T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/784 Esas KARAR NO : 2026/305 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02/12/2021 NUMARASI : 2019/650 Esas, 2021/972 Karar DAVANIN KONUSU: KAYIT KABUL KARAR TARİHİ: 26/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/784 Esas KARAR NO : 2026/305 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 02/12/2021 NUMARASI : 2019/650 Esas, 2021/972 Karar DAVANIN KONUSU: KAYIT KABUL KARAR TARİHİ: 26/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından müflis şirketin iflas masasına 359.467,51 TL alacağın kaydı için başvurulduğunu, ancak alacak kayıt taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin alacağının, çeke dayalı başlatılan İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı kesinleşen icra takibine dayandığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müflis şirkete mal satışı yaptığının görüleceğini, alacak kayıt taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 359.467,51 TL alacağın müflisin iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı iflas idare memurları cevap dilekçesinde; dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığından davanın reddi gerektiğini, davanın yasal süresinde açılmadığını, davacı tarafından alacak kayıt başvurusunda alacağının dayanağı olabilecek bir belge sunulmadığını, müflisin ticari kayıtlarında da davacıya ilişkin bir kayıt bulunmadığını, ayrıca faturaya konu mal ve hizmetin yerine getirilip getirilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği hususlarının yargılamaya muhtaç olduğunu belirterek davanın usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; davacının defterlerine göre, iflas tarihi olan 11/07/2019 tarihi itibariyle davacının, davalıdan 223.909,59 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, davalının defterlerinde davacı alacağının 252.216,83 TL olarak kayıt altına alınmış olmasının ispat yükü kendisinde olan davacının lehine yorumlanamayacağı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, davacının, müflisten iflas tarihi itibariyle 223.909,59 TL olan alacağının İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün ... iflas dosyasından işlem gören iflas masasına kayıt ve kabulüne, asıl alacağa iflas tarihinden sonra işleyecek faizin iflas müdürlüğünce dikkate alınmasına dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi kök ve ek raporunda, iflas tarihi itibariyle taleple sınırlı olarak 359.467,51 TL'nin iflas masasına kaydı gerekeceğine yönelik tespitin neden dikkate alınmadığı ve aksine karar verildiğinin gerekçe de açıklanmadığını, taraflar arasındaki ticari işlemin yabancı para birimine dayalı olduğunu, müflisin iflastan önce en az 63.398,15 USD borç bakiyesi bulunduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, müflis şirketin buna ilişkin mutabakat mektubunun da dosyada mübrez olduğunu, fatura tarihindeki kur üzerinden 223.909,59 TL bakiye gözükmesinin ticari defterlerin kanuni zorunluluk nedeniyle TL olarak tutulmasından kaynaklandığını, kur farkının tahsilat yapılmadan defterlere işlenemeyeceği hususunun ilk derece mahkemesince gözardı edildiğini, somut olayda da alacak tahsil edilmediğinden kur farkının deftere işlenmesinin mümkün olmadığını, kabule göre de, yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İİK'da açık bir hüküm bulunmadığını, sadece İİK'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymette para alacağına çevrileceğinin öngörüldüğünü, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takibinin kesinleşme tarihindeki kur oranına bakılmadan eksik rakam üzerinden hatalı bir şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığından reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İİK'nun 234/2 maddesine göre yapılan tebligat bilgi verme mahiyetinde olduğundan sürenin ilan tarihinden başlayacağını, bu nedenle davanın süre yönünden reddi gerektiğini, eksik ve hatalı incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda taraf defterleri arasındaki farklılığın neden kaynaklandığına ilişkin bir bilgi bulunmadığını, davacının defter kayıtları ile müflis şirketin defter kayıtlarının birbirlerini doğrulamadığından davanın reddi gerektiğini, müflis şirketin ticari defterleri incelenmeden karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasından verilen cevaba göre, ... A.