4. Ceza Dairesi 2026/973 E. , 2026/3306 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1286 E., 2022/1472 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 08.12.2025 tarihli ve 2023/8289 Esas, 2025/20302 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2026 tarihli ve 4-2022/162406 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtil…
4. Ceza Dairesi 2026/973 E. , 2026/3306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1286 E., 2022/1472 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizin 08.12.2025 tarihli ve 2023/8289 Esas, 2025/20302 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2026 tarihli ve 4-2022/162406 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ ''Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, ....isimli internet haber sitesinde, 05.05.2020 tarihinde Cumhurbaşkanının fotoğrafı ve üzerinde "..... " "....." şeklinde yazı bulunan görseli paylaşımı ile 10.08.2020 tarihinde yayınlanan ... yazdı, başlıklı yazıda "Türk Milleti, Diploması ve serveti şaibeli, sürekli yalan söyleyen, Cumhuriyetimizin kurucularına düşman, İhvan anlayışı ve İran tipi İslam devleti menzilini ... ile birlikte hedefleyen, 2020 yılında hala buzdolabı sayısı ile insanları kandırmaya çalışan, o buzdolabının bomboş olduğunu göremeyen, biat isteyen, demokrasi ile hiç ilgisi olmayan dikta özentisi ... Genel Başkanı.", "Tek nişan yüzüğünden, dünyanın en zengin aileleri arasına giren, ... ve İhvan kafalı işbirlikçi" şeklindeki paylaşımının, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesinin'' hukuka aykırılık oluşturduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı yasanın 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir. Eon/Fransa davasında AİHM, bir siyasî eylemcinin, 2008 yılında Fransa Cumhurbaşkanı‘nın ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Defol git, salak herif” yazılı bir pankart açarak Fransa Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten hüküm giymesini incelemiştir. AİHM, bu içtihadında yerginin, pek çok kez, özünde var olan abartma ve saptırma vasıfları yoluyla, doğal olarak kışkırtmayı ve galeyana getirmeyi amaçlayan bir sanatsal ifade ve toplumsal eleştiri biçimi olduğunu belirttikten sonra, ceza verilmesinin, güncel konular hakkında yergi niteliğinde ortaya konulan ifade biçimleri üzerinde bir soğutma etkisi yapmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Bu tür ifade biçimlerinin kendisi, kamu menfaatini ilgilendiren sorunların serbestçe tartışılmasında oldukça önemli bir rol oynayabilmektedir ki; serbest tartışma olmadan demokratik toplum mümkün olamaz (Eon/Fransa, 26118/10, 14.03.2013) Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 18.01.2022 tarih ve 2017/16-1152 Esas, 2022/28 sayılı kararında; ... isimli sosyal paylaşım sitesinde Cumhurbaşkanına atfen "... haininin yaptığı anlaşmalar - ...'lilere ithaf olunur" başlığı altında yazılar yazan ve bunu site kullanıcıları ile paylaşan sanığın somut olayın koşullarında kullanmış olduğu ifadelerin Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûmiyetinin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi açısından, siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu her zaman vurgulamıştır. Bu bakımdan olayın gerçekleşme koşulları ile birlikte sanığın amacı da gözetildiğinde sanığın yapıldığı iddia olunan anlaşmalardan hareketle Cumhurbaşkanının şahsına değil eylemlerine ilişkin eleştiride bulunduğu Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmişir. Açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın eyleminin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması kapsamında kalan, devleti yönetmekle görevli Cumhurbaşkanının politikalarını eleştirmek amacıyla paylaşılan şok edici nitelikte, rahatsız edici ve sarsıcı ağır eleştiri niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu nedenle somut olayda hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dairemizin 08.12.2025 tarihli ve 2023/8289 Esas, 2025/20302 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2.6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, Oy birliğiyle, 12.02.2026 tarihinde karar verildi.