11. Hukuk Dairesi 2026/713 E. , 2026/616 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/597 Esas, 2025/616 Karar 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Mahkeme kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, dava konusu uyuşmazlığın niteliğinin şirket ihyası istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi kapsamında terkin …
11. Hukuk Dairesi 2026/713 E. , 2026/616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/597 Esas, 2025/616 Karar 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Mahkeme kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği, dava konusu uyuşmazlığın niteliğinin şirket ihyası istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7. maddesi kapsamında terkin edilmiş şirketin ihyası davası niteliğinde olup, davanın tasfiye memuruna yöneltilmiş bulunması, diğer davalının “yasal hasım” olması ve aynı Kanun’un 5 46... . maddeleri gözetildiğinde davanın niteliği uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 316. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tâbi bulunduğu kabul edilmiştir. Bu nitelikteki davaların yazılı yargılama usulüne tâbi olduğunu kabul etmenin kanuni dayanağı bulunmadığı gibi, 6102 sayılı Kanun’un 5 46... . maddelerine göre esas tasfiye davası basit usulde görülürken ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tâbi bulunduğunu kabul etmek için bir neden de bulunmamaktadır. Şirketin 6102 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilmesi durumunda, sonlandırılması gereken hukuki ihtilaflar nedeniyle aynı maddenin on beşinci fıkrasında belirtilen imkândan yararlanılarak terkin edilen şirketin taraf sıfatını yeniden kazanmasına yönelik ihyası da mümkündür. Ancak böyle bir durumda verilecek olan ihya kararı, hukuka aykırı terkin işleminden farklı olarak 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesi anlamında bir ek tasfiye niteliğinde olacaktır. Zira böyle bir durumda, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmamakta, ortaya çıkan hukuki ihtilafın neticelendirilmesi amacıyla şirketin ihyası talep edilmektedir. Bu durumda verilecek olan ihya kararı da bu tür ihtilafın sonlandırılması çerçevesinde ifa edilecek ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olacak, ek tasfiye sürecine ilişkin olarak 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesi uygulama alanı bulacaktır. 6102 sayılı Kanun’un 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmamış olsa da, çekişmesiz yargı işlerinin fıkrada sayılanlarla sınırlı olmadığı, kanun koyucunun örnek babından bir kısım çekişmesiz yargı işlerini gösterdiği, kaldı ki bilahare yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı Kanun’da hüküm haline getirilecek bir müessesenin çok daha önceden yürürlüğe girmiş olan 6100 sayılı Kanun içinde yer almamış olmasının işin tabiatı gereği olduğu, dolayısıyla 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesinde bir işin çekişmesiz yargı işi olup olmadığının tespiti için belirtilen ölçütlerden “İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller” ve “İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller” şeklinde belirtilen ölçütler esas alındığında, ek tasfiyenin çekişmesiz yargı işi olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli, 2024/11-251 E., 2025/468 K. sayılı kararı). Dava, açıklanan bu niteliği itibariyle 6100 sayılı Kanun’un 382. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işi kapsamında olup, ilk derece mahkemelerinin çekişmesiz yargı işleri bakımından verdikleri kararlara karşı vaki istinaf başvuruları bakımından bölge adliye mahkemelerince verilen kararlara karşı, 6100 sayılı Kanun’un 362/1-ç hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli, 2024/11-251 E., 2025/468 K. sayılı kararı uyarınca temyiz yolu kapalı olan bu dosyaya ilişkin olarak, mahkemece verilen 10.09.2025 tarihli kararın istinaf incelemesi için ilgili Bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesinin 15.12.2025 tarihli mahalline iadesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Kanun yolu değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine İADESİNE, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.