T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1441 Esas KARAR NO : 2025/1520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/08/2025 NUMARASI : 2025/561 Esas, 2025/762 Karar DAVANIN KONUSU: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1441 Esas KARAR NO : 2025/1520 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/08/2025 NUMARASI : 2025/561 Esas, 2025/762 Karar DAVANIN KONUSU: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin %100 hissesinin diğer müvekkili ... ...'a ait olduğunu, müvekkili şirketin yaşadığı ekonomik sıkıntılar sebebiyle mali durumunun iyileştirilmesi ve faaliyetine devam edilebilmesi için konkordatoya başvurduklarını, iflas halinde alacaklıların zarara uğrayacağını, konkordato teklifinin kabulü durumunda borçlarının, tasdik kararından itibaren başlamak üzere ana paranın %24 faizi ile aylık 46 eşit taksitte ödeneceğini, diğer müvekkili gerçek kişinin ise, şirketin kredi ilişkilerinde müşterek borçlu, müteselsil kefil durumunda olduğunu, konkordatonun başarılı olabilmesi için onun yönünden de talepte bulunulduğunu belirterek öngörülen gerekli tedbirlerin alınarak geçici ve kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 27/12/2024 TARİH VE 2024/815 ESAS 2024/1343 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, şirketin rayiç değer bilançosunda öz varlığının (-) 8.230.722 TL ile borca batık olduğu, konkordato talep eden gerçek kişinin projesinin ise, şirketin projesinden bağımsız ve kendi kaynaklarını ortaya koyup buna göre ödeme teklifi öngören bir proje olmadığı, bu nedenle başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı gerekçelerine istinaden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine, borca batık olduğu anlaşılan davacı şirketin iflasına dair karar verilmiştir. DAİREMİZİN 04/06/2015 TARİH VE 2025/279 ESAS 2025/814 KARAR SAYILI KARARI İLE: Somut olayda, davacı gerçek kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin bulunmadığı, bu nedenle konkordato talep etme yetkisini içerir vekaletname sunulmasının sağlanması gerekirken yetkisi bulunmayan vekil huzurunda yargılamaya devam edilerek karar verilmesi isabetli olmadığından bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 13/08/2025 TARİH VE 2025/561 ESAS 2025/762 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davacı şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, şirketin rayiç değer bilançosunda öz varlığının (-) 8.230.722 TL ile borca batık olduğu, konkordato talep eden gerçek kişinin projesinin ise, şirketin projesinden bağımsız ve kendi kaynaklarını ortaya koyup buna göre ödeme teklifi öngören bir proje olmadığı, bu nedenle başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı gerekçelerine istinaden geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine, borca batık olduğu anlaşılan davacı şirketin iflasına dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; borca batıklık raporunun, Yargıtayın aradığı anlamda bir borca batıklık incelemesi içermediğini, borca batıklık araştırmasını içeren nihai komiser raporu tarafına 11/12/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, müvekkili şirketin yetkilisi ve diğer müvekkili olan gerçek kişiye tebliğ edilmediği gibi ayrıca duruşmaya çağrılarak beyanları da alınmadan iflas kararı verildiğini, ayrıca borca batıklığa ilişkin raporun duruşmadan çok kısa bir süre önce tebliğ edilmesi dolayısıyla yeterli inceleme yapılamadığını, bu nedenle hukuki dinlenilme, adil ve eşit yargılanma haklarının ihlal