12. Hukuk Dairesi 2025/6714 E. , 2025/7775 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafl…
12. Hukuk Dairesi 2025/6714 E. , 2025/7775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı; İİK'nın 276. Maddesi "Tahliyesi istenilen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremez ise derhal tahliye olunur. Borçlunun nesep ve sebepten usul ve füruu, karı ve kocası ikinci dereceye kadar kan ve sıhri hısımları ve iş ortakları ile borçluya tebaan mecurda oturdukları anlaşılan diğer şahıslar, bu madde hükmünün tatbikinde üçüncü şahıs sayılmazlar" hükümlerini öngörmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Aile Konutu" başlıklı 194/1 maddesinde; Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz, hükmü yer almaktadır. Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Bu nedenle bu denli önemli bir mal varlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına işlem yapması diğer eşin önemli yararlarını etkileyebilir. Bunun sonucu olarak madde, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesinin feshini, bu konutun başkalarına devrini, konut üzerindeki hakları ve buna benzer diğer hukuki işlemlerle tamamen ya da kısmen sınırlamasını diğer eşin rızasına bağlanmıştır. Maddede aile konutunu eşlerden birinin kiralaması halinde diğer eşin bir bildirimle sözleşmenin taraf haline gelmesi öngörülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Aile Konutu başlıklı 349. maddesi Türk Medeni Kanunu'n 194. maddesi ile uyumlu olarak kaleme alınmıştır. TBK'nın 349 maddesinin birinci fıkrası TMK 194/1 de olduğu gibi "Aile Konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez" hükmü düzenlenmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında "Kiracı olmayan eşin kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması halinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır." ifadesine yer verilmiştir. Böylece evlilik birliğinin korunması amacıyla eşlerde birinin kiracı sıfatıyla tek başına hareket ederek diğer eşin açık rızası olmaksızın sözleşmeyi sona erdirmesi önlenmek istenmiştir. TMK 194/1 fıkrası ile TBK'nın 349/son fıkrasında geçen "fesih"sözcüğünü "yazılı tahliye taahhütnamesinde bulunmayı" da kapsayacak şekilde geniş anlamak gerekir.(Kılıçoğlu, Ahmet; Medeni Kanunu'nun Aile-Miras-Eşya Hukukuna Getirdiği Yenilikler, Ankara 2004 s-49; Keleş, Şanver; Kiralanan Taşınmazların İlamsız Tahliyesi, Ankara 2009 s. 577) Çünkü kiracı yazılı tahliye taahhütnamesinde bulunmakla, belirli bir tarihte aile konutunu boşaltmayı (tahliye etmeyi) kabul etmektedir ki bu durum da fesih ile aynı sonucu doğurmaktadır. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere aile konutu ile ilgili olarak kiracı olmayan eşin açık rızası olmadığı sürece kiracı eşin verdiği tahliye taahhüdü geçersizdir. Bunun sonucu olarak kiraya veren kiracı olmayan eşin aile konutundan tahliyesini talep edemez.(Kılıçoğlu age s. 50; Şıpka Şükran, Aile konutu ve Diğer Eşin Rızasına Bağlı İşlemler ( 12.BD.S.3.Y.68 Temmiz 2003 s.47) Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi ile TBK'nın 349. maddesi İİK'nın 276/son fıkrasındaki "borçlunun karısı veya kocasının üçüncü kişi sayılamayacağı" varsayımını kaldırmıştır. Kiracı olmayan eş kanunda yazılı şartlar gerçekleştiğinde üçüncü kişi olarak değerlendirilmelidir. Böylece kiracı olmayan eş kiracı olan eşin kötü niyetli tasarruflarından korunacak ve TMK'nın 194 ve TBK'nın 349. maddesi uygulama alanı bulacaktır. Buna göre tahliye taahüdüne dayalı tahliye takibinin icrasında taşınmazda bulunan eş taşınmazın aile konutu olduğunu iddia ettiğinde icra müdürü İİK'nın 276 maddesinde yazılı usulü uygulamak zorundadır.