12. Hukuk Dairesi 2025/7105 E. , 2026/667 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Alacaklının …
12. Hukuk Dairesi 2025/7105 E. , 2026/667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Alacaklının katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde; 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 365/1. maddesinde; “İstinaf yoluna başvurma, yasal süre geçtikten sonra yapılır veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara veya vazgeçme nedeniyle itiraz veya şikâyetin reddine yahut süresi geçmiş bir şikâyete ilişkin olursa, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemesi, birinci fıkra kapsamına girdiği hâlde reddine karar verilmemiş başvuruyu geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, temyizen incelenmesi istenen karar, alacaklının istinaf isteminin yasal süre aşımından reddine ilişkin olup, anılan kararın temyiz kabiliyeti bulunmamaktadır. Buna göre, Dairemizce incelenmesi istenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İİK’nın 365/1-son maddesinde belirtildiği üzere KESİN nitelikte olduğundan, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK'nın 364. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca alacaklının temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 2-Asıl ve birleşen dosyada şikayetçi borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde, Mahkeme kararlarında hükmün nasıl oluşturulacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde detaylıca açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesine göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.” Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir(Hukuk Genel Kurulu-2007/14-778 Esas, 2007/611 Karar, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; asıl dosyada dayanak ilam ile tahliye adresi uyuşmadığı gerekçesiyle ilama aykırılık şikayeti nedeniyle takibin iptali ve taşınmazın ve şahsi eşyaların tarafına teslimini, birleşen dosyada memur muamelesini şikayet ile icra müdürlüğünün 09.08.2022 tarihli ret kararı kaldırılarak tahliye işleminin iptali isteminde bulunmasına karşın mahkemece asıl ve birleşen dosyada şikayetin kabulü ile 21.07.2022 tarihli tahliye işleminin iptaline karar verildiği, asıl dosyadaki talepler yönünden hüküm tesis edilmediği görülmüştür. Bu durumda, 21.03.2023 tarihli kararla; asıl ve birleşen dosyada şikayetin kabulüne karar verilmesine rağmen HMK'nın 297. maddesi gözetilmek suretiyle, asıl dosyada müstakil hüküm kurulmaması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. HMK'ya 22.07.2020 gün ve 7251 sayılı Kanunun 27. maddesi ile "Hükmün tamamlanması" başlığı ile eklenen 305/A maddesi kapsamında değerlendirildiğinde; HMK'nın 305/A maddesi ile yapılan yasal düzenleme "(1)Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." şeklinde olup, hükümdeki eksikliklerin, maddedeki şartların oluşması halinde, usul ekonomisi de dikkate alınarak bir an önce giderilebilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, borçlunun, İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli kararına karşı asıl dosyadaki şikayet yönünden müstakil hüküm tesis edilmesi talebi 06.06.2023 tarihli ek kararı ile reddedilmişse de İlk Derece Mahkemesince, HMK'nın 305/A maddesi kapsamında borçlunun hükmün tamamlanması talebinin değerlendirilmesi gerekirdi. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 01.07.2025 T. ve 2023/2028 E., 2025/1327 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İstanbul 40. İcra Hukuk Mahkemesinin 21.03.2023 T. ve 2022/259 E., 2023/216 K. sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Dr. ... ile ...'ın Karşı Oy Yazısı: Şikayetçi borçlu vekili, aleyhine başlatılan ilamlı icra takibine dayanak ilamda 9 39... Parsel 12 no’lu bağımsız bölüme yönelik el atmanın önlenmesi ile taşınmazdan tahliyesine hükmedildiği halde 21.07.2022 tarihinde ilama konu olmayan müvekkiline 13 no’lu taşınmaza izinsiz zorla girilerek borçlu şirkete ait şahsi eşyaların alındığını takibin bu nedenle iptalini, taşınmazın borçluya teslimini, ev ve şahsi eşyalarının adli yedieminden alınarak bedelsiz olarak borçluya teslimini talep etmiştir. Şikayetçi borçlu vekili birleşen şikayet dilekçesinde; icra müdürlüğünden 01.08.2022 tarihinde tahliyenin iptali ile masrafı alacaklıdan karşılanmak üzere muhafaza altına alınan eşyaların tarafına adresi ile taşınmazın tarafına iadesini talep ettiğini, ancak 09.08.2022 tarihli kararla ilamdaki daire ile tahliye talebindeki dairenin