edildiğini, komiserin hazırladığı raporların mahkeme nezdinde tartışılması, buna mukabil tarafların beyanları ile itirazlarını sunması gerekmekte iken yapılan yargılamada bu durumun gerçekleşmediğini, borca batıklık raporunda, yalnızca kaydi değerler üzerinden bir inceleme yapıldığını, rayiç değerler ve komiserin yerinde inceleme yapması gerektiği gibi hususların gözardı edildiğini, kaldı ki 11/12/2024 tarihli raporun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkillerinin finansal veri ve durumları objektif olarak değerlendirilmediği gibi, müvekkili şirketin piyasada olup da teslim aldığı avans çeklerinin rapora yansıtılmadığını, bu nedenle ek rapor alınması gerektiğini, zira dava tarihinden bu yana müvekkili şirketin borçlarında çok ciddi bir düşüş bulunduğunu, 262.130.000,00 TL anapara bedelli toplam 98 adet çekin iade alındığını, yine sadece 15-20 günlük süre içerisinde iade alınması hedeflenen avans çeklerinin tahmini bedelinin ise yaklaşık 200.000.000,00 TL civarında olduğunu, sadece bu hesaplamaya göre dahi müvekkillerinin konkordato projelerinin başarıya ulaşacağının sabit olduğunu, sadece kısa bir süreye ihtiyacı bulunan müvekkillerinin, gerçekçi ve başarıya ulaşacağı kuvvetle muhtemel olan projelerinin konkordato heyetinin eksik incelemesi nedeniyle reddedilmesinin ileride telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, davacılar hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacı şirket ve gerçek kişi hakkında 30/09/2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup 27/12/2024 tarihinde ise davacılar hakkındaki mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borca batık olduğu gerekçesi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. Dairemizin 04/06/2015 tarih ve 2025/279 Esas 2025/814 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasından sonra yine aynı şekilde hüküm tesis edilmiş olup hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirket ve gerçek kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Borçlu şirketin konkordato ön projesinde, konkordato kaynakları işletme faaliyetinden elde edilecek kâr, alacak tahsilatı, hazır değerler, alacak senetleri, verilen sipariş avansları ve stok azaltımı olarak gösterilmiş olup tasdik kararını takip eden aydan başlamak üzere 46 eşit taksit halinde adi ve rehinli borçlar için ilave %24 faiz ile alacakların ödeneceği belirtilmiştir. Aynı konkordato kaynakları borçlu gerçek kişinin projesinde de gösterilmiştir.Borçlu gerçek kişinin konkordato ön projesinde, şirketin konkordato projesine bağlı olmayı kabul ve taahhüt ettiği, şirketin borçlarının yapılandırılması ve ödenebilir olması halinde kendisinin de ödeme güçlüğünden çıkacağı, tasdik kararını takip eden aydan başlamak üzere 46 eşit taksit halinde adi ve rehinli borçlar için ilave %24 faiz ile alacakların ödeneceği belirtilmiştir.Geçici konkordato komiser heyetinin sunduğu 30/10/2024 tarihli ön raporunda; Borçlu şirketin ön projede esas alınan 30.06.2024 tarihli kaydi değer bilançosunda öz kaynaklarının (+) 35.176.932,87 TL ile borca batık durumda olmadığı, geçici mühlet tarihi itibariyle kaydi değerler üzerinden özvarlığının ise (-) 17.262.445,87 TL ile borca batık durumda olduğu, borçlu şirketin 30.06.2024 tarihi itibariyle, 11.242.786,388 TL rehinli alacaklılar, 2.762.674,40 TL kamu alacakları ve 100.944,24 TL çalışanların İİK m.206/1. sırasında yazılı toplam 14.106.405,02 TL imtiyazlı borçları dışında kalan konkordatoya tabi borçlarının toplam 812.415.683,86 TL olduğu, ancak 