İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide, davalı şirketin talep ettiği kumaşların kalite, miktar ve renk özelliklerini içeren bir e-posta yoluyla müvekkili firmay…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1290 KARAR NO:2026/423 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/06/2022 NUMARASI:2020/335 Esas - 2022/558 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide, davalı şirketin talep ettiği kumaşların kalite, miktar ve renk özelliklerini içeren bir e-posta yoluyla müvekkili firmaya bildirdiğini, siparişi alan müvekkili firmanın ilk olarak siparişi işleme aldığını ve talep edilen kumaşın USD üzerinden metre birim fiyatını e-posta ile bildirdiğini, ardından verilen sipariş bilgilerini ve teslim tarihini içerir Sipariş Teyit Formu düzenleyerek e-posta ile borçluya gönderdiğini, davalı tarafından cevap verilmediği taktirde, siparişin müvekkili firma tarafından hazırlandığını, siparişler hazırlandığında 90 günlük vadeli fatura düzenlenerek borçluya teslim edildiğini, açıklanan ticari ilişkinin teminatı olarak davalı firmanın müvekkili şirkete, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi’nin 08/03/2018 tarihli ... no’lu 300.000,00 TL (ÜÇYÜZBİN Türk Lirası) tutarındaki teminat mektubunu verdiğini, davalıya en son 27/02/2020 tarih... sayılı 212.648,33-TL bedelli faturaya (Ek 2) konu kumaşlar teslim edildiğini, faturaya konu borcun vadesi de 27/05/2020 tarihinde dolduğunu, müvekkili firmanın 634.153,15-TL vadesi dolmuş faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağının bulunduğunu, 300.000,00-TL bedelli teminat mektubu miktarı düşüldüğünde müvekkili firmanın, borçludan 334.153,15-TL vadesi dolmuş teminat dışı kalan alacağının bulunduğunu, davalıya keşide edilen ihtarnamede, dava konusu borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını ve hukuki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğunu, açık hesap tutan tarafların belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından bahsedilebileceğini, açık hesapla ilgili itirazın iptali davalarında Yargıtay tarafından sadece takip dayanağı faturaların inceleneceğinin, tüm cari hesap/açık hesap takip dayanağı yapıldığında ise bu sefer tüm cari/açık hesabın inceleneceğinin belirtildiğini, takip tarihinde henüz kat edilmemiş ve mutabakata varılmamış bir tutarın takibe konulduğunu, davacının 634.153,15 TL vadesi dolmuş cari hesap alacağının olduğunu ve teminat mektubu miktarı düşüldüğünde 334.153,15 TL vadesi dolmuş teminat dışı kalan alacakları olduğuna ilişkin tespitin sadece davacı yana ait olduğunu, davacı tarafından keşide edilen noter ihtarnamesinin müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve hesaplaşmanın yapılmadığını, müvekkilinin temerrüdü ve cari hesap mutabakatının doğmadığını, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinin başında mevcut olan ticari güven ilişkisinin daha sonra bozulduğunu, dövizle satış yapma yasağına ve kesilen fatura içeriklerine aykırı olarak davacı tarafından kesilen kur farkı faturalarına karşı müvekkilinin de kur farkı iade faturalarını keşide ederek davacıya gönderdiğini, müvekkili tarafından kesilen iade kur faturalarına davacı tarafından itiraz edilmediğini ve müvekkilinin borcundan sürekli olarak mahsup edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başında olmadığı halde davacı tarafın dövizle satış yapıldığını bahane edip satışlardan sonra kur farkı faturası kesmeye başladığını, müvekkilinin ise sürekli olarak buna cevaben iade kur farkı faturası kestiğini, müvekkili tarafından kesilen birçok iade faturasının davacı tarafından müvekkilinin hesabından düşüldüğünü, müvekkili tarafından davacıya 05.02.2020 tarihinden sonra yaptığı toplam yaklaşık 270.000 küsur ödeme yapıldığını, davacı tarafından 31.03.2020 ve 30.04.2020 tarihlerinde iki adet kur farkı faturasının kesildiğini, sürekli iade kur faturası kestiklerinin ve kanunen davacı tarafından itiraza uğramadığının aşikar olduğunu, bu nedenle uzman bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmasına müteakip kur vade farkı olarak haksız kesilen tüm faturaların hesaplarından, yaptıkları ödemeler ve TTK ve TBK hükümleri gereği düşülmesi halinde borçlarının bulunmadığının tespit edilebileceğini, vade-kur farkının istenebilmesi için taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin veya bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunmasının şart olduğunu, davacı tarafından kesilen tüm faturaların TL olarak kesildiğini, bu nedenle kur farkı istenemeyeceğine ilişkin olarak taraflar arasında zımni bir kabul, ticari teamül ve sözleşmenin oluştuğunu, kur farkı alacağının doğması için satışın yabancı para cinsinden yatırılmasının yada sözleşmenin bulunmasının gerekli olduğunu, davacının hangi kur vade farkını, hangi faturadan kaynaklı alacağına ilişkin olarak talep ettiğinin anlaşılamadığını, hangi alacağın, hangi vade farkı olduğu, fatura münderecatında yazılı olmadığını, taraflar arasında dosyaya gelen BA-BS formların mutabakatının yapılmadığını savunarak, davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "açılan davanın taraflar arasındaki inkar olunmayan ticari ilişki sebebiyle düzenlenen faturalar sebebiyle ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili istemli olduğu, davacı ile davalının alınan her iki bilirkişi raporunda da tesbit edildiği üzere ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olup sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, incelenen her iki tarafın ticari defterlerinin de birbirini teyit ettiği, dosyaya kazandırılan BA-BS formlarının da bilirkişilerce incelendiği bu meyanda 2019 ve 2020 yıllarında davacı şirket tarafından 27 adet fatura karşılığı toplamda 1.539.444,00 TL (KDV Hariç) satım bildirimi yaptığı, karşılığında davalı şirket tarafından 23 adet fatura karşılığı toplamda 1.482.136,00 TL (KDV Hariç) alım bildirimi yaptığının sabit olduğu, tarafların Ba-Bs bildirimleri arasındaki farkın 4 adet fatura karşılığı olmak üzere toplam 57.308,00 TL (KDV Hariç) olduğu, ancak bu hususun tarafların ticari defterlerinin birbiriyle uyumlu olması, davalı şirketin BA bildiriminde bulunmaktan imtina ettiği farkı oluşturan dört faturanın kendi ticari defterlerine kayıtlı olduğu ve bu sebeple davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği, neticeten gerek tarafların karşılıklı kurumsal e-posta adresleri üzerinden yapılan yazışmalarda gönderilen 90 gün ödeme vadesi olan USD cinsinden sipariş teyit formları, gerekse karşılıklı tanzim edilen kur farkı faturalarının her iki taraf defterlerinde de itirazsız yer alması, davalının kendi tanzim etmiş olduğu kur farkı faturalarının iade olduğu savunmasının ise incelenen ticari defter kayıtları ile dayanağının olmadığının tesbit edilmesi karşısında takip tarihi itibarıyla her iki taraf defterinde de 334.153,15 TL olmak üzere aynı tutarda yer alan bakiyeyi oluşturan davacı lehine 97.588,37 TL ve davalı lehine 49.876,77 TL kur farkı faturaların tarafların karşılıklı kabullerinde olduğu ve ticari defterler ile de teyit edildiği, yapılan tüm bu açıklamalar göz önüne alındığında taraflar arasında kurulan ticari ilişkinin yabancı para birimi ile kurulduğunu ve taraflar arasında kur farkına yönelik uygulama da bulunduğunun mahkememizce kabul edildiği, bu durumda gerek ticari defterler ile gerekse BA-BS formlarıyla davacının teslim ve tesellümü ispatlanan, aynı zamanda davalının da defterlerinde aynı bedel ile kayıtlı olan faturalar çerçevesinde takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 334.153,15-TL alacağının bulunduğu ve bu alacağın davacı tarafında davalıya gönderilen öde ihtarnamesinin 12.06.2020 tarihinde davalıya tebliğ olması ve ihtarnamede borcun verilen 3 günlük mehil süresinde ödenmesi hususunun ihtar edildiği, bu durumda temerrüdün 16.06.2020 tarihinde oluşacağı ve temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında 915.49-TL işlemiş faizin de davalıdan talep edebileceği mahkememizce kabul edilmiş ve 334.153,15-TL asıl alacak ve 915,49-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 335.068,64-TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş, alacak likit olup itiraz neticesinde davacı alacağına geç kavuşmuş olacağından %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve takipte talep edilen ihtiyati haciz yargılama giderleri ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat kuralının sağlanmadığını, dava dilekçesinde sunulan noter ihtarnamesinin tebligat kanunu ve tüzüğüne açıkça aykırı olarak keşide edildiğini, dosyada tebliğ şerhi incelendiğinde sıralı kişilere tebliğ yapıldığına dair şerh olmadığını, tebligatı alan kişinin davalı şirket çalışanı olmadığını, hesap katı içerdiği belirtilen ihtarnamenin kesinlikle davalı şirket tarafından tebliğ alınmadığını, tebliğin usulsüz olduğunu, tebligatta başkaca herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi davacı şirketin yetkili temsilcisinin veya ondan sonraki yetkili kişinin adreste olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığı ve nedenlerinin de şerh edilmediğini, İİK 257/2 deki şartların oluşmadığını, davalının mallarını gizlemediğini, kaçmadığını, kısa sürede hem araç hacizleri hem de üçüncü kişi olan ... A.