T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/504 Esas KARAR NO : 2025/2059 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/6 Esas- 2022/781 Karar TARİHİ: 29/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/504 Esas KARAR NO : 2025/2059 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2021/6 Esas- 2022/781 Karar TARİHİ: 29/11/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya taraf her iki şirketin ticari varlıklarını sürdürebilmeleri için kamyon gibi ağır araçları ticari işlerde kullandıklarını, inşaat şirketi olan davalı yan ile müvekkili olan davacı arasında ticari işleri sırasında kullanılmak amacıyla ...-... marka, NMB94216212093948 Şasi numaralı ve ... plakalı (satış sonrası ... plakalı) damperli kamyonun satışına ilişkin Bursa 18. Noterliği'nde 20.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi imzalandığını, aracın satım ve teslim alınmasına müteakip yolda arızalanması üzerine müvekkili tarafından hemen yetkili servise götürüldüğünü ve serviste yetkili personel tarafından inceleme yapılmasına müteakip durumun davalıya 14.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile bildirildiğini, dava dışı ... Türk Ticaret A.Ş. Milas Şubesi’nce yapılan denetimlerinde motor yağ filtresinin sökülmüş ve aşırı çapaklanma olduğunun gördülmüş olduğunu, bunun üzerine motorun sökülerek serviste dağıtıltığını ve yapılan kontrollerde 2. silindir kol yatağı ve krank mili yataklarında eksenel boşluğun fazla olduğunun tespit edildiğini, daha sonra ise krank milinin de söküldüğünü ve gezi yatağında tek taraflı hasar olduğunun görüldüğünü, oluşan çapakların motor yağ sistemine dağılması sonucunda da motorda ses şikayeti oluşturduğunu, bu hasar ve ayıpların ... Türk Ticaret A.Ş. Milas Şubesi tarafından düzenlenen raporla da sabit olduğunu, işbu hasar ve ayıpların tespit edilmesi amacıyla Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvuru yapıldığını ve Mahkemece 2020/38 D.İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, tespit dosyasına sunulan raporun sonuç kısmında araçtaki arızanın aracın tozlu ortamda çalışmasından ve zamanında bakım yapılmadığından motorda hasarın meydana geldiğinin, motorun yeniden yapılarak faal hale gelmesi için KDV hariç 97.500 TL masraf oluşabileceği kanaatine varıldığının belirtildiğini, işbu bilirkişi raporu ve mahkeme tespiti üzerine İzmir 6. Noterliği'nden 07.10.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiğini ve bu ihtarname ile araçta arızanın meydana geldiği ve arızanın satıcıdan kaynaklandığının raporlar ile tespit edildiği, bu raporlar doğrultusunda aracın motor arızasının giderilmesi için gerekecek tutarın satıcı tarafından karşılanması gerektiğinin bildirildiğini ancak davalı tarafından herhangi bir cevap verilmediği gibi bir ödeme de yapılmadığını, onarım bedelinin davalıdan tahsili amacıyla davalı hakkında İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile toplam bedel olan 77.095,10 TL tutar üzerinden icra takibi başlatıldığını, itiraz edilmesi nedeni ile takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davalının haksız ve dayanaksız itirazının iptaline, davalının itirazı nedeniyle durdurulmuş olan istanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı takibinin talep edilen miktar üzerinden devamına, takibe konu alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, davalı/borçlu aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarafların davalıya ait ... plakalı (satış sonrası ...) damperli kamyonun 200.000,00 TL bedelle satımı konusunda anlaşmaya vardıklarını ve bu anlaşma neticesinde davacının talebi olmadığı için "Ekspertiz raporu" alınmadan Bursa 18. Noterliğinin 20.