30.09.2024 geçici mühlet tarihli bilançosunda imtiyazlı borç tutarının 11.669.152,15 TL ve konkordato borçlarının ise 983.191.748,64 TL olduğu, 30.06.2024 tarihli konkordato projesinde ortaklara borçların olmadığı, 30.09.2024 tarihli bilançoda ise 25.127.636,38 TL olduğu, ortaklara olan borçlarla birlikte 30.09.2024 tarihinde toplam borç tutarının 1.019.988.536,17 TL'ye yükseldiği, ortaklar cari hesabının dikkate alınamayacağı sonucunda toplam borcun 3 aylık dönemde 168.338.811,91 TL arttığının görüldüğü, bu artış oranıyla paralel konkordato kaynaklarının artmadığı, tam tersi (-) 378.989.727,19 TL azaldığı, şirketin konkordato ön projesindeki kaynakları incelendiğinde, toplam 828.393.059,34 TL kaynak içindeki en yüksek kalemin sırasıyla 351.363.214,31 TL ile "Verilen Sipariş Avansları"; ikinci sırada 327.831.941,12 TL ile "Ticari Alacaklar ve Senetli Alacaklar"; üçüncü sırada 106.053.846,86 TL "Faaliyetin Devamından Elde Edilecek Kâr" ve dördüncü sırada 43.144.057,06 TL "Stok ve Hazır değerler" yer aldığı, ancak 30.09.2024 geçici mühlet tarihli bilançoya bakıldığında 14 Milyon TL Stoklar, 62 Milyon TL Cari Hesap Alacağı, 45 milyon TL çekli alacağı, 304 milyon TL Verilen Sipariş Avanslarında görülen tutarları ile toplam 294 milyon TL tutarında kaynaklarında azalma tespit edildiği, bu azalmanın sebebinin hesap düzeltmeleri, faturalar, tahsilat ve tediyelerden kaynaklandığı, şirketin konkordato ön projesindeki proforma gelir tablosunda ticari faaliyetin devamı ile 106.053.846,86 TL kâr elde edeceğinin öngörüldüğü, ancak gerçekleşen geçmiş yıllar kârlılığının %05 olduğu dikkate alındığında proforma gelir tablosu ile ön görülen hedefi gerçekleştirme ihtimalinin çok zayıf olduğu, geçmiş yıllar kârlılığı dikkate alındığında 23.289.205,00 TL tutarında kârla kaynak yaratabileceği, 106 milyonluk kaynaktan 83 milyon olumsuz sapma olacağı, proforma gelir tablosundaki kâr öngörüsünün 30.09.2024 geçici mühlet tarihli gelir tablosundaki 50 milyon TL zarar beyanı ile de gerçekleşme ihtimalinin olmadığı yönünde kanaat oluşturduğu, şirket rehinle teminat altına alınmamış adi nitelikteki borçlarının tamamını (anapara tenzilatsız) konkordatonun tasdikini takip eden aydan başlayarak eşit taksitler halinde 46 ay vadede %24 faiziyle birlikte ödenmesini teklif ettiği, konkordato ön projesinde esas alınan 30.06.2024 tarihli bilanço kalemlerindeki tutarlar ile rapor içeriğinde detaylı açıklamaların yapıldığı 30.09.2024 geçici mühlet tarihli bilanço kalemlerindeki tutarlar arasında önemli değişiklikler olduğu, kaynaklar ve konkordatoya tabi borçlar dikkate alındığında dosyasına sunulu konkordato ön projesinin gerçekleştirme ihtimalinin zayıf olduğu, ön projenin revize edilmesi gerektiği, borçlu gerçek kişinin konkordato projesinin, şirketin konkordato projesine dayandırılmış olması nedeniyle, borçlu şirket bakımından ulaşılacak sonucun gerçek kişilere de uygulanmasının uygun olacağı bildirilmiştir.11/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, borçlu şirketin sahip olduğu taşıtlar ve demirbaşların piyasa koşullarındaki bugünkü değeri toplam 25.193.000,00 TL olarak tespit edilmiştir.18/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ile, borçlu şirketin stoklarında bulunan emtiaların piyasa rayiç değeri toplam 7.215.935,50 TL olarak tespit edilmiştir.Geçici konkordato komiser heyetinin sunduğu 11/12/2024 tarihli geçici mühlet değerlendirme raporunda; davacı şirketin işbu rapora esas alınan 31.10.2024 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre (-) 9.769.644,53 TL öz varlık tutarı ile borca batık olduğu, borçlunun geçici mühlet tarihinden 31.10.2024 tarihine kadar geçen süreçte yalnızca 19.431.529,00 TL tutarında satış yaptığı dikkate alındığında, konkordato tedbir tarihine gelene kadarki dokuz aylık dönem ve on aylık cari dönem satışları ve satışların maliyeti incelendiğinde brüt satış zararı görüldüğü, sadece bir aylık dönemde ise satışların maliyetinin %45,63 oranında azalışla 8.264.852,55 TL brüt satış kârı olduğu, bu durumun normal olmadığı ve incelenmesi gerekeceği, şirketin önceki yıllar ve 2024 yılı 9 aylık dönemde yakalayamadığı %45,63 oranında brüt satış kârını bir aylık sürede nasıl yakaladığı hususunda detaylı bir inceleme yapılması gerekeceği, heyetlerince bilanço kalemleri üzerinde yapılan düzeltmeler ve varlıkların kıymetine ilişkin alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak hazırlanan rayiç bilançoya göre şirketin 31.10.2024 tarihli rayiç özvarlıklarının (-) 7.556.624,72 TL olduğu, yani rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, şirketin Haziran 2024'te 5 olan çalışan sayısının Ekim 2024'te 2 olduğu, şirketin hedeflediği cirolardan çok uzak olduğu, şirketin yönetim şekli, çalışan sayısı, muhasebe kayıtlarının şirket merkezinin dışında yürütülmesinin şirket faaliyet ölçeğiyle uyumlu olmadığı, dosyasına sunulu makul güvence raporunun bağımsız denetime tabi şirketler yönüyle değerlendirilerek ek rapor alınması gerektiği, borçlu şirketin 30.09.2024 geçici mühlet tarihli bilançosunda imtiyazlı borç tutarının 11.725.952,48 TL ve konkordato borçlarının ise 991.491.878,29 TL olduğu, ortaklara olan borçlarla birlikte 30.09.2024 tarihinde toplam borç tutarının 1.028.171.254,58 TL olduğu, 31.10.2024 cari döneme gelindiğinde imtiyazlı borç tutarının 11.991.726,95 TL ve konkordato borçlarının ise 990.954.360,88 TL olduğu, ortaklara olan borçlarla birlikte 31.10.2024 tarihinde toplam borç tutarının 1.027.899.541,64 TL olduğu, işçi ücret tahakkukları üzerinden Temmuz 2024'ten itibaren işçi ücretlerinin kısmen ödendiği, ödenecek vergi ve SGK primlerinde işçi bordro tahakkukuna bağlı Ekim 2024 stopaj ve SGK primlerinin önceki dönemlerde ödemelerinin yapıldığı, cari dönem tahakkuklarından kaynaklı ödemelerinin bir sonraki ay hesaplara yansıyacağı, Ağustos ayı kira stopajı ödemesinin hesaplarda görüldüğü, Eylül ve Ekim kira stopajlarının ödemelerinin görülmediği, vergi ve SGK ödemelerinin düzenli olmadığı, konkordato kaynakları açısından bakıldığında, proforma gelir tablolarında öngörülen satış hedefinden bir aylık cari dönemde çok uzak olduğu, ayrıca öngörülen kâr toplamında geçmiş yıllar verilerine göre tekrar yapılan hesaplamada yaklaşık 80 milyon TL kaynak eksikliğinin hesaplandığı, proforma nakit akışına bakıldığında, cari dönemde alacakların 460 milyon TL'sinin konkordatoya tabi alıcılardan olduğu, borçlu şirketin nakit akışın döngüsünün konkordatoya tabi şirketlerin nakit akışına bağlandığı, şirketin konkordato ön projesindeki proforma gelir tablosunda ticari faaliyetin devamı ile 106.053.846,86 TL kâr elde edeceğinin öngörüldüğü, ancak gerçekleşen geçmiş yıllar kârlılığının %05 olduğu dikkate alındığında proforma gelir tablosu ile ön görülen hedefi gerçekleştirme ihtimalinin çok zayıf olduğu, geçmiş yıllar kârlılığı dikkate alındığında 23.289.205 TL tutarında kârla kaynak yaratabileceği, 106 milyonluk kaynaktan 83 milyon olumsuz sapma olacağı, proforma gelir tablosundaki kâr öngörüsünün 31.10.2024 geçici mühlet tarihli