İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin kimlik bilgileri kimliği belirsiz şahıslar veya bir terör örgütü tarafından ele geçirilip kimlik bilgileri kullanılarak şirkette ortak olarak gösterildiğini, müvekkilinin şirkette ne ortaklığı ne de bir temsilcilik görevi bulunmadığını, müvekkilinin kimlik b…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/329 KARAR NO: 2026/579 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/12/2025 NUMARASI: 2024/564 Esas 2025/973 Karar DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ :24/09/2024 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin kimlik bilgileri kimliği belirsiz şahıslar veya bir terör örgütü tarafından ele geçirilip kimlik bilgileri kullanılarak şirkette ortak olarak gösterildiğini, müvekkilinin şirkette ne ortaklığı ne de bir temsilcilik görevi bulunmadığını, müvekkilinin kimlik bilgilerini kullanarak mağdur eden şahıslar hakkındasoruşturma başlatıldığını Anadolu 6. ATMnin 2014/1175 Esas ve 2017/326 Karar sayılı dosyası ile müvekkilinin,şirketin kuruluşundan bu yana ortak olmadığının tespitine karar verildiğini, kararın,sicil tarafından tesbil edilmediğini belirterek sicil kararının iptalini, müvekkilinin şirketin sicil kayıtlarından silinmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sicili Müdürlüğü vekili; Müvekkilinin, kesinleşmiş mahkeme kararının tescili için TTK nın 31/f.1 gereğince, ortaya çıkacak değişikliklerin tescili zorunlu olduğundan, davalı şirkete ihtar gönderildiğini ve kararın gereğinin şirket tarafından alınacak genel kurul kararı ile yerine getirilmesinin ihtar edildiğini anılan mahkeme hükmü tespit kararı mahiyetinde olup, davacının ortak olmadığının tespitine ilişkin kararın tesciline mahkeme tarafından hükmedilmediği gibi zaten ortak olmadığı tespit edilen ortağın payına ilişkin hüküm verilmediğinden hem ortak olunmadığının tescili hem de payın akıbetine ilişkin olarak şirketin karar alması zorunlu olduğunu,mevzuata uygun işlem yapan ve davanın açılmasına sebep olmayan müvekkili yönünden davanın reddi ile müvekkilinin yargı gideri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; somut olayda, bir kişinin kimlik bilgileri çalınarak ve imzası taklit edilerek ortak olarak kaydedildiği, bu durum, şirketin kuruluş aşamasında kurucu ortakların iradelerinin açıklanması ve imzaların noterce onaylanması şartlarının, sahtecilik yoluyla sakatlandığı anlamına geldiği, bir kişinin ortaklık sıfatının sahtecilikle kurulduğunun tespit edilmesi, sicildeki kaydın yolsuz (hukuka aykırı) olduğunu kanıtladığı,sicilin gerçeği tam olarak yansıtmayan, kamu düzenine ve emredici hükümlere aykırı olan tescilleri düzeltmek veya reddetmekle yükümlü olduğu, yolsuz kayda (tescile) güvenerek iyiniyetli üçüncü kişilerin hak iktisabının korunmadığını, ortaklık sıfatının kazanılması ve kaybedilmesi sicile tescili gereken hususlardan olduğunu, Mahkemece,davacının en başından itibaren (kuruluştan bu yana) ortak olmadığını kesin bir şekilde tespit ettiğinde, bu kararın, o kişinin sicildeki kaydının yolsuz bir kayıt olduğunu gösterdiği, sahtecilik yoluyla gerçekleşen bir ortaklık tescilinin geçersizliği mahkeme kararı ile tespit edilmişse, sicil müdürünün görevi, tespiti yapılan bu hukuki gerçeği sicile yansıtmak, davacı adının sicilden terkinini sağlamak olduğu ,bu düzeltme (terkin) işlemi için ayrı bir icrai tescil hükmüne gerek olmadığı, tespit kararının mahkeme kararı ile sabit olan hukuki durumu yansıtmak bakımından yeterli olduğu kabul gerekçesiyle davanın kabulüne; İstanbul Anadolu 6. ATM nin 2014/1175 Esas 2017/326 Karar sayılı 04/01/2017 karar tarihli ve 16/06/2017 kesinleşme tarihli;davacının şirketin kuruluşundan beri davacının davalı şirketin ortağı olmadığına ilişkin kararının, davalı sicil müdürlüğü nezdinde tesciline, davacının davalı şirketin kuruluşundan beri davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğuna ilişkin davalı sicil müdürlüğü nezdindeki sicil kaydının terkinine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEBLERİ : Davalı Sicil Müdürlüğü vekili; davacının, dava