 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit DAVA TARİHİ:15/03/2018 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 28/04/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/784 KARAR NO : 2026/1072 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/09/2022 NUMARASI : 2021/1130 Esas, 2022/886 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit DAVA TARİHİ:15/03/2018 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 28/04/2026 KARAR Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin evlerinin bulunduğu sokakta oto galericilik işi ile iştigal eden davalı ... isimli kişiden önce ... plaka sayılı 2012 model ... marka hususi bir aracı ana parası 31.500 TL faizleriyle birlikte 34.500 TL bedelle 15.000 TL peşin bakiyesi 10 adet ve 1.950 TL lik senetli taksitlerle ödemek üzere toplamda 34.500 TL bedelle satın aldıklarını, senetlerin bir bölümünün ... bir bölümünün ise ... ve ... tarafından imza edildiğini, ... plaka sayılı aracın ... adına tescil edildiğini, satın almaya müteakip senetlerin ödenmeye başlandığını, bakiye borcun ödemesi bitmesine yakın bu sefer ... plaka sayılı 2013 model ... markalı aracı 10.000 TL peşin bakiyesi 14 adedi 1.600 TL lik ve 1 adedi 2.050 TL lik 15 adet senet ve iki adet 5.000 TL lik ara ödeme senetler olmak üzere faizleriyle birlikte toplam 44.000 TL bedelle ve yine senetli taksitle ödemek üzere satın aldıklarını, ödenmiş senetlerinin ellerinde mevcut olduğunu, iş bu aracın da ... adına tescil edildiğini, araçlardan ... plaka sayılı aracın tüm ödemelerini yaptıklarını ve senetlerini teslim aldıklarını, bu ödemelerden sadece iki adet senetin kaldığını, ikinci aldıkları araç olan ... plaka sayılı araçla ilgili olarak önce 7.000 TL peşinat devamında 3.000 TL ve biri 2.050 TL lik beş adedi 1.600 TL lik senetlerinin tamamını ödediklerini, bu arada işlerinin durması ve tahsilat yapılamaması nedeniyle 5.000 TL lik senedi ödeyemediklerini, bunun üzerine davalı ... isimli kişinin yanında birkaç kişi ile evlerine gelerek senetleri ödemelerini istediğini, kendisinden birkaç gün izin vermesini istediklerini, talebinin sıklaştığını ve ... adına kayıtlı değeri 31.000 TL olan ... plaka sayılı aracın kendisi ile anlaşmak suretiyle 30.000 TL lik senetlerini iade etmek şartıyla kendisine iade ettiklerini, kendisinin de satıştan sonra senetlerini iade edeceğini beyan ve kabul ettiğini, bu iadenin ... plaka sayılı aracın Bakırköy 53. Noterliğinin 15/11/2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı araç kati satış sözleşmesi ile ...'e senetlere karşılık iade amacıyla satış yapılmak suretiyle gerçekleştiğini, ...'ün elinde tuttuğu ve ödenmemiş günü geçmiş senet varsa tahsil etmek üzere icra takibine başlaması gerektiğini, ancak kendisinin tehditle araçları geri alma yolunu seçtiğini, ...'ün satış sonrasında elinde tuttuğu ve aracın satışı ile birlikte iade etmesi gereken senetlerini, aracın kendi adına satışı yapıldıktan sonra bahanelerle ve tehditlerle ...'nun borçlarını ödemeleri gerektiğini, aksi halde senetleri iade etmeyeceğini, iş bu senetlerin 11.600 TL'lik kısmının icra takibinde kullanılmış olup bakiyesinin ... zimmetinde olduğunu, ardından Bakırköy 53. Noterliğinin 12/04/2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnameyi göndererek zimmetinde tuttuğu senetleri iade etmesinin talep ettiklerini ancak davalının senetlerini iade etmediğini, ...'ün yaptığı hileli işlemler sebebiyle haksız olarak elde ettiği 2 adet araç ödediklerini nakit 60.000 TL Para ve zimmetinde tuttuğu 30.000 TL meblağlı senetler nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, ...'nun işinden zarar ettiğini bahane ederek borçları olmamasına rağmen 10.000 TL haksız olarak para talep ettiğini, bu arada davalının İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı icra dosyaları ile alacaklı olduğunu ileri sürerek toplamda 11.600 TL miktarlı üç adet senet üzerinden takibe geçtiğini ve ... adına ödeme emri gönderdiğini, ödeme emrine ve borca itiraz ettiklerini, ... 'ün kendilerinden bir alacağı olmadığı gibi tam aksine kendilerinin ...'den alacaklarının bulunduğunu, ... isimli kişiye herhangi bir borçlarının olmadığını, belirterek davalının taşınır ve taşınmazlarını 3. Kişilere devir ve temlik etmesini önlemek amacıyla taşınır mallarının tescil kaydına, taşınmaz mallarının tapu kayıtlarına tedbir konulmasına karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin netice-i talep kısmında birden fazla terditli talep ve birbirinden bağımsız birden fazla asli talep söz konusu olduğunu, müvekkiline karşı, her bir davacı için; birbirinden farklı hukuki sebep ve farklı maddi vakıalar ile birden fazla farklı terditli ve asli netice talebinin söz konusu olduğunu, dava dilekçesinin objektif dava birleşmesi yöntemiyle açıldığını, her bir davacının davalı ile farklı hukuki ilişkisi ile farklı vakıaların söz konusu olduğunu, her bir davacı için farklı taleplerin olduğunu ve netice kısmında da bu taleplerin net olmadığını HMK hükümleri uyarınca ortada dava dilekçesi şartlarını havi geçerli bir dava dilekçesi bulunmadığını belirterek, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunduğu görülmüştür. Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/03/2018 tarihli 2018/133 E 2018/150 Karar sayılı ilamı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiği, dosyanın tevzi sonucu yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür. Eldeki dosya Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/03/2018 tarihli 2018/133 E 2018/150 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiği, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/09/2018 tarih 2018/479 E 2018/1056 K sayılı ilamı ile Mahkemelerinin görevsizliğine Bakırköy Tüketici mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin hüküm kurulduğu, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 16/11/2021 tarih, 2021/580 Esas ve 2021/1825 karar sayılı ile yargı yeri belirlendikten sonra mahkemenin yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam olunduğu görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince; "...Davanın REDDİNE,.." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ve diğer davacılar tarafından açılan davada mahkemece yapılan nitelendirmeye göre, menfi tespit, hile ile alınan araçların iadesi aksi halde ödenen bedellerin iadesi istemine ilişkin olmasına rağmen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/1130 Esas, 2022/886 Karar sayılı 27/09/2022 tarihli kararı ile yalnızca hile ve aldatmanın olup olmadığı hususunun değerlendirildiğini, yapılan değerlendirmeye göre ise hile, aldatma veya tehdit olup olmadığına ilişkin mevcut delillere göre bir kanıya varılamadığından davanın reddine karar verildiğini, söz konusu karar incelendiğinde ne davacıların borçlu olup olmadıkları ne davaya konu olan araçların devrine karşılık iade edilmesi gereken senetlerin iade edilip edilmediği ne de bu iddialar karşısında davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin anlaşılamadığını, müvekkilin taleplerinin hiçbirinin değerlendirilmeye alınmadığını, mahkemece menfi tespit davası olduğu belirtilmesi karşısında hiçbir tespit yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, bu durumun müvekkili yönünden açıkça hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ihlali teşkil ettiğini, menfi tespit ve istirdat istemli davalarda öncelikle borcun nedenin tespit edilmesi gerektiğini, akabinde ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise ne kadar ödeme yapıldığı, fazladan ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise fazla ödemenin istirdat edilip edilmeyeceği tespit edilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin gerekli araştırma yapmadan matbu ferekçe ile davanın reddine karar verdiğini, davaya konu edilen borcun nedeninin araç alım satımından ileri geldiğinin dava dilekçesinde belirtildiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde sadece usuli itirazlarda bulunduğunu ve esasa ilişkin bir beyana yer vermeyerek taraflar arasındaki ilişkiyi inkar etmediğini, tespiti gereken husus müvekkilinin araç alım satımı nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı yahut fazlaya ilişkin ödeme yapıp yapmadığı, dava konusu bonoların müvekkiline iadesi ve varsa yapılan ödemelerin istirdatına karar verilmesi gerekirken yalnızca hile ve aldatmanın olup olmadığı hususunun değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, bunun mümkün olmaması halinde dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Değerlendirme; Dava, Menfi Tespit, istirdat ve bonoların iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar karar verilmiş olup bu karara karşı davacı ... vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi; Dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar HMK'nın 119. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda maddenin birinci fıkrasının 1. bendi uyarınca dava dilekçesinde; a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası"nın bulunması gerekir. Bu unsurların bir kısmı dava dilekçesinde mutlaka bulunması gereken zorunlu unsurlardır. Bazıları ise dava dilekçesinde bulunması zorunlu olmayan, ihtiyari niteliktedir. Zorunlu unsurlar davanın temelini oluşturur; bunlar hukuki güvenlik ve açıklığı sağladığından kamu yararı amacı taşır. Hâkimin tarafların talebine ve uyuşmazlığın esasına uygun inceleme yaparak karar vermesini temin etmesi yanında davalının da etkili savunma yapmasına hizmet etmek sureti ile onun menfaatini korur. HMK'nın 119. maddenin 2. fıkrası uyarınca " Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır". Şu hâlde mahkemenin adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışında kalan unsurlardan herhangi birinin eksik bırakılmış, yazılmamış olması durumunda, hâkim tarafından verilen bir haftalık kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. HMK'nın 31/1. maddesinde “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” düzenlemesi mevcuttur. Görüldüğü üzere; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan HMK'nın 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılırken dava dilekçesinin diğer unsurların yanında "dava konusunun değerini" ve "açık bir şekilde talep sonucunu" içermesi gerektiği "d" ve "ğ" bentlerinde hüküm altına alınmıştır. Gerçekten de talep sonucu ve talep malvarlığı haklarına ilişkin ise dava değerinin gösterilmesi dava dilekçesinin önemli unsurlarındandır. Zira talep sonucunu içermeyen bir dilekçe dava dilekçesi olarak nitelendirilemeyeceği gibi, mahkemelerin de dava dilekçesinin talep sonucuna göre ve taleple bağlı kalmak kaydıyla hüküm kurduğu bilinen gerçektir. Bu nedenlerle dava dilekçesinin en önemli unsuru olan talep sonucu açık olmalı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde davacının mahkemeden hangi konuda hukuki koruma istediğini ve varsa dava değerini açıkça belirtmelidir. Talep sonucunun yahut talebe ilişkin dava değerinin açık olmaması durumunda mahkeme, 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi hakim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır.(Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 22.05.2023 tarih, 2023/2054 Esas ve 2023/2748 Karar sayılı ilamı; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15/02/2023 tarih, 2022/535 Esas ve 2023/590 Karar sayılı ilamı; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarih, 2024/4268 Esas ve 2025/2986 Karar sayılı ilamı) Öte yandan 6100 sayılı HMK'nın 110.maddesinde; "(1) Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır." düzenlenmesine yer verilmiştir. Bilindiği üzere; Yargı harcı, devletin mahkemeler aracılığıyla yaptığı hizmete, ondan yararlananların katkısıdır (16.12.1983 tarihli ve 1983/5 E., 1983/6 K. İçtihadı Birleştirme Kararı). Kanunla açıkça yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes bu harçları ödemekle yükümlüdür. Harcın kimden alınacağı konusu, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun “Mükellef” başlığını taşıyan 11. maddesinde düzenlenmiş ve genel olarak yargı harçlarının, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerce ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Davanın açılmasına esas teşkil eden harç, başvurma harcı ile peşin karar ve ilam harcıdır. HMK’nın 120. maddesi gereğince, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarın dava açılırken mahkeme veznesine yatırılması zorunludur. Bu harçların miktar ve nev’ini düzenleyen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesi gereği (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden yargı harçlarının alınacağı; 30. madde hükmüne göre de, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması hâlinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunarak takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı açıktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2020 tarih, 2018/13-749 Esas ve 2020/995 Karar sayılı ilamı) Harçlar Kanununda, harç alınması ve tamamlanması tarafların isteğine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece resen gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Nitekim, bu ilkeler '' Yargıtay HGK'nun 12/10/2011 tarih 2011/3-629 E- 2011/613 K sayılı, 23/10/2013 tarih 2013/7-31 E- 2013/1841 K sayılı ve 24/12/2013 tarih 2013/21-445 E- 2013/1625 K sayılı'' ilamlarında da benimsenmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2022 tarih, 2022/853 Esas, 2022/852 Karar sayılı ilamında da ''Yukarıda belirtildiği üzere harca tabi bir davanın yürütülmesi kanunda belirtilen harcın yatırılmasına bağlıdır. Harçlar kanununun 30. maddesine göre harç yatırılmadıkça müteakip işlemler yapılamaz. Bu düzenlemenin sonucu olarak davayı yürütmeye yönelik hiç bir işlem yapılamaz, diğer dava şartları incelenemez. Dava harcı diğer dava şartlarından önce gelir. Dava harcının yatırılması sağlanmadığından teminatın yatırılıp, yatırılmamasının hukuki sonucu da yoktur. Mahkemece 15.03.2022 tarihli celsede davacıya Harçlar Kanunu' nun 30. maddesi uyarınca harçları tamamlaması