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi yapılarak ... plakalı damperli kamyonun satımının yapıldığını, aracın satın alınmadan önce satın alan şirketin yetkilendirdiği kişilerce kullanıldığını ve araçta herhangi bir arıza olmadığının tespit edildiğini, aracın satın alınır alınmaz şirketin merkezinin bulunduğu Muğla'ya götürüldüğünü, müvekkili olan davalının aracı davacı şirkete 200.000,00 TL'ye sattığını ve aynı gün bu bedeli faturalandırdığını, ticari defter kayıtlarına geçirdiğini ve davacı şirkete gönderdiğini, davacı şirketin söz konusu faturaya herhangi bir itirazı olmadığını, aracın 200.000,00 TL tutarındaki bedelinin davacı tarafından banka üzerinden davalı şirket hesabına gönderildiğini, davacının, aracın satılmasından yaklaşık 25 gün sonra 14.09.2020 tarihinde İzmir 6. Noterliğinin 14.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile bazı yersiz ve mesnetsiz iddialar içeren beyanları doğrultusunda araca yönelik ödediğini iddia ettiği 306.000,00 TL'nin iadesini, buna yanaşılmaması halinde ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini talep ettiğini, söz konusu ihtara karşılık olarak taraflarınca Beyoğlu 17. Noterliğinin 24.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile cevap verildiğini, aracın davacı tarafından bozulduğunu, ayıp ihbarı yapılmadığını, icra takibine konu yapılan faturaların müvekkili olan davalı tarafından kabul edilmediğini, takibin haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih 2021/6 Esas- 2022/781 Karar sayılı kararında;"...Tüm dosya kapsamından; Taraflar arasında Bursa 18. Noterliği'nden 20/08/2020 tarihli “Araç Satış Sözleşmesi” uyarınca davalı adına kayıtlı ... plakalı aracın davacıya satımının gerçekleştirildiği sabit olup, davacı tarafından satım konusu aracın ayıplı olduğu iddiası ile motor arızasının giderilmesine yönelik bedelin davalıdan tahsilinin konu edildiği icra takibine yapılan davalı itirazının iptali istemiyle huzurdaki dava açıldığı, yapılan bilirkişi incelemesiyle dava konusu aracın bakımlarının periyodik olarak ve en son 19/08/2020 tarihinde yapıldığı, aracın 9 yaşında ve sürekli hafriyat gibi ağır işlerde çalışmış olduğu, davaya konu hasarın aracı kullanan şoförün kullanım sırasında motora aşırı yük bindirmesinden/yanlış vites değişim vb. hatalar nedeni ile krank mili kenar yatağına verilen hasar neticesinde oluşan çapaklanmanın yağa karışarak ana ve kol yataklarına hasar verebileceği ve dolayısı ile motorun da hasar görebileceği, bu nedenle aracın gizli ayıplı mal olarak değerlendirilemeyeceğinin bildirildiği, her ne kadar D.İş dosyasında alınan raporunda aksi görüş bildirilmiş ise de Mahkememizce re'sen alınan kök ve ek raporda D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporunun somut nedenler gösterilmek suretiyle tartışılarak görüş bildirildiği, Mahkememizce re'sen alınan kök ve ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla Mahkememizce benimsediği, yapılan yargılama ile davaya konu araçta meydana gelen hasarın sürücü hatası neticesinde meydana geldiği ve hasardan davalı tarafın sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir..."gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararına dayanak gösterilen bilirkişi raporu ile dosyada mübrez Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/38 D.İş dosyası kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Yerel mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunun oldukça hatalı olduğunu, adeta davalı tarafça sunulan belgeler üzerinden inceleme yapılmak suretiyle bir sonuca varıldığını, öyle ki; mevcut bir mahkeme kararı dahi görmezden gelinerek sözleşmeye konu araç üzerinde yapılan yerinde inceleme neticesinde tanzim edilen Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/38 D.İş sayılı dosyasının incelemeye alınmadığını;Kendileri tarafından bu hususta itirazlar her fırsatta dile getirilmiş olsa da; Yerel mahkemece tüm itirazlara rağmen aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilerek kök raporun tekrarı niteliğinde bir rapor tanzim edilmesi sonucuna sebep olunduğunu, zira, bilirkişi heyeti tarafından yetki sınırları oldukça aşılarak tanzim edilen bilirkişi raporlarında; itirazları incelenme gereği dahi duyulmaksızın ısrarla dava konusu aracın gizli ayıplı olarak değerlendirilemeyeceği şeklinde bir görüşe varıldığını, Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/38 D.