gelir tablosundaki 50 milyon TL zarar beyanı ile de gerçekleşme ihtimalinin olmadığı yönünde kanaat oluşturduğu, borçlunun konkordatoya tabi borçlarının toplamının 991 milyon TL olduğu, raporun önceki bölümlerinde detaylıca açıklandığı üzere, ön projede kaynak olarak gösterilen stoklardaki negatif yöndeki büyük farklılık, öngörülen kârlarda büyük azalma, cari ve çekli alacaklarda ki azalma ve verilen sipariş avanslarında ki azalma sebepleriyle heyetlerince yeniden hesaplanan 548 milyon TL'lik konkordato kaynakları ile bu borcun ödenebilme imkanı olmadığından projenin başarıya ulaşabilme imkanının bulunmadığı, konkordato ön projesinde esas alınan 30.06.2024 tarihli bilanço kalemlerindeki tutarlar ile rapor içeriğinde detaylı açıklamaların yapıldığı 30.09.2024 geçici mühlet tarihli bilanço kalemlerindeki tutarlar arasında önemli değişiklikler olduğu, kaynaklar ve konkordatoya tabi borçlar dikkate alındığında dosyasına sunulu konkordato ön projesinin gerçekleştirme ihtimalinin zayıf olduğu, ön projenin revize edilmesi gerektiği, borçlu gerçek kişinin konkordato projesinin, şirketin konkordato projesine dayandırılmış olması nedeniyle, borçlu şirket bakımından ulaşılacak sonucun gerçek kişilere de uygulanmasının uygun olacağı bildirilmiştir.Borçlu şirket vekili rapora yönelik itirazında, müvekkilinin borçlarında ciddi düşüşü olduğunu, 262.130.000,00 TL anapara bedelli toplam 98 adet çekin iade alındığını, ayrıca sadece 15-20 günlük süre içerisinde iade alınması hedeflenen avans çeklerinin tahmini bedelinin ise yaklaşık 200.000.000,00 TL civarında olduğunu, sadece bu hesaplamaya göre dahi müvekkillerinin konkordato projelerinin başarıya ulaşacağının sabit olduğunu belirtmiş olup 25/12/2024 tarihli duruşmada da aynı yönde beyanda bulunması üzerine mahkemece bu hususta komiser heyetinden ek rapor alınmıştır.Geçici konkordato komiser heyetinin sunduğu 26/12/2024 tarihli ek raporunda; dosyaya sunulan geçici mühlet değerlendirme raporunda esas alınan 31.10.2024 tarihli mali tablolarda yer alan veriler ile 26.12.2024 tarihli (çek iadeleri sonrası) oluşan değişimlerin incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, kaydi değer bilançoda özkaynaklar 31.10.2024 tarihi itibariyle yine (-) 9.769.644,53 TL iken 26.12.2024 tarihli bilançoda (-) 10.443.742 TL ile borca batık durumda olduğu, rayiç değer bilançoda ise özkaynaklar 31.10.2024 tarihi itibariyle yine (-) 7.556.624 TL iken 26.12.2024 tarihli rayiç değer bilançosunda öz varlık (-) 8.230.722 ile borca batık durumda olduğu, borçlu şirketin sunduğu konkordato projesine göre 31.10.2024 cari dönem ticari defterlerinden konkordatoya tabi şirketlerden toplam (-) 460.444.383,89 TL tutarında alacaklarının tahsil kabiliyeti borçlu şirketlerin konkordato sürecine bağlandığından şu an için kaynaklarında azalma, konkordato ön projesinde sunduğu proforma nakit akışının bozulacağının tespit edildiği, bu durumun rayiç değer bilançosunu olumsuz etkiyeceği, geçici mühlet değerlendirme raporunda yapılan değerlendirmelerin çek iadeleriyle değişiklik oluşturmadığı, çek iadeleri ile verilen iş avansları hesabının, alınan iş avansları hesabından mahsup edilerek varlıklardan 274.773.000,00 TL azaldığı, borçlardaki azalmanın ise 674.000,00 TL eksikle 274.100.000,00 TL olduğu, alınan sipariş avansları ve verilen sipariş avanslarındaki azalma konkordato kaynakları ile mevcut borcun ödenebilme imkanı olmadığından projenin başarıya ulaşabilme imkanının bulunmadığı, geçici mühlet değerlendirme raporunda yapılan değerlendirmelerde değişiklik olmadığı bildirilmiştir.Uyuşmazlık, konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı, buna göre kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ve iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Borçlu şirket yönünden istinaf başvurusunun incelenmesi:Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185).İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Somut olayda, sunulan komiser heyeti raporlarından anlaşılacağı üzere, borçlu şirketin çalışan sayısının azaldığı ve hedeflediği cirolardan uzak olduğu, işçi ücretlerinin kısmen ödendiği, vergi ve SGK ödemelerinin düzenli olmadığı, borçlu şirketin ticari faaliyetin devamı ile elde edeceğini öngördüğü kâr ile yaratacağı kaynak hedefi bakımından geçmiş yıllara ait veriler dikkate alındığında 83.000.000,00 TL sapma olduğu, bu nedenle hedeflenen kâr öngörüsünün gerçekleşme ihtimalinin olmadığı, borçlu şirketin ticari defterlerine göre konkordato ilan eden şirketlerden olan toplam 460.444.383,89 TL tutarında alacağının tahsil kabiliyeti bu şirketlerin konkordato sürecine bağlanması sebebiyle kaynaklarda azalma ve nakit akış döngüsünün bozulacağı, ön projede kaynak olarak gösterilen stoklardaki negatif yöndeki farklılık, öngörülen kâr, cari ve çeke dayalı alacaklar ile verilen sipariş avanslarında ki azalma sebebiyle yeniden hesaplanan 548.000.000,00 TL konkordato kaynağı ile borcun ödenebilme imkanı olmadığından projenin başarıya ulaşabilme imkanının bulunmadığı hususları tespit edilmiştir. Öte yandan borçlu şirket vekilinin 262.130.000,00 TL anapara bedelli toplam 98 adet çekin iade alındığı ve ayrıca sadece 15-20 günlük süre içerisinde iade alınması hedeflenen avans çeklerinin tahmini bedelinin ise yaklaşık 200.000.000,00 TL civarında olduğu yönündeki iddialarının değerlendirilmesi amacıyla komiser heyetinden alınan raporda da konkordato projesinin başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı belirtilmiştir. Bu hale göre borçlu şirketin konkordato ön projesinde öngördüğü kaynakları sağlayabilecek kapasitesinin bulunmadığı, mevcut haliyle projenin gerçekleştirilebilir olmadığı, komiser heyetinin ön projenin revize edilmesi gerektiği tespitine rağmen revize projenin sunulmadığı, ayrıca şirketin mevcut hal ve durumuna göre komiser heyetince hesaplanan 548.000.000,00 TL konkordato kaynağı ile borcun ödenebilme imkanının da bunulmadğı anlaşılmakla borçlu şirketin konkordato projesine bağlı hedeflerini tutturması, yasanın tabiriyle konkordatonun başarıya ulaşması imkanı bulunmadığından konkordato talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu hususun tespitinden sonra ise borçlu şirketin iflasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerekir."...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, borçlu şirketin 31.10.2024 tarihli bilançosunda kaydi değerlere göre (-) 9.769.644,53 TL öz varlık tutarı ile borca batık olduğu, rayiç değerlere göre ise şirketin (-) 7.556.624,72 TL öz varlık tutarı ile yine borca batık durumda olduğu, ayrıca çek iadeleri sonrasında alınan raporda da borçlu şirketin 26.12.2024 tarihli kaydi değer bilançosunda (-) 10.443.742 TL ile borca batık durumda olduğu, 26.12.2024 tarihli rayiç değer bilançosunda da (-) 8.230.722 TL öz varlık tutarı ile borca batık durumda olduğu tespit edilmiştir. Borçlu şirketin sahip olduğu taşıtlar, demirbaşlar ve stoklarında bulunan emtiaların piyasa rayiç değerleri alınan bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olup davacı