için bir sonraki celseye kadar süre verilmesi gerekirken tensiben verilen iki haftaya itibar edilerek sonuca gidilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözden kaçırılarak davacının istinaf talebinin esastan reddi hatalı olup, bu husus Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş öncelikle davacıya nispi harca yönelik olarak Harçlar Kanunu' nun 30. maddesine uygun şekilde süre verip, harç yatırılırsa teminat şartına ilişkin işlemleri yeniden yaparak sonuca gitmektir. '' şeklinde gerekçe ile dava harcının diğer dava şartlarından önce geldiği ve harç eksikliği tamamlanmadan davayı yürütmeye ilişkin hiçbir işlemin yapılamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Somut olayda davacıların dava dilekçesinde oto galericilik işiyle uğraşan davalıdan ... plakalı aracı 15.000,000-TL'si peşin, bakiyesi için ise her biri 1.950,00-TL bedelli 10 adet bono düzenlenmek suretiyle satın aldıklarını, söz konusu bonoların bir kısımının davacı ... bir kısmının ise ... ve ... tarafından imzalandığını, aracın davacı ... adına tescil edildiğini, yine davalıdan ... plakalı aracı da 10.000,000-TL'si peşin, bakiyesi için ise her biri 1.600,00-TL bedelli 14 adet, 1 adet 2.050,00-TL ve 2 adet 5.000,00-TL olmak üzere 17 bono düzenlenmek suretiyle satın aldıklarını, davalıya ... plakalı araç satışından kaynaklanan bonolardan 2 tanesi hariç gerisini ödediklerini, yine ... plakalı araç nedeni ile 10.000,00-TL ile birlikte 2.050,00-TL miktarlı bono ve 5 adet 1.600,00-TL bedelli bono bedellerinin davalıya ödendiğini, davalının iade etmesi gereken bonoları iade etmediğini belirterek davalıya borçlu olunmadığının tespiti, aksi takdirde her iki aracın taraflarına iadesi, mümkün olmadığı takdirde rayiç değerlerinin davalıdan tahsili, ayrıca davalıya ödemiş oldukları 60.000,00-TL'nin davalıdan tahsilini talep ettikleri, yine 26/06/2018 havale tarihli dilekçelerinde ise dava dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ederek bu kere borçlu olunmadığının tespiti ile 30.000,00-TL'ye yakın senetlerin iadesi, ayrıca ödenmiş olan 30.000,00-TL'ye yakın bedelin davalıdan tahsili ile 34VJ9530 plakalı aracın aynen olmadığı takdirde muadilinin iadesinin talep edildiği, bu hali ile davacıların birbirinden bağımsız ayrı ayrı talepte bulunduğu, dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talep ayrı bir dava olup davacılar tarafından 11.600,00-TL dava değeri bildirildiği, ancak diğer taleplerle ilgili dava değeri bildirilmediği gibi her davacı yönünden talebin somutlaştırılamadığı, 6100 sayılı HMK'nın 119/1-ğ maddesi uyarınca açık bir şekilde talep sonucunun bildirilmesi zorunluluğunun bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince eksikliğin tamamlanması için HMK'nın 31, 119-1-ğ ve 119/2.maddeleri uyarınca davacı tarafa usulüne uygun olarak süre verilerek her bir davacı yönünden talep somutlaştırıldıktan sonra 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca nispi harca tabi olan eldeki davada bildirilecek dava değeri üzerinden hesaplanacak eksik peşin harcın ve başvuru harcının tamamlanması için bir sonraki celseye kadar süre verilmesi, ayrıca araç mülkiyetinin tespiti talebi yönünden iadesi talep edilen araç/araçların dava tarihindeki rayiç değerlerinin tespit edilerek belirlenen değer üzerinden davacılara harcın tamamlanması için süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanırsa yargılamaya devam edilmesi, tamamlanmazsa HMK’nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, süresi içerisinde harç tamamlanarak dosya yenilenmez ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile işin esası hakkında hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu itibarla davacı ... vekilinin istinaf talebinin bu aşamada esasa ilişkin istinaf itirazları incelenmeksizin usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a.4.maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar muvacehesinde değerlendirme yapılıp göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacı ...'ın istinaf başvurusunun bu aşamada esasa ilişkin istinaf itirazları incelenmeksizin USULEN KABULÜ ile, BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/09/2022 tarih ve 2021/1130 Esas, 2022/886 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK m. 353/1-a-4 uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3-Davacı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 4-İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı ... lehine vekalet taktirine yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine, 6-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28/04/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.