Ş.'nin İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/810 Esas sayılı dosyasından 11/07/2019 tarihinde iflasına karar verildiği, davacının 19 kayıt numarası ile 63.398,15 USD alacağın iflas masasına kaydı talebinde bulunduğu, talebin iflas idaresince reddedildiği, tanzim edilen sıra cetvelinin tebliğ için masraf yatırdığı bildirilen davacı vekiline 20/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiş olmakla davanın tebliğ tarihinden itibaren yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 27/12/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın süresinde açılmadığına yönelik davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı taraf, arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de, kayıt kabul davasının mahiyeti gereği, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilemeyeceğinden davalının istinaf sebebi yerinde değildir.Bilirkişi tarafından sunulan 25/02/2021 tarihli raporda; davacının incelenen ticari defterlerine göre, iflas tarihi olan 11/07/2019 tarihi itibariyle müflis şirketten 223.909,59 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin USD bazında olduğu, davacının 223.909,59 TL karşılığı 73.127,69 USD alacaklı olduğunun hesaplandığı, müflis şirketin kaşe ve yetkilisinin imzasının bulunduğu belge ile 30/06/2019 tarihi itibariyle borç bakiyesinin 63.398,15 USD olduğunun teyit edildiği, bu durumda, müflis şirketin iflas tarihi olan 11/07/2019 tarihi itibariyle davacı şirkete borcunun 63.398,15 USD karşılığı (TCMB döviz efektif satış kuru olan 5.7571 TL) 364.989,49 TL olarak hesaplandığı, bu miktarın masaya kaydının gerekeceği bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 27/08/2021 tarihli ek raporda; müflis şirketin incelenen ticari defterlerine göre, iflas tarihi olan 11/07/2019 tarihi itibariyle davacı şirkete 252.216,83 TL borçlu durumda bulunduğu, ancak kök rapordaki görüşün ise korunduğu bildirilmiştir.Somut olayda, davacı çeke dayalı olarak müflis şirkete başlattığı icra takibinin kesinleştiğini ileri sürerek alacak kayıt talebinde bulunmuştur. İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından 08/06/2016 tarihinde başlatılan icra takibi ile, 111.386,00 USD çek bedeli, 191,50 USD işlemiş faiz, 11.138,60 USD çek tazminatı ve 334,16 USD komisyon alacağı olmak üzere toplam 123.050,26 USD'nin (355.285,04 TL) tahsili talep edilmiştir. İcra müdürlüğünün yazı cevabından takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı alacak kayıt talebinde bulunurken bu icra dosyasını dayanak göstererek 63.398,15 USD alacağın iflas masasına kaydını talep etmiş olup iflas idare memurlarınca alacak kayıt talebi yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddedilmiştir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen davacı, alacağının mevcudiyetini, gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Dava konusu çekin hangi alacak ve hukuki ilişki nedeniyle verildiği hususu davacı tarafından kanıtlanmalıdır (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2297 Esas 2024/2382 Karar sayılı ilamı). Davacının ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre, bahsi geçen çek 21/04/2016 tarihinde 314.955,05 TL olarak kaydedilmiş ve müflis şirketin borcu bu miktarda düşürülmüş olup daha sonra çekin bankaya ibraz edilip karşılıksız çıkması sebebiyle 30/06/2016 tarihinde ise bu sefer aynı miktar davalı borcu olarak kaydedilmiş ve davalının borcu bu miktarda artmıştır. Davacı ve müflis arasındaki ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam ettiği, zira önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen ticari ilişkinin devam ettiği, söz konusu çekin de bu kapsamda alınıp verildiği, bu çekin başka bir alacak ve hukuki ilişki nedeniyle verildiğinin de ispatlanamadığı anlaşılmakla davacı ancak bu açık hesap ilişkisi kapsamında alacaklı olduğu tutarın iflas masasına kaydını talep edebilecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması 6100 sayılı HMK'nun 222. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (222/2). İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (222/4)."...Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. HD'nin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan iflas tarihi itibariyle 223.909,59 TL alacaklı olduğu, buna karşılık davalının incelenen ticari defterlerine göre ise davacıya iflas tarihi itibariyle 252.216,83 TL borçlu olduğu anlaşılmakla Yargıtay ilamı da dikkate alındığında ispat yükü altında olan davacı tarafın aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından yararlanamayacağı, buna göre ise ancak kendi ticari defterleri ile tespit edilen alacak miktarı ile sınırlı olarak alacak kayıt talebinin kabulüne karar verilebileceği anlaşılmakla mahkemece bu esaslara göre hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili yargılama aşamasında 13/03/2020 tarihli dilekçesi ekinde mutabakat belgesi sunmuş olup söz konusu belgeye göre, davacının 30/06/2019 tarihi itibariyle cari hesabın 63.398,15 USD borç bakiyesi verdiğini bildirdiği, buna karşılık müflis şirketin ise, bu tarih itibariyle hesap bakiyesinin 63.398,15 USD olduğu konusunda mutabık olduğunu belirttiği, belgenin müflis şirketin kaşesi üzerine imzalı olduğu görülmüştür. Dava dilekçesinde dayanılmayan bu husus iddianın genişletilmesi niteliğinde olup HMK'nun 141/2 maddesi uyarınca davalının açık bir muvafakati bulunmadığı gibi bu yönde bir ıslahın da mevcut olmadığı anlaşıldığından iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu belgeye itibar edilemez.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/650 Esas, 2021/972 Karar sayılı ve 02/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/02/2026