T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1041 Esas KARAR NO : 2025/1240 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 17/11/2021 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas, 12/09/2023 tarih ve ... sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili Bakırköy ... F…
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1041 Esas KARAR NO : 2025/1240 DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 17/11/2021 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas, 12/09/2023 tarih ve ... sayılı görevsizlik kararı ile mahkememize tevzi edilen Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı tarafın şikayeti üzerine Bakırköy ... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Muhalefet suçundan yargılandığını ve Mahkemenin 28/11/2019 tarihli ... Sayılı Kararı ile beraatine karar verildiğini, yargılamaya konu ürünlere 27/09/2017 tarihinde el konulduğunu ve beraat kararının kesinleşmesinden sonra 10/03/2021 tarihinde ürünlerin iadesine karar verildiğini, dosyada yer alan 23/10/2019 tarihli bilirkişi raporu ile ürünlerin orijinal olduğu yönünde kanaat açıklandığını ve bu rapora istinaden 22/11/2019 tarihli dilekçe ile ürünlerin müvekkiline iadesine karar verilmesinin talep edildiğini, 23/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli karara esas alındığını ancak ürünlerin kararın kesinleşmesi ile sanığa iade edilmesine karar verildiğini, bu kararın BAM denetiminden geçerek kesinleştiğini, beraat ile sonuçlanmış olan yargılamada uygulanan el koyma kararı ile müvekkili ...'ın zarara uğramış olduğunu, zararın tazmin edilmesi için işbu davanın açıldığını, davaya konu edilen zarara sebebiyet veren el koyma kararının şikayete bağlı marka hakkına tecavüz davasında verildiğini, şikayete bağlı yargılamada verilen haksız el koyma kararı sonucu oluşan zarardan haksız el koyma kararı veren idarenin yanında marka hakkına tecavüz oluşturmayan ürünlere yönelik olarak haksız şikayette bulunan, el koyma kararı verilmesini talep eden ve el koyma kararlarının kaldırılması taleplerine itiraz eden davalının hukuki sorumluluğunun bulunduğunu, davalının TPMK nezdinde marka hakkı sahibi olması ve marka hakkına tecavüz edildiği iddiası ile şikayette bulunmuş olması nedeniyle davacıların zarara uğradığını, davaya konu haksız el koyma kararı uygulandığından ürünlerin teknolojik ürünler olması nedeniyle ürünlerde değer kaybı yaşandığını, değer kaybı yaşanan ürünler üzerinden haksız el koyma kararı uygulanmamış olsaydı elde edilecek gelir ile haksız el koyma nedeniyle davacının yaşadığı zararın tespit ve tazmin edilmesi gerektiğini, haksız olarak el konulan ürünlerin ceza dosyası kapsamında el koyma işleminin gerçekleştirildiği gümrük antreposunda beklediğini, antrepo bedelinin ürün bedelinin çok çok üzerine çıktığını, el konulan ürünlerin modelinin geçtiğini, bulunduğu süre ve ortam itibariyle kullanılamaz duruma geldiğini, ürünlerin maliyetine ilişkin taleplerini, CMK md 141 uyarınca idareye karşı açtıkları Mersin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile talep ettiklerinden burada dava konusu etmediklerini iddia ederek; Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Sayılı kararı ile beraat kararı verilmiş olan dosyada yargılamaya konu ürünlere yönelik verilen 27/09/2017 tarihli el koyma kararı ile ürünlerden elde edilmesi beklenen kazancın elde edilememesi nedeniyle ileride belirli hale getirilmek üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız el koyma tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ticari itibarın kaybı, ceza yargılamasında sanık olarak yer almak sebebiyle uğranılan elem ve kederden kaynaklı manevi zarardan dolayı 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların uğradığı zararlar nedeniyle oluşan itibar kaybından kaynaklı zararın giderilmesi için verilecek kararın 3 ay ara ile 2 defa tirajı en yüksek üç gazetede ilanına, masrafının davalı tarafından karşılanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının tamamının mesnetsiz olup reddi gerektiğini, öncelikle işbu davanın ticari dava niteliği taşıdığından zorunlu arabuluculuk söz konusu olduğundan arabulucu davet mektubunun müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin 1976 yılında ABD'de kurulmuş olan, kişisel bilgisayarlar, mobil iletişim ve medya cihazları ve benzeri ürünlerde dünya çapında tanınan bir teknoloji şirketi olduğunu, dava konusu ürünlerin orijinal olmadığını, soruşturma esnasında alınan bilirkişi raporları ile bu durumun defalarca tespit