T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1638 - 2026/878 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1638 KARAR NO : 2026/878 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2025 NUMARASI : 2022/959 Esas - 2025/635 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1638 - 2026/878 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1638 KARAR NO : 2026/878 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/07/2025 NUMARASI : 2022/959 Esas - 2025/635 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.) BAŞVURU TARİHİ : 14.08.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 06.10.2025 KARAR TARİHİ : 22.04.2026 YAZIM TARİHİ : 22.04.2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.12.2020 günü meydana gelen trafik kazasında, sürücü ... sevk ve idaresindeki 34 ... plaka sayılı araçla seyir halinde iken, yolun dışında, sebze-meyve tezgahının önünde bulunan davacıya çarparak davacının yaralanmasına neden olduğunu, Gebze 2.Asliye Ceza Mahkemesi 2021/790 Esas sayılı dosyasında soruşturma aşamasında alınan ve kovuşturma aşamasında yapılan keşif akabinde alınan bilirkişi kusur raporlarına göre, 34 ... plakalı araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, davacıya kusur atfedilmediğini, davacıda tam ve kalıcı maluliyet ortaya çıktığını, Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/790 Esas sayılı dosya kapsamında temin edilen Adli Tıp Kurumu raporuna göre uğranılan kazanın davacıda, duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesine ve konuşmada sürekli zorluğa sebebiyet verdiğini, sigorta şirketine yapılan başvurunun ve arabuluculuk sürenin anlaşamama şeklinde sonuçlanmasından hemen sonra sigorta şirketinin davacıya 31.12.2021 tarihinde 410.000,00 TL (Dört Yüz On Bin Türk Lirası) ödediğini ancak yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, davacının geçici iş göremezlik süresinin Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile tespit edilmesini, HMK'nun M.107 uyarınca, toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılarak, olay tarihindeki sigorta limiti aşılmamak üzere şimdilik sürekli bakıcı gideri için 1.000,00TL, sürekli iş göremezlik için 1.000,00TL, tedavi gideri için 1.000,00TL, geçiçi iş göremezlik için 200,00TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıva verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 21.05.2025 tarihli dilekçesi ile, sürekli bakıcı gideri taleplerini 408.000 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 6.369,04 TL'ye, tedavi gideri taleplerini 2.000 TL'ye ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 34 ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde ... nolu 28.06.2020-28.06.2021 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalının söz konusu kazadan kaynaklı herhangi bir tazminat sorumluluğu kalmadığını, kazanın tarihi 25.12.2020 olduğunu ve taleplerin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava konusu kazaya ilişkin şirkete yaptığı başvuda Genel Şartlarda belirlenen Yönetmeliğe göre düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, gerekli olan tüm tedavi evrakları ve tarafların kusur durumunun tespiti için gerekli evraklarının sunulmadığını, bakıcı giderinin ZMMS 5. Maddesi gereği kişi başı teminat limiti ile sınırlı olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, davacıya teminat limitinin tamamının ödenmiş olduğunu, sürekli iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı gideri yönünden herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Trafik Sigortası Genel Şartlarına göre Sağlık giderleri ise KTK mad 98 hükmüne göre SGK tarafından karşılanması gerektiğini, kaza tarihinde 2 yaşında olan davacının, kaza tarihindeki yaşı itibariyle kazanç getiren herhangi bir işte çalışmadığını, ; mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceğini, öğrenci olmadığı gibi 2 yaşında olan bir çocuğun okula gidememesi ve yıl kaybına uğramasından da söz edilemeyeceğini, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, davacıların sürekli sakatlığının bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumuna sevkini ve burada evrak üzerinden değil bizzat muayene edilerek kaza sonrası oluşan sürekli sakatlık oranının belirlenmesi için rapor alınmasını, maluliyet tespit edilmesi halinde kazazedenin kaza ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve kaza sebebiyle maluliyetin oluşup oluşmadığının raporda belirtilmesi talep ettiklerini, hesaplama yapılırken TRH 2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faiz %1,65 olarak düzenlendiğini, hesaplamada bu teknik faizin uygulanmasını talep ettiklerini; gelirin AGİ hariç asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiğini; Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak, öncelikle söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulmasını, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini; davalı şirketin temerrüde düşürülmediğini ve faizin dava tarihinden yaren işletilmesi gerektiğini; işletilecek faizin yasal faiz olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabul-kısmen reddine; 2.000,00TL tedavi gideri, 408.000,00TL bakıcı gideri talebi olmak üzere toplam 410.000,00TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Quick Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı Quick Sigorta Anonim Şirketi'nin poliçe limiti olan 410,000.00TL ile sorumlu tutulmasına, davacının sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararında, talep ettikleri toplam alacağın bir kısmının kabul edildiğini, ancak sürekli iş göremezlik talepleri yönünden 6.369,04 TL tutarındaki kısmının haksız şekilde reddedildiğini, reddin gerekçesinin karar metninde açık bir şekilde belirtilmemiş olsa da, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere söz konusu 6.369,04 TL'nin Borçlar Kanunun 100. Maddesi gereğince öncelikle faiz borcuna mahsup edilmesi gereken tutar olduğunu, söz konusu tutarın da talepleri doğrultusunda kabul edilmesi gerekirken, herhangi bir gerekçe olmaksızın red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin faiz hesabının 31.12.2021 temerrüt tarihi esas alınarak yapıldığını, 6.369,04 TL'lik faizin eksik hesaplandığını, bu tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik hüküm ile kararın bu kısmı yönünden hatalı olmasına sebep olduğunu belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebimiz yönünden reddedilen 6.369,04 TL’lik tazminat yönünden kararın kaldırılarak düzeltilmesi ve bu kısmın da davacı lehine kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve sigorta