TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/05/2024 NUMARASI: 2023/1203 Esas, 2024/536 Karar DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ : 04/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1260 KARAR NO: 2026/310 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/05/2024 NUMARASI: 2023/1203 Esas, 2024/536 Karar DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil KARAR TARİHİ : 04/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili, davalı şirket ile mülk sahipleri arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yürütülen ...projesinde, inşaat işlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla taraflar arasında 15.06.2016 tarihli “...Şantiyesi Yüklenicilik Sözleşmesi”nin imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşme kapsamında üstlendiği işleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, ancak proje sürecinde davalı şirket ile asıl yüklenici ...’ın mali sıkıntıya düşmesi nedeniyle ödemelerin aksadığını ve inşaatın ilerleyişinde sorunlar yaşandığını, bu durum üzerine mülk sahipleri, davalı şirket, taşeronlar ve müvekkilinin katılımıyla yapılan görüşmeler neticesinde 30.04.2018 tarihli “ek inşaat sözleşmesi”nin akdedildiğini, söz konusu protokolün sulh mahiyetinde olup taraflar arasındaki alacak-verecek dengesine göre taşeronlara bağımsız bölümlerin verilmesini öngördüğünü, bu kapsamda müvekkiline toplam 16 adet bağımsız bölüm devredilmesinin kararlaştırıldığını, nitekim bunlardan 9 adedinin devrinin gerçekleştirildiğini ancak kalan 7 adet bağımsız bölümün davalı tarafından devredilmediğini ileri sürerek, anılan 7 adet bağımsız bölümün müvekkili adına tapuda tesciline, bunun mümkün olmaması halinde ise şimdilik 2.000.000,00 TL belirsiz alacağın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan 30.04.2018 tarihli ek sözleşmede uyuşmazlıkların öncelikle arabuluculuk yoluyla çözümleneceğinin kararlaştırıldığını, bu zorunluluğa uyulmaksızın doğrudan dava açıldığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacı şirket ile diğer taşeron firmaların sözleşme kapsamında üstlendikleri edimleri süresinde ve gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahiplerince müvekkili şirkete devredilmesi gereken bağımsız bölümlerin devrinin gerçekleşmediğini, taşeronların Mart 2018 itibariyle işi durdurmaları üzerine arsa sahipleri, müvekkili şirket ve toplam 7 taşeron arasında 30.04.2018 tarihli ek sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşmenin 2. maddesi uyarınca arsa sahiplerinden yükleniciye devredilecek bağımsız bölümlerin, inşaatın kalan kısmının tamamlanması karşılığında taşeronlara devrinin öngörüldüğünü ve arsa sahiplerinin de bu hususa muvafakat ettiğini, 3. maddede taşeronların mevcut alacaklarının bu devir karşılığında ödendiğini kabul ederek kalan imalatları üstlendiklerinin düzenlendiğini, 3.7. maddede ise taşeronların tapuların geç veya hiç devredilmemesi halinde arsa sahiplerine başvuramayacakları ve inşaatı durduramayacaklarının açıkça hüküm altına alınmasına rağmen davacı ve diğer taşeronların bu hükme aykırı şekilde işi durdurduklarını, ayrıca 3.10. maddede arsa sahiplerinin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde taşeronların yalnızca sözleşme ekindeki listede belirtilen bedeli arsa maliklerinden talep edebileceklerinin düzenlendiğini, somut olayda arsa sahipleri tarafından tapuların davalı yükleniciye devredilmemesi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ve davacının ancak arsa maliklerine yönelmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin ilk olarak verdiği terditli 2.talebin kabulüne dair karar, Daire’mizin 16.11.2023 tarih ve 2023/716 E., 2023/1085 K. Sayılı karar ile usulen kaldırılmıştır. Kaldırma ilamı sonrasında mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, davalı şirketin müteahhit olarak üstlendiği inşaat yapımındaki bazı işlerin alt müteahhit olarak yapılması konusunda davacı şirket ile sözleşme akdettiğini, davalının üstlendiği edim olan eser bedelini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle inşaatın durması üzerine; işbu davanın tarafları, diğer alt müteahhitler ve arsa malikleri arasında “Ek protokol” imzalandığını, davalının bedel ödeme yükümlülüğü, yapımı devam eden inşaatta bağımsız bölüm devretmeye dönüştürüldüğünü, asıl iş sahibi ile alt müteahhit arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi olmadığını, sözleşmede işin teslim edilmemesi halinde, davacının (ve diğer taşeronların) davalı müteahhide değil, arsa maliklerine karşı sorumlulukları düzenlendiğini, sözleşmenin 6. maddesinde ise inşaatın durması, şartnameye aykırı iş yapılması halinde yine arsa sahiplerine cezai şart ödenmesi kararlaştırıldığını, davacı ... Şirketi, alt yüklenici olarak taahhüt ettiği işleri tamamladığı, davalı işverenin 30.04.2018 tarihinde ek sözleşme gereği ... şirketine 16 daire teslim edeceğini taahhüt etmesine karşı 7 adet daireyi teslim etmediği gerekçeleriyle teslimi yapılmayan dairelerin bedelinin tahsili talebinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinafında; yerel mahkemece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi’nin 16.11.2023 tarih ve 2023/716 E., 2023/1085 K. sayılı kaldırma ilamında belirtilen arabuluculuk değerlendirmesinin gereği gibi yapılmadığını, 30.04.2018 tarihli ek sözleşmenin “İhtilafın Çözümü” başlıklı 7. maddesi uyarınca tarafların arabuluculuğu dava şartı haline getirdiklerini, davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açılmış olmasına rağmen bu husustaki itirazlarının dikkate alınmadığını, ayrıca hükme esas alınan 07.