T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/757 Esas KARAR NO : 2025/2175 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2019/494 Esas- 2021/610 Karar TARİH: 01/07/2021 DAVA: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/757 Esas KARAR NO : 2025/2175 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2019/494 Esas- 2021/610 Karar TARİH: 01/07/2021 DAVA: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında bir dönem şirket ortaklığı ilişkisi mevcut olup; dava dışı şirketin %50 ortağı olan davalı taraf ortak olduğu dönem ve daha sonrasında şirketin ve müvekkilin zararına hareket ettiğini, müvekkil ile davalı, dava dışı şirkette münferit yetkili kılındıklarını, davalı tarafın, şirket adına kredi kartı çıkartıp bu kartı şahsi harcamalarında kullandığını ve yine şirketin kredi mevduat hesabından şahsi harcamalar yaptığını, müvekkilin, şirketin bu borçlarını tek başına ödediğini, oluşan borçlar nedeniyle davalı hakkında İstanbul Anadolu 17.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasındaki icra takibi başlattığını, davalının borca itiraz ettiğini, bunun üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın iptalini ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ilk derece mahkemesinde 22/10/2020 tarihli beyanında;; 2018 yılı temmuz ayında davacıya hissesini devrettiğini, devirden yaklaşık 1.5 yıl sonra kendisinden alacak talep etmesinin haksız olduğunu, böyle bir borcunun olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/07/2021 tarih ve 2019/494 Esas- 2021/610 Karar sayılı kararında;"Dava, itirazın iptaline ilişkindir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının, iki ortağı bulunan davacı şirketin ortaklarından biri olduğu, ... ...'a ait kredi karının 2016 yılından bu yana dava dışı şirket adına kullanımda bulunulduğu, davalı tarafından bu kredi kartı sebebiyle yapılan harcama bedellerinin şahsi harcama olduğunun davacı tarafından iddia edildiği, bu bedellerin davalıdan rücu edilmesi için davacı şirket tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu dosya kapsamı ile sabittir.Dava dışı şirkete ait ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak ve davalının şahsi harcamalarından dolayı dava dışı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğratmış ise zararın tespiti yönünden SMMM bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olup SMMM bilirkişi tarafından dava dışı şirketin defterleri incelenerek rapor düzenlenmiştir. Anılan raporda dava dışı şirketin defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, defter-i kebir ve envanter defterinin yazdırılmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından sunulan dekontların incelenmesinde kredi kartının ödemesi davalı tarafından vekil sıfatıyla ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafında kredi kartının borcuna ilişkin ödeme yapılmış ise de anılan kredi kartının dava dışı şirket adına davalının ortak olmadan önceki tarihte çıkartıldığı, yapılan harcamaların davalı tarafın şahsi harcaması olduğuna dair dosyada bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından dava dışı şirketin defterlerinin incelenmesinde her ne kadar kredi kartına ilişkin hiçbir kayıt bulunamamış ise de defterlerin usulüne uygun tutulmadığı bu sebeple itibar edilemeyeceği, davacının dava dışı şirkete ortak olmadan evvel benzer miktarlarda kredi kartı ekstre borcu bulunduğu, ekstre harcamalarına göre yapılan harcamaların şahsi harcama olup olmadığının net olarak tespit edilemediği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Mahkemece gösterilen deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak yetersiz gerekçe ile karar verildiğini, banka kayıtlarının değerlendirilmediğini, dava konusu olayın müvekkil ve davalı taraf arasındaki şirket ortaklığı kapsamında, davalı tarafça şirkete ait kredi kartı ve kredi mevduat hesabının hukuka aykırı bir şekilde şahsi harcamalar için kullanılması, ortaklık dönemi ve sonrasında şirket ve müvekkil zararına hareket edilmesinden ibaret olduğunu, bu talebin kabul görmemesi halinde dahi tarafların şirkete % 50 ortak olması sebebiyle ve devirden itibaren 2 yıl süre ile devredenin şirket borçlarından sorumlu olması sebebiyle ödenen bedelden davalının da hissesi oranında sorumlu olduğunu, davalı tarafın, haksız ve kötü niyetli olarak, şirket nam ve hesabından gerçekleştirdiği şahsi harcamalarını gizlemek maksadıyla, müvekkil iradesinde sakatlık meydana getirdiğini, müvekkilin, dava dışı şirketi tek ortak olarak yönetmek maksadıyla, davalı tarafta bulunan hisseleri aldığını, söz