T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/441 - 2026/842 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/441 KARAR NO : 2026/842 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/11 E. - 2023/310 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görüle…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/441 - 2026/842 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/441 KARAR NO : 2026/842 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/11 E. - 2023/310 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2023 tarih ve 2023/11 E. - 2023/310 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2001/05229, 200501211, 201849931, 2012/54010, 2012/54017 sayılı "...", "...", "... tekstil", "... ...", "... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini, 2021/122464 numara ile başvurduğunu, başvurunun ilanına yapılan itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, müvekkili adına tescilli olan "..." markaları ile davaya konu “... ...” markasının, tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali bulunan markalar olduğunu, davalı şahsın müvekkili şirketin kendisi ile özdeşleşen ve bütünleşen “...” ibareli markasını birebir kullanarak müvekkili şirkete ait seri markalar ile aynı sınıflarda tescil ettirmek istediğini, davaya konu markanın, müvekkili şirketi ile aynı sektörde mal ve hizmet sınıflarına ilişkin olarak faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma amacı içinde olduğunu, müvekkili şirket markasının da ülke ve Dünya çapında tanınan bir marka olduğunu, davalının slogan niteliğindeki markasının içinde geçen “...” ibaresinin markanın asli unsurunu oluşturduğunu, markada yer alan “...”, “...” ibarelerinin “slogan marka” niteliğinde olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirketin markalarının serisi olarak algılanacağını, markalar arasında karıştırılma/iltibas ihtimalinin ortaya çıktığını, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markalarının ülke ve dünya çapında tanınmışlık kazandığını, davalının müvekkili şirketin tescilli markasına yakınlaşma çabası içinde olduğunu, davalının müvekkili markasından haksız yararlanma amacı güttüğünü ileri sürerek, ... YİDK'nin 2022-M-14494 sayılı kararının iptaline ve 2021/122464 sayılı "... ..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru kapsamında tescili istenilen sınıfların tamamının, davacı yana ait önceki tarihli markalar ile aynı, aynı tür ya da benzer mahiyetteki ürünleri kapsadığı, dava konusu başvuru bir bütün olarak değerlendirildiğinde markada algının "..." kelimelerinde toplandığı, davacı yana ait itiraz gerekçesi markalar incelendiğinde ise ... ortak ve esas unsurlu markalardan oluştuğu, dava konusu “...” markasının ilk dört harfinin, davacı yana ait markaların esas unsuru olan “...” kelimesini oluşturduğu, “...” ve “...” kelimelerinin sözlük anlamlarının birbirlerinden türetilmiş/çekimlenmiş kelimeler oldukları, nitekim aynı harf dizilimine sahip olmalarından ötürü yine kelimelerin telaffuzları açısından da aralarında yüksek düzeyli bir benzerliğin mevcut olduğu, davaya konu markada her ne kadar figüratif şekil unsuru, ... harfleri, “...” sloganının ve “...” ibareleri kullanılarak yeni bir marka yaratılmaya çalışılmışsa da bu farklılıklar davaya konu markaya ayırt edicilik sağlamada yeterli olmadığı, somut olay açısından davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022-M-14494 sayılı kararının iptaline, 2021/122464 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı marka başvurusu ile davacı mesnet markaları arasında mal/hizmetler açısından benzerlik bulunduğu değerlendirmesinin yerinde olmadığını, marka işaretleri arasında benzerlik değerlendirilmesi yapılırken, işaretlerin tüketiciler nezdinde bir bütün olarak uyandırdığı izlenimin esas alınması gerektiğini, markada yer alan unsurların parçalara bölünerek incelenmesinin iltibas değerlendirmesi hususunda yanıltıcı olacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının " ..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira dava konusu başvuruda algının "..." kelimelerinde toplandığı, davacı yana ait itiraz gerekçesi markalarında da "..." kelimesinin ortak ve esas unsur olduğu, dava konusu “...” markasının ilk dört harfinin, davacı yana ait markaların esas unsuru olan “...” kelimesinden oluştuğu, aynı harf dizilimine sahip oldukları, diğer yandan başvuru markasında bulunan figüratif şekil unsuru, ... harfleri, “...” sloganının ve “...” ibarelerinin davaya konu markaya ayırt edicilik sağlamakta yeterli olmadığı, ayrıca dava konusu başvuru kapsamında tescili istenilen sınıfların tamamının, davacı yana ait önceki tarihli markalar ile aynı, aynı tür ya da benzer mahiyetteki ürünleri kapsadığı, bu itibarla işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.