İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ:21/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait otelde, davalı şirket çalışanları tarafından tek taraflı olarak düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden davacı şirket aleyhine 3.866.758,75 TL ve …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:14/04/2025 DAVANIN KONUSU:BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ İSTİNAF TALEP TARİHİ:29/04/2025-12/05/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2025 KARARIN YAZIM TARİHİ:21/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait otelde, davalı şirket çalışanları tarafından tek taraflı olarak düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden davacı şirket aleyhine 3.866.758,75 TL ve 2.404.476,95 TL bedelli iki adet fatura düzenlendiğini, söz konusu kaçak elektrik tespit tutanağının usulsüz olduğunu, davacı şirketin kaçak elektrik kullanmadığını, bu iddianın kabulü hâlinde dahi, otelin yalnızca yaz sezonunda faaliyet göstermesi nedeniyle kaçak elektrik tahakkukunda bir yıllık sürenin esas alınmasının hatalı olduğunu, davacı şirketin elektrik enerjisine sürekli ve kesintisiz biçimde ihtiyaç duymadığını, düzenlenen iki faturanın tespit tarihi, kaçak gerekçesi ve abone numarası bakımından aynı olduğunu, davalı şirketin haksız ceza tahakkuku sonrasında otelin elektrik enerjisini kestiğini, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş Esas-Karar sayılı kararıyla otelin elektriğinin tedbiren yeniden açılmasına karar verildiğini beyanla, her bir fatura yönünden 500,00 TL olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket çalışanları tarafından davacıya ait otel işletmesinde yapılan denetimler esnasında davacı şirketin ana kolon hattından harici hat çekerek kontaktör sistemi ile sayaçtan geçmeyecek şekilde kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini ve kaçak elektrik kullanım tutanağının düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından kaçak tutanağına istinaden mevzuata uygun şekilde kaçak tahakkuk ve ek tahakkuk işlemi yapıldığını, yapılan tahakkuk işleminin beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE GEREKÇESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı, 14/04/2025 tarihli kararı ile; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde sunulan istinaf dilekçesi ile; talebin bölünebilir nitelikte olması nedeniyle menfi tespit davasının kısmi dava niteliğinde açılabileceğini beyanla, hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde katılma yolu ile sunulan istinaf dilekçesi ile; davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağını, davacının kötüniyetli olarak dava açması ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi nedeniyle davalı şirketin zarara uğradığını, davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuku ve kaçak ek tahakkuku toplamının %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yine menfi tespit talep edilen miktarın 6.271.235,70 TL olması nedeniyle bu bedel üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 355/1 maddesi gereğince istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin olarak yapılan incelemede; Dava, kaçak elektrik kullanıldığından bahisle tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle kısmen borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; "...Menfi tespit davalarının özelliği itibariyle kısmi dava olarak açılması mümkün değildir. 492 sayılı Harçlar Kanunun 30. maddesi gereğince eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi mümkün değildir. Mahkememizin 11/10/2024 tarihli tensip ara kararı ile eksik harcı yatırması için davacıya kesin süre verilmiş, süresi içinde eksik harç yatırılmadığından 05/11/2024 tarihli ara kararı ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 150. maddeleri gereğince yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı taraf aradan üç ay geçmesine rağmen davacının başvuru ve peşin harçlarını yatırıp davayı yenilemediği anlaşıldığından, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından katılma yolu ile istinaf edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair istinaf itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak davacı, talebinin tümü için dava açmak zorunda olmayıp, belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. Kısmi dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibari ile bölünebilir olması ve talep miktarının, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olmaması gerekir. Somut olayda davacı taraf, kaçak elektrik kullanımını kabul etmemekle birlikte, tahakkuk ettirilen miktarın ilgili mevzuata uygun olarak hesaplanmadığını ve uygulanan faiz oranlarının fahiş olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından tahakkuk ettirilen 6.271.235,70 TL tutarındaki fatura bedeli yönünden, şimdilik 1.000,00 TL borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Bu bağlamda; davacı tarafın kaçak elektrik kullanımını kabul etmeyerek, kaçak elektrik kullanılmadığının tespitine de karar verilmesini istemesi karşısında, talep konusunun bölünebilir olduğunun kabulüne hukuken imkân bulunmamaktadır. Zira kaçak kullanım iddiasına dayalı tahakkuk, doğası gereği tek ve bölünemez bir maddi vakıaya ilişkindir. Davalı tarafından kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen fatura bedelleri açıkça belirli olduğundan ve davacı da kaçak elektrik kullanılmadığını ileri sürdüğünden, davanın “şimdilik kaydıyla kısmen borçlu olunmadığının tespiti” şeklinde açılmasının hukuken mümkün olmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, mahkemece tahakkuk ettirilen fatura bedelleri üzerinden hesaplanan eksik harcın ikmali amacıyla verilen kesin süreye rağmen harcın tamamlanmaması sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılmasına, üç aylık süre içinde harcın ikmal edilerek davanın yenilenmemesi nedeniyle de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Bu itibarla, davacı vekilinin anılan hususlara yönelik istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/10/2019 tarih, 2017/13-688 Esas, 2019/1054 Karar sayılı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/10/2019 tarih, 2017/13-678 Esas, 2019/1053 Karar sayılı emsal içtihatları) 3-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Menfi Tespit ve İstirdat Davaları” başlıklı 72. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, dava alacaklı lehine sonuçlanırsa ihtiyati tedbir kararı kalkar. Bu hükmün kesinleşmesi hâlinde alacaklı, ihtiyati tedbir nedeniyle alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan tahsil eder. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir edilerek karara bağlanır ve bu zarar her hâlükârda yüzde yirmiden aşağı belirlenemez. Somut olayda, davanın davalı tarafından kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen faturalara ilişkin borçlu olunmadığının tespiti istemine dayandığı, davalı tarafından söz konusu fatura bedellerinin tahsiline yönelik herhangi bir icra takibi başlatılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, takibin durdurulmasına ya da icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesine ilişkin bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi de söz konusu değildir. Bu durumda, İİK m. 72/4 uyarınca icra tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli yasal koşulların oluşmadığı açıktır. Bu sebeple icra tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davalı vekilinin bu hususlara yönelen istinaf taleplerinin de reddine karar verilmiştir. 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/2. maddesindeki "Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi uyarınca, harçlandırılmış dava değeri olan 1.000,00 TL’yi geçmeyecek şekilde davalı lehine 1.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle, davalı vekilinin anılan hususlara yönelik istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. 5-Yukarıda açıklanan gerekçelerle; incelenen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İncelenen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan taraflardan peşin alınan istinaf karar ve ilam harçları ile istinaf kanun yoluna başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların yaptıkları istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTALIK yasal süre içinde YARGITAY ilgili hukuk dairesinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK OLMAK ÜZERE, oybirliği ile karar verildi. 21/11/2025 ...