12. Hukuk Dairesi 2026/1017 E. , 2026/828 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/hissedar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünü…
12. Hukuk Dairesi 2026/1017 E. , 2026/828 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/hissedar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 11.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; Şikayetçi/hissedar vekili, sair fesih iddiaları ile birlikte satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 17.12.2024 tarihli ihalenin feshi istemiyle sulh hukuk mahkemesine başvurduğu, mahkemece; ihalenin feshi isteminin reddi ile ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedildiği, şikayetçi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, bu kararın şikayetçi tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yargılamaya hakim olan ilkeler bölümünde düzenlenen 33. maddesinde yer alan “Hakim, Türk hukukunu re'sen uygular” ilkesi gereğince hakim taraflarca ileri sürülen maddi vakıalar ile bağlı ise de, onların hukuki nitelendirmeleri ile bağlı değildir. Diğer bir ifade ile 04.06.1958 tarih ve 15/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği üzere, hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ve onların tavsifleri ile bağlı değildir. Kanunları re'sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i talepleri karara bağlamakla mükelleftir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur. İhalenin feshi şikayetinde; şikayetçi tarafından maddi vakıa olarak açıkça satış ilanının usulsüz tebliğ edildiğinin ileri sürülmesi yeterli ve gereklidir. Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 82. maddesinde "İstifa eden vekilinin vekalet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, şikayetçi vekili Av. ... tarafından İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/136 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi dosyasında 17.03.2021 tarihli vekillikten çekilme talebinde bulunulmuşsa da bu dilekçenin şikayetçi asile tebliğ edildiğine dair aynı ortaklığın giderilmesi dosyasında yada satış dosyasında herhangi bir belge ve bilgiye rastlanılmamıştır. HMK'nın 81. maddesinde uyarınca "Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur." hükmünü hâvidir. Keza HMK'nın 8/1. maddesinde ise; istifa eden vekilin vekâlet görevinin, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam edeceği öngörülmüştür. Bu durumda, satış karar tarihi itibariyle şikayetçi vekili Av. ... 'in vekilliği hukuken geçerli olup, satış ilanının bu vekile tebliği zorunludur. Şikayetçi, "satış ilanının usulsüz tebliğ edildiğini" şikayet dilekçesinde, istinaf başvurusunda ve temyiz aşamasında istikrarlı bir şekilde ileri sürmüştür. Bu durumda, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereğince, satış ilanının, dayanak ortaklığın giderilmesi dosyasında mevcut vekile tebliğ zorunludur. Emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekil varken asile gönderilen satış ilanı tebligatı yok hükmünde olup hukûki sonuç doğurmaz. Asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir. HMK'nın 322/2. maddesinin atfıyla İİK'nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (varsa vekiline) tebliğ edilmelidir. Şikayetçiye (varsa vekiline) satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebi olup, şikayetçi vekiline satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi de aynı hukûki sonuçları doğurur. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen nedenlerle şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir(Zira Dairemizin 10.12.2025 tarih, 2025/7887 E.-2025/8088 K., 16.05.2024 tarih, 2024/2709 E.-2024/4874 K., 21.10.2019 tarih, 2019/12061E.- 2019/15183 K. Sayılı emsal içtihatları benzer niteliktedir.). Yukarıda belirtilen nedenlerle; temyize konu kararın bozulması gerektiğinden, aksi yöndeki sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum.11.02.2026