edildiğini, müvekkilinin Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü" kapsamında şikayet hakkını kullandığını, müvekkilinin bu hakkını kullanırken hakkın sınırlarını aşmadığını ve davacılar tarafından bu hakkın aşıldığına dair de herhangi bir delil sunulmadığını, işbu davaya konu olayda da davacı tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin müvekkilinin hiçbir delil ve emareye dayanmadan sırf tahmin üzerine veya kötü niyet ile bir suçlamada bulunduğunu gösterir bir bilgi veya belgenin mevcut olmadığını, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, öncelikle davanın dava şartı olan zorunlu arabuluculuğun yerine getirilmemiş olması nedeniyle usulden reddini, aksi halde esastan reddini talep ve dava etmiştir. Davacı tarafından davanın Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esasında açılmış olduğu; Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/09/2023 tarih .... E. ... K. Sayılı ilamı ile; "... SMK'nın 29 maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller " a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek." olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla iddianın ileri sürülüş şekline yani dayanılan maddi vakıalara göre olaya SMK hükümlerinin uygulanması olanağı yoktur. SMK'nın 156. Maddesi uyarınca "Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir." SMK hükümlerinin uygulanılması söz konusu olmadığına göre işbu davada mahkememiz görevli değildir. TTK'nın 4/1 maddesi uyarınca, Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari davalardandır. Dava konusu olayda da uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili husustan doğmaktadır. Aynı kanunun 5. Maddesi uyarınca da aksine düzenleme bulunmadıkça ticari davalara bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir. Görev hususu, kamu düzeninden ve dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmek gerektiği..." gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, tarafların kararı İstinaf etmemesi üzerine hükmün 19/10/2023 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın Mahkememize gönderildiği, dosyanın Mahkememizin ... Esasına kaydedildiği anlaşılmıştır. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, haksız şikayet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın; davalı şirketin davacılar hakkında haksız şikayette bulunup bulunmadığı, davalının şikayetinin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, haksız şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarı, neticeten davacının haksız şikayet iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği, davalı savunması kapsamında arabuluculuk başvuru şartının yerine getirilip getirilmediği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmış, incelenmesinde; sanığın ... olduğu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Muhalefet suçundan yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 28/11/2019 tarih ... Esas ve ... Karar Sayılı ilamı ile "...Tüm dosya kapsamında toplanan delillerden ve yukarıdaki yasal düzenlemeler ile Mahkememiz tarafından numune olarak emanete alınan ürünlerin duruşmada incelenmesi ile gerekçeli, denetime açık ve bilimsel olduğundan hükme esas alınan bilirkişi kurulunun üçüncü ek raporundan; sanığın firması adına ele geçirilen ürünleri basiretli bir tacir olarak faturası ile yetkili distribütör olduğu sunulan belgelerden anlaşılan ... isimli firmadan, Dubai'den ithal ettiği, mahkememizce ürünlerin incelenmesi neticesi; hepsinin kutusunda garanti belgeleri ile bulunması, ürünlerin kalitesi göz önünde bulundurulduğunda; ortalama bir tüketici olan ve aynı markayı taşıyan telefon ve dolayısıyla aksesuarlarını ve şarj aleti kullanan mahkeme hakimi tarafından da orijinal olduğu kanaatinin oluştuğu, sanık tarafından ürünlerin ... firmasından orijinal ürün fiyatlarıyla makul seviyede fiyat ile faturalı olarak satın alındığının ve ürünlerin orijinal olarak değerlendirilmesinin uygun olduğunun bilirkişi kurul raporu ile de belirlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın cezalandırılmasının talep edildiği 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30.maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış suç teşkil eden eylemlerin hiç birisine sanığın eyleminin uymadığı, çünkü ortada şüpheden uzak bir şekilde taklit olduğu belirlenen bir ürün bulunmadığı, bu şekilde sanığın savunmasının aksini gösterir sanığın suç işleme kastı ile hareket ederek yüklenen suçu işlediğine ve bu suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup böylelikle toplanan