konusu şirketin kuruluşundan bu yana ortak olmadığının tespitine ilişkin kararın tescili için, TTK nın 31/f.1 gereğince, ortaya çıkacak değişikliklerin tescili zorunlu olduğundan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.33 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.36 gereğince, davalı şirkete ihtar gönderilerek genel kurul kararı ile yerine getirilmesi ihtar olunduğu davacının ortak olmadığının tespitine ilişkin kararın tesciline mahkeme tarafından hükmedilmediğini davacının payının akıbeti ya da bu payın sicil kayıtlarına nasıl kaydedileceği hususlarında da karar verilmemiş olup; bu hususlarda re'sen tescil yetkisi bulunmadığı, bir davada tescil ve ilana ilişkin hüküm kurulacak olması Müvekkil Müdürlüğün doğudan söz konusu davaya taraf olmasını zorunlu kılmaz ve zaten, tescil ve ilana dair hüküm kurulan çoğu davada da Müvekkil Müdürlük taraf olmadığı gibi, işbu taraf olmadığı davaların neticesinde verilen tescil ve ilan hükümlerini de tescil ettiğini, ortak olmadığı tespit edilen kişinin payının kime kalacağının ya da söz konusu payının akıbeti hakkında ve sahtelik nedeniyle yokluğu tespit edilen ortaklık kaydı ile birlikte, kuruluşta belirlenmiş olan davacının müdürlük sıfatının akıbetine (Ortak olmayanların da müdür sıfatını taşıması mümkün olduğundan, hissedarlık sona ermesi, müdürlük sıfatının sonlandırılması anlamını taşımadığını, davacının sermaye payının şirket adına mı tescil edileceği yoksa ne şekilde tescil edileceği hususunda, ilgili mahkeme tarafından karar verilemediğinden ve ayrıca, aşağıda detaylı şekilde anlatılacağı üzere, davacının müdürlük sıfatı hakkında hüküm kurulmadığından müvekkil Müdürlüğün yapmış olduğu işlem hukuka uygun olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmemesini belirterek kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava; ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. Sicil Müdürlüğü şirketten davacının ortaklıktan çıkartılması ve davacı paylarının akıbeti hususunda şirketten genel kurul kararı istendiğini yerine getirilmediğini ileri sürmüş ise de kesinleşen mahkeme kararına göre davacının sahtecilik fiili ile şirkete ortak ve müdür olarak kaydedilip tescilinin yapıldığı kesinleşmiş karar ile tesbit edilmiştir. Şirketten genel kurul talebi için iradi bir şirket payını devri, çıkma söz konusu değildir. Mahkeme, bu kişinin şirketin kuruluşundan bu yana hiç ortak olmadığını tespit ettiğinden ,yok hükmünde olan ortaklık nedeniyle şirket genel kurulunun bir karar alması da mümkün değildir. Sicil Müdürlüğünün, tescil edilecek hususun gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığını incelemekle yükümlü olduğu, kesinleşmiş mahkeme kararı ile sicildeki mevcut kaydın (davacının ortak olduğu kaydının) gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği, bu halde Sicil Müdürlüğü tarafından, gerçeğe aykırı olan bu kaydın terkin edilmesi gerekmektedir. Geçerli bir ortaklık ilişkisi doğduğunun kabulü ile işlem yapıldığından sonuçta tescil isteminin reddi doğru olmamıştır. Ortaklığın gerçek olmadığı, sahtecilik fiili ile ortak ve akabinde müdür olarak tescil edildiği sabit olduğundan davacının kesinleşen kararda sahtecilik yoluyla ortak olduktan sonra müdürlük görevini kabul ettiğini bildirmediğine göre şirket ve davacı arasında ki ilişkinin bütünüyle gerçek olmadığının kabulü gerektiği halde ortak dışı kişilerin de müdür seçilebileceğine ilişkin yasal düzenlemeye dayanmak da mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırı fiillerle şirkete ortak ve akabinde müdür olarak tescil edilen davacının şirkete karşı açtığı davada verilen kararın sicile tescili gerektiği halde reddine ilişkin karar hukuka aykırı bulunduğundan itirazın kabulüne ve kesinleşmiş karar gereği terkin işlemlerinin yapılmasına ilişkin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davalı davanın açılmasına sebep olduğundan aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 715-TL istinaf yargı giderinin davalı ... Sicil Müdürlüğü'nden alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 31/03/2026