Ş.'deki alacaklarla tüm hesabın icraya depo edildiğini, aleyhine ihtiyati haciz konularak davalının haksız yere cezalandırıldığını, somut dosyada taraflar arasında kumaş alımına ilişkin bir sözleşme var ise de bu sözleşme gereği davalının alacaklıya borcu olup olmadığı yahut ne kadar borcu olduğu hakkında yaklaşık ispat kuralını tesis etmeye yetecek bir delil sunulmadığını, davalı hakkında açılan icra dosyasından ihtiyati haciz kararı takibe konularak hemen icra edilmiş davalı araçları üzerine hemen haciz konulmuş,... A.Ş.'de alacağının olduğunu bilen alacaklı tarafından takip açıldıktan hemen sonra ... A.Ş.'ye 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, fiilen işyerlerine gelinerek yapılan menkul hacizleri ise daha sonra gerçekleştirildiğini, alacaklısından mal kaçırma iddiasını davacının kanıtlayamadığını, hesap mutabakatı olduğu iddiasıyla gönderilen ihtarname davalı şirket çalışanı olmayan şahsa usulsüz tebliğ edildiğini, bunun dışında da taraflar arasında ticari ya da resmi herhangi bir mutabakatın hiçbir şekilde olmadığını, davacının ihtar keşide ettiğini iddia ettiği tarihten iki gün sonra davalı tarafından davacıya bir iade faturası kesilmiş ve mahkemeye de sunulduğunu, var olduğu iddia edilen alacağa ilişkin davalıya herhangi bir ihtarname de tebliğ edilmediğini, böyle bir ihtarname davalının eline ulaşmadığını, davalının temerrüdü ve cari hesap mutabakatı da doğmadığını, davalının alacaklıya karşı muaccel herhangi bir borcu olmadığını, talep edilen alacak hakkında taraflar arasında herhangi bir mutabakat olmadığını, alacaklı tarafından cari hesap sözleşmesi var olduğu belirtilmiş ise de taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap mı açık hesap mı olduğunun araştırılması gerektiğini, her ikisinin de hukuki neticelerinin farklı olacağını, bu durumda eğer taraflar arasında açık hesap var ise; ihtiyati haciz kararında belirtilen teminat mektubunun ihtiyati hacze dayanak olan faturadan kaynaklanan borcu kapattığı kabul edilecek ve ihtiyati haciz konusuz kalacağını ilk rapora karşı itiraz dilekçesinde belirtilen hususların incelenmeden yeniden eksik bir rapor düzenlendiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan/faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 334.153,15 TL asıl alacağın, 1.258,80 TL işlemiş faizi ve 908,30 TL ihtiyati haciz masrafıyla birlikte tahsili istemiyle 26/06/2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 334.153,15 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 334.153,15 TL borçlu görünmektedir. Ayrıca bilirkişi raporunda davacı şirketin 27 adet fatura karşılığında toplam 1.539.444,00 TL (KDV hariç) satım bildirimi yaptığı, karşılığında davalı şirketin 23 adet fatura karşılığında toplamda 1.482.136,00 TL (KDV hariç) alım bildirimi yaptığı, BA-BS bildirimleri arasında 4 adet fatura karşılığı toplam 57.308,00 TL (KDV hariç) fark bulunduğu, davalı şirketin BA bildiriminde bulunmadığı söz konusu 4 faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmiş olduğu tespit edilmiştir. Taraf ticari defterleri bu haliyle mutabıktır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Bu yönde bir ispat bulunmadığına göre ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça ihtiyati haciz kararına karşı bir takım istinaf sebepleri ileri sürülmüş ise de, daha önce davalının ihtiyati hacze itirazları Dairemizce kesin olarak karara bağlanmış olup, bu aşamada istinaf edilen karar, nihai karar olduğundan davalının söz konusu itirazları dinlenebilir değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 5.572,50 TL harcın, alınması gerekli olan 22.888,53 TL harçtan mahsubu ile bakiye 17.316,03 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026