11. Hukuk Dairesi 2012/7140 E. , 2012/9919 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2011 tarih ve 2009/315-2011/550 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/05/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara…
**11. Hukuk Dairesi 2012/7140 E. , 2012/9919 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2011 tarih ve 2009/315-2011/550 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/05/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı adına kayıtlı Zafer 15 isimli teknenin müvekkiline (5.857) Euro rıhtım bağlama ücreti ile (416) Euro elektrik borcunun bulunduğunu ileri sürerek, (7.402) Euro fatura bedelinin karşılığı (15.590,84) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ticari merkezinin bulunduğu Pendik Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, müvekkilinin teknesinin marinada bakım ve konaklama amacıyla değil, üzerine aparat konarak yüzer iskelelerin sabitlenmesi, tonazların bakımının yapılması için bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının gemininin marinada kaldığını kabul edip, bunun hukuki sebebinin farklı olduğunu savunduğu, gerekçeli inkar veya vasıflı inkar da denilen bu savunmanın bölünemeyeceği ve inkar eden aleyhine delil teşkil etmeyeceği, bilakis vakıayı ileri sürenin onu ispat etmesi gerektiği, bu durumda davalıya ait geminin davacıya ait marinada bağlama sözleşmesi uyarınca kaldığını ispat yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, sicil kayıtlarına göre davalıya ait geminin su tankeri cinsinde olup tonaz almak v.b işlerde kullanıldığı, bu tip bir geminin asıl kullanım amacının dışında herhangi bir marinada tutulmasının ekonomik bulunmadığı gibi uygulamada pek rastlanan bir durum da olmadığı, davacının bağlama sözleşmesine ilişkin bir delil sunmadığı gibi gemi için elektrik kullanıldığına dair bir belgenin de bulunmadığı, davacıya ait kapanış tasdikleri de yaptırılmış defterlerde, davacının dayandığı fatura bedelinin davalı adına borç kaydedildiği, ancak davalı defterlerinin davacı tarafından kesin süreye rağmen talimat giderleri karşılanmadığından incelenmediği, bu durumda sadece davacıya ait defter kayıtlarının alacağın varlığına yeterli görülmediği, zira ancak tarafların usulüne uygun şekilde tutulmuş ve birbirini teyit eden defterlerin lehe delil teşkin edeceği, tanık beyanlarından da davalı gemisinin davacıya ait marinada tonaz zincirlerinin atılması, römork işlerinin yapılması v.b işler için bulundurduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve tarafların önceleri Halikarnas Şirketler Grubunun ortakları iken dava konusu tankerin davacıya ait marinada bulunduğu, ortaklığın ayrılması sonrasında yapılan paylaşımda da su tankerinin davalıya isabet ettiği hususunun tarafların kabulünde olmasına, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise ortaklığın son bulmasından sonra eski yerinde kalmaya devam eden su tankerinden, davacının çeşitli işlerde faydalandığının anlaşılmış bulunmasına, bu durum karşısında davacının, dava konusu su tankerinin marinasında kaldığı süre için ücret istemesinin mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.