T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1613 Esas KARAR NO : 2025/1708 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 03/09/2025 NUMARASI : 2025/705 Esas DAVA: ALACAK (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1613 Esas KARAR NO : 2025/1708 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 03/09/2025 NUMARASI : 2025/705 Esas DAVA: ALACAK (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, davalı kooperatif ile davalı yüklenici arasında 10.10.2022 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme uyarınca kooperatif üyelerine 1+1 daire verileceğini, yükleniciye 240.000,00 TL fark bedeli ödeyen üyelerin ise 2+1 daire alacağını, müvekkilinin de fark bedelini ödeyerek 2+1 daire için ödeme yaptığını, ancak müvekkiline 2+1 daire teslim edilse de, neredeyse 1+1 daire ile aynı metrekareye sahip daire verildiğini, bu nedenle uğradığı zararın tazmini gerektiğini, ayrıca yüklenicinin satış ilanlarında sözleşmede yer almayan havuz, sauna ve spor salonu gibi tesislerin projede yer alacağı taahhüdünde bulunduğunu, taşınmaz kooperatif yapısı olup, minumum maliyetle konut tercin edilmesi gerektiğini, sözleşmede yer almayan yapıların müvekkilinin aidat yükümlülüğünü artıracağını ve müvekkiline ek mali külfet oluşturacağını, bu imalatlar nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın da tazmini gerektiğini, yüklenici sözleşmeye aykırı davranmasına rağmen davalı kooperatifin yüklenici tarafından arsa malikleri lehine verilen ipoteklerin büyük kısmını fek ettiğini, kooperatifin ferdileşmesi halinde tüm üyelerin davaya dahil edilmesi gerektiğinden ilave masraflara katlanmak zorunda kalacaklarını ileri sürerek zararın tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte tazminine, taşınmaza ferdileştirme işleminin durdurulması için tedbir konulmasına, ayrıca kooperatif adına tesis edilen ipoteğin fek edilmemesi adına taşınmaza tedbir konulmasına, kabul edilmezse taşınmaza davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; HMK 389. maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece 'uyuşmazlık konusu hakkında' verilebileceği, uyuşmazlık konusunun para alacağına ilişkin olduğu, dava konusu alacağın varlığı yargılamayı gerektirip yaklaşık ispat koşuluna ilişkin şartların mevcut olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi konulması taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkiline eksik alanlı daire verilerek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, kooperatifin ferdileşmesi halinde diğer üyelerin davaya dahili gerekeceğini, müvekkilinin alacağı yükleniciye bağımsız bölümlerün ipotekli devri nedeniyle ile güvence altında iken, ipoteklerin terkini halinde güvencesiz kalacağını, bu nedenle yükleniciye kooperatif lehine ipotekli devrolunan bağımsız bölümlere ipoteğin terkin edilmemesi yönünde tedbir konulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve tedbir/davalıdır şerhi konulmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, eksik alanlı daire teslim edildiği ve sözleşmeye aykırı imalatta bulunulduğu gerekçesiyle zararın istemine ilişkindir.Dava dilekçesinde ayrıca, ferdileştirme işleminin durdurulması için taşınmaza tedbiren konulmasına, ayrıca kooperatif adına tesis edilen ipoteğin fek edilmemesi yönünde taşınmaza tedbir konulmasına, kabul edilmezse taşınmaza davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkemece, ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi konulması taleplerinin reddine reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.1-HMK. 389/1. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. İhtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olmakla beraber özellikle konusu ve tabi olduğu hükümler bakımından ihtiyati tedbirden farklıdır. İhtiyati haciz sadece para alacaklarına ilişkin dava veya takiplerde söz konusu olduğu halde ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeylere ilişkin davalarda ve aynı çekişmeli olan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgilidir. Somut uyuşmazlıkta; eksik alanlı daire teslim edildiği ve sözleşmeye aykırı imalat yapıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istenilmiş olup, davada taşınmazın mülkiyeti ve üzerindeki ayni hakkın aidiyeti çekişme konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olmayan hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi para alacağı talebi yönünden de talep edilen tedbir kararları verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.2-6100 sayılı Kanun'un 389 uncu maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 391 inci maddesinde ise Mahkemenin, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebileceği düzenlenmiştir. Mahkemelerce verilebilecek ihtiyati tedbir kararlarının nelerden ibaret olduğu Kanunda sınırlı şekilde sayılmamıştır. Mahkeme, dava konusu şeyin niteliğine uygun düşecek bir ihtiyati tedbire karar verilebilecektir. Dava konusu taşınmazların başkasına devrini önlemek bakımından ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir. Bununla birlikte tapu kaydına düşülen veya kooperatif siciline işlenmiş olan davalıdır şerhinin taşınmazın satışına veya kooperatif hissesinin devrine engel olacak mahiyeti bulunmamaktadır. Bu sebeple anılan şerh HMK'nın 389. ve devam maddelerinde düzenlenen tedbir vasfında değildir. 6100 sayılı HMK'nun 341/1.fıkrasında; İlk Derece Mahkemesince verilen ve istinaf kanun yoluna başvurulabilecek olan kararlar; nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar olarak belirtilmiştir. Davalıdır şerhi kararı ise, HMK'nın 389. ve müteakip maddeleri kapsamında düzenlenen ihtiyati tedbir kararı niteliğinde bulunmamaktadır. Yargıtay 11. HD'nin 2023/6403 Esas, 2024/1231 Karar sayılı kararında da; bir taşınmazın tapu kaydına konulan "davalıdır" şerhinin, malikin ya da şeklen malik görünen kişinin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini hiçbir şekilde kısıtlamadığı ve mülkiyetten doğan haklarını kullanmasına engel olmadığı, söz konusu taşınmazla ilgili olarak bir uyuşmalık bulunduğu, bir davanın derdest olduğunu gösterdiği, anılan şerhin derdest davanın sonunda davacının davasında haklı çıkması halinde, haklarının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlayacağı, "Davalıdır" şerhinin sadece üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldıran bir işlev gördüğü, bu nedenle taşınmazların tapu kaydına "davalıdır" şerhi işlenmesine dair verilen ara kararların 6100 sayılı Kanun'un 389 uncu ve devamı maddeleri uyarınca hukuki anlamda ihtiyati tedbir kararı niteliğinde olmadığının kabulü gerektiği belirtilmiş ve sonuç olarak tapu kaydına "davalıdır" şerhinin işlenmesine dair mahkeme kararlarının 6100 sayılı Kanun'un 341 inci maddesinde öngörülen nihai kararlardan olmadığına ve istinaf yoluna tabi bulunmadığına karar verilmiştir.Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davalıdır şerhi konulması talebinin reddine dair ara karara davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıdır şerhi konulmasına dair ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalıdır şerhi konulmasına dair ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden REDDİNE,2-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/705 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 03/09/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.18/12/2025