konusu hisse devrinin gerçekleştiğini, ortaklığın bitirildiğini, lakin işbu devir olgusunun, irade sakatlıkları barındırması hasebiyle, hukuka aykırı fiiller içerdiğini, zira, davalı tarafın şahsına ait borçları, müvekkile yükletme maksadıyla hareket ettiğini, söz konusu itibarla şahsi borcundan kurtulmak isteyen davalının kötü niyetli ve aldatma saikiyle hareket ettiğini, bu hususlar dikkate alınmaksızın usul ve yasaya aykırı olarak Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; yöneticinin sorumluluğu kapsamında davalının dava dışı ... Güzellik Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki hissesini devretmesinden önce şirket kredi kartı ve kredi mevduat hesabının kendi şahsi harcamaları için kullanılarak şirketi zarara uğrattığı ve söz konusu borçların davacı tarafından ödendiği iddiasıyla ödenen bedelin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesinde ortak olduğu dönemde davacı ile birlikte şirketi münferiden temsile yetkili müdür olan davalının dava dışı ... Güzellik Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki hissesini devretmesinden önce davacının haberi olmadan şirket adına kredi kartı çıkardığını, bu kredi kartı ve kredili mevduat hesabının kendi şahsi harcamaları için kullanarak şirketi zarara uğrattığını, söz konusu borçların davacı tarafından ödendiğini, yani yöneticinin sorumluluğu sebebiyle şirketin ve davacı ortağın zarara uğradığını ve bu zarara davacının katlandığını ileri sürmüş, hisse devrine ilişkin sözleşmenin söz konusu borçların davacıdan saklanmak ve davacının iradesinin sakatlanmak suretiyle yapılmasının sağlandığına ilişkin bir iddia ileri sürmemiştir. Söz konusu iddia ilk defa istinaf aşamasında ileri sürüldüğünden HMK'nın 357/1 maddesi uyarınca dinlenmesi ve incelenmesi mümkün değildir. Mahkemece davacının delil listesinde yer alan şirket ana sözleşmesi, şirketin banka kayıtları, icra dosyası celbedilmiş ve dava dışı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmış olup, gösterilen delillerin toplanmadığından söz etmek mümkün değildir. Bilirkişinin dava dışı şirketin banka kayıtları ve ticari defter ve kayıtları ayrıntılı olarak inceleyerek düzenlediği raporda, şirket adına çıkarılan kredi kartının davalının şirkete ortak olmadan önce çıkarıldığı, kredi kartı ve kredili mevduat hesabından yapılan harcamaların kim tarafından ve hangi amaçla (şirket için mi yoksa davalının şahsi harcamaları için mi) yapıldığının tespit edilemediği, kredili mevduat hesabının davalının şirkete ortak olmadan önce de aktif bir şekilde kullanıldığı, kredi kartı harcamalarında davalı ortak olduktan sonra alışveriş işlemi bulunmadığı, sadece banka tarafından tahakkuk ettirilen faiz+BSMV ile dava dışı şirket tarafından asgari ödeme tutarlarında yapılan ödeme işlemlerinin yer aldığının belirlendiği, söz konusu harcamaların ticari defterlere kaydedilmediği ve ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmadığı tespit edilmiş olup, bilirkişi raporu denetime ve hüküm kurmaya elverişlidir. Raporda tespit edilen hususların aksi yani davalının şahsi harcamaları sebebiyle şirketi zarara uğrattığı iddiası davacı tarafından yazılı olarak ispat edilememiştir. TTK'nın "Ortakların sorumluluğu" başlıklı 602/1 maddesi "Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur." hükmünü içerdiği, bu hüküm uyarınca davacı vekilinin davalının şirket borçlarından hissesi oranında sorumlu olduğuna dair istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Bunun yanında davacının da şirketi münferiden temsile yetkili müdür olduğu, şirketin yönetiminde özen gösterme yükümlülüğünün ve şirket ticari defter ve kayıtlarının düzgün tutulmasında sorumluluğunun bulunduğu ve konumu dikkate alındığında şirket banka hesaplarında yapılan işlemlerden haberdar olmamasının mümkün olmadığından davacının söz konusu iddialarına da itibar edilmemiştir. Bunun yanında somut uyuşmazlığa konu dava TTK'nın 644/1-a maddesi delaletiyle TTK'nın 553. maddesi uyarınca davalının dava dışı şirketin yetkili müdürü olduğu dönemde yaptığı kişisel harcamalar sebebiyle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla söz konusu zararın yöneticinin sorumluluğu kapsamında tahsili talebine ilişkin olup, iddia edilen zarar şirketin doğrudan, davacının dolaylı olarak uğradığı zarardır. Bu nedenle TTK'nin 555. maddesi uyarınca ortak, dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabileceğinden davacının iddia edilen zararın doğrudan kendisine ödenmesi talebinde bulunamayacağı ve icra takibinin de usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.