T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:20/01/2026 DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değer…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:20/01/2026 DAVANIN KONUSU:Zayi Belgesi Verilmesi GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Antalya Ticaret Sicili'ne kayıtlı olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2014 yılında Antalya'da eski eşi ortaklığı ile kurulduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren her iki ortağın da müdür olarak kayıtlı olduğunu, şirket kuruluşundan sonra hiçbir zaman fiili faaliyette bulunmadığını, bu nedenle muhasebeci tarafından da beyanname verilmediğini, şirket 2015 yılında vergi dairesi nezdinde resen terk edilmiş olmasına rağmen, ATSO kayıtlarında halen aktif göründüğünü, şirketin karar defterinin aradan geçen uzun süre nedeniyle kayıp durumda olduğunu, karar defteri bulunmadığından dolayı şirketin tasfiye süreci başlatılamadığını, hisse devrinin yapılamadığını ve şirketle ilişiğinin hukuken sona erdirilemediğini, bu durum nedeniyle Bağ-Kur kaydının düşmediğini, işsiz olmasına rağmen işsizlik ödeneği alamadığını bildirerek, Antalya Ticaret Sicili'ne kayıtlı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait karar defterinin zayi olduğunun tespiti ile zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davacı tarafça karar defterinin kaybedilmesine ilişkin olarak TTK'nın 82/7. maddesinde belirtilen şekilde bir sebep ileri sürülmediği, ileri sürülen zayi nedeninin TTK'nın 82/7. maddesi uyarınca olağan dışı ve önlenemez nedenlerden kaynaklanmadığı, davacının basiretli tacir gibi davranmamış olduğu ve defterlerin saklanmasında gereken özeni göstermediği, şirkete ait defterlerin zayii şartlarının oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin fiili gerçeklikle örtüşmediğini, zira dava konusu şirket karar defterinin davacının hiçbir zaman zilyetliğinde ve kullanımında olmadığını, şirketin kuruluşundan itibaren muhasebeci nezdinde tutulup muhafaza edildiğini, basiretli tacir gibi davranma değerlendirmesinin karar defterini davacının fiili hakimiyetinde bulunduğu varsayımına dayandığını, bu sebeple bu değerlendirmenin yerinde olmadığını, Antalya Vergi Dairesi nezdinde şirketin resen terk edilmesi sebebiyle 10 yılı aşkın süredir muhasebe ofislerinde adres ve yer değişiklikleri yaşandığını, bu nedenle davacının iradesi dışında karar defterine ulaşmanın imkansız hale geldiğini, ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuki ve sosyal sonuçlarını değerlendirmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Zayi belgesi talep eden davacı öncelikle bir ziyaa olayının vuku bulduğunu ve bu ziyaanın TTK'nın 82/7. maddesinde belirtildiği hallerden veya benzeri bir olay sonucu meydana geldiğini, defterlerin korunması amacıyla gereken dikkat ve özeni göstermiş olduğunu, ziyaanın onun iradesi dışında meydana geldiğini, yasa gereği tutmak ve saklamak zorunda olduğu şirkete ait karar defterini emin koşullarda saklayıp, muhafaza ettiğini ispatlamak zorundadır. Bu durumda davacı şirket, kanunen saklamakla yükümlü olduğu belgeleri muhafaza etmek için basiretli bir tacirin alması gereken tedbirleri aldığını, özen görevini yerine getirdiğini, belgelerin zayi olmasında kusuru olmadığını ispat edemediğinden, davanın reddine karar verilmesi doğru olup, davacı temsilcisinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...