(Keleş, age S.579) İcra müdürünün İİK'nın 276/son fıkrası uyarınca kiracı olmayan eşin borçluya tebaan oturduğu, üçüncü kişi sayılmayacağı gerekçesi ile tahliyenin icrası için kiracı olmayan eşe süre vermesi işlemi hukuka aykırıdır. İcra Müdürünün tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğu iddiası ile karşılaşır ise tahliyeyi tehir ile üç gün içinde İİK'nın 276/2 fıkrasına göre keyfiyeti icra mahkemesine bildirmek zorundadır. Aksi halde kiracı olmayan eş tahliyenin icrası işlemini şikayet konusu yapabilir. Çünkü tahliye taahhüdüne dayalı takipte bu taahhüdün verilmesine diğer eşin açık rızası bulunmadığı için geçersizdir. Geçersiz tahliye taahhüdüne dayalı takip de geçersiz olacaktır. Bu halde taşınmazların ilamının icra yolu ile takipte taraf olmasa dahi, icra müdürünün tahliyenin icrası işlemini iptal ettirmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında "şikayetçinin bu yerin "Aile Konutu" olduğunun tespitine yönelik olarak açılmış bir davanın ve aile mahkemesince yapılmış bir belirlemenin bulunup bulunmadığı araştırılması sonucuna göre gerektiğinde şikayetçiye tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunu ispata yönelik olarak aile mahkemesine dava açma yetkisi ve olanağı verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi" ilkesi benimsenmiştir. HGK'nın 26.10.2005 T. 2005/12- 676 E., 2005/600 K.; HGK'nun 19.10.2005 T., 2005/12-652 E., 2005/583 K. 12 HD. 2.12.2008 T., 2008/18256 E, 2008/21472 K; 12... .06.2006 T.; 2006/11068 E., 2006/13978 K.; 12 HD. 16.05.2006 T. 2006/7966 E., 2006/11221 K; 12... .03.2014 T. 2014/3776 E, 2014/7329 K; 12 HD. 26.02.2014 T. 2014/2701 E, 2014/5362 K; 12... .06.2014 T. 2014/14427 E. 2014/16966 K; 12 HD. 11.06.2014 T. 2014/14428 E., 2014/16965 K.) Somut olayda şikayetçi ...'ün eşi ... aleyhinde tek başına vermiş olduğu tahliye taahhütnamesine dayalı olarak alacaklı ... tarafından ilamsız icra yoluyla tahliyesi için takip başlatıldığı, kiracı ...'e örnek 14 tahliye emrinin gönderildiği, icra takibinin kesinleştirilerek 28.08.2013 tarihinde kiralanan taşınmaza tahliye için gidildiği, şikayetçi kiracı olmayan eşe taşınmazı tahliye etmesi için iki haftalık süre verildiği aksi halde cebren tahliye edileceğinin bildirildiği, şikayetçinin ise mahkemeye başvurarak taşınmazın aile konutu olduğu, tahliye taahhütnamesine rızasının olmadığını, eş rızası olmadan verilen tahliye taahhüdünün geçersiz olduğu bu taahhüde dayalı olarak yapılan icra takibinin de hukuka aykırı olduğu taşınmazda eşi, okul çağındaki çocuğu ile birlikte ikamet ettiği, okul açılım zamanında taşınmazın tahliye etmesinin kendini maddi ve manevi açıdan zor duruma düşüreceğini ileri sürerek tahliyenin iptaline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince şikayetçinin takipte taraf olmadığı için "davanın aktif hümmet yokluğundan" reddine karar verdiği, kararın şikayetçi vekilince istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetçinin icra takibinde taraf olmadığı, kira sözleşmesinde eşinin taraf olduğu, tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmadığı, taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine ilişkin aile mahkemesinden karar alınmadığı gerekçesi ile istinaf istemin reddine karar verildiği, kararın şikayetçi vekilince temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladığımız üzere TMK 194/1 TBK 349/ son fıkraları uyarınca aile konutu ile ilgili olarak kiracı olmayan eşin rızası alınmadan kiracı olan eş tarafından verilen tahliye taahhüdü geçersiz olup buna dayalı olarak taşınmazların ilamsız icra yoluyla yapılan icra takibi de kiracı olmayan eş yönünden sonuç doğurmaz. Kiracı olmayı eş İİK'nın 276 maddesi uyarınca üçüncü kişi konumunda olup takipte takipte taraf olmasa bile tahliyenin icrası işlemini iptali için icra mahkemesine başvurmakta hükuki yararları bulunmaktadır. Yukarıda yerleşik Yargıtay kararları uyarınca mahkemece tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğu iddiası üzerinde durulmalı, şikayetçinin bu yeri "aile konutu" olduğunun tespitine yönelik olarak açılmış bir davanın ve aile mahkemesince yapılmış bir belirlemenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı; sonucuna göre gerektiğinde şikayetçiye tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunun ispatına yönelik olarak aile mahkemesine dava açma yetkisini ve olanak verilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum.02.12.2025