bütün deliller yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin, tam ve inandırıcı olarak mahkememizde vicdani kanı oluşturmamakla “şüpheden sanık yararlanır ilkesi “(in dubio pro reo) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen "suçta ve cezada kanunilik " ilkesi ile yine TCK'nun 21.maddesi düzenlemesi uyarınca sanığın beraatına, bilirkişi kurul raporu ile de desteklenen şekilde orijinal olduğu kanaatine ulaşılan ürünlerin ise sanığa iadesine karar vermek gerekmiş" gerekçesiyle her ne kadar sanık hakkında katılan firmanın markasının taklit edildiği ürünleri ithal ederek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Muhalefet suçunu işlediğinden bahisle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 30/1 maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilerek hakkında kamu davası açılmış ise de; denetime açık gerekçeli ve bilimsel olduğundan hükme esas alınan bilirkişi kurulunun ek raporları ile ürünlerin mahkememizce incelenmesinden söz konusu ürünleri faturası ile ithal edildiği, orijinal olarak değerlendirilmesi gerektiği bu şekilde sanığa yüklenen suçun yasal unsurları oluşmadığı gibi sanığın suç işleme kastı altında hareket ettiğini gösterir mahkumiyeti için yeterli her türlü şüpheden uzak somut kesin ve inandırıcı delil elde edilememekle 5271 sayılı CMK nun 223/2-a-c-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin 04/02/2021 tarih ... Esas ve ... Sayılı Kararı ile beraat kararının kesinleştiği görülmüştür. Mersin ... Ağır Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dava dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmış; incelenmesinde; davacısının ..., davalısının Maliye Hazinesi olduğu, Koruma Tedbiri Nedeniyle Tazminat talepli davanın yapılan yargılaması sonucunda Mahkemenin 11/02/2025 tarih ... Esas ve ... Karar Sayılı ilamı ile "...Bakırköy ... Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesinin .... Esas- ... Karar sayılı dosyası incelendiğinde, sanık ... ‘ın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa muhalefet suçundan sanık olarak yargılandığı, suç tarihinin 25.09.2017 olduğu, sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verildiği, el koyulan ürünlerin karar kesinleştiğinde iadesine karar verildiği, kararın 04.02.2021 tarihinde istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, ürünlerin karar kesinleştikten sonra iadesi için 10.03.2021 tarihinde mahkemesince müzekkere yazıldığı görülmüştür. Mahkememizin ... E. ve ... K. sayılı ilamı ile davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 61.955,03 TL tazminatın 7.710,15 TL 'sine el koyma tarihi olan 27.09.2017 tarihinden, 54.244,88 TL 'sine ise eşyaların iadesine karar verildiği tarih olan 10.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmişse de, bu karar Adana Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi'nin .... E. ve ... K. sayılı kararındaki, ''...Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ürünlerin el konulma tarihindeki değeri üzerinden hesaplanan faiz değeri ve el konulan ürünler için ödeyeceği depolama bedeli olarak toplam maddi zarar hesaplanmıştır. 1- İstanbul ... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin ... E. - .... K. sayılı dosyasında ürünlerin davacı sanığa iadesine karar verilmiş, karar 04/02/2021 tarihinde kesinleşmiş, ürünlerin iadesi için 10/03/2021 tarihinde müzekkere yazılmıştır. Davacı tarafından antrepo ücreti ödenmeyerek ürünlerin teslim alınmaması, davacının kendi tercihinden kaynaklanmıştır. Bu durumda malların cinsi, özellikleri, sayısı, fatura, ticari defter kayıtları veya benzeri bir belge ile ispatlanabiliyorsa bu değer üzerinden hesaplama yapılması, şayet belgelendirilemiyor ise o taktirde 3 kişilik alanında uzman bilirkişi heyeti oluşturulup, elkonulan eşyanın teslim ve elkoyma tarihindeki (27/08/2017-10/03/2021 tarihleri arasındaki) piyasa rayiç değerleri belirlenip,iade günü meydana gelen deformasyon, tadilat ve yeniden satılabilir olma gibi yönler çerçevesinde irdelenip, tazminat hukukunun belirlediği temeller çerçevesinde mahsup işlemleri yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik bilirkişi raporu ile yazılı şekilde tazminata karar verilmiş olması, 2-Yerel mahkemece denetime olanak verecek şekilde ... firmasına yazı yazılarak el konulma ve iade (27/08/2017-10/03/2021) tarihleri arasındaki dava konusu ürünlere ait antrepo ücretinin yazı ile sorularak dosya arasına alınması, bu suretle yapılacak inceleme sonucunda 27/08/2017 el koyma tarihinden, İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin ... E. - ... K. sayılı dosyasında ürünlerin davacı sanığa iadesi için müzekkere yazılmış olan 10/03/2021 tarihine kadar olan döneme ilişkin antrepo ücretlerinin maddi tazminat kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin emanet eşya hizmetleri tarifesinin esas alınarak antrepo ücretinin hesaplanması suretiyle karar verilmesi...'' şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur. Bozma ilamı sonrasında; Adana Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi'nin ... E. ve .... K. sayılı kararı doğrultusunda, dosyanın bilirkişiye tevdi ile bilirkişi raporları alındığı ve dava konusu ürünlere ait antrepo ücreti olup olmadığı hususunun ... Kargoya müzekkere yazılarak sorulduğu anlaşılmıştır. .... firmasından gelen 07/06/2024 ve 01/07/2024 tarihli müzekkere cevaplarıyla; dava konusu ürünlere ait herhangi bir ardiye ücreti tahsil edilmediğinin bildirildiği görülmüştür. Dosya kapsamına sunulan 02/01/2025 tarihli ek raporda; 27/08/2017-10/03/2021 tarihleri arasında ödeyeceği toplam depolama bedelinin 54.244,88 TL olduğu ve faiz ile birlikte tutarın 62.015,00 TL bildirildiği ve ürünlerin el koyma tarihi itibariyle toplam 25.560,00 TL ve teslim tarihi itibariyle ise toplam 93.750,00 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır. 05/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda ise; dava konusu ürünlerin teslim tarihinde iç piyasa ihtiyacına göre satılabilir nitelikte olduğu ile bu tarihler arasında herhangi bir değer kaybı yaşamadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu bilgiler ışığında, Adana Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... E. ve ... K. sayılı kararı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının talebinin el koymaya konu ürünlerin satılamaz hale gelmesinden kaynaklı fatura bedelinin ödenmesi ile antrepo ücretinin ödenmesine ilişkin olduğu, dosyaya sunulan 02/01/2025 ve 05/02/2025 bilirkişi raporlarıyla, davacının 27/08/2017-10/03/2021 tarihleri arasında ödeyeceği toplam depolama bedelinin 54.244,88 TL olduğunun tespit edildiği, bu hususta Mahkememizce yapılan araştırmada ise, ... Kargo tarafından dava konusu ürünlere ait herhangi bir antrepo ücretinin tahsil edilmediği sonucuna ulaşıldığı, davaya konu elkonulan eşyanın el koyma tarihi itibariyle 25.560,00 TL ile teslim tarihi itibariyle ise değerinin 93.750,00 TL olduğunun sabit olduğu dolayısıyla ürünlerin teslim tarihinde yeniden satılabilir nitelikte olduğu ve her iki tarih arasında ürünlere ait herhangi bir değer kaybı ile deformasyon olmadığı gibi 68.190,00 TL'lik bir değer artışının bulunduğu görülmekle, davacının ürünlerin satılamaz hale gelmesinden kaynaklı fatura bedelinin ödenmesine ilişkin talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmış olup davanın kısmen kabulü ile, antrepo bedeli olan 54.244,88 TL tazminatın el koyma tarihi olan 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir." gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 54.244,88 TL tazminatın el koyma tarihi olan 27.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, davalı vekilinin kararı İstinaf etmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "Hükümde maddi tazminat miktarlarına uygulanacak faiz tarihi olarak yazılı " el koyma tarihi olan 27/09/2017" ibaresinin çıkarılarak yerine " iade tarihi olan 10/03/2021" ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a-2 ve ek 1/1-2 maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere; 26/06/2025 tarihinde karar verildiği görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. TBK 58. maddesi gereğince kişisel değerlere saldırı halinde manevi tazminata hükmedilmesi için; kişilik haklarına saldırının bulunması, saldırının hukuka aykırı olması, kişinin haksız olan eylemden dolayı manevi zarara uğramış olması gerekir. Bu üç şartın bir arada olması halinde kişinin kişilik haklarına haksız saldırı nedeniyle manevi tazminat sorumluluğu doğabilecektir Hak arama özgürlüğü Anayasanın 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün kapsamı sınırsız olmayıp başka kimselerin kişilik haklarına zarar verecek şekilde kullanılamaz. Şikâyet hakkının hukuka uygun olarak kullanılması halinde şikayet edilenin cezalandırılması veya sorumlu tutulması zorunlu değildir. Şikâyeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf da olsa varlığı yeterlidir, aksi halde şikâyet kurumunun hak arama özgürlüğünün sınırlarını aşacak şekilde kullanıldığı ve kişilik haklarını ihlal ettiği kabul edilmelidir. İddia, savunma, Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası, Mersin .