T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/264 Esas KARAR NO : 2025/1301 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI : 2020/590 Esas, 2021/952 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 16/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/264 Esas KARAR NO : 2025/1301 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI : 2020/590 Esas, 2021/952 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ: 16/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 29/10/2019 tarihinde ... Yazılı Satış ve Kurulumu Sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda müvekkili tarafından hizmet verilmeye başlandığını, anlaşma gereği ilk faturanın 2020 Ocak ayında düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalının ise fatura borcunu ödemeyerek programı kullanmaktan vazgeçtiğini bildirdiğini, bunun üzerine sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen cezai şarta ilişkin hüküm uyarınca 01/03/2020 tarihli fatura düzenlenerek toplamda 3 aylık sistem kullanımına denk düşen ücretin ödenmesinin talep edildiğini, ilgili faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, fatura bedellerinin tahsili amacıyla İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile yazılım sisteminin satımı konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davacı tarafından satılan yazılımın ayıplı çıktığını, sözleşme uyarınca 45 bankanın entegrasyonunu vaat etmesine karşın davacının sözleşmeye aykırı olarak yalnızca 35 banka hesabının entegrasyonunu eksik ve hatalı olarak tamamladığını, kalan 10 banka hesabının entegrasyonu için ise herhangi bir işlem yapmadığını, eksikliklerin giderilmesi için davacı ile iletişime geçilmişse de davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin ayıplı hizmet nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, buna rağmen davacının ödeme talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davacının, müvekkilinin personeline sistem hakkında vermeyi taahhüt ettiği eğitim hizmetini de vermediğini, hizmetin sözleşmeye uygun verilememesi üzerine müvekkilinin başka bir firmadan söz konusu hizmeti satın almak zorunda kaldığını, davacının tek taraflı olarak düzenlediği faturaların tek başına alacağın varlığına delil olmayacağını belirterek davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; hükme dayanak teşkil etmeye elverişli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalı tarafından faturaların ticari defterlerine kaydedilmesinin faturada belirtilen hizmetin alındığına karine teşkil edeceği, faturalara konu hizmetin alınmadığının ispat yükünün bu durumda davalıya ait olacağı, davalının bu hususu ancak yazılı delillerle ispat edebileceği, ancak davalı tarafından faturalara konu hizmetin ayıplı olduğunun ve gereği gibi yerine getilemediğinin yazılı delillerde ispat edilemediği gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme kararının somut bir gerekçe içermediğini, gerekçesiz ve denetime elverişsiz hüküm tesisi ise açıkça adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğundan kararın hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporun yeterli olmadığını, zira davacının sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususunda herhangi bir araştırma yapılmadığını, raporda sadece taraf defterlerindeki kayıtların incelendiğini, rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyanın yazılım alanında uzman bir bilirkişiye tevdii edilmesi suretiyle akdedilen sözleşme ile taahhüt edilen hizmetin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin ve ayıplı hizmet olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, açıklama kısmında "... hizmet bedeli" açıklamalarına yer verilen faturaların "cezai şart bedeli" adı altında tahsil edilmesinin hukuka aykırı ve açıkça çelişkili olduğunu, eksik ve hatalı tanzim edilen fatura içeriklerinin, herhangi bir inceleme yapılmaksızın gerçeğe uygun kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, ayrıca somut olayda icra inkar tazminatına ilişkin koşulların oluşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 6.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibe konu faturalar "... hizmet bedeli" açıklaması ile düzenlenen 01/02/2020 tarihli, 2.000,00 TL bedelli ve 01/03/2020 tarihli, 4.000,00 TL bedelli faturalardır.Bilirkişi tarafından sunulan 09/11/2021 teslim tarihli raporda; e-defter uygulaması ile tutulan davacıya ait 2020 yılı ve davalıya ait 2019-2020 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı ve usulüne uygun tutulduğu, takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna göre davacının takip tarihi itibariyle 6.000,00 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi çekişmesiz olup icra takibine konu her iki faturanın da taraflara ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Hizmetin ayıplı olarak verildiği iddiası ile ilgili davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin bir delil sunamayan davalının, takibe konu faturaları süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydettiği dikkate alındığında davacının bu faturalara dayalı alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerekir. Öte yandan icra takibine konu edilen faturalar sebebiyle davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece verilen karar isabetli olduğundan davalı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/590 Esas, 2021/952 Karar sayılı ve 21/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 102,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,94 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.16/10/2025