İş sayılı dosyası kapsamına tanzim edilen bilirkişi raporu ile arasındaki çelişkinin giderilmediğini;Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/38 D.İş sayılı dosyası kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda; dava konusu aracın motorunun sökülmesi suretiyle filtrenin orjinal olmadığı, filtreden yağ akışının sağlıklı olmadığı, 2. silindir kol yatağı ve sair birçok yerde hasarlar bulunduğunun ortaya çıktığını, buna rağmen, içeriği bir bütün olarak hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda; davalı tarafça aracın satışından 1 gün önce yapılan yıkama ve yağlama işlemlerine ilişkin birtakım belgelerin dosyaya sunulması ile bilirkişi heyeti tarafından "araç bakımlarının yapıldığı" görüşüne varıldığını, oysa ki; mevcut bir mahkeme kararı yerine, davalı tarafça sunulan yanlı bir şekilde ve neye istinaden düzenlendiği belirsiz olan belgelere itibar edilmesinin oldukça şaibeli olduğunu, kaldı ki; ilgili işlemlerin yıkama/ yağlama, makas işçiliği ve sair işlemler olup aracın motor veya filtresine ilişkin incelemeler dahi olmadığını;Öte yandan, bilirkişi raporunda, araçtaki hasarın satıştan 5 gün sonra meydana geldiği yönünde ibareye yer verilmiş olsa da; dava konusu aracın, müvekkili tarafından teslim alınmasına müteakip yolda arızalandığını, ilgili arızanın aracın satın alınmasından yalnızca iki gün sonra ortaya çıktığını, bilirkişi heyeti tarafından bu husus gözetilmeksizin aracın yetkili servise götürüldüğü tarihte arızalandığının kabulü ile araçtaki arızanın "ağır işlerde sürekli olarak çalıştırılmasından kaynaklanabileceği" sebebiyle meydana geleceği yönde bir tespit yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, zira; dava konusu aracın çalıştırılmak bir yana dursun; henüz herhangi bir işlem yapılmaksızın yolda arızalandığını;Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bir an için aracın 5 gün sonra arızalandığı kabul edilse dahi; şantiyelerde zor ve ağır şartlarda çalışması sebebiyle arızalandığı yönündeki değerlendirmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine teslimden önce aracın bakıma tabi tutulmasını satıcı lehine yorumlayabilen bilirkişi heyeti, alıcı sıfatını taşıyan müvekkilinin ilk iş olarak ilgili serviste gerekli bakımları yaptırmamasının bir eksiklik olduğuna kanaat getirmiş olup yine açıkça yetki sınırlarını aştığını, oysa ki; ekspertiz sorumluluğunun müvekkili şirkette olduğu hususunun da tamamen hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zira; alıcının, araç satın almadan önce araç hakkında hiçbir kaydı inceleme ve ekspertiz incelemesi yaptırma yükümlülüğü bulunmadığını, işbu husus kendileri tarafından defalarca belirtilmişse de; bilirkişi heyeti tarafından görmezden gelindiğini;Bilirkişi heyetinin dayanmış olduğu mesnetsiz karinelerden bir diğerinin ise 256.762,00 TL kasko değerine sahip olan aracın, somut durumda 200.000,00 TL bedelle satılmış olmasının, aracın gizli ayıplı mal olarak değerlendirilmesini engellediğinin ifade edildiğini, bu hususta; tekrarla bilirkişi heyetinin yetki sınırlarını aştığını ve adeta hakim yerine geçerek hukuki bir değerlendirme yaptığını, aracın kasko değeri ile satış değeri arasındaki farkın, sözleşme özgürlüğü prensibi gereği ayıbın varlığına ve bunun alıcıya satış anında bildirildiğine karine teşkil etmeyeceğini ve davalının ispat yükünün gereğini yerine getiremediğini;Görüleceği üzere; mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunun hiçbir şekilde hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, çoğu zaman yetki sınırlarını aşmak suretiyle hukuki değerlendirme yaptığını, kendileri tarafından kök rapora itirazları ile bilirkişi raporunun tamamen olasılıklar üzerinden tanzim edildiği ve yargılamayı aydınlatır nitelikte olmadığı ısrarla beyan edilmişse de; ek rapor ile hiçbir itirazlarının değerlendirilmediğini, mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, Yerel mahkeme tarafından adeta bir an önce yargılamanın sonlandırılması gayesiyle oldukça hatalı bir karar verildiğini; Esasen