12. Hukuk Dairesi 2025/4878 E. , 2026/468 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü …
12. Hukuk Dairesi 2025/4878 E. , 2026/468 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/üçüncü kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı-borçlu müflis ... Yem Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin alacaklıya olan borcundan dolayı başlatılan icra takibinden altı gün önce borçlunun maliki olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 4582 ada, 1 parsel, 8 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazını diğer davalı üçüncü kişi ...'a muvazaalı olarak devrettiğini, davalı-borçlu ... Yem Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin iflasına karar verildiğini, satışın alacaklıların takibinden korunmak amacıyla yapıldığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı üçüncü kişi ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,davanın kabulü ile, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi'nde bulunan 4582 ada, 1 parsel, 8 nolu bağımsız bölümün davalı ...'a devriyle ilgili 01/11/2018 tarihli tasarrufun, İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2019/14 İflas sayılı dosyasındaki alacak ile sınırlı olmak üzere iptaline karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davalı üçüncü kişi ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı üçüncü kişi ... vekillinin temyiz dilekçesi incelenmiştir. Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenme koşulları arasında iptali istenen tasarrufun, takip konusu borcun doğumundan sonra yapılmış olması da vardır. Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 114. maddesinde düzenlenen ve bütün davalar için geçerlilik taşıyan genel dava şartları yanında bir takım özel dava şartlarının varlığı da aranmaktadır. Tasarrufun iptali davasının kendine özgü dava şartları; geçici veya kesin aciz vesikasının varlığı, icra takibinin kesinleşmiş olması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve gerçek bir alacağın varlığıdır. Tasarrufun iptali davalarında iptali istenilen tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapılmış olması ön koşul olup, dava koşulunun var olup olmadığı belirlenmeden işin esası hakkında hüküm kurulamayacağından, bu husus mahkemece re’sen araştırılır Borç; alacaklının borçludan istemeye yetkili olduğu, borçlunun da yerine getirmek zorunda bulunduğu edimi içeren hukukî ilişkidir. Borç, bu ilişkiyle aynı anda doğabileceği gibi; borç ilişkisinden sonra da doğabilir. Borçlar, niteliklerine göre farklı sınıflandırmalara tabî tutulduğundan borcun doğum tarihleri de kimi zaman bu sınıflandırmalara bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Alacaklı, borçlanmanın gerçekleştiği tarihte borçlunun mal varlığına güvenerek işlem yapmış olduğundan, borcun doğumundan önceki tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturmaz. Bu nedenle borcun hangi tarihte doğduğu ve borcun doğumuna ilişkin hukuksal nedenin kaynağının somut durumun özelliğine göre ayrıca araştırılması gerekmektedir. Bu hususun yanısıra; İİK'nın 278/III-2’deki edimler arasındaki aşırı oransızlığa ilişkin hüküm, borçlu ile borçludan tasarrufa konu malı satın alan 3. kişi arasındaki tasarruflarda iptal nedenidir. Tasarrufun bu bent uyarınca iptal edilebilmesi için, malın veya hakkın satış tarihindeki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında aşırı oransızlık bulunması gerekir. Yargıtay uygulamasına göre, edimler arasında aşırı bir oransızlıktan söz edebilmek için tasarruf konusu malın veya hakkın, satış sözleşmesinde (tapuda, noterde, vs.) gösterilen satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında en az bir misli veya daha fazla fark bulunması gerekir. Şu hâlde, edimler arasında aşırı bir oransızlık olup olmadığının saptanabilmesi için iki unsura ihtiyaç vardır. 1- Tasarrufa konu mal ve hakkın satış değerinin belirlenmesi 2- Bu mal veya hakkın satış tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi Tasarruf konusu mal veya hakkın satış bedeli borçlu ile alıcı arasında yapılan satış sözleşmesinde gösterilen yazılı değerdir. Borçlu tarafından satılan iptal konusu taşınır (araç vs) veya taşınmaz (ev, arsa vs.) mal veya hak üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, ipotek ve haciz bedelinin alıcı 3. kişinin ödemesi koşulu ile satışın bu değerlerin tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu durumda, edimler arasındaki oransızlığın belirlenmesinde, tapu, trafik kaydındaki ipotek ve haciz kayıtlarının da göz önünde tutulması gerekir. Bunun için, tapuda veya noterde yapılan resmî sözleşmede gösterilen satış bedeline, alıcı 3. kişi tarafından ödenen ipotek ve haciz tutarı eklenerek “satış değeri” bulunur. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; alacaklı ile borçlu şirket arasındaki temel ilişkinin ve borcun doğum tarihine ilişkin bilgi ve belgelerin tespiti gerektiğinden, tarafların ticari defterleri temin edilerek, ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın doğduğu tarihin öncelikle tespit edilmesi gerektiği, alacağın devir tarihinden önce doğduğuna yönelik ön koşulun varlığının bulunduğunun tespit edilmesi halinde ise; dava konusu taşınmaza ait satışa ilişkin 01/11/2018 tarihli ve ... yevmiye nolu resmi senet içeriğinden anlaşıldığı üzere, taşınmazın 473.000,00 TL satış bedeli ile davalı tarafından ödeme yapılarak devralındığı ve devir sırasında taşınmazın üzerinde ... Bankası T.A.O. lehine ipotek bulunduğu, 02/11/2018 tarihinde davalı ... tarafından ilgili bankaya 473.000,00 TL ödeme yapılarak ipoteğin kaldırılmasının sağlandığı dikkate alındığında, davalı üçüncü kişi tarafından yapılan toplam ödeme miktarının 946.000,00 TL olduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın devir tarihindeki değerinin 1.035.000,00 TL olarak belirlendiği anlaşıldığından, mevcut bu durum karşısında, tapudaki satış bedeline ödenen ipotek bedeli de eklendiğinde, bedeller arasında misli aşan fark bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, Öte yandan, davalı üçüncü kişi ... tarafından taşınmazın devralındığı 01/11/2018 tarihinden yaklaşık yedi ay sonra 05/06/2019 tarihinde borçlu şirket yetkilisi ... ile davalı üçüncü kişi ... arasında akdedilen kira sözleşmesine istinaden taşınmazda borçlu şirket yetkilisinin oturmaya devam ettiği hususu dikkate alındığında, taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle yapılan kira ödemelerine ilişkin kayıtların getirtilerek incelenmesi ile diğer iptal sebepleri üzerinde durularak dava konusu tasarrufun İİK 278, 2 79... . maddeler gereğince iptale tabî olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı üçüncü kişi ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.