poliçesinde belirtilen limitlerle sınırlı olduğunu, dosyada sigortalı araç sürücüsüne verilen %100 kusurun ve bu yönde yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, kazanın oluşumunda, 2 yaşındaki çocuğu sebze tezgahının başında bulunduran ebeveynlerin de kusuru olması gerektiğini, ebeveynlerin kusur durumunun tespiti ile birlikte kusur indirimi yapılması gerektiğini, kusura ilişkin itirazları ve emsal kararlar dikkate alınmadan karar verildiğini, davacı tarafa 31.12.2021 tarihinde poliçe limitinden sorumlu olduğu tutar kadarıyla 410.000 TL ödeme yapıldığından davalı şirketin kazadan kaynaklı herhangi bir tazminat sorumluluğunun da kalmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen bakıcı gideri ve tedavi giderleri belirsiz olmadığından belirsiz alacak davası olarak açılması usule aykırı olduğunu, davacı tarafından yapılan talep arttırımının poliçe teminat limitini aştığını, her halükarda limiti aşan kısım yönünden davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda tazminat hesabının 04.12.2021 tarihli Genel Şartlar uyarınca devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne ve %1.65 teknik faizli TRH-2010 tablosuna göre tazminat hesaplanması gerektiğini, mahkemeye bilirkişi raporuna bu yönde yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını, eğer bakıcı tutuldu ise resmi olarak bakıcının SGK kaydının bildirilmesi gerektiğini, aksi halde bakıcının gayrı resmi olarak SGK sız çalıştığının anlaşıldığını, bakıcı için prim ödüyormuş gibi brüt üzerinden tazminata hükmedilmesinin adil olmadığını, kaza tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, mahkeme tarafından hiçbir gerekçe sunulmadan hükmedilen tazminatta temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmiş ise de kabul anlamına gelmemek üzere hükmedilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 25.10.2020 günü davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın olay tarihinde iki yaşlarında olan davacı yayaya çarpması sonucunda davacı yaralanmıştır. Davacı vekilinin istinaf isteminin incelenmesinde; 6100 sayılı HMK'nın, 6763 sayılı Kanun ile değişik 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." Buradaki değer, 6763 Sayılı Kanunun 47. maddesi uyarınca yeniden değerleme oranlarına göre arttırıldığında 2022 yılı 8.000,00 TL olmuştur. İncelenen dosyada mahkemece reddedilen maddi tazminat miktarının (6.369,04 TL) dava açılış tarihi itibariyle genel hukuk mahkemeleri bakımından 2022 yılı için kesinlik sınırı olan 8.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından istinaf edilen karar davacı bakımından maddi tazminat yönünden kesindir. Bu nedenle davacı vekilinin maddi tazminat miktarına ilişkin istinaf isteminin, kesin bir karara ilişkin olması nedeniyle HMK 352. maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf isteminin incelenmesinde; Kaza sonrası olaya dair şürütülen soruşturma dosyasında trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen 08.03.2021 tarihli rapor ile ceza dosyasında keşfen trafik bilirkişisinden alınan 14.11.2022 tarihli raporda da kazanın oluşumunda davacı yayanın kusursuz davalı nezdinde sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu belirtildiği, kazaya dair yürütülen ceza dosyasında davalı sürücünün taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Mahkemece ayrıca kusur raporu alınmamış ise de ceza dosyasında alınan kusur raporu heyetimizce de oluşa uygun bulunduğundan davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinin maluliyet raporuna göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %81, olduğu ,sürekli başkasının bakımına muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,davaya konu trafik kazasının 25.10.2020 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 16.01.2024 tarihinde açıldığı, 6098 sayılı TBK'nın 72. maddesi uyarınca ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş ise ceza zamanaşımı süresi uygulanacağı, davaya konu kazadaki taksirle yaralanmaya sebep olmak eylemli sebebiyle 5237 s. Yasanın 66.maddesi uyarınca daha uzun zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, nihayet anılan gerekçe ile kazanın gerçekleştiği 25.10.2020 tarihine ilişkin eylem bakımından açılan hukuk davasının zamanaşımına uğramadığı, davanın niteliği gereğince HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,belgelerden zarara neden olan aracın ticari araç (kamyon) olduğuanlaşılmakla temerrüt faizi olarak avans faizine hükmedilmesi doğru olduğu, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen istinaf aşamasından geçerek kesinleşin ceza dosyasındaki uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının karara esas alınmasının yerinde görüldüğü, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği ve kaza ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği, Anayasa Mahkemesinin KTK'nın 90.maddesinde yapılan değişikliği iptal etmesi üzerine Yargıtay uygulama birliği sağlanması için tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasını, ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması yönünde içtihat geliştirildiği ,hükme esas alınan hesap raporunun bu yöntemle hazırlandığı, kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde meydana gelecek sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan; bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebileceğinden davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-A) Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2025 tarih, 2022/959 esas, 2025/635 karar sayılı kararı reddedilen maddi tazminat miktarı itibariyle HMK'nun 341/2 maddesi uyarınca davacı yönünden kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 ve 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, B) İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, C) İstinaf eden tarafından yapılan istinaf giderinin üzerinde bırakılmasına, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2025 tarih ve 2022/959 esas, 2025/635 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince davalıdan alınması gereken 28.007,10 TL harçtan peşin alınan 7.001,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 21.005,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalının istinaf başvurusu için yaptıkları giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 5-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi uyarınca resen taraflara tebliğine, 6- Avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde İlk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22.04.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*