müvekkilinin, satın aldığı malın ayıplı olduğunu tespit ettirdikten sonra iyiniyetli bir şekilde zararın miktar itibariyle artmasını engellemek adına teknik servise başvurduğu ve bu süreçten sonra kaynağı ve miktarını somutlaştıramadığı ayıptan doğan zarar kapsamında seçimlik hakkını gecikmeksizin yönelttiğinin dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerle de sabit olduğunu, bu anlamda TTK 23. hükmünün yapmış olduğu atıf gereği uygulanması gereken TBK madde 223 düzenlemesinde belirtilen zamansal sınırlar içerisinde kullanıma bağlı ortaya çıkan gizli ayıba ilişkin bildirimde bulunan ve fakat tacirler arasında ihtar aracılığıyla bildirimde bulunma zorunluluğu sebebiyle bu bildirimi, muhatabına geç ulaşan müvekkiline sorumluluk yüklenebilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla ayıba ilişkin şekli şarta uygun hareket ederek satıcıya gerekli bildirimde bulunan müvekkilinin, ayıbın kabul etmiş sayılması sonucuna maruz kalamayacağının gözetilmesi gerektiğini;Diğer yandan, müvekkili tarafından ileride muhtemel olarak başlatılacak hukuki süreç içerisinde, ispat vasıtası olabilecek uyuşmazlık konusu vakıaların güncelliğini yitirmeden bir an önce toplanması amacıyla delil tespiti talebinde bulunulduğunu, ilk derece mahkemesinin tamamen değerlendirme dışı bıraktığı bu süreç içerisinde, esasen satış sözleşmesine konu aracın teslim edilmesinden önceki ve sonraki durumun karşılaştırmalı şekilde fiziken incelendiğini, yani gerekçeli kararda belirilenin aksine; uyuşmazlık konusu vakıalardan olan zararın göstergesi niteliğindeki unsurlarla temasa geçilerek oluşturulan ve ayıptan kaynaklı eksiklik ve bozuklukların sebep sonuç ilişkisi içerisinde, ortaya çıkma zamanı da belirtilmek kaydıyla tespit edilebildiği bu raporun, delil tespiti dosyası içerisinde alınan bilirkişi raporu olduğunun ortada olduğunu;Bu anlamda; kök raporda yer alan hukuki nitelendirme ve değerlendirmeler ile açıkça şahsi nitelik taşıyan güvenilmesi güç mahiyetteki karinelerin, ek raporda da aynen muhafaza edilmiş olmasıyla, delil tespiti raporunda gerçekleştirilen tespitlerin bir şekilde çürütülemediği, yargılama içerisinde belirsizliklerin giderilmeksizin tahkikatın sona erdirildiğinin anlaşıldığını, bu şekilde raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin, tatminkar bir hukuki tartışma ve değerlendirmeye başvurulmaksızın raporlar arasında tercihte bulunulmasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini;6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun Temel ilkeler başlıklı 3. maddesine aykırı şekilde, çözümü uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren konular dışında açıklamalar içeren, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde büyük çoğunlukla rastlanılan raporlardan hareketle hüküm kurulmasının hukuk aykırılığının bariz olduğunu, esasen yargı organının görevine giren ayıba ilişkin maddi ve şekli şartların yerine getirilip getirilmediği, aracın satın alınma değerinin ayıbı kabul etmiş sayılma anlamına gelip gelmeyeceği gibi değerlendirmelerin, bir bütün olarak bilirkişiler tarafından gerçekleştirilmesine müsaade edildiği ve bunun da aynen hükme yansıtıldığı yargılama yönünden adil bir sürecin yürütüldüğünden bahsedilemeyeceğini beyanla İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/6 E. 2022/781 K. Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, satım konusu ikinci el aracın ayıplı olduğundan bahisle satıcıdan onarım bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiği ve bilirkişinin yetkisini aşan yorumlarda bulunduğu, Mahkemece rapora itirazlarının değerlendirilmediği, ek raporun itirazlarını karşılamadığı, delil tespiti dosyasında alınan rapor ile hükme esas alınan raporun birbiri ile çeliştiği, Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği, ayıbın süresi içerisinde ihbar edildiği ve verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Satıcı, bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi sorumludur. Mezkur kanunun 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.Somut olayda; dava konusu ... ... marka, ... plakalı aracın davalı tarafından davacıya 20/08/2020 tarihinde, 200.000 TL bedel ile satıldığı, Noter satış sözleşmesinde davacının, aracı hali hazır durumu ile görüp beğenerek aldığını kabul ettiği, araç satış sözleşmesinden önce ekspertiz incelemesinin yapılmadığı, sözleşmede, davalı satıcı tarafından aracın nitelikleri ile ilgili özel bir taahhütte bulunulmadığı, davacı tarafından aracın 25/08/2020 tarihinde servise götürüldüğü, ... Ticaret Türk A.