T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/487 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACI : VEKİLİ : KARŞI TARAF DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar arasında görülmekte olan davada ilk derece mahkemesince verilen ve yukar…
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/487 KARAR NO : 2026/358 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACI : VEKİLİ : KARŞI TARAF DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Taraflar arasında görülmekte olan davada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen "ihtiyati haciz tedbir kararına karşı itirazın reddine" dair karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ: Davacı vekili ....... tarihinde sunduğu dava dilekçesinde; Davalı şirketin ....... tarihinde kurularak ana sözleşmesinin Ticaret Sicil Gazetesi'nde .......... tarihinde yayınlandığını, davacı müvekkilinin davalı Şirketin kurucu ortaklarından olup pay sahipliği sıfatının hâlen devam ettiğini, şirketin tır dorsesi yaptığını ve 50 kişiyi aşkın çalışanı bulunduğunu, davacı kuruluştan .......... tarihine kadar yönetim kurulu başkan vekilliği görevini yerine getirdiğini, yönetim kurulu başkanının davacıya mobing yapmaya başladığını, yasaya uygun olmayan yönetim kurulu kararları ve genel kurul kararları alınmasını sağladığını, kararların yokluğunun tespiti/iptali için ...... Asliye Ticaret mahkemesinin ....../.... esas sayılı dosyası ikame edildiğini, ilgili davadan da anlaşılacağı üzere davalı şirket tarafından usûlsüz toplantılar gerçekleştirildiğini ve toplantılar neticesinde kararlar alındığını, toplantıların müvekkkilinden gizli yapıldığını, davacının toplantılatra katılamadığını ve pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını kullanamadığını, bilgi ve belge taleplerini toplantılarda iletemediğini, bu nedenle .......... Noterliğinin ...... tarih ve ...... yevmiye nolu ihtarnamesi ile TTK 437. Md gereği bilgi almak ve ilgili belgeleri incelemek istediğini ihtarname ile bildirdiğini, bu talebinin davalı şirket tarafından ....... Noterliğinin ...... tarihli ve ....... yevmiye nolu ihtarname ile soyut gerekçelerle dürüstlük kuralına aykırı şekilde reddedildiğini, hangi belgenin neden ticari sır mahiyetinde olduğu somutlaştırılmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, talep edilen belgelerin pay sahipliğinin en temel haklarının (şirket faaliyetini denetleme, kâr payı dağıtımı, yönetim kurulu kararlarının kontrolü) kullanılabilmesi için gerekli olduğunu ileri sürerek, davaya konu defter ve belgelerin imhasının/elden çıkarılmasının önlenmesi ve bu kapsamda gerekirse mahkemece muhafaza edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve sonuçta davanın kabulü ile, davacıya TMK 437. Madde kapsamında bilgi alma ve inceleme hakkının tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir B) İHTİYATİ TEDBİR KARARI: .......... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... tarih ve ...../... sayılı tensip (11) nolu ara kararı ile "Davacı vekilinin tedbir talebinin kabulüne, davaya konu defter ve belgelerin imhasının /elden çıkarılmasının önlenmesine, bu yönde davalı şirkete ihtarlı davetiye çıkarılmasına" karar verilmiştir. C) İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZ: Davalı şirket vekili davaya cevap ile ihtiyati hacze itirazlarını içeren dilekçesinde; Davacının yönetim kurulu başkan vekili olduğu dönemde yetkisini kötüye kullanarak davalı şirketin malvarlığını şahsi menfaatleri için kullanıldığının tespit edildiğini, davacı kendi kurduğu ......... Şirketi aracılığıyla veya doğdurdan talimatlarıyla üçüncü kişilere toplamda ........ TL tutarında haksız ödeme yapılmasını sağladığını, bu eylemler nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının bilgi ve inceleme hakkını kullanmak istediğini bildirdiğini ancak söz konusu ihtarnamede talebin kapsamı incelenecek belgelerin türü ve süresi açıkça belirtilmediğini, talebin hem belirsiz hem de sınırsız nitelikte olduğunu, davacının taleplerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını ve şirket menfaatlerine açıkça zarar verme amacı taşıdığını, dava açılabilmesi için belirli dava şartlarının gerçekleşmiş olmasının zorunlu olduğunu, öncelikle şirket organına özellikle genel kurula başvururak bu talebin reddedilmesi hâlinde mümkün olduğunu, davacı tarafın genel kurul veya yönetim kurulu huzurunda usûlüne uygun şekilde bilgi alma veya inceleme talebinde bulunmadığını, öngörülen başvuru yolunu tüketmeden doğrudan mahkemeye başvurduğunu, yargıtay içtihatlarının da bu hususu desteklediğini, davanın ön şartlarının mevcut olmadığını bu şartlardan olumlu dava şartı olarak hak sahibinin talebini öncelikle bilgi vermekle görevli organa yani yönetim kuruluna yöneltmesi gerektiğini, somut olayda davacının ne genel kurul ne de yönetim kurulu huzurunda usûlüne uygun olarak bilgi alma veya inceleme talebinde bulunmadığından bu dava şartının eksik olduğunu, olumsuz dava şartı olarak da bilgi alma ve inceleme talebinin bilgi verme yükümlüsü organ tarafından haksız olarak reddedilmesi olduğunu, davacının talebinin haksız olarak reddedildiğini ortaya koyamadığını, davanın süresinde açılmadığını TTK 437/3. maddesinde "Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi almayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde şirketin merkezinin bulunuğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir" düzenlemesine yer verildiğini, talebi ................ tarihli ihtarname ile reddedilen davacının .......... tarihinde ikam ettiği eldeki davanın hak düşürücü süre yönünden usûlden reddi gerektiğini, bir an için davacının dava açmaya hakkı olduğu düşünülse dahi hakkında yürütülen ceza soruşturması ve güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkmış olması nedeniyle davanın esastan reddi gerektiğini, halen yürütülmekte olan ceza soruşturması ve geçmiş döneme ilişkin usûlsüzlük iddiaları dikkate alındığında davacının bilgi alma hakkını şirket menfaatine zarar verecek biçimde ve kötüniyetle kullandığının açık olduğunu, davacının talep ettiği bilgi ve belgelerin ticarş sır niteliğinde olduğunu, bu belgelerin paylaşılmasını hem müvekkili şirketim rekabet gücünü zayıflatacağını hem de ticari itibarını zedeleyeceğini, davacının mobing, usûlsüz toplantı iddialarının da yerinde olmadığını, belirterek, davanın reddini savunmuş ve mahkemece verilen "defter ve belgelerin imhasının önlenmesi" ne ilişkin ihtiyati tedbir kararının usûl ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir şartlarının oluşmadığını, teminatsız tedbirin istisna olduğunu teminat alınması gerektiğini, tedbirin dayandığı somut sebeplerin belirtilmediğini ileri sürerek ....... tarihli tensip 11 nolu ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, sonuçta davanın usûlden aksi hâlde esastan reddi gerektiğini savunmuştur. D) İHTİYATİ TEDBİRE İTİRAZIN REDDİNE DAİR İNCELEME KONUSU İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Davalının ihiyati tedbire itirazını ....... tarihli ön inceleme duruşmasında inceleyerek (6) nolu ara karar ile reddeden ........ Asliye Ticaret Mahkemesi buna uygun olarak hazırladığı ...... tarih ve ..../...... Esas sayılı ara kararı ile; Çekişme konusu ticari kayıt ve defterlerin yok olması halinde halinde, yani dava sürecinde ticari kayıt ve defterlerde herhangi bir değişikliğin dava neticesini etkileyici mahiyette olacağı; davacının TTK m.437; 392 kapsamında bilgi alma, inceleme hakkı tanınmasını talep ettiği eldeki davada bilgi alma ve inceleme hakkı tanınması istenen dava konusu davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının imhasının, elden çıkarılmasının telafisi güç zararlara neden olabileceği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, tamamen imkânsız hâle geleceği taktir edilerek Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu kanaati ile davalı tarafın itirazının reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile, "Mahkememizin .......... tarihli tensip zaptının 11 numaralı ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan itirazların reddine" karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup istinafında; İhtiyati tedbir şartlarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşip gerçekleşmedi yönünde gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın itirazların değerlendirilmeden eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, ihtiyati tedbir karararı verilmesi için aranan yasal şartların somut olayda gerçekleşmediğini, davacı somut vakıa ve belge ile ispatlayamadığını, davalı şirketin dava konusu defter ve belgeleri imha edeceğini yönelik tasarrufta bulunacağına dair dosya kapsamında bu yönde herhangi bir maddi vakıa yer almadığını, maddi vakıa temeli bulunmayan farazi değerlendirmeden ibaret olduğunu, denetime elverişli bir gerekçe ortaya koymadığını, halihazırda zaten kanunun güvence altına alınmış olduğu hususlarda ayırıca ihtiyati tedbir yoluna gidilmesi hem ölçülülük ilkesine aykırı hem de mükerre nitelikte olduğunu, kanun uyarınca ticari defter ve belgelerini on yıl süre ile saklamakla yükümlü olduğunu bu yönde ayrıca bir tedbir kararı verilmesini gerektirir nitelikte hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf ne ihtiyati tedbirin gerekliliğine ilişkin somut ve inandırıcı bir gerekçe ortaya koyabildiğini ne de haklılığını yaklaşık ispat düzetinde dahi ortaya koyacak herhangi bir belge veya delil sunabildiğini, şartların oluşmadığı gibi hukuki yararın mevcut olmaması nedeniyle davacının tedbir talebinin reddi gerektiğini, hangi hukuki gerekçeyle teminatsız olarak verildiği de kararda belirtilmediğini, teminat alınmamasını gerektiren herhangi bir maddi vakıa hukuki değerlendirme veya somut gerekçe gösterilmediğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, kararı kapsamı somutlaştırılmaksızın davalı şirketin tüm ticari defter ve belgelerini kapsayan sınırları ve uygulanma kapsamı belirlenmemiş genel bir tasarruf kısıtlaması getirildiğini bu hâliyle dava konusu istemi aşan mahiyette olduğunu uyuşmazlığın niteliği ile bağdaşmadığını, ihtiyati tedbirin kapsamı arasında uygunluk ve orantılılık bulunmadığını, ölçülülük ilkesine de aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının harç alınmaksızın verildiğini, başvurma harcı yatırılmadan ihtiyati tedbir talebinin incelenmesi ve esası hakkında karar verilmesinin hukuken olanıksız olduğunu, harç tamamlatılmadan ihtiyati tedbir talebinin esası hakkında karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir . E) DELİLLER: ...........Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....../....... Esas sayılı dosyası kapsamı F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, TTK’nın 437/5. maddesi uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı tanınması istemine; talep ise davaya konu defter ve belgelerin imhasının/elden çıkarılmasının önlenmesi ve bu kapsamda gerekirse mahkemece muhafaza edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. .......... Asliye Ticaret Mahkemesinin .......... tarih ve ....../...... sayılı tensip (11) nolu ara kararı ile "Davacı vekilinin tedbir talebinin kabulüne, davaya konu defter ve belgelerin imhasının /elden çıkarılmasının önlenmesine, bu yönde davalı şirkete ihtarlı davetiye çıkarılmasına" karar verilmiştir. Davalı şirket vekilinin ihtiyati tedbire itirazını .......... tarihli ön inceleme duruşmasında inceleyerek (6) nolu ara karar ile reddeden ....... Asliye Ticaret Mahkemesi buna uygun olarak hazırladığı ......... tarih ve ....../..... Esas sayılı ara kararı ile; 'Çekişme konusu ticari kayıt ve defterlerin yok olması herhangi bir değişikliğe uğramasının davanın neticesini etkileyici mahiyette olacağı davalı şirketin dava konusu ticari defter ve kayıtlarının imhasının, elden çıkarılmasının telafisi güç zararlara neden olabileceği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, tamamen imkânsız hâle geleceği' gerekçesi ile, "Mahkememizin ........ tarihli tensip zaptının 11 numaralı ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan itirazların reddine" karar verilmiştir. Karara karşı davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. HMK'nın "İhtiyati Tedbirin Şartları" kenar başlıklı 389.maddesinin 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü haizdir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ancak taraflar arasında çekişmeli uyuşmazlık konusu hakkında verilebilmesi mümkün olan ihtiyati tedbirin koşulları; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin varlığı olarak belirlenmiştir. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390.maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez. Öte yandan, İhtiyati tedbir kararlarında "Ölçülülük" ilkesi; Anayasa ile güvence altına alınan bir ilke olup içinde "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç farklı alt ilkeyi de barındırmaktadır. Başvurulan tedbir, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli ve gerekli olmakla birlikte; başvurulan tedbir ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantı olmalıdır. Söz konusu ilke, hayatın her alanında uygulama bulmakta olan genel bir ilkedir. İhtiyati tedbir kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. İhtiyati tedbirde tek ölçü yaklaşık ispatın sağlanması olmayıp; ihtiyati tedbir kararı ile davanın her iki yanının menfaatinin gözetilmesi gerekmektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Davacının TTK 437/5. Maddesine dayalı olarak şirket defter ve belgeleri üzerinde inceleme talebinde bulunduğu eldeki davada, pay sahibinin bilgi almak ve inceleme hakkını etkin biçimde kullanabilmesi için gerekli koruma tedbirlerinin alınması mümkün olup, dava konusu defter ve belgelerin imhasının veya elden çıkarılmasının önlenmesine yönelik Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu, hükmedilen tedbirin davalı şirketin faaliyetlerini durdurucu mahiyette olmayıp yalnızca delil durumunun korunmasına yönelik olması karşısında ölçülülük ilkesine de uygun olduğu, bu hâliyle inceleme konusu ilk derece mahkemesi ara kararında usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı Dairemizce değerlendirilmiş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin inceleme konusu ilk derece mahkemesi ara kararına yönelik istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf eden taraftan alınması gerekli harç peşin olarak alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra ilgililerine iadesine, 6-)Dairemizce verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan E-İmza Üye E-İmza Üye E-İmza Katip E-İmza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*