T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:15/09/2025 DAVANIN KONUSU:Hakem Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değer…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:15/09/2025 DAVANIN KONUSU:Hakem Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile ticari ilişki kapsamında Antalya/Kumluca'dan ...'ya yaş meyve-sebze taşımacılığı hizmeti gerçekleştirildiğini, ifa edilen taşıma hizmetinin 26/01/2025 tarihinde Antalya/Kumluca'dan malların yüklenmesiyle başladığını, taşıma hukukunun gereklilikleri ve sözleşmesel yükümlülükler kapsamında uygulanan "araç analiz" sistemiyle kontrol edildiğini, ürünlerin uygunluğunun onaylandığını ve herhangi bir bozulma ya da taşıma kusurunun olmadığının belgelendiğini, bu işlemlerin ardından aracın 01.02.2025 tarihinde ...'da bulunan adrese ulaştığını ve malların boşaltılmak üzere hazır hale getirildiğini, ancak sevkiyatın nihai alıcısı olan 3.kişi tarafından teslim alınmadığını, aksine taşımayı gerçekleştiren araca ürünlerin tekrar yüklendiğini ve aracın yaklaşık 20 gün süreyle aynı lokasyonda bekletildiğini, bu bekletme durumunun seyir mobil araç takip sistemi kayıtlarında da bulunduğunu, bu sürede davalıya ürünlerin bozulabileceği taşımanın olağan sürecini aşan risklerin oluştuğu husunun hem yazılı hem de sözlü olarak defalarca bildirildiğini, davalı tarafın yönlendirdiği alıcı nedeniyle aracın ...'da alıkonulduğunu ve sevkiyatın tamamlanmasının engellendiğini, tüm bu olumsuzluklara rağmen, ticari ilişkinin selameti gözetilerek davalı şirket aleyhine o aşamada herhangi bir şikayette bulunulmadığını, yalnızca hak edilen taşıma ücretinin ödenmesinin talep edildiğini ancak 5.000 Amerikan Dolarının ödenmediğini, firmanın hem mali yönden zarara uğradığını hem de araçlarının ticari faaliyette kullanamaz duruma geldiğini, zararın sorumluluğunun ürünleri teslim almayan ve sevkiyatı yönlendirmede kusurlu avranan ... Dış Ticaret Ltd Şti'ne ait olduğunu, tüm uyarı ve ikazlara rağmen ödeme yapılmadığını, ancak davalı tarafça Hal Hakem Heyetine başvuruda bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle taşımanın gecikmesi ve oluşan zararlardan yöneltilecek herhangi bir kusur isnadının hukuken geçersiz olduğunu, Hal Hakem Heyeti tarafından verilen kararın taşımanın sözleşmeye uygun yapıldığına, ürünlerin zamanında teslim noktasına ulaştırıldığına ve ürünlerin zayi olmasında kendilerinin bir kusuru bulunmadığına dair somut deliller dikkate almaksızın verildiğini, bu sebeplerle kararın icrasının yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, Hal Hakem Heyetinin 16/05/2025 tarihli ve ... sayılı kararına itirazın kabulüne, söz konusu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı şirket adına çıkarılan davetiyenin tebliğ edilemediği, bu sebeple taraf teşkilinin sağlanamadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davacının meslek mensubu olmadığı, oda kaydının bulunmadığı, davalı şirketin ise üretici kaydı olmakla birlikte 2022 yılından beri üretim faaliyetinin bulunmadığı, paketleme tesisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümünde değeri itibariyle hal hakem heyetinin görevli ve yetkili olduğunun kabul edilebilmesi için davacının meslek mensubu ve dolayısıyla ilgili meslek odasına kayıtlı olması, davalının da üretici olması gerekmektedir. Dava konusu somut olayda, Hal Hakem Heyetinin uyuşmazlık yönünden görevli ve yetkili olmadığı, bu hali ile davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş..." şeklindeki gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin aktif bir üretimi olmaması dolayısı ile üretici olmadığı yönünde değerlendirme yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, davalı şirketin üretici kaydının aktif olup faaliyetlerini sürdürdüğünü, kanunda " üretici" olunması için hangi şartların taşınması gerektiğine dair bir hüküm de bulunmadığını, müvekkilinin, uzun yıllardır uluslararası düzeyde taşımacılık ve lojistik alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin uzun yıllardır icra ettiği işini en iyi şekilde yapan bu konuda ülkede önde gelen şirketler arasında yer alan bir şirket olduğunu, mahkemenin, davacının meslek mensubu olmadığını değerlendirirken, esnaf veya ticaret odası kayıtlarını dikkate almadığını, kararın yerinde olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, hal hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, taraf teşkili sağlanmadan dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; HMK'nın 115/1 maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2013 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, taraf teşkili yapılmadan, tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından, davanın usulden reddedilmesinde HMK'nın 30. maddesine göre de bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26.05.2015 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında da, HMK'nın 30. ve 115/1. madde hükmü uyarınca, davanın her aşamasında, somut olayda henüz taraf teşkili yapılmadan da HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, taraf teşkili sağlanmadan görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Aşamalarda, davacı vekili, (her ne kadar ilk derece mahkemesince yazılan dilekçe üst yazısında istinaftan feragat edildiği belirtilmekte ise de) 09/12/2025 uyap tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. 6100 sayılı HMK 74. maddesinde açıkça yetki verilmemiş ise davada feragat edemeyeceği belirtilmiş olup, somut uyuşmazlıkta davacı vekilinin özel yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. 04/02/2011 tarihinde yayımlanarak 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun; "davadan feragat" başlıklı 307/1. Maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklinde tanımlanmaktadır. Aynı Kanun'un 309/1. Maddesinde; "Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. "; 311/1. maddesinde ise: "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükümlerine yer verilmiştir. Açıklanan bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere; Dava yoluyla bir hak talebinde bulunulabilmesi için, o hakkın maddi hukuk bakımından mevcut olması gerekir; hiç var olmayan veya başlangıçta var olmakla birlikte feragat nedeniyle bizzat hak sahibi tarafından ortadan kaldırılan (böylece, borçlu yönünden söndürülen) bir hak için, usul hukukunun kurum ve kuralları kullanılarak talepte bulunulması mümkün değildir. Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir (HMK. 311/1-2. cümle; Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı, Cilt:IV, İstanbul 2001, sahife:3646 vd.). Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz (Postacıoğlu,İ.E.:Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası,İstanbul 1975, sahife:479). 6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun diğer hususlar incelenmeksizin re'sen sebeple kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın feragat nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2025 tarih ve ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2- A-Davanın FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE, B-Davacı tarafça yatırılan başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, C-Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL karar harcının, feragat ilk celseden sonra meydana geldiğinden, 2/3 ü olan 410,26 TL sinin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine (Yargıtay 11. HD., 2017/1574 esas, 2018/7151 karar), D-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, E-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin hükmün niteliği gereği davacı üzerinde BIRAKILMASINA, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...