Ş. Milas Şubesi tarafından düzenlenen 31/08/2020 tarihli tutanakta; motor yağ filtresinde oluşan aşırı çapaklanma nedeniyle motorun dağıtılarak incelendiği ve gezi yatağında tek taraflı hasar oluştuğunun tespit edildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 14/09/2020 tarihli Noter ihtarnamesi ile aracın ayıplı olduğu bildirilerek bedelin iadesi, aksi halde ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep edildiği, davacı tarafından 24/09/2020 tarihli Noter ihtarnamesi ile davacıya cevap verildiği, davalı tarafça dosyaya sunulan 21/09/2020 tarihli ve ... ... Genel Servis Yedek Parça San. ve Tic. Ltd. Şti. (yetkili servis) tarafından düzenlenen tutanakta; aracın 31/01/2020 tarihinde periyodik bakımlarının yapıldığı, 19/08/2020 tarihinde ise servise makas arızası, kuru yağlama ve yıkamasının yapılması için getirildiği, bu tarihte motor yağı ve suyunun kontrol edildiği ve başka bir bulguya rastlanmadığı, araçtaki arızanın şantiyelerde zor ve ağır şartlarda çalışmasından ve araç şoförünün aracın motorunu yığdırmasından kaynaklanabileceğinin mütalaa edildiği, davacı tarafın talebi üzerine Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/38 Değişik iş sayılı dosyasından düzenlenen delil tespiti raporunda; motor yağ filtresinden yağ akışının sağlıklı olmadığı, araç çok tozlu ortamda çalıştığından hava filtresinden giren tozların yağa karıştığı, bu şekilde motora zarar verdiği, arızanın aracın motor yağı, motor ve hava filtrelerinin zamanında değiştirilmemesi ve bakımlarının yapılmamasından kaynaklandığı, araçta gizli bir ayıbın bulunmadığının tespit edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda; aracın bakımlarının periyodik olarak yaptırıldığı, aracın 9 yaşında olduğu ve sürekli harfiyat gibi ağır işlerde çalıştırıldığı, hasarın bu sebepten ve aracı kullanan şoförün kullanım sırasında motora aşırı yük bindirmesi, yanlış vites değişimi gibi sebeplerden kaynaklanabileceği, gizli ayıplı olmadığı, satın alınmasından önce ekspertiz incelemesi yaptırılması gerektiğinin tespit edildiği, ek raporda da aynı tespitlerin tekrar edildiği anlaşılmıştır.Buna göre, davacı tarafın başvurusu üzerine düzenlenen delil tespiti raporunda her ne kadar aracın bakımlarının zamanında yapılmaması sebebiyle hasarın oluştuğuna yönelik bir tespite yer verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından dosyaya sunulan yetkili servis faturaları ve tutanağından aracın bakımlarının periyodik olarak yapıldığının tespit edildiği, bunun dışında her iki raporda da aracın sürekli harfiyat taşıma işinde ve zor şartlarda çalıştırıldığının tespit edildiği, araçta herhangi bir gizli ayıp tespit edilmediği, bu sebeple hükme esas alınan rapor ile delil tespiti raporu arasında yeniden rapor aldırılmasını gerektirir bir çelişkinin bulunmadığı, davacının aracın ne amaçla ve ne şekilde kullanıldığını bildiği, buna rağmen herhangi bir şekilde ekspertiz incelemesi yaptırmaksızın mevcut hali ile kabul ederek satın aldığı, aracın satış tarihinde çalışır vaziyette olduğu ve satıştan sonra başka şehre götürüldüğü, uzun yolda kullanıldığı, aracın km'si, yaşı, kullanım şekli itibariyle oluşan hasarın gizli ayıp olarak nitelendirilmeyeceği, davalı tarafından araçla ilgili özel bir garanti taahhüdünde de bulunulmadığı, bu nedenle davacının oluşan hasarın onarım bedelini ayıp hükümlerine dayanarak davalıdan talep edemeyeceği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin, dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.