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; davalı vekili tarafından müvekkiline ait ... marka ürünlerin yasal olmayan bir şekilde davacı şirket adına tescilli 25/09/2017 tarihli gümrük eşyasının sayım ve tespiti sırasında beyan harici olarak belirlenerek kendilerine Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğünden ihbarda bulunulduğu, taklit ürünlerin yurt içinde satılmak amacıyla getirildiği belirtilerek davalı müvekkiline ait marka hakkı adına davacı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet başvurusunda bulunulduğu, şikayet dilekçesi ekinde marka tescil belgesi ve Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğünce verilmiş durdurma kararının sunulmuş olduğu, davalı taraf şikayeti üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca ... Sor. Sayılı dosyada soruşturma başlatıldığı ve şikayete konu ürünler hakkında el koyma kararı verildiği, yapılan soruşturmada ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde suça konu ürünlerin logo ve etiket görsel tasarımlarında farklılıklar bulunduğundan müşteki markanın iktibas yapılmak suretiyle kullanıldığı ve aldatmaya yol açacağına dair görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmekle yapılan soruşturma neticesinde davacı hakkında kamu davası açılmasına karar verilmiş olduğu, açılan kamu davası Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince kabul edilerek; kovuşturma işlemlerinin Mahkemenin ... Esasına kaydedildiği, Kovuşturma aşamasında Mahkemesince toplanan delillere ve yapılan araştırmaya göre hükme esas alınan bilirkişi kurulunun üçüncü ek raporundan; ürünlerin incelenmesi neticesi; hepsinin kutusunda garanti belgeleri ile bulunması, ürünlerin kalitesi göz önünde bulundurulduğunda; ortalama bir tüketici olan ve aynı markayı taşıyan telefon ve dolayısıyla aksesuarlarını ve şarj aleti kullanan mahkeme hakimi tarafından da orijinal olduğu kanaatinin oluştuğu, sanık tarafından ürünlerin .... firmasından orijinal ürün fiyatlarıyla makul seviyede fiyat ile faturalı olarak satın alındığının ve ürünlerin orijinal olarak değerlendirilmesinin uygun olduğunun bilirkişi kurul raporu ile de belirlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın savunmasının aksini gösterir sanığın suç işleme kastı ile hareket ederek yüklenen suçu işlediğine ve bu suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup böylelikle toplanan bütün deliller yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin, tam ve inandırıcı olarak mahkemede vicdani kanı oluşturmadığı gerekçesi ile “şüpheden sanık yararlanır ilkesi “(in dubio pro reo) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen "suçta ve cezada kanunilik " ilkesi ile yine TCK'nun 21.maddesi düzenlemesi uyarınca beraat kararı verilmiş olduğu ve verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin 04/02/2021 tarih ... Esas ve ... Sayılı Kararı ile kesinleştiği, görüleceği üzere davalının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturmasında, cumhuriyet savcılığınca dava açılmasını haklı kılacak ölçüde delilin varlığının kabul edildiği, yapılan ceza yargılaması sonucu davacının beraatına karar verilmesinin, özellikle beraat kararının içeriği de gözetildiğinde davalı şikayetinin haksız olduğunu göstermediği, buna göre davalının yasal şikayet hakkını kullandığı, davalı marka hakkı sahibinin yapmış olduğu şikayetinin ve başvurusunun bir takım emarelere ve makûl şüpheye dayandığı, şikayetçinin kesin delili olmadan da şüphe üzerine Anayasal hakkı olan şikayet hakkını kullanabileceği, bu durumda davalının şikayetinin hakkın kullanılması kapsamında kaldığı, davalının korunması gereken mülkiyet ve şikayet hakkına ilişkin temel hakları ile davacının yine Anayasamızda Sosyal Haklar ve Ekonomik Haklar ve Ödevler başlığında düzenlenen ikincil nitelikte olan ve 49.maddesinde düzenlenen "çalışma ve teşebbüs" hakkı arasında denge gözetildiğinde, yapılan işlemler ve başvurunun davacıya ait kişisel hakların ihlali anlamına gelemeyeceği, ayrıca somut olayda davalının, davacıyı zararlandırma kastının bulunduğunun ispat edilmediği, davacı hakkında beraat kararı verilmesinin şikayet hakkının haksız kullanıldığı anlamına gelmeyeceği ve yapılan şikayetin, davacının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın REDDİNE, Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 870,96-TL harçtan mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 255,56-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2025 Katip ... Hakim ...