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun hatalı ve denetlenebilirlikten uzak olduğunu, 15.06.2016 tarihli “...Şantiyesi Yüklenicilik Sözleşmesi” kapsamında davacıya olan alacaklara karşılık 9 adet bağımsız bölümün devredildiğini ve borcun ödendiğini, 30.04.2018 tarihli ek sözleşmenin ise yürürlüğe girmediğini ve davacı tarafından da edimlerin yerine getirilmediğini, buna rağmen bilirkişi heyetince ek sözleşmede eksik işlerin tamamlanması karşılığında verileceği belirtilen 7 adet dairenin bedelinin borç olarak hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan 30.05.2019 tarihli YMM raporunda müvekkil şirketin davacıya borcunun yalnızca 46.561,10 TL olarak belirlendiğini, ticari defter ve kayıtların dikkate alınmadığını, ayrıca Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/340 E. sayılı dosyasında eksik işlerin tamamlanmadığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, bu dosya incelenmeden ve ek sözleşmenin yürürlüğe girip girmediği değerlendirilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 15/06/2016 tarihli yüklenicilik sözleşmesi ve devamında imzalanan 30/04/2018 tarihli ek sözleşme uyarınca müvekkilinin üstlendiği işleri yerine getirdiğini, bu kapsamda kendisine devri kararlaştırılan bağımsız bölümlerden bir kısmının devredildiğini ancak kalan 7 bağımsız bölümün devredilmediğini ileri sürerek tapu tescilini, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin tahsilini talep etmiş; davalı vekili ise, bağımsız bölümlerin devrinin arsa sahiplerinin edimlerine bağlı olduğunu ve davacının işin devamını sağlamadığını, eksik ve ayıpların olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki ek sözleşme ile davalının para borcunun bağımsız bölüm devrine dönüştüğü, davacı alt yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği, buna rağmen davalının 7 bağımsız bölümü devretmediği, bu suretle sözleşmeye aykırı davrandığı, bu nedenle devredilmeyen bağımsız bölümlerin bedelinin davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Uyuşmazlık; davacının sözleşme konusu işi gereği gibi tamamlayıp tamamlamadığı ile eksik ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bu incelemenin mahallinde usulüne uygun keşif icra edilmek suretiyle yapılmadığı, bunun yerine bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alındığı anlaşılmaktadır. Oysa HMK’nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca mahallinde keşif yapılması, keşif sırasında yapılan gözlem ve tespitlerin keşif tutanağına geçirilmesi ve bu çerçevede bilirkişi incelemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. HMK’da öngörülmeyen şekilde bilirkişilere bağımsız yerinde inceleme yetkisi verilerek yapılan inceleme, mahkemenin denetim ve kontrolü dışında kalmakta olup usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca bu incelemenin HMK’nın 278/4 maddesi kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir.Bu şekilde usule aykırı olarak yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Nitekim davalı vekilince söz konusu rapora karşı sunulan itirazların da karşılanmadığı ve bu itirazları giderir nitelikte ek rapor alınmadığı anlaşılmaktadır.Öte yandan davalı vekili, istinaf dilekçesinde Büyükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/340 E. sayılı dosyada eksik ve ayıpların keşfen tespit edildiğini ileri sürmüş ise de, somut dosyada alınan bilirkişi raporunda işin tamamlandığının belirtildiği görülmekte olup, bu iki tespit arasındaki çelişkinin giderilmemiş olması da eksik inceleme niteliğindedir.O hâlde mahkemece yapılması gereken iş; mahallinde usulüne uygun şekilde keşif yapılması, keşif sırasında tarafların da katılımı sağlanarak tüm tespitlerin tutanağa geçirilmesi, oluşturulacak yeni bilirkişi heyetinden; tarafların iddia ve savunmaları, davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazları ve anılan dava dosyasındaki tespitler de dikkate alınmak suretiyle, çelişkileri gideren, açık, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.Ayrıca davalı tarafça ileri sürülen, eksik ve ayıpların kendisi tarafından giderildiği yönündeki savunmanın da mahkemece açıklattırılıp somutlaştırılması, bu hususa ilişkin delillerin toplanarak değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkeme kararının kaldırılması nedeniyle, davalı tarafın tedbire ilişkin taleplerinin de ilk derece mahkemesince değerlendirilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../05/2024 tarih, 2023/... Esas, 2024/. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.