vekilinin iddia ettiğinin aksine borca batıklık incelemesi yapılırken sadece kaydi değerler üzerinden değil tespit edilen rayiç değerler de dikkate alınarak inceleme yapılmıştır. Borca batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ile değerlendirmelerin yapılarak borca batıklığın usulünce tespit edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca borçlu şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda, Dairemizin kaldırma kararından sonra müvekkili şirketin borca batıklıktan kurtulduğuna yönelik bir istinaf sebebi bulunmadığından borca batıklık yönünden yeniden bir inceleme yapılmasına da gerek bulunmamaktadır. Kaldı ki sunulan istinaf dilekçesi, mahkemenin Dairemizce kaldırılan önceki kararına yönelik sunulan istinaf dilekçesi ile birebir aynı olduğundan aradan geçen süre zarfında borçlu şirketin borca batıklıktan kurtulduğuna yönelik bir istinaf sebebinin ileri sürülmesi de beklenemez. Yani mahkemece tesis edilen eldeki davaya konu karara yönelik yeni bir istinaf sebebi ileri sürülmemiştir. Buna göre kendisine tebligat yapılan borçlu şirket yetkilisinin duruşmada hazır bulunarak beyanlarının alındığı ve İİK'nun 308/2 maddesi uyarınca, tasfiye şeklinin belirlendiği de anlaşılmakla borca batık olan şirketin iflasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Borçlu gerçek kişi yönünden istinaf başvurusunun incelenmesi:"...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar ...ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı).Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148).Somut olayda, borçlu gerçek kişinin, ortağı ve yetkilisi olduğu şirketten bağımsız bir projesi bulunmadığı gibi projesinin başarısının da, yine bu şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen bu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, ayrıca sunulan projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında bağımsız ve kendine özgü tedbir içermeyen konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından Mahkemece, borçlu gerçek kişi yönünden kesin mühlet talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Öte yandan, davacılar vekili, borca batıklık raporunun müvekkili gerçek kişiye tebliğ edilmediğini, şirket yetkilisinin duruşmaya çağrılarak beyanları alınmadan iflas kararı verildiğini, borca batıklığa ilişkin raporun duruşmadan çok kısa bir süre önce tebliğ edilmesi sebebiyle yeterli inceleme yapılamadığını ileri sürmüş ise de, yukarıda da zikredildiği üzere sunulan istinaf dilekçesi, mahkemenin Dairemizce kaldırılan önceki kararına yönelik sunulan istinaf dilekçesi ile birebir aynı olup esasen mahkemenin kaldırılan kararına yönelik olan istinaf sebepleri yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Zira mahkemece tesis edilen eldeki davaya konu karara yönelik yeni bir istinaf sebebi ileri sürülmemiştir. Kaldı ki mahkemenin ilk kararı kaldırıldığına göre, rapora ve dosyaya yönelik karar tesisine kadar beyanda bulunması da her zaman mümkün iken davacılar vekili tarafından herhangi bir beyan dilekçesinin de sunulmadığı görülmüştür.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/561 Esas, 2025/762 Karar sayılı ve 13/08/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince davacı şirket ve gerçek kişi yönünden ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı ... ... yönünden 2004 sayılı İİK'nun 293/2 maddesi gereğince kesin; davacı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... Tekstil Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/11/2025