farklı olduğu gözetilmeksizin taleplerinin reddedildiğini belirterek 09.08.2022 tarihli ret kararının kaldırılarak taşınmazın tahliyesinin iptali ile masrafı alacaklı tarafından karşılanmak üzere muhafaza altına alınan eşyaların tarafına iadesi ile taşınmazın teslimini talep ettiği görülmüştür. Asıl şikayet ile birleşen şikayet dosyalarında borçlu şirketin talebi ilama aykırılık nedenine dayalı tahliyenin iptali istemidir. İlk Derece Mahkemesince ilama aykırılık nedeniyle asıl ve birleşen dosya şikayetlerinin kabulü ile; İstanbul 22. İcra Dairesinin 2022/15916 Esas sayılı icra takip dosyasında gerçekleştirilen 21.07.2022 tarihli tahliye işleminin iptaline karar verilmiştir. Şikayetçi borçlu vekili tavzih dilekçesinde; mahkemece asıl ve birleşen şikayetlerinin kabul edildiğini, kararın uygulanmasını talep ettiklerini, icra müdürlüğünce dava konusu taşınmaza gidilerek tespit yapılmasını, taşınmazda başka birisinin bulunduğunun tespiti halinde uygulama konusunda nasıl hareket edileceği hususunun mahkemeden sorulmasına karar verildiğini, bu nedenle kararın açıklanmasını tavzih yolu ile talep ettiğini, dava konusu 13 no’lu taşınmazdan 3. kişilerin bulunması halinde 3. kişilerin taşınmazdan tahliyesi sağlanarak borçluya teslimi ile muhafaza altına alınan kendisine ait şahsi ve ev eşyalarının borçluya iadesi ve yedieminlik ücretinin takip alacaklısından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi HMK'nın 305/2. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hükmün HMK'nın 305. maddesi gereğince tavzihini gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği, ek karara karşı şikayetçi borçlunun istinaf dilekçesi sunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince kararın talebe uygun olarak tahliye işleminin iptali olduğu, tahliye esnasında taşınmazda bulunan eşyaların iadesinin ise icra müdürlüğüne yapılacak başvuru ile mümkün olduğundan mahkeme kararına ihtiyaç olmadığı, tavzih edilecek bir husus bulunmadığından istemin reddine karar verildiği, bu kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere temyizde inceleme konusu karar borçlunun tavzih talebinin reddine ilişkin kararına karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye mahkemesinin istemin esastan reddi kararıdır. Mahkemece asıl ve birleşen şikayet kabul edilerek ilama aykırı tahliye işlemi iptal edilmiş olup, bu iptal kararının infazı ilama aykırı şekilde tahliye edilen taşınmaz borçluya teslimi ile bu taşınmazdan çıkarılıp yediemine teslim edilen borçluya ait eşyaların teslimi ile sağlanabilir. Kararın infaz sürecindeki usulsüzlüklerin ayrıca şikayet konusu yapılabileceği şüphesizdir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararlarında belirtildiği üzere hükmün tavzihini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Öte yandan asıl ve birleşen şikayetlerin konusu ilama aykırılık nedeniyle takibin iptali ile taşınmazın ve şahsi eşyaların borçluya tesliminden ibaret olup, her iki şikayet arasındaki tek fark asıl şikayetin doğrudan icra mahkemesine yapılmasına karşılık birleşen şikayetin icra müdürlüğüne bu konuda yapılan başvurularının reddi kararından bahsedilerek aynı şikayetin tekrar yapılması olup, her iki şikayette de tahliye işleminin iptali istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosya ile ilgili her iki şikayeti de kabul edip, 21.07.2022 tarihli tahliye işleminin iptaline karar verilmiştir. HMK'nın 305/A maddesi kapsamında yargılamada ileri sürülmesine rağmen karar verilmeyen bir husus da yoktur. Zaten borçlu vekilinin HMK 305/A maddesi kapsamında hükmün tamamlanması talebini içeren bir başvurusu da bulunmamaktadır.. Borçlu HMK'nın 305. maddesi kapsamında hükmün tavzihi talebinin HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talebi olarak değerlendirilip, borçlunun hükmün tamamlanması talebinin değerlendirilmediği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılıp, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyoruz. Ayrıca Dairemizin bozma gerekçesinde asıl dosyadaki talepler yönünden hüküm tesis edilmediği gerekçesine yer verilmiş ise de, İlk Derece Mahkeme kararında hem asıl hem birleşen şikayet yönünden karar verildiği anlaşıldığından bu gerekçeye de iştirak edemiyoruz.. Sonuç olarak hükmün tavzihini gerektiren bir durum olmadığı, borçlunun hükmün tamamlanması yönünde bir talebi de bulunmadığından, kararın onanması görüşünde olduğumuzdan, çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılamıyoruz. 09.02.2026